Actions

Work Header

Macraoldfoy

Chapter Text

 

 

 

Author's Notes:

Bu benim ilk hikayem,çok heyecanlıyım. Bu yüzden iyi veya kötü bir yorum yapmanızı rica ediyorum. Umarım beğenirsiniz :)


 

 

Çok güzel bir gündü. Göl ve çevresi görenleri adeta büyülüyordu. Gryffindor kulesinde sessizlik hakimdi. Hermione her zamanki vaktinde kalktı. Kendi kendine bugün olacakları durduramayacağını hatırlattı. Sadece fazla abartılmamasını umuyordu.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Ana salonda hazırlıklar devam ediyordu. Üç genç ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu. Dumbledorer17;a minnettarlardı. İzin vermeseydi bütün hayaller suya düşecekti.
-Böyle nasıl oldu? diye sordu Ron ümitsizce.
-Ah Ron,bu kaçıncı? Hiç zevkin yok mu senin?
Ginny Weasley, kardeşinin 30. denemesi olmasına rağmen bir türlü düzenleyemediği süslere bakıp iç geçirdi.Bir kaç söz mırıldandı ve her şey olması gerektiği yerlere gitti.
-Teşekkürler Ginny. Sayende arkadaşı için bir süs bile asamayan biri oldum.
Ginny cevap verecekti ki Harry araya girdi.
-Tamam,yine başlamayın. Şimdilik bitti. Gerisini akşam hallederiz.
Üç genç yaptıklarını gözden geçirdi.Her yere sarı ve kırmızı renkleri hakimdi. Masalara ve duvarlara süsler konulmuştu.Tavanda Hermione'nin bir resmi vardı ve "İyi ki Doğdun Hermione" yazıyordu. Hermione onları abartmamaları konusunda uyarmıştı ama bunlar daha başlangıçtı. Herkes akşamki parti için sabırsızlanıyordu.Ana salon yavaş yavaş dolmaya başladı.Gryffindor binasındakiler her yerin sarı-kırmızı olmasından memnundular. Ravenclaw ve Hufflepuff kızları çok kıskanmışlardı fakat hepsi Hermione için mutluluk duyuyordu.Yalnızca Slytherinler mutsuzdu.
-Of yine mi? Her şeye kutlama yapıyorlar.Biz neden hiç yapmıyoruz Draco? diye sordu Pansy.
-Saçmalama Pansy. Kendini o salaklarla bir mi görüyorsun? Bugün bulanığın doğum günü, bu yüzden bu kutlama.
-Sen bunu nerden biliyorsun?
-O kadar zor değil Pansy. Kafanı kaldırman yeter. Herkes yapabilir.
Pansy kafasını kaldırdığında Hermione'nin resmini ve altındaki yazıyı görmüştü. Daha önce neden fark etmemişti bilmiyordu.Draco pis pis sırıtırken içinden havadaki resme bir lanet göndermek geçiyordu.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
"Sakin olmalıyım." diye içinden geçirdi Hermione. Ana salona girdiğinde herkes ona dönmüştü. "Sakin ol Hermione." Salon çok güzel olmuştu fakat Hermione akşamki parti için daha fazla şey yapılacağını biliyordu. Alkışlar ve "İyi ki doğdun Hermione." sözleri havalarda uçuşuyordu. Hermione Harry ve diğerlerine sarılıp teşekkür etti. Harry ona yukarı bakmasını söyledi.Hermione arkasını dönüp başını yukarı kaldırdı ve kendi resmini gördü. Havada asılı duruyordu ve altında "İyi ki doğdun Hermione"yazıyordu. Hermione çok mutlu olmuştu. Bakışı havadaki resimden karşı masaya kaydı. Slytherin masasından bir genç ona bakıyordu. Tam gözlerinin içine.. Ve Hermione kısa bir an da olsa onun güldüğünü görmüştü. Draco Malfoy ona gülümsemişti..
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Draco gülümsediğini fark ettiğinde artık çok geçti. Hermione'nin onu gördüğünü biliyordu.
-Draco,noldu? Daldın gittin, dedi Blaise.
Draco onun sesiyle masaya döndü.
-Sadece nasıl bu kadar zavallı olabildiklerini düşünüyordum,dedi Draco. Pansy ve Blaise bu söze güldüler fakat Draco içinden -çok derinlerde- aslında zavallı olmadıklarını düşünüyordu.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Dumbledore,konuşma yapmak için ayağa kalktı ve hafifçe öksürdü.Bütün salon sustu.
-Sevgili öğrenciler, bir çoğunuzun bildiği gibi bugün okul birincimiz, Gryffindor öğrencilerinden güzel ve akıllı bir cadı olan Hermione Jane Granger'in doğum günü.
Dumbledore'un cümlesi biter bitmez büyük bir alkış koptu.Hermione, Dumbledore'dan bu sözleri duyduğu için çok mutlu olmuştu fakat aynı zamanda da utanmıştı.Ne zaman bitecekti bugün?
-Bu yüzden akşam bir parti yapılmasına izin verdim.Yarın öğleden önceki derslerinizi de kaldırdım. İsteyen herkes partiye katılabilir. Şimdi kahvaltınıza başlayabilirsiniz.
Herkes normale dönmüştü ve parti hakkında konuşuyorlardı.Hermione gözlerini devirdi. Dumbledore bir zorunluk koymamıştı."İnşallah Slytherinden kimse gelmez."diye düşündü.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
-Dumbledore zorunluluk koymadı.Akşam gelmeyeceğiz değil mi? diye sordu Blaise.
-Saçmalama Blaise. Tabiki de gelmeyeceğiz. Bir bulanığın partisinde ne işimiz var? dedi Draco. Ama içinde anlayamadığı bir duygu vardı.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
İksir sınıfına giderken gördüğü herkes doğum gününü kutluyordu.Bir ara başı o kadar kalabalık olmuştu ki Hermione hiç doğmamış olmayı diledi. İksir sınıfına gidip yerlerine geçtiler.Snape içeri girer girmez ödevleri topladı.Hermione ilk defa Snape'i sevdiğini hissetti. Doğum gününü umursamayan tek insandı. Tabi Slytherinler dışında.. Snape her zamanki gibi Hermione'yi görmezden geliyordu. Fakat ondan başkası el kaldırmadığı için ona söz vermek zorunda kalıyordu.Bu durum Hermione'yi rahatsız etmişti. Çünkü Draco Malfoy bütün cevapları bildiği halde bir kere bile el kaldırmamıştı. Hermione onun cevapları bildiğini biliyordu çünkü o söylerken Draco da dudaklarını oynatıyordu. Draco onu hep derslerde geçmeye çalışırdı ve tabiki de bunu en kolay Snape'nin dersinde yapıyordu.Fakat bugün ne olduysa Draco Malfoy hiç kendisi gibi davranmıyordu.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Draco kendini hiç iyi hissetmiyordu.Bütün cevapları bildiği halde cevaplamak istemiyordu. İlk defa böyle olmuştu. Soruları Hermione'nin cevaplamasına izin veriyordu.Onun cevap verdikçe mutlu olduğunu düşünüyordu ve nedense o da bu fikirle mutlu oluyordu.Draco tam bunları düşünürken Hermione'yi izlediğini fark etti.Kimse görmeden önüne dönecekti ki bir çift kahverengi gözle karşı karşıya geldi.Ona bir dakika gibi gelen bir saniye boyunca bakıştılar.Sonra Draco kafasını çevirdi.Bugün neler oluyordu ona böyle?

 

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin. Hikayemi okumak için zaman ayıran herkese teşekkür ediyorum. :)

 

 

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Silence before the storm by ecdice

Author's Notes:

Bugün hiç bitmeyecek gibi..Her ikisi için de..

Yorumlarınızı esirgemeyiniz. :)

Nihayet dersler bitmişti.Hermione daha önce bir günün bitmesini bu kadar istediğini hatırlamıyordu.Heyecanını saklayamayan Ginny,Lawender ve Parvati ile birlikte Gryffindor kulesine doğru yürürken göz ucuyla Draco'nun tek başına dışarı çıktığını gördü.

-Kızlar,ben..

Hermione'nin lafı yarım kalmıştı.Kızlar büyük bir coşkuyla ne giyeceklerini tartışıyordu.Sesini yükseltmesi gerektiğini fark etti.

-Kızlar!..

İstediği etkiyi yaratmıştı.Şimdi hepsi susmuş, şaşkınlık ve merakla ona bakıyordu.

-Şimdi aklıma geldi.Profesör McGonagall beni çağırmıştı.

Kızlar ona şüpheyle bakıyordu.

-5 dakika sürer.Siz gidin,hemen geleceğim.

-Tamam,dedi Ginny.Onlara yalan söylemesi için bir neden yoktu.

-Ama çabuk ol.Sen doğum günü kızısın Hermione. Bugün herkesin gözü sen de olacak ve sen de daha önce hiç olmadığın kadar ışıltılı olmalısın. Lütfen önceliğin bu olduğunu unutma.

