Actions

Work Header

Cernunnos'un Diyarı

Chapter Text

 

 

 

Story Notes:

Her şeyden önce betam KaraKedi'ye teşekkür ederim :D


 

 

    Saat tam beş otuzdu. Her gün olduğu gibi güne bir kabusla başlamıştım. İç çekerek doğruldum ve duşa girmek için yataktan çıkmadan önce gerindim. Gerinmek dünyanın en güzel şeyi. O saçma kabusları görmek eskisi kadar rahatsız etmiyordu beni. Onlara alışmıştım çünkü. Sadece onları görmekten bıkmıştım. Her şey sinir bozucu bir şekilde aynıydı. Kendimi bildim bileli hep aynı şeyler.
   Ilık suyun altında biraz oyalandıktan sonra suyu kapattım ve saçlarını sıktım. Üzerime sarı bir havlu sarıp odama döndüm ve üzerime temiz iç çamaşırları geçirdim. Saate baktım: beş elli beş. Her şey her zamanki rutine göre ilerliyordu, iğrençti.
 
  Bakır rengi saçlarımı havluyla sıkıp dolaptan rastgele bir tişörtle siyah pantolon aldım. Saçlarımı tarayıp mutfağa indiğimde dedemi kahvesini içerken buldum.
 
   "Günaydın güzel kızım." Ne kadar kötü hissediyor olursam olayım dedemi görünce bütün bu duygular yok oluyordu. Bu zamana kadar aklımı kaçırmamamın daha doğrusu bir tımarhaneye kapatılmamamın sebebi O'ydu büyük ihtimalle.
  
   "Günaydın dede." O kahvesini yudumlarken buzdolabını açtım ve soya sütünü* aldım. Dedem bugün kahvaltı hazırlayamayacak kadar üşenmiş olmalıydı ve büyük ihtimalle saat ondan önce arkadaşı Lilith'i ziyarete gidecekti. Bunu düşünmek beni gülümsetti ve sordum.

   "Aç değil misin?" Başını hayır anlamında salladı, bütün dikkatini önündeki ansiklopedi görünümlü kitaba yöneltmişti. Dedem böyle zamanlarda dünyadan soyutlanır. Bu yüzden olabildiğince sessiz bir biçimde gevreğimi yedim ve Fiona'ya uğramadan önce kasemi yıkayıp son bir kez saçımı taradım.

   Hala nemli olan saçlarım mart rüzgarında savruluyor, görüşümü engelliyordu. Yolun yarısında daha fazla dayanamayıp bileğimdeki siyah tokayla saçımı topladım ve daha sonra sokağın başındaki evin kapısını çalmak için elimi kaldırdım. Siyah saçlı, uzun boylu kız benden önce davranıp kapıyı açmıştı bile. Elimi indirdim.

"Kapıda mı bekleniyorum artık?" dedim gülerek.
"Annemlerden kaçmam gerekiyordu." dedi sessizce, kapıyı arkasından kapatırken. "Lütfen daha erken gelmeye çalış."

   Saat altı buçuktu ve dersler zaten sekizde başlıyordu. O istediği için erkenden çıkıp onu almaya gidiyordum ama hiçbir zaman yeterince erken olmuyordu. "Üzgünüm." dedim. "Daha erken çıkmaya çalışırım."

   Fiona annesi ve büyükannesiyle beraber yaşıyordu ve ikiside inanılmaz derecede evhamlı kadınlardı. Kızın peşini bir türlü bırakmıyorlardı. Sürekli onu sorguluyor, ona yeterince güvenmedikleri için bizleri de sorguya çekiyorlardı. Fiona'da evden kaçabilmek için bulduğu her fırsatı değerlendiriyordu.

  "Bugün ne gördün?" diye sordu Fiona aniden. İç çekip kaşlarımı çattım. "Son bir aydır ne görüyorsam onu. Çok güzel bir ormanda geçiyordu. Çok güzel çiçekler ve ağaçlar vardı ama ben bir şeyden kaçıyordum. Arkama bakacak fırsatım olmadı, her şey çok hızlı gelişiyordu zaten. Sonra tek hatırladığım bir şelalenin önüne geldiğim. Büyük ihtimalle düşüyorum."  Fiona başını salladı. "Ah, ve sanırım Meghan matematikten B almış."

"Bu gece Dolunay var." dedi  Fiona aniden. "Evet?"
"Lucid Rüya'yı denemek için iyi bir fırsat olabilir." İç çektim. "Kendin de yapabilirsin aslında."  diye devam etti. Kendim yapmak istemiyordum ama korktuğumu itiraf edemeyecek kadar gururluydum belki de. Yada kendi problemlerimle kendim yüzleşsem daha iyi olacaktı. Arkadaşlarımı böyle bir şeyin içine çekmek istemiyordum tabii.
                            ,

                       ------

Öğlen yemeğini yerken Violet konuşmaya başladı.

