Actions

Work Header

Could it be my lucky day?

Chapter Text

 

 

Issız ormanın ortasındaki mavi telefon kulübesinden bir kadın sesi geldi.  

"Doktor! Hadi! Geç kalacağım!”

Uzun, zayıf, tuhaf kıyafetli adam telefon kulübesinin içine zıplayıp kapıyı kapattı.

Birkaç saniye sonra kulübe yerinde yoktu.


John hafif çatırtılarla yanan şömineye bir odun daha atıp mırıldandı.

"Noel Arifesi ve biz neşe saçıyoruz."

Sherlock tek kaşını kaldırıp kemanini aldı. Çalmaya başladı.

Mrs Hudson odaya girdiğinde John Sherlock'a dik dik bakmakla meşguldü.

"Hadi ama çocuklar, birbirinize nazik davranın, Noel Arifesi'ndeyiz!"

Sherlock kemani indirip mırıldandı.

"Sevgilisini kutlama için çağırdı ama nazik daveti sonuçsuz kaldı."

Mrs Hudson koltuğuna oturmuş somurtan John'a şefkatle baktı.

"Zavallı çocuk..."

Zil çaldığında John umutla kapıya baktı.

Mrs Hudson kapıyı acınca hayal kırıklığına uğramadan edemedi.

"Mutlu Noeller Müfettiş Lestrade!"

"Mutlu Noeller Mrs Hudson!"


Kızıl saçlı, fırının başında sabırsızca ayağını yere vuruyordu.

"Son bir macera daha?"

Kafasını uzatmış onu seyreden uzun, zayıf adama döndü.

"Hayır! Sherlock'ların Noel partisine geç kalmayacağım! Şu anda yaşayabileceğin tek macera kurabiyelerin yanmasından önceki saniye fırından çıkarmak!"

Adam elini tuhaf saçının arasından geçirip kaşlarını çatarak konuştu.

"Komik değildi!"

"Şaka yapmıyorum, Doktor!"


Mrs Hudson hazırladığı cupcakeleri ikram ederken ortamı germeyecek bir konuşma konusu bulmaya çalışıyordu.

"Eşin nasıl, Lestrade?"

Sherlock gözlerini kısıp konuşmaya başladı.

"Bir suredir kavgalılar, Lestrade evden ayrılmış ve karısı büyük ihtimalle onu aldatıyor, Noel'i barışma fırsatı olarak kullanmak yerine sevgilisiyle zaman geçirmeyi tercih etmiş, ayrılık kapıda, belki boşanma işlemleri başladı bile, tabii Lestrade sorunsuz aile profilini ve olası ikramiyeyi korumak için eşinin Noel'i annesinin yanında geçirdiğini söyleyecek."

Sinir bozucu sessizliği kesmek için Mrs Hudson son bir hamle yaptı.

"İçecek isteyen?"

John yüzündeki tek bir kası bile oynatmadan kafasını salladı. Sherlock gülümseyip "Evet, lütfen." diye fısıldadı. Lestrade "evet" anlamında homurdandı.

Mrs Hudson Sherlock ve John'un zıt karakterlere bürünmüş hallerine gülümseyerek buzdolabının kapağını açtı.

"Sherlock!"

 

Amy telaştan titreyen ellerle kurabiyelerin üzerine krema süslemeleri yapmaya çalışıyordu. Doktor topuklarının üzerinde sallanarak harıl harıl süsleme yapan kızı izliyordu. Ani bir hamleyle kurabiye kapmaya çalıştıysa da Amy eline vurup spatulasını silah gibi tutarak adama döndü.

"Doktor! Çocuk gibi davranma! Bu kurabiyeler parti için!"

Doktor gözlerini açıp kollarını havaya kaldırarak masumca konuştu.

"Tamam... Kurabiyeler parti için..."

Kızıl, kurabiyelerine döndüğünde sesini kasıtlı olarak yükseltip devam etti.

"Neyse, ben seni rahat bırakayım... Gideceğimiz çok yol var..."

Kapıya kadar ayaklarını pat pat yere vurarak yürüdükten sonra topuklarının üzerinde dönüp kurnaz bir ifadeyle gülümsedi. Amy'ye sezdirmeden parmak uçlarında yaklaştı.

Işık hızıyla bir kurabiye kapıp kızıl saçlının gazabına uğramamayı umarak gerisingeri koşmaya başladı.

"DOKTOR!"


Elindeki şampanya bardağının içinde yüzen buz parçalarına ve uçuşan köpükleri izlerken Amy'nin başına bir şey gelip gelmediğini merak ediyordu.