Hermione kafa sallamakla yetindi.Profesör McGonagall'ın odasına doğru yürümeye başladı.Geriye dönüp kızların görüş alanından çıktığını görünce dışarıya yöneldi.Hızlı hızlı yürüyordu.Bunun iki sebebi vardı:

1-Ginny’e hızlı olacağını söylemişti.

2-Draco’nun izini kaybetmek istemiyordu.

Dışarı çıktığında suratına sert bir rüzgar yedi.Bu soğukta Draco’nun ne yaptığını çok merak etti.Rüzgar öyle kuvvetliydi ki Hermione başını kaldırmadan Draco’ya ait olduğunu düşündüğü ayak izlerini takip etti.Sert bir şeye çarptı.Başını kaldırdığında bir çift mavi-gri göz ona şaşkınlıkla bakmaktaydı.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Draco kendini hiç böyle hissetmemişti. Bugün içinden Potter,Weasley ya da Granger’a bulaşmak gelmiyordu. Hatta Pansy ve Blaise ile bile konuşmak istemiyordu.İçinde sabahtan beri bir his vardı ve sanki onu dışarı çıkarması için ona eziyet ediyordu.Ama Draco bunun ne olduğunu anlayamamıştı.

-Siz gidin.Ben biraz hava alacağım.

-İyi misin Draco? Bugün hiç konuşmadın,dedi Pansy ve ona biraz yakınlaştı.Draco farkında olmadan onu ittirmişti.Bu hareketi Pansy kadar Blaise’i de çok şaşırttı.

-Bir şeyim yok Pansy. Hadi siz gidin.

Draco dışarı çıktığında suratına sert bir rüzgar yedi.Havanın böyle olması iyi olmuştu. Rahatsız edilmeden düşünme fırsatı bulduğuna memnundu.Biraz yürüdü ve durdu. Bu his… Bunun ne olduğunu anlamaya çalışırken arkasından biri ona çarptı.Draco, Blaise olduğunu düşündüğü kişiye bağırmak için döndüğünde hiç beklemediği birini –bir çift kahverengi gözü- gördü.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Draco şaşkınlığını hemen üzerinden atmıştı.

-Ne o Granger,beni mi takip ediyorsun?

-Evet..

Draco, Hermione’nin bu dürüst cevabı karşısında şok olmuştu.Hermione ise ne dediğini fark edip açıklama gereği duydu.

-O anlamda değil Malfoy. Bir şeyi merak ediyorum.

-Ne diyeceksen de Granger. Bütün günümü senle harcayamam.

-Davranışların Malfoy. Fırtına öncesi sessizlik gibi..

-Ne dememi bekliyorsun Granger. Kelime oyunlarıyla uğraşacak ne zamanım ne de sabrım var.

-Demek istediğim sessiz olunca daha korkutucu oluyorsun.

-Demek benden korkuyorsun Granger. İşte bu hoşuma gitti.Ama ben kendimi sessizken daha karizmatik buluyorum.

Draco sırıttı.Hermione gözlerini devirdi.

-Senden korktuğumu söylemedim Malfoy.Sadece korkutucu olduğunu söyledim.

Bir süre sessiz kaldılar.Rüzgarın etkisiyle yapraklardan çıkan sesleri dinlediler.Birbirlerine bakmıyorlardı. Sonunda Draco sıkıldığını ima eden bir ses çıkarttı.

-Hâlâ neyi bekliyorsun Granger. Beni rahat bıraksana.

-Sadece..şey..sen ve arkadaşların partime gelmeyi düşünüyor mu?

Draco kendini tutamadı.Kahkahaları rüzgarla uzaklara taşınırken Hermione neyin bu kadar komik olduğunu anlamamıştı.Sadece gelmeyeceklerinden emin olmak istiyordu.

-Partiye mi? Senin partine? Sen ne içtin Granger?

Draco gülmeye devam ediyordu.Hermione damarlarında yükselen ateşi hissetti.Çok sinirlenmişti.

-Sen..,dedi.Eğer tokadımla tekrar buluşmak istemiyorsan gülmeyi kes.

Draco o günü hatırlamış olmalı ki birden sustu.Hermione’nin havaya kaldırdığı elini tuttu ve sertçe çekti.Aralarında sadece birkaç santim kalmıştı.

-Hele bir dene Granger. Bu sefer karşılığını alırsın.

Bir süre öylece durup sinirle birbirlerine baktılar.İkisi de kımıldamıyordu. Draco, Hermione’nin kımıldamamasının nedeninin kendisi olduğunu anlayınca bileğini bıraktı. Hermione arkasına bakmadan binaya doğru koşmaya başladı.Bu sırada gözlerinin yaşardığını hissetti. “Rüzgardan” diye geçirdi içinden. Sanki inandırması gereken biri varmış gibi içeriye girene kadar tekrarladı. “Rüzgardan”

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Hermione gittikten sonra Draco biraz daha dışarıda kaldı.Soğuğu hissetmek ve orada sonsuza kadar durup düşüncelerinden uzaklaşmak istedi. Ne kadar orada kaldığını bilmiyordu.Koridorlar boştu. “Herhalde partiye hazırlanıyorlar.” diye düşündü. Zindanlara doğru ilerledi. Kalbindeki sızıya aldırmamaya çalıştı.Bugün hiç bitmeyecek miydi?

 

End Notes:

Bu bölümde ikisinin de içindeki bir şeyleri harekete geçirmeye çalıştım.Umarım başarılı olabilmişimdir. :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Birthday Party by ecdice

Author's Notes:

Hikayenin başlığının size saçma geldiğini biliyorum. Bu bölümde bu adın nereden geldiğini öğreneceğiz. :)

Diğerlerinden daha uzun bir bölüm, umarım beğenirsiniz. :)

Hermione bileğinin acısını Şişman Hanım’ın portresinin önüne gelene kadar fark etmemişti. Kıpkırmızı gözüken bileğini ovdu ve Şişman Hanım’a parolayı söyledi. Ginny ve diğerlerine açıklayamayacağını bildiğinden kızarıklık olan yere güzel bir bileklik yaptı. Şimdi belli olmuyordu. Draco’yu bir daha bu kadar öfkelendirmemeyi aklının bir köşesine yazdı. “Ah ne bir dahası... Bir daha onunla konuşmaya çalışırsam iki olsun.”

 

-Hermione nerdesin sen? Hepimiz hazırız. Senin elbisen hazır mı? diye söylendi Ginny. Seni tanıyorum, kesin önemsememişsindir. Parvati dergilere bakıyor. Biz de saçını yapalım. Otur şuraya.

 

Hermione hiç itiraz etmedi. Kendini onların ellerine bıraktı. İşleri bittiğinde odada birbirinden güzel 4 kız vardı. Parvati turuncu, uzun, askılı bir elbise giymişti ve saçlarını atkuyruğu toplamıştı. Lavender koyu yeşil, kısa, yarım kollu bir elbise giymişti ve saçlarını salmıştı. Ginny ise straplez, eteği önden arkaya doğru uzayan beyaz bir elbise giymişti. Maşalı saçlarıyla her zamanki gibi çok güzel gözüküyordu. Ve doğum günü kızı… Hermione aynadakinin kim olduğunu sordu kendi kendine. Hiç bu kadar güzel olduğunu hatırlamıyordu. Üstünde boyundan askılı, kısa, kırmızı bir elbise vardı. Önden bakıldığında gayet sade olan bu elbiseyi sırt dekoltesi şık bir elbiseye dönüştürüyordu. Hermione bu açıklıktan hoşlanmasa da güzel olduğunu inkâr edemiyordu. Elbisenin mükemmelliğini dağınık topuz yapılmış saçındaki ışıltılı tokalar tamamlıyordu. Çantasından ayakkabısına kadar muhteşemdi. Bileğindeki bileziği de kırmızı bir tüle dönüştürmüştü. Ron’un nasıl bir tepki vereceğini düşünürken aklına gelen gözlerin Ron’a ait olmadığını anlaması birkaç saniyesini almıştı. Tam bu sırada kapı çaldı ve Hermione bir daha aklına gelmemesini umarak bu düşünceden sıyrıldı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

-Bu kızlar kaç saatte hazırlanıyor? diye sordu Ron.

 

Beklemekten sıkılmıştı fakat yapacak bir şey olmadığını biliyordu. Harry birazdan biter derken Ginny kapıyı açtı. Ron dahil olmak üzere hepsinin ağzı açık kalmıştı. Harry onun bir melek olduğunu düşünüyordu. Beyazlar içinde bir melek… Onun meleği… Harry bu düşüncelere dalmışken Lavender Seamus ile, Parvati de Dean ile gitti. Ve doğum günü kızı… Harry’nin gözlerinin Ginny’den ayrılmasına sebep olabilecek tek kız da çıkmıştı. Ginny ile küçük bir şok yaşayan gençler şimdi bayılacakmış gibi hissediyordu. Bu Hermione miydi? Ne kadar da güzeldi. Onca yıllık arkadaşlıklarında hiç bu kadar güzel olduğunu hatırlamıyorlardı.