  "Bu akşam için özel bir planımız var mı?" Meghan başını hayır anlamında salladı. "Belki Cara'ya Lucid rüya hakkında yardım ederiz." dedi Fiona. Ben ise yemek yemekle meşguldüm. "Sanırım rahatlaman için tütsü yapabilirim." dedi Meghan. Sadece başımı sallamakla yetindim ve yemek yemeye devam ettim.

  "Seninle ilgili önemli bir şeyden bahsediyoruz şurada. Yemeği bırakamaz mısın?" dedi Violet. "Evet, en azından bir dakika için." diye onu destekledi Meghan. Bu konuda benden daha ilgili ve meraklı oldukları kesindi. Ağzımdakileri yuttum ve onlara baktım. "Bu da benimle ilgili önemli bir konu." Fiona gözlerini devirdi.

  "İstersen benim elmamı alabilirsin." dedi Violet. Çok fazla yemiştim, kendi elmamı yiyecek halim bile yoktu. Bu yüzden teklifini reddettim. Violet'in kendi bahçesindeki elmaları tercih ettiğini biliyordum. Onun çok güzel  ve çok fazla bitki çeşidi barındıran geniş bir bahçesi vardı. Elementi toprak olduğundan dolayı yeteneklerini ve bilgilerini özellikle o yönde ilerletmeyi tercih ediyordu.

   Masada sınavlar hakkında bir süre daha konuşarak oyalandıktan sonra sınıflara dağıldık. Son dersten sonra akşam her zaman ritüelleri yaptığımız düzlükte buluşmak için sözleştik. Ormanda ağaçların içinde, çember şeklinde bir düzlüktü burası ve kuzey batı köşesinde küçük bir kulübe ve tam merkezinde dikdörtgen şeklinde bir kaya bulunuyordu. Bu kayanın ortasına ise büyük bir pentagram çiziliydi. Kızlarla orayı  oyun oynamak için kullanırdık eskiden. Kulübenin içinde ne olduğunu merak etmemize rağmen oraya girmemiz için birkaç sene beklememiz gerekmişti. Çünkü orası gerçekten ürkünç bir yere benziyordu ve orada yaşayanlara her şey olmuş olabilirdi. -Çocuk psikolojisi(?)- Şimdiyse orada, ortak ritüel malzemelerini saklıyoruz.Hatta birlikte yaptığımız ritüellerden sonra orada kalıyoruz. Sadece önemli zamanlarda ritüelleri beraber yapıyoruz. Sabbathlarda yada Yeni Ay'da içimizden birinin güç çekmeye ihtiyacı olduğunda.

   Gece yarısına yakın saatlerde Fiona'yla beraber ormana doğru yürümeye başladık. Fiona ve ben, Violet ve Meghan'la farklı uçlarda oturuyoruz. İkisinin oturduğu yer ormana ve göle daha yakın, bizimki ise okula ve kasabanın merkezine. Bu yüzden ritüellerden önce ben Fiona'yı alırım ve onların beklediği yere gideriz. Fakat bu sefer Fiona'nın canı sıkkın gibiydi.
"Sorun ne?" diye sordum somurtan arkadaşıma. Sadece omuz silkti. "Babam bu yaz ona gidemeyeceğimi söyledi. Karısı hamileymiş." Başımı salladım. Buna karşılık ne söyleyebilirdim ki? "Bu yazı bizimle geçireceğin için bu kadar üzüleceğini düşünmezdim. Vay canına." Aklıma ilk gelen bu aptal şeyi söyledikten sonra gülümsemesini beklemiyordum açıkcası ama bana baktı ve sırıttı. "Zaten bütün yılı beraber geçiriyoruz." Şaşırmış gibi bir an durdum ve ona baktım. "İlişkimize ara vermemiz gerektiğini mi düşünüyorsun?" dedim alıngan bir tavırla. "Sadece biraz daha hızlı yürümemiz gerektiğini düşünüyorum yoksa Meghan tırnaklarını çıkaracak." dedi ve gülerek beni kolumdan çekmeye başladı. Normalde de benim ne kadar hızlı yürüdüğümden şikayet ederlerdi. Bunu sesli dile getirmedim, Meghan'ın tırnaklarını çıkarmayı ne kadar sevdiğini biliyordum.

  Meghan kedilere tam anlamıyla deli oluyordu ve hayatı boyunca onların arasında olmuştu. Hareketleri bana hep kedileri anımsatmıştır. Zaten kalp şeklinde yüzü, açık yeşil badem gözleri ve yüzünün iki yanına sık dalgalar halinde dökülen turuncu saçlarıyla tam anlamıyla kedisi Flynn'e benziyordu. Aralarındaki tek fark Meghan'ın ufak tefek, ince biri olmasına rağmen Flynn'in diğer kedilere göre daha iri ve şişman olmasıydı. Ayrıca kasabanın bütün kedileri Meg'e bayılıyordu. Huysuz Jaimie bile.