Doktor'la beraber çıktıkları bir macerada yaralanmış veya kaçırılmış bile olabilirdi, bir zaman girdabına veya onun gibi bir şeye yakalanıp paralel evrenlerden birine hapsolmuş olabilirdi ve John bundan haberdar bile olamazdı.

Kapı tekrar çalındığında John kuruntularına sırıtmadan edemedi. Gelen Amy olmalıydı.

"Selam Molly!"

"Merhaba Mrs Hudson!"

John içinden askerlikten kalma bir küfür geçirirken sırtını tekrar yastığına yasladı.


"Geldik!"

Amy'nin yüzüne en içten gülümsemelerinden biri yayıldı. Kurabiyeleri koyduğu saklama kabını alıp dışarıya adımını attı.

Tipi yüzünden saçları yüzünün etrafında savruluyor ve görüşünü engelliyordu.

Doktor da aynı durumda olmalıydı ki kolunu tutup ağır ağır yürümeye başladı.

221B'nin kapısının önünde durdular. Doktor mırıldandı.

"Bir şeyler yanlış..."

Loş, sarı bir ışıkla aydınlandığı kapalı perdelerinin üzerindeki gölgelerden belli olan dairenin penceresinin kenarında küçük bir siluet belirdi. Perdenin kenarı hafifçe kalktı ve meraklı gözler göründü.

Doktor, kapıyı çalmak üzere olan Amy'yi durdurdu.

"Bir şeyler yanlış..."

"Duydum, Doktor. Ama Noel'deyiz, ne yanlış olabilir ki?"

Doktor etrafında döndü. Kollarını açarak bağırdı.

"Ne yanlış? NEDEN? NEDEN? Neden sokakta hiç insan yok? Neden ışıklar kapalı? Neden sokak lambaları yanmıyor? NEDEN?"

Aniden duraksadı.

"Yo... Hayır..."

Savaş uçaklarının sesini duymasıyla Amy'nin kolunu yakalayıp TARDIS'e koşturması bir oldu.
Kapıyı kapatıp konsolun yanına zıpladı. Aceleyle birkaç düğmeye bastı.

"Doktor? Neler oluyor?"

Amy kremalarının bozulmadığını umarak saklama kabının kapağını açıp kurabiyelerine baktı.
Doktor "hım"layarak kızılı geçiştirdi.

İnatçı İskoç, kurabiyelerinin güvende olduğundan emin olunca saklama kabını konsolun üzerine bırakıp kollarını kavuşturdu.

"Neden Baker Street'ten kaçtık Doktor? O PARTİYE GİDECEĞİM VE GEÇ KALMAK İSTEMİYORUM!"

Doktor derin bir nefes verip sakinleşmeye çalıştığını belirten sesiyle cevapladı.

"II. Dünya Savaşı yıllarındaydık Amy!"


Sherlock, Molly'nin son berbat esprisine gözlerini devirdikten sonra, sırf toplumun yararı için, belki de sadece beyninin içinde biraz huzur için kadını susturdu.

"Lütfen saka yapma Molly."

Aniden dışarıdan gelen gürültüyü duydu, ya da hissetti. Hissetmek? Buna anlamak mı denirdi yoksa? "Geldi" diye mırıldanırken koltuğundan fırladı. Pencerenin kenarına gidip dışarıya baktı. Her zamanki gibi, haklıydı.

Gelmişlerdi.

Doktor ve Amelia.

Gülümseyip nota kâğıtlarına baktı. Nazik bir tavırla kemanini alıp yeni tamamladığı besteyi çalmaya başladı.


Amy 221B'nin kapısının önünde, bir elinde saklama kabı, diğer eli kapıyı çalmak için havada duruyordu.

"Doktor, doğru yılda olduğumuzdan emin misin?"

Doktor alaycı bir tavırla kaşlarını kaldırıp cevapladı.

"Güven bana..."

Amy kapıyı çalarken homurdanarak cümleyi tamamladı.

"Ben Doktor'um."

Kapının açılmasıyla Mrs Hudson'un sevinçli sesi çınladı.

"Ah, Amy! Hoş geldin! Sherlock, sevgilin geldi!"

Amy gülümsemesini bozmamaya çalışarak düzeltti.

"Ben John'un sevgilisiyim."

Mrs Hudson tek kaşını kaldırsa da Amy tek söz söylemeden içeri girdi. Sherlock daha önce duymadığı bir parça çalıyordu. Saklama kabını Doktor'un eline tutuşturup koltuğundan kalkmış, mutlulukla gülümseyen John'a yaklaştı. Büyük ihtimalle bir "hoş geldin" için ağzını açmış sevgilisini dudaklarıyla susturdu.

Öpüşmeleri bittiğinde geri çekilip Sherlock'a döndü.

 

"Nota kaçırdın."

 

End Notes:

Yorumlar lütfeen :)