 

-Çocuklar, şaşkınlığınız geçtiyse gidelim artık. Her zamanki Hermione işte,dedi Ginny ve Harry ona “emin misin?” bakışı attı. Ron da nihayet kendine gelebilmişti.

 

- Ta..tamam gidelim. Herkes bizi bekliyor.

 

Ginny Harry’nin, Hermione Ron’un koluna girdi. Ana salonun yolunu tuttular. Girişin önünde durakladılar. Hermione derin bir nefes aldı. İçeri girdiklerinde gözlerine inanamadı. Her yerde buzdan heykeller, çiçek açmış sarmaşıklar, tavanda bulutsuz bir gece manzarası vardı. Salon adeta parlıyordu. Hermione kendini daha fazla tutamadı. Bütün o alkışların, gülücüklerin arasında birden ağlamaya başladı. Ah neden ağlıyordu ki? Çok aptal gözüküyordu. Mutluluk gözyaşlarını saklamak için Ginny’e sıkı sıkı sarıldı. Ginny dahil herkes çok şaşırmıştı. Hermione ne kadar öyle kaldığını bilmiyordu ama içinden bir ses bu tablonun eksik olduğunu söylüyordu. Sanki bunlar mutluluk gözyaşları değildi..

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Ana salon dolmaya başlamıştı. Bir genç salonun girişinin karşısındaki koridorda duvara yaslanmış partiye gelenleri izliyordu. Neden burada olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Slytherin ortak salonunda sıkılmış ve hava almaya çıkmıştı. Orada onu beklediğini itiraf edemiyordu. Bu çok anlamsızdı. Bu sırada iki genç salona yaklaştı. Kollarındaki kızlar birbirinden güzel olmuştu. Draco Malfoy ilk kez Ginny Weasley için olumlu bir şey düşünmüştü.Harry’nin kollarında bir melek gibiydi, bunu inkar edemezdi. Gözleri sonunda aradığı şeyi buldu. Kırmızı elbisesinin içinde gerçekten çok güzel olmuştu. Bunu ne oldu da bugün fark etmişti. Gözleri sırtına kaymıştı. Yıllarca düşmanca davrandığı kıza bugün hiç düşmanca bakmıyordu. Neyin değiştiğini anlayamadı. O aynıydı, kız da aynıydı. Birbirlerine davranış biçimleri, söyledikleri sözler de değişmemişti. Ama bugün farklı hissediyordu. Sanki bir yaranın kabuğunu soymuş gibi içi kanıyordu. Bu duyguyu daha önce hissetmemişti.

 

Draco bu düşüncelere dalmışken bir hıçkırık duydu, bir ağlama sesi.. Çok net göremese de ağlayanın Hermione olduğunu anlamıştı.

 

-Aptal kız,diye söylendi. Mutluluktan ağlıyor. Bense durmuş burada…

 

Draco arkasını dönmüştü ki gitmekten vazgeçti. Kendisiyle, olduğu şeyle savaşıyordu. İçindeki bu histen bir an önce kurtulmalıydı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Parti çok güzel gidiyordu.Hermione’nin küçük krizi unutulmuş o da kendine gelmişti.Herkes çok eğleniyordu. Sıra hediyelere geldiğinde Hermione hiç gerek olmadığını söylese de ısrarlara dayanamadı. Toka, kitap, çanta, bluz, parfüm, kolye vb. ihtiyacı olan kullanılabilecek hediyelerin yanında şaka maksatlı hediyeler de vardı. Ne olursa olsun Hermione için hepsi özeldi. Herkese tek tek teşekkür edip sarıldı. Salon yavaş yavaş boşalıyordu. Hermione Dobby’i çağırdı ve hediyeleri odasına götürmesini rica etti. Hediyeler gittikten sonra Hermione’nin gözüne küçük bir paket takıldı. Açılmamıştı. Arada kalmış olmalı,diye düşündü. Çantasına koydu ve diğerleriyle birlikte kuleye doğru yola çıktı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Gryffindor kulesinde yatağına oturmuş olan Hermione bir şey unuttuğunu hissediyordu. Çantasından bir şey alacağı sırada paketi buldu. Unuttuğu şey buydu. Heyecanlandı. Özel bir şey olduğunu hissediyordu.

 

Bu sırada zindanlarda bir genç her dediğine inanan arkadaşlarına hesap veriyordu.

 

-Kütüphanedeydim Pansy. Kitap okudum. Gözlerim yoruldu, dinlenmek istiyorum.

 

Ona yakınlaşmaya çalışan Pansy’den kurtuldu. Önceden zevk aldığı bu hareketler artık canını sıkıyordu. Draco yatağına oturduğunda Blaise geldi. Blaise belli etmese de zeki bir çocuktu. Bir şeyler döndüğünü anlamıştı.

 

-Neler oluyor Draco? Gerçekten garip davranıyorsun. Ve sakın inkar etme.

 

Draco ne derse desin inanmayacağını biliyordu.Ama kendisinin bile çözemediği bir şeyi nasıl anlatacaktı ki?

 

-İçimde bir his var ve ben bunun ne olduğunu anlayamıyorum.

 

Blaise daha fazla üstelemedi.

 

-Bence yakında çözersin Draco. Sadece etrafı düşünmeyi bırakıp anı yaşa. Bunu hak ediyorsun.

 

Draco biraz olsun rahatladı. Blaise bu tür konuşmalarda iyiydi.

 

-Sağ ol Blaise. İyiyim, gerçekten. Bu his bana benliğime ters bir şey yaptırsa bugünü hatırla ve beni kınama.

 

Blaise yataktan kalkıp kendi yatağına gitti. Işığı kapatırken “Merak etme Draco. Gryffindor binasındakiler de insan. Herkes zamanla alışır” dedi ve karanlıkla birlikte sessizlik de geldi. Draco duyduğuna inanamamıştı. Blaise sandığından da zekiydi galiba. Ne olursa olsun kimseye bir şey demeyeceğini biliyordu. Düşünceleri kendisinden birkaç kat yukarıda olan kahverengi gözlü kıza kayarken uykuya dalmıştı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione’nin uykusu gelmişti ama içinden bir ses paketi açmasını söylüyordu. Paketi diğerlerinden farklıydı. İçinde değerli bir şey olduğunu düşünüyordu. Paketi açtı. İçinden bir kolye çıktı. Kalp şeklindeki kolyenin içinde Hermione’nin gülümseyen fotoğrafları sırasıyla hareket ediyordu. Kolyenin güzelliği daha çok fotoğrafları sınırlayan taşlardı. Rengârenk parlıyorlardı. Zümrüt, yakut, ametist, safir, topaz vb. taşlar bunun çok önemli ve pahalı bir hediye olduğunu kanıtlıyordu. Ama not yoktu. Kimin aldığını çok merak etti. Kalbin arkasını çevirdiğinde orada bir yazı gördü: “Macraoldfoy”. Hermione gözleri kapanırken bunu yarın ilk iş çözeceğini düşünerek kendini uykuya teslim etti.

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Bu bölümden sonra duygularını inkar edebileceklerini sanmıyorum. Bir çoğunuzun Draco ve Hermione'nin yakınlaşmasını istediğini biliyorum. Kim bilir belki bu yakınlaşmadıkları son bölümdür. :)

Yorum yapmasanız bile puan verir misiniz? Şimdiden teşekkür ederim :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Fine line of between happiness and unhappiness.. by ecdice

Author's Notes:

Yeni bir bölümle daha karşınızdayım. Umarım beğenirsiniz. Artık duygularını saklayabileceklerini sanmıyorum. :) İyi okumalar.

Draco hiç uyuyamamıştı. Bir ara uykuya daldığında Hermione ile sevgili olduğunu görmüştü. Tam her şey yolunda giderken babası öğrenmiş ve rüya o ünlü Malfoy işkenceleri ile kâbusa dönüşmüştü. Sanki gerçekten acı çekmiş gibi canı yanıyordu. Bu düşüncelerden kurtulmasa sonu gerçekten de bu kâbus gibi olacaktı. Draco bugün eskisi gibi olacaktı, belki daha da kötüsü. Adil değildi ama adil olması gerekmiyordu.

 

-Bugün nasılsın Draco? diye sordu Blaise Aritmansi dersine giderken. Draco bu dersi Gryffindorlularla almadıkları için memnundu.    

 

-Kendim gibiyim Blaise. Kendime geldim.

