Work Text:
Artık Bir Aileye Ait Olmak…🤍
Baharın gelişini düşen cemreyle gösteren bir mart ayıydı sokaklar,köy meydanı onca kalabalıklığa rağmen sessiz bir biçimde devam ediyordu nefes almaya...Albora konağı ise her zamanki gibi dışardan yıkılmayan bir kale gibi köyün en tepesinde ihtişamını gösteriyordu.Ama her şeyden başka olarak konağın içi artık soğuk değildi,bir yuva sıcaklığı hissediliyordu…
Sabahın ilk ışıklarında pencereden içeri giren güneş odayı ısıtıyordu.Alyanın bedeni olması gereken yerdeydi cihanın koynunda,vücutları adete bir puzzle gibi birbirini tutuyordu.Cihan her zamanki gibi eli alyanın ince ve narin belinde duruyordu ben burdayım diye kendini hissettiriyordu.Alya tabikide yine alarmından çok önce uyanıp banyoya yöneldi ve ayılmak için kendini soğuk suyun altına bıraktı.Alyanın duş sesine uyanan cihan yine böyle uyandığı için şükürler olsun dedi içinden çünkü onlar bu anlara hiç kolay gelmediler.Alyadan sonra cihanda hızlıca duşa girip çıktı ve artık ikiside güne hazırdı alya ve cihan ilk önce denizi okula bıracaklardı sonrada kendi işlerine gidecekti her zamanki gibi..Tüm albora ailesi kahvaltı masasında toplanmışlardı bile…
“Günaydın babaanne,amca,hala”
“Günaydın paşamm”
“Günaydın halacım”
“Günaydın babannem”
Alya ve cihanda nihayet masaya geldi herkesle günaydınlaştıktan sonra sadakat hanım alyaya hiç beklenmedik bir teklifte bulundu masadaki herkes bu teklif karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.
“Alya kızım bugün hastanede çok önemli bir işin yoksa benimle midyat çarşıya gelir misin nare’nin şahinle işleri varmış tek kalmak istemiyorum”
“Tabi gelirim sadakat hanım”
“Cihan hayatım o zaman bugün siz baba-oğul okula gideceksiniz.”
“Olsun alyam gideriz değil kurban?”
“Gideriz adaş” deniz dediyle tüm ev halkı gülmeye başladı.
Kahvaltıdan sonra denizle cihan bir arabayla,diğer arabaylada sadakat hanım ve alya yola çıktı alya bir yandan gergindi çünkü ilk kez kayınvalidesiyle kalabalık bir ortama girecekti bunu düşündükçe ister istemez gerildi ama gerginliğini belli etmemek için uğraşsada sadakat hanım onun o tatlı gerginliğini hissetti ve bi anda elini tuttu “korkma benden” cümlesini bakışlarında konuşturdu.Midyat çarşısına vardıktan sonra vakit kaybetmeden sadakat hanımın asıl işi olan kuyumcu dükkanına giriş yaptı ve içerdeki ustayla diyaloğa girdi:
“Hayırlı günler Ahmet usta”
“Hoşgeldiniz hanımağam ne zamandır gelmiyorsunuz ziyarete?”
“Vakit olmadıda ondan bak geldim tek gelmedim,gelinim Alya Albora.”
“Hoşgeldiniz Alya hanım daha doğrusu hanımağam affedersiniz”
Alya bu davranışın karşısında kendini kötü hissetti ve hemen söze atladı:
“Hiç önemli değil alya diyebilirsiniz asıl hanımağamız kim hepimiz biliyoruz.”
Sadakat alyanın bu sözünden sonra gururla gelinine baktı,zamanında ortalığı yakıp yıkacak derecede tartışmalar yaşadığı gelininden, beraber halkın arasına karıştığı kızım diye dillendirdiği anne kız ilişkisine geçmişlerdi çünkü artık herkes gibi o da onların aşkını kabullenmişti.
“Evet Ahmet usta sebebi ziyaretimiz belli hazır mı benim siparişler?”
“Hazır hanımım yine çok güzel parçalar istediniz yapmak çok keyifliydi benim için”
Bu sırada alya dükkanda dolanmaya başlamıştı çok ilgisini çekti çünkü hiç böyle bir dükkana gelmemişti.Tezgahın üstünde albenili bir set dikkatini çekti.Zümrüt taşından küpe,kolye ve yüzükten oluşan bir setti
çok hoşuna gitti onu inceleyen alya çok çaktırmamaya çalıştı ama sadakat hanım tabikide fark etti ama dillendirmedi.
