Actions

Work Header

Propethia

Work Text:

 

Viren, duyduğu sesle kafasını okuduğu kitaptan kaldırdı. Birisi ona sesleniyordu. Adını bilen insan sayısının bir elin parmaklarını aşmadığı düşünülürse bu hiç de sıradan değildi. Açık pencere pervazına doğru eğildi ve bahçe çitlerinin hemen sonrasında başlayan ormana doğru baktı.

 

Bir Patronus. 

 

Viren ilk defa bir Patronus görüyordu fakat Mi’nin anlattıkları sayesinde etrafına masmavi bir ışık saçan şeyin normal bir tilki değil, bir patronus olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdi.

 

Patronus tekrar konuştu, Viren’ın daha önce duymadığı bir kadın sesiyle sesleniyordu tilki. 

 

 

 

“Beni izle Viren.”

 

 

 

Genç kız, Mi’yi uyandırması ve evden asla dışarı çıkmaması gerektiğini oldukça iyi biliyordu ama sihire ve belki annesine dair ilk defa bir ipucu bulmuştu ve kaybetmek istemiyordu.

 

 

 

“Acele et.”

 

 

 

dedi tilki. 

 

 

 

Viren son bir kez daha camdan baktıktan sonra sessiz adımlarla odasından çıkıp Mi’nin odasına doğru ilerledi, eşikten başını uzatıp uyuduğundan emin olduktan sonra merdivenlere yönelecekken Mi’nin başucundaki asa dikkatini dağıttı, ikinci bir düşünceye izin vermeden asayı aldı ve hızla merdivenlere yöneldi. Merlin’e şükürler olsun ki Mi oldukça derin uyuyordu. Gıcırdayan basamakları atlayarak mutfağa indi ve arka bahçe kapısına ulaştı. 

 

 

 

Dışarı çıktığında soğuk hava bir tokat gibi kendisine çarptı ve umutsuzca ayakkabılarını giymeyi unuttuğunu farketti ama geri dönemezdi bu yüzden ormana, birkaç dakika önce tilkiyi gördüğü yere doğru ilerledi. Mavi bir ışık görmek umuduyla etrafına baktı fakat patronustan iz yoktu. Viren hayal gördüğünü düşünmeye başlamıştı ki sesi tekrar duydu, bu sefer ormanın daha da içinden gelmişti ses.

 

 

 

“Beni izle Viren.”

 

 

 

demişti yine. Son bir eve baktıktan sonra Mi’nin asasını herhangi bir tehdite karşı hazır tutarak ormana doğru ilerledi. Tilkinin mavi ışığı kaybolup tekrar görünüyordu ve Viren onu tamamen kaybettiğini düşününce tekrar sesleniyordu kadın. Orman zeminini çıplak ayakları altında ezerken duyduğu acıyı hissetmiyordu bile. Aradan ne kadar süre geçtiğini ya da ne kadar yol aldığını bilmeden ilerledi Viren. Ağaçlar seyrekleşmeye başlamıştı fakat tilki ilerlemeye devam devam ediyordu. Sonunda etrafta tek tük çalıların kaldığı bir açıklığa geldiklerinde tilki durdu.

 

 

 

“Beni neden buraya getirdin?”

 

 

 

diye sordu Viren. Bir Patronus’un ona cevap verip veremeyecegini bilmiyordu ama büyünün sahibinin yakınlarda bir yerde olma ihtimali de vardı.  

 

 

 

Tilki, cevap vermek yerine yüzünü Viren’e çevirdi ve genç kızı tartarcasına kafasını sağa yatırdı sonrasında ise sanki hiç orda olmamışçasına tuhaf bir rüzgar sesiyle yok oldu. Viren yaptığının ne kadar aptalca olduğunu şimdi anlamıştı. Tuzağa düşürülmüştü. Ne yapacağını bilmiyordu. Korku ve adrenalini damarlarında hissederken asayı tutan parmaklarını sıkılaştırdı fakat şimdi asayı almanın ne kadar saçma olduğunu düşünüyordu. Reşit değildi, büyü yapamazdı, zaten daha önce de yapmamıştı. Kendi etrafında dönüp gelebilecek bir saldırıyı beklerken yüksek ağaçların, ormanın ötesinde doğal olamayacak kadar parlak, yeşil bir ışık çaktı. 

 

 

 

Tuzağa düşürülen kendisi değildi, Mi’ydi.

 

 

 

Geldiği yöne doğru son hızla koşarken cildinin her yanını kesen dallara ya da ayak tabanına işkence eden zemine  aldırmıyordu. Her tökezlediğinde yeşil ışığı hatırlıyor ve daha da hızlanıyordu. Geç kaldığını düşünmek istemiyordu.

 

Bileklerine dolanan sarmaşıklar tarafından son kez yere devrilip tekrar doğrulduktan sonra bahçe çitlerine ulaştı. Bahçe kapısını bıraktığı konumda bularak içeri girdi. Kan ve terden dolayı kayganlaşmış eliyle asayı daha sıkı tutmaya çalıştı ve mümkün olduğunca temkinli bir şekilde basamaklarının neredeyse hepsi kırılmış merdivene doğru ilerledi. 

 

Vücudunu saran kan, ter ve çamur üçlüsüne bir de gözyaşları katılmıştı şimdi. Merdivenleri elleri yardımıyla çıktıktan sonra göreceklerini ertelemeye çalışırcasına tereddütlü adımlarla Mi’nin odasına döndü. Artık oda demeye bin şahit ister durumdaydı. Kırık kapıdan içeri doğru küçük bir adım attı.  

 

Oda bomboştu.

 

Rahatlaması mı yoksa daha çok mu korkması gerekiyor karar veremeden kadın sesini tekrar duydu. 

 

 

 

“Viren.”

 

 

 

Tilki kendi odasının girişinde duruyordu. 

 

 

 

“Viren, saklanmalısın.” 

 

 

 

Kız ne yaptığını bilmeden tilkiye doğru atıldı :

 

“Hepsi senin suçun!”

 

 

 

Tilki, hamlesini tahmin etmişçesine kız ona ulaşamadan konumunu değiştirdi. 

 

 

 

“Saklanmalısın, eğer yerini öğrenirlerse Mi’ye ihtiaçları kalmaz.”

 

 

 

Viren tilkinin üstüne doğru bir hamle daha yaptı. Bu sefer patronus olduğu yerde kaldı ve Viren ona dokundu. Elleri mavi ışığa değdiği anda ışık onu çekmeye başladı. Ayakları yerden kesildi ve gördüğü tek şey çevresinde dönüp duran renkli ışık huzmeleri olmaya başladı, tam daha fazla dayanamayacağını düşündüğü anda zemine düştüğünü hissetti.