 

Draco’nun o bilindik sırıtışı yüzüne yayıldı. Bugün her şey eski haline dönecekti.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione uyandığında elinde kolye vardı. Okul kıyafetlerini giydi ve kolyeyi taktı. Arkasındaki sözün anlamını sonra çözerdi. Bugün bunu kimin hediye ettiğini bulmayı düşünüyordu. Kolyeyi boynunda görenlerin tepkisini ölçüp o kişiyi bulacağına inanıyordu. Ona böyle değerli bir hediye alanın kim olduğunu gerçekten çok merak ediyordu. Harry, Ron, Ginny veya diğerleri almış olamazdı, çünkü hepsinin zaten bir tane hediyesi vardı. Bu muhtemelen açığa çıkmak istemeyen yakından tanıdığı biriydi.

 

-Hermione hazır mısın?

 

Hermione odadan çıktı ve arkadaşlarının yanına gitti.

 

-Dünkü peri kızına ne yaptın? diye sordu Ron.

 

-Ron, kes sesini, diye bağırdı Ginny.

 

-Ne? Sadece şakaydı. Hermione her zaman güzel, derken Ron biraz kızarmıştı.

 

-Tamam, Ron. Ben anladım.

 

-Hermione?

 

Hermione Harry’e döndü.

 

-Ben böyle bir şey hatırlamıyorum. Kim almış?

 

Harry eliyle boynunu işaret ediyordu.

 

-Ah..şey..bilmiyorum. Not yoktu. Ama bir planım var. O kişiyi bulacağım.

 

-Aman kimin aldığının ne önemi var. Ama zevkli biriymiş. Çok güzel bu Hermione, dedi Ginny.

 

Hermione kolyesine bakan ve iltifat edenleri dikkatle izliyordu. Fakat aradığı kişiyi daha bulamamıştı. Yaklaştığını hissediyordu. Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersine giderken heyecanlandığını hissetti.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Draco aradığı fırsatı bulmuştu. K.S.K.S. dersini Gryffindorlularla alıyorlardı ve sene başında öğretmenleri sıralara karışık oturmalarını söylemişti. Draco her şeyi ayarladı. Sınıftaki tek boş yer onun yanı olunca Hermione oturmak zorunda kalacaktı.

 

Tam da Draco’nun dediği gibi oldu. Herkes yerleşince Hermione’ye Draco’nun yanı kalmıştı. Duyduğu kadarıyla Harry itiraz ediyordu ama Hermione’nin geleceğini biliyordu.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Sınıfa girdiklerinde Hermione oturmak için sadece Draco’nun yanının olduğunu gördü. Harry itiraz etti ama Hermione’nin içinden bir ses oturmasını söylüyordu. Draco’nun yanına gitti.

 

-Senden kurtulamayacak mıyım bulanık? dedi Draco.

 

Hermione hiç şaşırmadı. Draco Malfoy geri dönmüştü.

 

-Bugün iyi günümdeyim Malfoy. Sana bile katlanabilirim.

 

-Bunu duyduğuma sevindim Granger. Çünkü gün daha yeni başlıyor. “Fırtına öncesi sessizlik” hatırladın mı Granger? Fırtınaya ha..

 

Bu sırada Draco ona dönmüştü ve öylece kaldı. Hermione onun şaşırdığını fark etmişti. İçinde bir şeyler uçuşuyordu. Yoksa?

 

-Fırtınaya hazır ol Granger.

 

Bu sırada içeri Tonks girdi. K.S.K.S. öğretmenleri için lanet devam ediyordu ve 6. senelerinde bu göreve Nymphadora Tonks gelmişti. Derse başladıklarında ikisi de aynı şeyi düşünüyordu.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Dün gece, Parti başları..

 

Draco düşüncelere dalmışken bir hıçkırık duydu, bir ağlama sesi.. Çok net göremese de ağlayanın Hermione olduğunu anlamıştı.

 

-Aptal kız, diye söylendi. Mutluluktan ağlıyor. Ben de durmuş burada..

 

Draco arkasını dönmüştü ki gitmekten vazgeçti. Hediyesini vermeden gidemezdi. Buna inanamıyordu. Granger’a hediye almıştı. Hem de kimseye almadığı kadar özeldi ve romantik! Draco kendisiyle,olduğu şeyle savaşıyordu ama artık vazgeçemezdi. Ne olursa olsun diye düşündü. İçindeki bu histen bir an önce kurtulmalıydı.

 

Dün gece, Partinin sonu..

 

Draco, Hermione’nin hediyeyi çantasına koyduğunu görünce rahatladı. Kimsenin görmemesi iyiydi. Büyülü bir hediyeydi ve bu büyüyü Hermione dışında birinin çözebileceğini zannetmiyordu. İçindeki his biraz olsun geçmişti. Artık daha iyi hissediyordu, zindanın yolunu tuttu.

 

Bugün, K.S.K.S. dersi

 

Draco şok oldu. Kolyeyi takmıştı. Tahmin ettiği gibi ona çok yakışmış ve asil durmuştu. Eşsiz ve çok özel bir hediyeydi. Acaba çözebilmiş miydi? Draco Hermione’nin ona şaşkınca baktığını görünce cümlesini tamamladı.

 

-Fırtınaya hazır ol Granger.

 

Draco kendini toparladı. Bunu hiç hesaba katmamıştı. Bu kadar şaşıracağını o da bilmiyordu ve bu her şeyi mahvetmişti. Bu sırada Tonks içeri girdi. Aralarındaki sözlü iletişim böylece sona ermişti fakat Draco onun da aynı şeyi düşündüğünden emindi.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione derse konsantre olamıyordu. Neredeyse hiçbir soruya cevap vermedi. Sadece Tonks ona hitap ettiğinde cevaplıyordu. Aklı başta yerdeydi. Draco olamaz,dedi kendi kendine. Ama içinden bir ses fısıltıyla “Keşke o olsa” diyordu.

 

-Kendine gel bulanık. Ders bitti, dedi Draco.

 

-Draco olamaz.

 

Hermione bunu içinden söylediğini sanıyordu fakat Draco’nun yüz ifadesi bunu sesli söylediğini anlatmaya yeterliydi. Draco şaşırmış ve anlam verememişti.

 

-Ne dedin bulanık? Aklından ne tür şeyler geçiyor bilmem ama fantezilerine beni dâhil etmen beni gururlandırdı Granger. Bunu bilmiyordum.

 

-Saçmalama Malfoy. Seninle işim olmaz.

 

-Bu kadar emin olma Hermione.

 

Draco bunu gayet içten söylemişti ama söylediğine pişman oldu. Adıyla seslenmesi zaten Hermione’yi sarsmıştı. Onun kalkıp gitmesi gerekirken Draco sinirle kalkmış, bir şeyleri yıkarak sınıftan çıkmıştı. Hermione Harry ile Ron yanına gelene kadar bir süre hareketsiz kaldı.

 

-Bir şey mi oldu Hermione? Malfoy sinirli gözüküyordu, diye sordu Harry. Ama Ron işin şakasında “Yoksa  sırasının altından ayağına mı bastın” diyince gerginlik dağılmıştı. Harry ile Ron gülerken Hermione;

 

-Bir şey yok. Her zamanki Malfoy işte, dedi.

 

Aklındaki cevapsız soru onu rahat bırakmıyordu: Her zamanki gibi mi gerçekten?

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Aptal, diyordu kendi kendine. “Aptal.” Hızla yanından geçtiği Blaise ile Pansy’i görmemişti bile.

 

-Draco nereye gidiyorsun? diye sordu Blaise ama sorusu havada asılı kaldı. Draco dışarı çıkmıştı bile. Geçen günkü gibi sert bir rüzgar vardı. Kendine gelmesini sağladı.İçinden bir ses o günkü gibi gelse diyordu. Gelse de ne olacaksa olsa..

 

-Aptal,dedi Draco kendine. Önündeki koca ağaca vurmaya başladı ve artık bağırıyordu.

 

-Aptal!

 

-Draco?

 

Draco arkasına dönmedi. Sesin kime ait olduğunu biliyordu ve mutluluk ile mutsuzluk arasındaki o ince çizgide duruyordu.

End Notes:

Okumanız beni çok mutlu etti. Bundan sonra ancak yorumlarınız ve verdiğiniz puanlar beni daha çok mutlu edebilir. :) (Şaka iyi hoş ama gerçekten yorumlarınızı beklemekteyim. Teşekkürler. :) )

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

The First Kiss by ecdice

Author's Notes:

Yeni bir bölümle karşınızdayım. Yalnız şunu belirtmek isterim ki bu benim ilk hikayem olduğu için yorumlarınız benim için çok önemli ve siz sevgili okuyucular hiç yorum yazmıyorsunuz! Gerçekten kırıldığımı belirtmek isterim. "Hiç olmamış bence sen bu işleri bırak" deseniz bile razıyım, yeter ki yorum yapın ki ben de neleri yapıp yapamadığımı öğrenebileyim. Teşekkürler :)

-Draco?

Draco’yu kendine zarar verirken görünce içi acımıştı. Neden böyle olduğunu anlamıyordu. Sadece adını söylemişti. Büyütülecek ne vardı ki? Ama onu bu halde görmek üzücüydü ve Hermione bu duyguyu sevmemişti.