“Alya hadi kızım bitti benim işim çıkalım.Kolay gelsin Ahmet usta”
“Kolay gelsin Ahmet bey”
“Teşekkür ederim hayırlı günler” dedikten sonra biraz Alyayla baş başa konuşmak isteyen Sadakat hanım fırsattan istifade bir yerde mırra içmek için oturdular ve sadakat söze girdi;
“Alya çok garip geliyor dimi bambaşka bir ülkede az ve öz yaşarken şimdi kocaman bir aile ile yaşıyorsun ve hiç bilmediğin bir memleket o memleketin ve ailenin büyük gelenekleri yadırgıyorsun degil ben seni çok iyi anlıyorum” diyip masanın üzerindeki elini tuttu.
Bu sözlerine ve hareketine çok şaşıran alya;
“Nasıl yani sizde mi ilk geldiğiniz zaman yadırgamıştınız Albora ailesini?” şaşkın bakışlarla sormuştu alya
“Tabiki yadırgadım ben buralı değilim ki ben bir zamanların besleme kızıyım bu yüzden yadırgamanı çok iyi anlıyorum”
Alya sadakat hanımla böyle geçmişini konuşmak garip hissettirmişti ama bir yandanda ilk kez kendini aileden gibi hissediyordu. Alyanın sorusu sadakatin uzun zamandır kalbindeki yara konuya tuz bastı:
“Peki sadakat hanım bana neden ilk günden beri bu kadar acımasız davrandınız,madem beni anlıyorsunuz benim yaşadıklarımda en az sizin yaşadıklarınız kadar acı vericiydi”
“Ben böylesini yaşadım,gördüm doğru olan bu sanmıştım ama çok büyük günah işlemişim ne kadar özür dilesem kalbimdeki vicdan azabı azalmaz biliyorum beni hiçbir zaman affetmeyeceksin kızım…”
Kızım lafını duyan alyanın gözleri çoktan dolmuştu uzun zamandır dert yandığı konuyu konuşmak içine ferahlık vermişti.
“Yaptıklarınızı unutmak mümkün değil ama yaşadığınız vicdan azabını görüyorum ve sizi affetmek için çabalıyorum,belki bir gün tamamen affederim ama bana zaman tanıyın lütfen”
“Sen kendini üzme kızım sen bana ne zaman gelirsen ben sana o zaman kocaman sarılırım tüm zamanlar senin olsun.”
“Teşekkür ederim…”
Alya ve sadakat biraz daha oturup havadan sudan konuştuktan sonra konağın yolunu tutmuşlardı bu sırada cihanda şirketteki işlerini bitirmiş denizi okuldan almaya gitti.Okulun önüne arabayı park eden cihan denizi bekliyordu ama hiç beklemediği bir sahneyi gördü.Denizin yanında akranı bir kız görmüştü küçük kızı tanımıyordu ama denizin yürürken kıza olan bakışlarından bir gariplik sezmişti ama sakince çocukların yanına gelmesini bekledi ve çocuklar geldi.
“Kurban hoşgeldin ver babaya bir beşlik.”
Deniz ise hiç beklenmedik bir hareketle sadece babasının elini sıktı
“Merhaba baba,tanıştırayım sınıf arkadaşım adı havin”
Cihan ve havin tokalaştı. “Merhaba havin ben cihan albora denizin babası”
“Merhaba cihan abi deniz ailesinden çok bahsetti”
Deniz daha fazla dayanamadı ve söze girdi,amacı havinle okul dışındada vakit geçirmekti:
“Baba biz havinin ailesinden de izin aldık bizi tatlı yemeğe götürür müsün annem nerde onu da alalım tatlı yemeğe gidelim nolurrr!”
Cihan oğlunun ısrarlarına karşı gelmedi ve tamam dedi yola çıkıp alyayı konaktan alacağını haber vermek için aradı.
“Alyam deniz bey bir arkadaşıyla tatlı yemek istedi çok ısrar etti seni almaya geliyoruz ama deniz bey itiraz kabul etmiyor”diyip dikiz aynasından denize göz kırptı
“Allah allah benim oğlum nasıl bir arkadaşıyla tatlı yemek istiyormuş e çok ısrar etti madem,hazırlanıyorum”
“Çok iyi bir arkadaşıymış alyam,tanışınca görücez”diyip telefonu kapattı
Alyanın ister istemez erkek annesi olmanın ve iki cihanında hayatının merkezinde kendisinin olmasının verdiği rahatlık onu hep mutlu ediyordu ama bu sefer biricik oğlunun bir kıza bu yaşta gönlünü kapması garip hissettirdi bu düşüncelerle hazırlandı ve cihanın geldiği arabaya bindi,tatlıcıya varmışlardı…
“Evet çocuklar ne yemek istersiniz tatlı olarak”
“Ben baklava yiyeceğim baba,havin sen ne yiyeceksin?