  Kulübeye doğru yürürken Violet elinde topraktan yapılma bir kase ve metal bir kadeh ile dışarı çıktı. Üzerinde ipekten yapılmış kısa,beyaz bir elbise vardı. - Ritüellerde genellikle kısa elbiseleri veya tunikleri tercih ediyoruz- Buğday rengi uzun saçları açıktı ve yürürken rüzgarda biraz dağılıyordu.

  Çantamdan athame'i* çıkardım ve doğu yönünde duran Fiona'nın birkaç ay önce yapmış olduğu açık sarı mumun önüne indirdim. Fiona'da kısa değneği* kırmızı mumun önüne yerleştirdi. Elementleri temsil eden mumların dışında altarın sağ tarafında diğerlerinden daha uzun olan beyaz ve gümüş renkli iki mum* daha bulunuyordu. Bu mumların önüne de tütsü kabı ile yasemin-tarçın karışımı tütsüyü indirdim. Meg sol elinde bir miktar kaya tuzuyla geldi ve bunları açık yeşil mumun önünde bulunan boş kasenin içine koydu. Sağ elinde ise bazı yemişler ve birkaç parça Lapis Lazuli* vardı. Bunları da pentagramın* merkezine yerleştirdi.


   Altar tamamen hazır olduğunda çemberi açmak için kendi elementim olan havadan başlayarak, dört elementi tek tek çağırdım. Onlardan bahar ile birlikte bize mutluluk ve sağlık vermelerini istedim. Sonra tanrı ve tanrıçadan -Cernunnos* ve Artemis*- bizi kutsamalarını istedim ve Tanrı Morpheus* için bir dua okuduk. Fakat bu gece her zamanki gibi elementlere teşekkür edip onları göndermemiştim. Bundan sonra gerçekleştireceğimiz deneyimin bize neler getireceğini bilmiyorduk ve bu yüzden çemberde birbirine bağlanmış elementler gibi bir arada olmaya ihtiyacımız vardı.
 
  Yeni yeni yeşillenen çimlerin üzerine bir çember şeklinde uzandık ve el ele tutuştuk. Böylece avuç içlerimizden birbirimize enerji aktararak bağlı olduğumuz imgesini daha güçlü bir şekilde kafalarımızda oluşturabilecektik. Yüce Tanrıça biliyordu ki gerilmiştim. Havadan tütsü kokusunu iyice yaymasını istedikten sonra derin nefeslerle yasemin-tarçın karışımı kokuyu içime çekerek rahatlamaya çalıştım. Elimden geldiğince gevşemeye başlarken aklımı tek bir şeye odakladım: yeşil renge. Okuduğumuza göre Lucid Rüya'ya çalışırken her durumda aklınıza gelebilecek bir şeye odaklanmak önemliydi. Çünkü bir süre sonra  beyin bu sayede daha çabuk uyarılmaya başlıyordu.

   Yavaş yavaş maddi, gerçek dünyadan sıyrıldığımı hissettim, avuç içlerim ısınmıştı. Bir süre sonra gözlerimin önünde çoğunlukla yeşil ve kahverengiden oluşan bir yer vardı. Sürekli birinin beni çağırdığını hissettiğim yerdeydim ve kızlarda yanımdaydı. Fiona etrafındaki şeylere bir anlam veremiyormuş gibiydi. Üçü de meraklı gözlerle etraflarına bakıyorlardı.

  Tanıdık hırıltıyı duyduğumda her zamanki gibi irkilmedim. Aksine sesin geldiği yöne döndüm. Biri beni çağırıyordu ve eğer bu şey benim sınanmam için orada idiyse, bu sefer bana engel olamayacaktı. Çünkü Morpheus oraya bilinçli bir şekilde girmeme izin vererek benim yanımda olduğunu göstermişti. Bu sefer oranın efendisi bendim. Yani en azından A Planım bu yöndeydi.

 

End Notes:

*Soya Sütü: Genellikle veganların (katı vejetaryenlerin) tükettiği süt çeşidi

*Lucid Rüya: Kişinin bilincinin yerinde olduğu, rüyasında istediği her şeyi yapabildiği 'rüya görme' biçimi

*Pentagram: 5 köşeli yıldız, sanılanın aksine Satan'ı değil, elementleri ve iyiliği temsil eder

*Gümüş ve Beyaz mumlar: Tanrı ve Tanrıça'yı temsil eder

*Cernunnos: Boynuzlu Tanrı, Ormanların ve hayvanların koruyucusu olarak bilinir

*Artemis: Ay tanrıçası, Apollo'nun ikizi, -Diana-

*Sabbath: Pagan bayramları/yıl dönümleri

*Athame: Sunaklarda havayı temsil eden siyah saplı ritüel bıçağı, kesme için kullanılmaz.

*Lapis Lazuli: Zihinsel açıklık ve aydınlanma için kullanılır

*Morpheus: Rüya Tanrısı