-Draco? Ne yapıyorsun? Canın acıyacak.

Hermione söyleyecek bir şey bulamamıştı ve saçmalıyordu. Bu durum Draco’nun gülümsemesine neden oldu ama Draco önüne dönerken gülümsemesinin izlerini sildi. Hermione’ye bakarken sinirli gözüküyordu.

-Sana ne bulanık? Gitsene başımdan. Hiç rahat yok. Bıktım senden.

-Hermione’ye ne oldu? Yine bulanığa dönmüşsün bakıyorum.

Hermione ateşle oynadığını biliyordu. Ama daha seneler önce ateşin canını yakmadığını fark etmişti ve üstüne gitmeye karar vermişti.

-Üstüme gelme Granger. Seni uyarıyorum.

-Çok korktum Malfoy. Ne yapacaksın? Beni öldürecek misin?

Hermione sesine alay katmaya çalışmıştı ama sesinin titremesine engel olamadı. Draco afalladı. Ondan korkuyor muydu? Birkaç dakika kendisiyle savaşan Draco öne doğru adım attı ve Hermione’nin birkaç santim uzağında durdu.

-Benden korkuyor musun? diye sordu sesini yumuşatarak.

-Be..ben..

Hermione ne diyeceğini bilemiyordu. Draco’ya bu kadar yakın olmak onu heyecanlandırmıştı. Böyle hissettiğinden dolayı kıpkırmızı oldu. Mantıklı düşünemiyordu. Aklından geçeni söylemeye karar verdi.

-Senden korkmuyorum Draco. Fakat korkmam gerektiğini hissediyorum.

-Korkma, dedi Draco,sesi gayet içtendi. Benden korkma.

Draco aralarındaki mesafeyi kapatıp öne doğru eğildi. Dudakları birbirine değdiğinde Hermione hafifçe titredi. İkisinin aklında da “Ne yapıyorum?” sorusu vardı ama bu anı yaşamak istiyorlardı. Dakikalar gibi hissedilen saniyeler sonunda Draco geri çekildiğinde Hermione bir süre daha gözleri kapalı durdu. Draco merakla ne yapacağını bekliyordu. Sonunda Hermione gözlerini açtı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Beklediğinden daha iyi hissediyordu ama bunu ona söyleyemezdi. Ya onunla dalga geçmek içinse bütün bunlar? O zaman ömür boyu kurtulamazdı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Draco sabırla bekliyordu. Hermione’nin gözlerinden endişeli olduğunu anlamıştı. Onunla oyun oynadığını düşünüyor olmalıydı. Bu doğru değildi ama bütün bu olanlara o da inanamıyordu. İkisi de itiraf edemiyordu.

-Boynumdaki kolyeyi sen aldın değil mi? diye sordu Hermione. Draco konuyu değiştirdiğine şükretmişti, her ne kadar cevap vermek istemese de. Hermione de diyecek bir şey bulduğuna sevinmişti. Draco’nun gözü -ne olduğunu bilse de- kolyeye kaydı. Gerçekten hayal ettiği gibi teninle uyum içinde parlıyordu.

-Bunu mu? dedi küçümsemeye çalışarak ama başaramamıştı. Niye sana bir şey alayım ki?

-Dün benim doğum günümdü Malfoy Bilmiyormuş gibi davranma, dedi Hermione. Sesi ciddi çıkmıştı.

Draco kafasından söylenebilecek cümleleri geçiriyordu. Yanlış bir şey söylememeliydi. Bir hatayı daha kaldıramazdı. Susmayı tercih etti. Hermione cevabını almış gözüküyordu. İkisi de bir süre sustuktan sonra Hermione binaya doğru yürümeye başladı. Birden arkasını döndü ve göz göze geldiler. Draco daha önce bu kadar güzel bir kahverengi gördüğünü hatırlamıyordu. Bu düşünceden kurtulmak için başını salladı ve gözlerini yere çevirdi.

-Teşekkür ederim,dedi Hermione. Sesi istemediği kadar içten ve mutluydu. Geri dönüp binaya girdi. Draco da hemen arkasından içeri girdi.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

3 hafta sonra

 

Ne Draco ona ne de Hermione Draco’ya iyi ya da kötü hiçbir kelime etmiyordu. Bu durum herkesin dikkati çekmeye başladı. Hermione de Draco’nun o günden sonra daha da satacağını zannediyordu fakat Draco tam anlamıyla yüzüne bakmıyordu. K.S.K.S. dersine geldiklerinde Hermione “Olamaz.” dedi içinden. Harry ile Ron buldukları yere oturdular. Bu sırada Hermione’nin neden oturmadığını merak etmişlerdi.

-Hermione neden oturmuyorsun? dedi Ron fakat Harry onu çekiştirip döndürdü. Böylece Ron da tek boş yerin Draco’nun yanı olduğunu görmüştü. Harry yine itiraz etti fakat Hermione oturması gerektiğini hissediyordu yine.

-Sanırım artık zamanı geldi, dedi Hermione. Tatil gibi huzurlu geçirdikleri 3 haftanın sonuna gelmişlerdi. Yine yüzüme bakmayabilir, hiçbir şey söylemeyebilirdi. Ama ya tam tersi olursa diye düşündü. Bu fikir onu korkutmuştu. Ya bütün hıncını alırsa, ya herkesin içinde ikisini söylerse. Hermione otururken bunları unutmaya çalıştı. İkisi diye bir şey yoktu zaten.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

3 hafta olmuştu. Draco başarabileceğini zannetmiyordu ama bu 3 hafta boyunca Hermione’yi görmezden gelmişti. Bu durumda ona daha çok sataşması gerekiyordu belki de. Hermione’nin de böyle düşündüğünden emindi. Ama o bilerek onu görmemeye çalışmıştı. Ona kötü bir şey söylemek istemediğini fark etmişti. Bu kesinlikle doğru değildi. Bu yüzden onun varlığını unutarak eski haline dönmeye çalışmıştı ve iyi gidiyordu. Draco K.S.K.S. dersine geldiğinde her zamanki yerine oturmuştu. Bu dersi Gryffindorlular ile almaktan nefret ediyordu. Yanına hep salak insanlar oturuyordu. Zaten Gryffindorda akıllı biri var mıydı ki? Draco sorunun cevabını biliyordu. Her düşüncesinin sonunun ona varmasından bıkmıştı artık. Bu sırada yanına biri oturdu. Kim olduğunu görmek için döndüğünde hiç dönmemiş olmayı diledi.

-Granger, dedi Draco ve önüne döndü. Sesi mümkün olduğunca soğuk çıkmıştı. Gözleriyle sıraları aradı. Oturacak başka bir yer bulamadı. Bu sırada içeri Tonks girdi. Böylece yer değiştirme diye bir şansı da kalmamıştı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione soğuk da olsa selam vermesine sevinmişti. Onun sesini özlediğini fark etti.

-Bir çoğunuzun Protego Maxima yapabildiğini biliyorum. Bugün genellikle Protego Maxima ile kullanılan güçlü bir korunma büyüsü olan Fianto Duri büyüsünü öğreneceğiz. Şimdi sıra arkadaşınızla eş olun.

Hermione Draco’ya baktı. Yüzü ifadesizdi. Tonks bir hareketle bütün sıraları yok etti. Şimdi önlerinde geniş bir alan vardı. Herkes karşılıklı dizildi. Önce selam verildi ve çalışmalara başlandı. Hermione de Draco da bu büyüyü yapabiliyorlardı. Hermione’nin dikkati Ron’un bağırmasıyla dağılınca kendini Draco’dan gelen büyüye karşı koruyamamıştı. Bu bir anlık dikkatsizlik sonucu Hermione olduğu yere yığılırken ağzından sadece “Draco” sözcüğü çıktı. Bunu ilk fark eden ve ona doğru koşan Draco olmuştu.

-Hermione!

Draco’nun bağırışıyla herkes onlara dönmüş ve Hermione’ye doğru koşmaya başlamıştı.

-Hermione beni bırakma, diye fısıldadı Draco daha kimse yanlarına gelmemişken.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

3 hafta önce

 

Draco Hermione’nin arkasından binaya girdi. Etrafta kimsenin olmadığından emin olduktan sonra onu bileğinden yakaladı ve sürüklemeye başladı. Bir duvarın önünde durdu ve gözlerini kapatıp bir şeyler mırıldandı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione bileğinden çekildiğinde kim olduğuna bakma gereği duymamıştı. Hiç direnmeden çektiği tarafa doğru yürüdü. Draco “Hermione ile yalnız kalacağım bir yere ihtiyacım var.” diye mırıldanırken de bir tepki vermemişti. Karşılarına çıkan kapıdan girdiler. Odaya siyah renklerin hâkim olması onu şaşırtmamıştı. Draco koltuğa yöneldi ve oturdu. Hala bileğini tuttuğu için Hermione de yanına oturdu.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Sessizlik can sıkıcı olmaya başlamıştı. Draco onu buraya getirenin kendisi olduğu için konuşmaya kendisinin başlaması gerektiğini biliyordu ama ne diyeceğini bilmiyordu. Bir anlık içgüdüyle hareket etmişti. Aklındaki tek şey bunun yanlış olduğuydu. İkisi diye bir şey olamazdı.