“Ben katmer yiyeceğim deniz sende katmer ye bence”
“Tamam sen nasıl istersen anne,baba bende katmer yiyeceğim”demesiyle cihan ve alyanın denize olan bakışları far görmüş tavşana döndü..Oğullarının bir kızın yörüngesine hapsolması özelliklede alyayı şoka soktu ama cihan onun aksine olaydan çok keyif alıyordu…
Alya dayanamayıp söze girdi:
“E havin kendini anlat kaç yaşındasın,nelerden hoşlanırsın,büyüyünce ne olmak istiyorsun?”
“7 yaşındayım alya abla büyüyünce senin gibi doktor olmak istiyorum,beyaz önlük giymek istiyorum hatta biz bunu denizle konuştuk o da doktor olmak istiyor bence biz çok başarılı olacağız dimi deniz?”
“He…he evet havin öyle olucaz” demesi alya ve cihanı dahada şoka soktu cihan ortalığı kızıştırmak için sorduğu soru tamda beklediği gibi etki yarattı.
“Oğlum sen daha geçen gün baba bende senin gibi ‘nakliyeci’ olucam demedin mi ne ara doktor olmaya karar verdin?” demesiyle alya masanın altından cihanın bacağına ayağındaki stiletto ucu ile bir tekme vurdu
“Ah alyam napıyorsun acıdı…”
“Bişi yok çocuklar yanlışlıkla ayağım çarptı”diyip sahte gülüşünü yaptı ve cihana dönüp sessiz tonda.
“Hayatım sen napıyorsun oğlumuz resmen kız ne derse he diyor bile bile niye yangına körükle gidiyorsun cihancım sen napıyorsun?”sinirini ve erkek annesi kıskançlığını çok belli etmemeye çalıştı ama tabiki de cihan karısını çok iyi tanıdığı için ne hissettiğini anladı ve dahada sinirlendirmemek için uzatmadı…
Tatlılar yendi,çocuklar konuştukça alya ve cihan dahada ikisi hakkında ilginç şeyler öğrendi ve bunlar onlara çok iyi gelmişti aslında zamanında kendi yaşayamadıkları çocukluk dönemini oğullarının yaşaması ikisinide çok mutlu ediyordu.Havini evine bıraktıktan sonra dönüş yolunda deniz tabiki uyuyakalmıştı,şöför koltuğunda cihan bir eliyle direksiyona hakim, diğer eliyle alyanın ellerine sımsıkı sarılmış vaziyette konağa vardılar.Cihan denizin uykusunu bölmemek için kucağında odasına taşıdı,okul kıyafetlerini çıkardı,pijamalarını giydirdi,oğlunun başını öpüp odasına gitti karısı ordadır diye ama odada yoktu,fırsattan istifade kendini soğuk duşa attı.
Cihan denizi odasına götürürken alya sadakat hanımın radarına girmişti onu odasına çağırdı alya bugün şaşırmalarla dolu bir gün geçiriyordu.. Sadakat hanım hemen söze girdi:
“Alya kızım lafı uzatmayacağım bugün kuyumcuda bir sete bakıyordun sen çok farkettirmemeye çalıştın ama ben hissettim eğerki kabul edersen sana bu seti hediye etmek istiyorum kızım,sana çok yakışacağından eminim”diyip çekmecesinden siyah kadifeli bir kutu çıkardı.Alyanın şaşkınlığı ve mutluluğu 100 metre öteden belli oluyordu hemen kutuyu aldı ve açtı gerçekten çok güzel bir seçimdi.
“Teşekkür ederim sadakat hanım ama ne gerek vardı ben şimdi ne yapsam bilemedim garip geldi yani kusura bakmayın”Alya o an resmen bir küçük kız çocuğuna dönüştü hayatında cihandan başka biri ona böyle bir süpriz yaptı ve bu hiç beklemediği birisinden gelmesi onu hem mutlu etti hem hüzünlendirdi.