-Granger konuşmalıyız.

Hermione sonunda sessizliğin bozulmasından memnundu. Aklına gelen ilk şeyi düşünmeden söyleyiverdi.

-Bu kadarını ben de anlamıştım.

Hermione kendini üstün hissetmiş gülümsüyordu.

-O kadar zeki olduğunu anlamıştım.

Draco da ona cevap vermişti ve şimdi ikisi de gülüyordu. Ama sonra sanki bir şey tarafında dürtülmüş gibi ikisinin de gülümsemesi buruk bir gülümsemeye dönüşmüştü.

-Bu yanlış.

Hermione ne demek istediğini anlamıştı. Kafasını salladı.

-Bu büyük bir aptallıktı Granger. Bir Malfoy asla bir bulanıkla birlikte olmaz. Bu olanları unutacaksın ve kimseye bir şey söylemeyeceksin!

Bulanık kelimesini tükürürcesine söylemişti ve kalbine saplanan acıyı düşünmemeye çalıştı. Sesindeki emir tonu Hermione’yi kendine getirmeye yetmişti. Karşısındaki Draco Malfoy’du! Oysa son birkaç dakikadır onun normal biri olduğunu düşünmüştü. Ayağa kalktı.

-Sen bana emir veremeyeceğini ne zaman öğreneceksin? İstediğimi yaparım ama merak etme. Senin beni öptüğünü söylersem muhtemelen Gryffindordan atılırım. Bu yüzden sağ ol ama saklamayı tercih ederim.

Draco da ayağa kalktı. Açıkçası bu atağı beklemiyordu ama Hermione işte, diye düşündü, ne zaman ne yapacağı belli değil.

-Hah! Gryffindordan atılırmış.. Asıl bir bulanığı öptüğüm duyulursa beni öldürürler!

Hermione bu ihtimalin gerçek olduğunu bilse de abartmış olmasını umuyordu.

-O yüzden bana üstünlük taslamaya kalkma. Bir anlık hataydı. Bugünle ilgili tek bir kelime bile duyarsam emin oldu ki seni mahvederim.

Draco odayı terk etti. Hermione birkaç dakika bekleyip çıktı. Ona ne olduğunu anlamıyordu. Draco Malfoy onu öpmüştü ve o Draco’ya saldırmamış hatta mantıklı denebilecek ne bir şey yapmış ne de bir şey söylemişti. En iyisinin bu olayı unutmak olduğuna karar verdi. Draco’nun bu konuyu bir daha açmayacağını biliyordu.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

3 hafta sonra, K.S.K.S. dersi

 

-Hermione!

-Hermione..

-Neler oluyor?

Herkes Hermione’nin başına toplanmıştı. Hermione nefes alıyordu ama bilincinin açık olduğundan emin değillerdi. Ron Draco’ya asasını doğrulttu.

-Ne yaptın ona seni aşağılık herif!

Draco cevap vermedi. Öylece Hermione’ye bakıyordu. Ne olduğunu o da anlamamıştı. İkisi de kalkan yapabildiği için anlamsız sözcükler söylüyordu. Bu yüzden ne söylediğini hatırlamıyordu.

-Ron buraya gel. Harry ile Hermione’yi Madam Pomfrey’e götürün. Draco sen de git ve Poppy’e ne olduğunu anlat.

Draco Tonks’a başını sallayarak cevap verdi. Harry Hermione’yi kucağına aldı. Üçü önden giderken Draco arkadan sessizce onları takip ediyordu. Ne olduğunu hatırlamaya çalışsa da aklında tek şey vardı. Yani hiçbir şey…

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Bu bölümle ilgili çok tereddüdüm vardı, bu yüzden yorumlarınıza ihtiyacım var. Bir çok kişinin not kısımlarını okumadığını tahmin ediyorum. Bu yüzden tekrar belirtmek istiyorum, yorumlarınızı bekliyorum. İyi ya da kötü farketmez. Bazılarınızın canı yorum yapmak istemiyor olabilir, o zaman lütfen puan verin. Teşekkürler şimdiden :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Impossible by ecdice

Author's Notes:

Şu ana kadar gelişen olay akışının değişeceğini tahmin ediyorum. Dudaklarım mühürlü.. Söyleyebileceğim tek şey: Her şey yeni başlıyor. :)

Umarım beğenirsiniz :) Arkadaşınızdan yorumlarınızı esirgemeyin lütfen. Eleştiri ve beğenilerinizi dört gözle bekliyor olacağım. İyi okumalar :)

-Madam Pomfrey!

 

-Madam Pomfrey, nerdesiniz?

 

Harry, Hermione’yi yataklardan birine yatırırken Ron telaşla Madam Pomfrey’e sesleniyordu. Draco ise onlar başka bir boyuttaymış gibi en uzaktaki yatağa oturmuş Hermione’ye bakıyordu. Bu sırada Poppy odasında çıktı.

 

-Neler oluyor çocuklar?

 

Poppy Hermione’yi baygın görünce daha da telaşlanmıştı. Hala Draco’ya saldıracakmış gibi gözüken Ron’dan ses çıkmayınca Harry konuşmaya başladı.

 

-Biz Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinde kalkan büyüsü çalışıyorduk. Hermione’nin dikkati dağılmış ve kalkan yapmaya vakti olmadan Draco’nun yolladığı büyü ona çarpmış. Ondan sonrası yok. Nefes alıyor ama bilinci açık mı anlayamadık.

 

Poppy Draco’ya baktı ve ne olduğunu sorarken yanına çağırdı. Fakat Draco kıpırdamadı, ağzını da açmadı. Ron onun üstünde yürürken de bir tepki vermedi. Harry Ron’u engellemek için atılırken bir yandan da durumu özetliyordu.

 

-Anladığım kadarıyla Draco da ne yaptığını bilmiyor. İkisi de kalkan yapabiliyor diye öylesine sözcükler söylüyormuş.

 

Bu sözleri duyan Draco ilk kez yaşadığına dair bir tepki gösterip ayağa kalktı.

 

-Sen!. Nereden biliyorsun bunları?

 

-Zihnini görebiliyorum gerizekalı. Senin anlatacağın yoktu zaten.

 

Draco bu cevabı oldukça makul buldu.  Zaten anlatacak bir şey yoktu ve konuşmaya da gücü yokmuş gibi hissediyordu. Tekrar oturdu ve eski haline dönüp Hermione’yi izlemeye devam etti.

 

-Abi bana da söyleseydin ya. Neredeyse hiçbir tepki vermiyorsun diye sana saldıracaktım.

 

-Tamam Ron. Önemli olan Hermione. Madam Pomfrey yapabileceğimiz bir şey yok mu?

 

Hermione’yi inceleyen Poppy bir süre daha düşündükten sonra konuşmaya başladı. Harry ve Ron kadar Draco da ne diyeceğini çok merak ediyordu.

 

-Ölümcül bir şey olduğunu düşünmüyorum. Biz büyünün ne olduğunu bulana kadar böyle baygın kalacak. Dumbledore’a da olanları anlatalım. Snape’nin bir çözüm bulacağına eminim.

 

-Ah tabi, Dumbledore. Biz haber vermeyi unuttuk.

 

Harry Draco’ya baktı, kıpırdamaya niyeti yok gibiydi. Ron ise “Buradan ayrılmam” bakışı atıyordu. “İş başa düştü.” diye düşündü Harry.

 

-Ben hemen dönerim. Şey.. onlara göz kulak olur musunuz?

 

Poppy, Harry’nin gösterdiği iki gence bakarken gülümsedi..

 

-Merak etme. Ben başlarındayım. Hadi sen git.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Harry müdürün kapısını çalarken ne diyeceğini bilmiyordu. “Gel.” sesini duyunca içeri girdi.

 

-Harry, oğlum, tam zamanında. Biz de Hermione’yi konuşuyorduk. Gel otur şöyle.

 

Harry, Hermione’nin adını duyunca kalakaldı. Nereden duymuşlardı? Bu sırada Snape’nin arkasında dikilen Tonks’u gördü. Tabi ya Tonks, diye düşündü.

 

-Efendim Draco ne olduğunu bilmiyor. Hermione kalkan yapabildiği için anlamsız sözler söylediğini ve ne dediğini hatırlamadığını söylüyor. O bir tür şokta gibi.

 

Harry otururken hepsinin düşünceli ve endişeli olduğunu fark etti. Burada kesinlikle bir şeyler dönüyordu.

 

-Bunları sana Draco mu anlattı?

 

Dumbledore gözlüklerini aşağı çekmiş direkt olarak gözlerine bakıyordu.

 

-Hayır efendim. Dediğim gibi bir tür şoktaydı. Ben..ben..o..

 

-Geveleme de söyle Potter,dedi Snape. Sinirlenmeye başlamıştı.

 

-O konuşmayınca..ben zihnine girmek zorunda kaldım efendim.

 

-Evet, bu şok ve konuşmama bir şey ifade ediyor mu Severus?

 

-Neler oluyor efendim?

 

Harry dikkatle onları izliyorken Snape konuşmadı. Kafasında bir şeyleri tartıyor gibiydi.

 

-Ben emin değilim. Bu sadece bir ihtimal. Bayan Granger’in dikkati dağıldı demiştin değil mi Potter?

 

-Evet profesör. Draco’ya göre Ron’un çığlığı ile-

 

Harry birden aklına gelen gerçekle sustu ve sonra devam etti.

 

-Bir dakika Ron çığlık atmadı ki.. Hemen yanımdaydı. Böyle bir şey olsa ben..

 

-Sanırım parçalar yerine oturuyor değil mi Severus?

 

-Efendim bu nasıl mümkün olabilir?

 

Snape cevap vermedi. Bunun yerine Tonks’a döndü.

 

-Tonks, sınıfta garip bir şey görmediğine emin misin?

 

Tonks’un sıkılmış hali bu sorunun yüz defa sorulduğunu anlatıyordu. Elini başına koyup bir daha düşündükten sonra başını iki yana salladı.

 

-Biri sınıfıma girip sihir yapsa anlarım değil mi Severus? Orada sadece öğrenciler vardı ve eminim.

 

-Eğer düşündüğüm şey olsaydı bunu bir öğrenci yapmış olamazdı. Endişelenmemize gerek yok. Bayan Granger’a birkaç iksir hazırlamalıyım. Bu sırada Bay Malfoy’un hatırlaması işimizi kolaylaştırır.

 

Revire doğru yola çıktıklarında Harry onları bu kadar düşündürüp endişelendiren şeyin ne olduğunu çok merak etmişti. Her ne kadar Snape bunun mümkün olmadığını söylese de bu konuşmayı aklının bir köşesine yazdı. Anladığı kadarıyla bahsettikleri karanlık bir büyüydü ama Snape haklı olmalıydı. Burada böyle bir büyüyü bilebilecek ve yapabilecek bir öğrenci yoktu. Harry sınıfta olan kişileri düşündü. Aklına kimse gelmedi, Draco dışında.. Ama bizzat zihnini görmüştü. Onun bir şey yapmadığına emin sayılırdı. Tam bu sırada Hermione’nin bir şeyler öğretirken kullandığı ses tonu beyninde yankılandı. “Yüzde bir ihtimal olsa bile o yüzde birin gerçekleşmediğinden yüzde yüz emin olmalısın.” Ah Hermione, diye düşündü Harry. Sen olmadan seni kurtaramayız.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Revire yaklaştıklarında Draco’nun çığlığını duydular. Ron’un bir şey yapmış olabilme ihtimalini düşünen Harry koşarak içeri girdi fakat gördüğü manzaraya hazır olduğunu düşünmüyordu.

 

Draco en son oturduğu yatağı kırmış -gerçek anlamda- duvara daha da ileri gidebilecekmiş gibi dayanarak yerde oturuyordu. Sanki ona ait değilmiş gibi başını tutuyor, parçalamak istercesine sıkıyordu. Acı çığlığı revirde ve boş koridorda yankılanıyordu. Olanlara anlam veremeyen Harry’nin bakışları Ron ile buluştu. Onun bir şey yapmadığına emin olmasını sağlayan o korkulu gözlere baktı. Ron, Madam Pomfrey ile Hermione’nin yanından Draco’ya bakıyordu. İkisinin de yüzlerindeki endişe okunuyordu. Snape hemen Draco’nun yanına gitti ve sakinleştirmeye çalıştı. Harry’nin, Snape’nin Draco’nun zihnine gireceğinden emin olduğu bir saniye sonunda Snape acıyla bağırdı, Draco ise çoktan bayılmıştı.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Snape Draco’yu Hermione’nin yanındaki yatağa yatırdıktan sonra Dumbledore, Tonks ve Poopy’nin bulunduğu odaya yöneldi. Ron bir şey diyemeyecek kadar ürkmüş, Harry ise bir şey demeyecek kadar düşünceliydi. Neler oluyordu böyle? Draco’nun çığlığını tekrar duyar gibi oldu ve o ana geri döndü. Kesinlikle ortada bir sorun vardı. Bazı şeyleri bilmemek ne kadar kötüymüş, diye düşündü.

 

-Şu an ben size hep diyorum demeni çok isterdim Hermione, dedi Harry elini tutarken.

 

Ron ona ne demek istediğini sormadı. Sadece kafasını salladı ve Hermione’nin diğer tarafına geçip diğer elini tuttu. Bu sırada Dumbledore ve diğerleri odadan çıktı. Yüzlerindeki ifadeyi daha önce görüp görmediğini hatırlayamadı Harry.

 

-Korkarım ki sorunun ne olduğunu bilmiyoruz, dedi Dumbledore. Profesör Snape birkaç iksir hazırlayacak. Bay Malfoy’un birkaç saat içinde uyanacağını tahmin ediyoruz. Bu durumda bu gece burada kalabilirsiniz çocuklar. Bayan Granger’a daha çok değer verdiğinizi biliyorum ama Bay Malfoy’un da desteğinize ihtiyacı olabilir. Sizin olgun davranıp ona da yardımcı olacağınızı biliyorum ve eminim ki Bay Malfoy bilerek ve isteyerek zarar vermedi. Zaten duruma bakacak olursak onun da zarar gördüğünü söyleyebiliriz. Poppy çocukları sana emanet ediyorum. Snape iksirleri hazırlarken benim de biraz araştırma yapmam gerekiyor. Tonks sen odana gidebilirsin.

 

Tonks başıyla onayladı. Hermione ve Draco’ya son kez bakıp odadan çıktı.

 

-Tabi profesör. Hiç merak etmeyin. Ailelerine haber verecek misiniz?

 

-Bay Malfoy’un ciddi bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Bayan Granger’in ailesini de telaşlandırmamıza gerek olduğunu sanmıyorum. Eğer bir ilerleme kaydedemezsek haber vereceğimden emin olabilirsin Poppy. Şimdi bizim gitme vaktimiz geldi. İyi geceler çocuklar.

 

-İyi geceler efendim.

 

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Bazı sesler duyuyordum. Nasıl geldiğimi bilmediğim koridora baktım. Bu koridor revire gidiyordu. Sanki oraya çekiliyormuş gibi hissettim. Açık olan kapıdan girdim. Harry, Ron ve Madam Pomfrey bir yatağın başında durmuş konuşuyorlardı. Ne konuştuklarını duyamıyordum. Sanki bir fısıltı gibiydi her şey. Gözlerim kapıya daha yakın yatan çocuğa kayarken Madam Pomfrey odasına çekildi. Sarı saçlı çocuk kâbus görüyormuşçasına acı bir ifadeyle baygın yatıyordu. Yüzündeki ifadeden mi yoksa baygın olmasından mı içimde bir acı hissettim. Daha doğrusu bir boşluk hissediyordum. Beni hâlâ fark etmediklerinden onlara doğru yürümeye başladım.

 

-Harry?

 

Draco’nun yatağının yanında durdum.

 

-Ron?!

 

Ne Harry ne de Ron cevap vermedi. Hatta beni duyduklarını zannetmiyordum. Telaşlanmaya başlamıştım. Biraz daha yaklaştım.

 

-Hey çocuklar! Neden kimse beni duymuyor? Malfoy neden burada? Hey! Kime diyorum? Ah yeter artık, oraya geliyorum. Yataktaki kim-

 

Hermione gözlerine inanamıyordu. Yataktaki…

 

-Ama bu benim. Bu nasıl olabilir? derken arkasındaki yatakta bir çift mavi-gri göz birden bire açılıverdi.

End Notes:

Bitiş sahnesi korku filmlerine benzedi sanki.. :)  Bu bölümle ilgili ne düşünüyorsunuz acaba? Bir arkadaşım söylemişti de inanmamıştım ama yorum olmayınca gerçekten kötü yazdığımı düşünüyorum. Bu bölümle ilgili endişelerim var. Yorum yapmanız beni çok mutlu eder. :) Yorum yapmazsanız devam etmeyecek gibi bir şey söylemeyeceğim, devam edecek ama insanın isteği de ölüyor bir süre sonra. Bu yüzden yorumlarınızı ve puanlarınızı bekliyorum. Okuduğunuz hikayeyi beğenmişsinizdir umarım :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

I know my love by ecdice

Author's Notes:

Yeni bir bölümle daha karşınızdayım :) Umarım beğenirsiniz. Bölümde adı geçen bütün büyüler orjinal büyü sözleridir, araştırabilirsiniz.