“Zorunda değilsin tabiki kızım ama yarın öbür gün bir yerde mesela kayanın düğününde takarsan beni çok mutlu edersin garipsemeni çok iyi anlıyorum güzel kızım diyip”saçlarını okşadı ve bu hareket alyayı ağlatmak için yeterliydi artık gözyaşlarını tutamadı bir anda ne kendisi ne de sadakat hanım böyle bir eylem bekliyordu alya bir anda sımsıkıca sadakat hanıma sarıldı ve kısık sesle “teşekkür ederim anne…” dedi sadakatin bu sözle tüm duvarları yıkılmış o da kısık sesle “güzel kızım,güle güle kullan…”
dedi ve ayrıldıklarında bir kez daha göz göze geldiler ve alya tıpkı küçük kız gibi odadan ağlayarak ayrıldı,kendi odasına girdiğinde cihan üstünü değiştirmiş vaziyette banyodan çıkmış yatağa doğru geliyordu alyanın ağladığını fark edince:
“Alyam noldu neden ağlıyorsun birisi bir şey mi dedi”alya cevap vermeyip daha çok ağlayınca cihan dahada telaşlandı hemen ellerini yüzüne koydu,gözyaşlarını sildi
“Alyam,güzelim noldu söyle korkutma beni…Aly…” Alya sımsıkı sarıldı cihana o anda en güvenli limanına sığınmak ister gibi cihanın kollarına sığındı ve söze girdi:”Kötü bir şey olmadı hatta aksine güzel bir şey ama ben bugün deniz ve şimdi annem sayesinde baya duygusal oldum”
“Annem mi nasıl yani sen anneme anne mi dedin ben yanlış mı duydum ne konuştunuz kötü bir şey mi dedi” bu sırada cihan alya daha fazla yorulmasın diye yatağa oturttu ve onu dinlemeye başladı:
“Cihan ben ilk kez bir yere ait hissediyorum,hiç olmadığım kadar mutluyum sadakat hanım beni bugün baya şaşırttı bak, bana beğendiğim hediyeyi almış hiç beklemiyordum bana sürekli kızım diyor, artık iyi davranıyor kabullendi artık bizim aşkımızın her şeyden büyük ve değerli olduğunu, yukarda ona sarıldım ve anne dedim içimden öyle geldi bi anda garip ama bir yandan da çok güzel bir hismiş.”Cihan alyayı pür dikkat dinledikten sonra söze girdi:”Alyam belli ki ben bu aileye yarın bir ayar çekeceğim benim karımı ağlattılar diye” ikiside bu cümleye kahkaha attı.
“Şaka maka sen ne istersen onu söyle,yap sen benim hayatımsın ben senin her zaman yanındayım güzelim”diyip sarıldı alya hemen kollarını boynuna doladı,cihan ise kalın kollarını alyanın beline doladı geri çekildiklerinde alya cihanın dudaklarına “beni iyiki hayatına aldın,teşekkür ederim sevgilim” minvalinde bir öpücük kondurdu ve geri çekildi alnını cihanın alnına değdirdi…Bu sırada tabiki odayı yine deniz bastı kapı sesini duyar duymaz alya heyecanla geri çekildi
“Babaa uyku tutmadı,konuşmak istiyorum nolurr”
“Tabi kurban gel ortamıza ne istiyorsan anlat,dinliyoruz”
“Olmaz annem olmasın erkek erkeğe konuşmak istiyorum”
Alya ve cihan şaşırarak birbirine baktı.”İyi tamam ben banyoya gidiyorum siz ‘erkek erkeğe’ konuşun bakalım” tripini atıp banyoya gitti.Alya gidince deniz hemen yatağa girdi babasını alıp konuşmaya başladı:
“Baba havin nasıl bir kız sizce sevdiniz mi onu?”
“Oğlum yani sen sevdiysen biz tabiki severiz o senin arkadaşın sen onunla mutluysan bizde çok mutlu oluruz”
“Baba ben tabiki çok mutluyum o benim kız arkadaşım e yani öptüm onu bir kere o benim sevgilim artık, biz birbirimizi seviyoruz adaş”
Cihan duydukları karşısında şaşkınlığını asla gizleyemedi ama gülmeye başladı.”Kurban sen kaya amcanda da hızlı çıktın yani ne diyeyim mutluluklar dilerim ama siz yinede arkadaşsınız ve okuldaki arkadaşlarınızı aranızda dışlamak yok tamam mı? Çak bakalım yumruğunu”
“Tamam baba söz ama annem çok kızar bana bugün kızdı sanki.”
“Hayır kurban annen sana asla kızamaz,kıyamaz sadece şaşırdı merak etme” bu sırada alya tabikide dayanamadı ve tüm konuşmaları gizlice dinlemişti oğlunun yaptıklarına çok şaşırsada cihanın dediği gibi ona asla kızamaz…Hemen banyoya gidip geceliğini giyip yatağa geldi ve söze girdi:
“Ee konuşmanız bitti mi ben sana hiç kızar mıyım bir kız arkadaşın olduğu için sen benim biricik oğlumsun sen mutluysan ben bin kat mutlu olurum ama babanın dedikleri çok önemli ikinizde dikkatli olun okulda”diyip oğlunun yanaklarını öptü.Cihan ise hemen kıskançlık yapıp “bana yok mu?”
Alya hemen kocasınında yanaklarından öpüp en sevdiği yere koynuna yattı.
Cihan’ın bir kolunda biricik oğlu,diğer kolunda güzeller güzeli karısı ile huzurlu bir uykuya ailecek daldılar…
Albora konağı geçmişten beri çok zorlu olaylara,dökülen kanlara,kavuşamayan aşklara şahit oldu:ama yerini huzurlu anlara mutluluktan dökülen gözyaşlarına ve kavuşan aşklara bıraktı…🤍