Derin bir nefes alış duyan Harry ile Ron aynı anda Draco’ya döndüler. Draco şaşkınca etrafına bakıp olanları hatırlamaya çalışıyor gibiydi. Hava kararmıştı. Harry ile Ron’u görünce doğruldu.


-Neler oluyor burada?


-Hatırlamıyor musun? diye sordu Harry.


-Yok, hatırlıyorum ama zevk için soruyorum Potter.


-Tamam kızma. En son neyi hatırlıyorsun?


Draco düşünmeye çalıştı. Boş hissediyordu. Biri anılarını ve duygularını silmiş gibi ama birden her şey eski haline döndü. Draco yaşadığı bu garip deneyim sonucu tekrar bayıldı.


-Malfoy!


-Abi buna güveneceksek işimiz zor.


-Saçmalamayı kes Ron ve buraya gel.


-Tamam geldim.


-Malfoy!


Harry, Draco’yu ayıltmaya çalışırken Ron da yanında dikiliyordu. Bu sırada Draco kendine geldi.


-Çek ellerini üzerimden Potter.


-Sana da iyilik yaramıyor Malfoy.


-Senden iyilik isteyeceğime ölürüm daha iyi.


-Bana uyar, diye atıldı Ron. Draco’ya pis bakışlar atmaktaydı.


-Ah, Weasley de buradaymış. Kız arkadaşından ayrı kalmıyorsun galiba.


Draco bunu alay etmek için söylemişti ama “kız arkadaş” lafı onu sinirlendirdi. Görünüşe göre Ron da sinirlenmişti.


-Ne zaman öğreneceksin Malfoy? Hermione benim kız arkadaşım değil. Hoşlandığım başka biri var.


Bu sözler Draco’yu rahatlatırken sinirlenme sırası Harry’e geçmişti.


-Ne? Bana ne zaman söyleyecektin acaba?


-Zamanı gelince söyleyecektim Harry. O da benden hoşlanıyor.


-Kim? Gryffindor mu?


-Abi bunları şimdi konuşmasak, özellikle onun önünde.


Ron Draco’yu işaret ederken Draco gülümsüyordu. Demek Hermione’yi sevmiyor, bu iyi işte, diye düşündü.Sonra bu düşüncesinin bencilce olduğunu hatırlayıp ayağa kalktı ve Hermione’nin yanına gitti.


-Ben niye yataktaydım? En son orada oturduğumu hatır..


Draco odanın köşesindeki yatağı gösterecekken birden durdu.


-Orada bir yatak olması gerekiyordu.


-Vardı, sen kırmadan önce,dedi Harry.


-Ben ne?


-Birden bire bağırmaya başladın ve yatağı kırdın. Sonra duvara dayalı oturup çığlık atmaya devam ettin. Madam Pomfrey seni sakinleştirmeye çalıştı ama başaramadı. Sonra Snape geldi. Zihnine girmeye çalıştı fakat sen bayıldın, diye açıkladı Ron. Nefes almadan konuştuğu için şimdi hızlı hızlı nefes alıyordu.


-Waow..Ben neymişim,dedi Draco. Gülümsemeye çalıştı ama başaramadı. Peki Herm..Granger’in nesi varmış?


Draco neredeyse açık veriyordu fakat Harry ile Ron fark etmiş gibi gözükmüyordu.


-Bilmiyoruz. Snape birkaç iksir hazırlayacağını söyledi. Daha gelmedi, bekliyoruz. Tabi bu arada hangi büyüyü yaptığını hatırlasan iyi olurdu, dedi Harry. Bu sırada Ron Hermione’nin diğer tarafına geçmiş onları dinliyordu.


-Hatırlamıyorum Potter. Üstüme gelme.


-Ne yaparsın Malfoy, beni öldürür müsün? Hermione’nin başına bu belayı sen açtın ve sen düzelteceksin!


Draco onu dinlemiyordu. Aklı 3 hafta öncesine gitmişti.


-Üstüme gelme Granger. Seni uyarıyorum.


-Çok korktum Malfoy. Ne yapacaksın? Beni öldürecek misin?


-Benden korkuyor musun?


- Be..ben..Senden korkmuyorum Draco. Fakat korkmam gerektiğini hissediyorum.


-Korkma. Benden korkma.


Draco o güne gitmişti tekrar. Yavaşça eğilişi ve öpüşü.. Hepsi hâlâ çok canlı hatıralardı. Ona zarar vermek istememişti. Draco’dan ses çıkmayınca Harry ile Ron da konuşmayı kesti. Hepsi Hermione’yi izliyordu. Hiçbiri Hermione’nin aslında arkalarından onlara baktığını bilmiyordu.


       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


-Draco?! Draco sen de mi göremiyorsun beni. Aklımı kaçırmak üzereyim. Burada neler oluyor böyle? En son.. En son sınıftaydık. Kalkan çalışıyorduk, hatırlıyorum. Ron.. Evet, biri çığlık attı. Ben de Ron sanıp döndüm. Belki de oydu, bilemiyorum. Sonra Draco.. Draco’dan gelen büyüye kalkan yapamadım. Sonra..


-Bir çoğunuzun Protego Maxima yapabildiğini biliyorum. Bugün genellikle Protego Maxima ile kullanılan güçlü bir korunma büyüsü olan Fianto Duri büyüsünü öğreneceğiz. Şimdi sıra arkadaşınızla eş olun.


Draco’ya baktım. Yüzü ifadesizdi. Tonks bir hareketle bütün sıraları yok etti. Şimdi önümüzde geniş bir alan vardı. Karşılıklı dizildik ve selam verip çalışmalara başlandık Bu büyüyü yapabiliyordum. Onun da yapabildiğini biliyordum.İkimiz de başlamayınca Tonks yanımıza geldi.


-Hermione, hayatım, bence Draco bir centilmen olarak önce senin başlamanı bekliyor.


Tonks gülümseyerek bize bakıyordu. Ben de gülümsedim ve başımı salladım. Draco hâlâ ifadesizliğini koruyordu. Aklıma gelen ilk şeyi söyledim.


-Locomotor Mortis.


-Fianto Duri. Rictusempra.


-Fianto Duri. Vermillious.


-Fianto Duri. Ascendio.


-Fianto Duri.


Sıkılmaya başlamıştım. İkimizde kalkan yapabiliyorken bunun ne anlamı vardı ki..


-Stupefy.


-Fianto Duri.


Draco’nun da sıkıldığını hissediyordum. Söyleyecek büyü bulamıyor gibiydi.


-İmmobulus.


-Fianto Duri. Distrain.


Artık gerçekten sıkılmaya başlamıştım. Draco’nun umursamaz bakışlarını çekemiyordum.


-Fianto Duri.


Tabiî ki yine kalkan yaptı. Of..Ne zaman  bitecek bu ders. Derse gireli daha 5 dakika oldu ama ben şimdiden sıkıldım. İlk defa bir dersin bitmesini istiyorum. Harry ile Ron bunu duyunca mutlu olacak. Gülümsedim. Onları düşünmek iyi gelmişti. Bu sırada Draco’nun bir şeyler mırıldandığını görüyordum ama ne dediğini duyamadım. Biri çığlık attı. Ron muydu o? Ron’a doğru baktım. Harry’nin yanında kalkan yapmaya çalıştığını görebiliyordum. Neyse ki Ron değilmiş. Draco’ya dönüp kalkan yapmaya hazırlanırken sarı bir ışık gördüm. Daha ben “Fianto” bile diyemeden ışık beni vurdu. Sadece “Draco” diyebildim. Draco bana doğru koşuyordu.


-Hermione!


Yanıma geldi. Son anda yakaladı beni, başım yere çarpmadan önce. Çömeldi yanıma ve kulağıma fısıldadı. Zar zor duyabildim bilincim kapanmadan önce.


-Hermione beni bırakma.


Hatırladım.Draco’nun büyüsü sonucu bu hale gelmiştim. Ama niye hâlâ bu durumdayım? Affedilmez Lanetlerin dışında hemen hemen her büyünün geri dönüşümü vardır.  Belki de daha bulamamışlardır..


-Draco?! Harry?! Ron?!


Bağırmak faydasız, beni duyamıyorlar. Beklemekten başka çarem yok.


       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


-Hadi siz yatın artık. Böyle durarak ona hiçbir faydanız yok, dedi Draco.


-Seninle yalnız bırakalım yani Malfoy. Hayatta olmaz,dedi Ron.


-Size de iyilik yaramıyor Weasley. Bayılacak gibi duruyorsunuz ondan dedim.


-Senden iyilik isteyeceğime ölürüm daha iyi, dedi Harry ve onun sözünü ona satmaktan memnun güldü. Doğru söylüyor Ron, hadi yatalım. 10 adım ileride olacağız. Merak etme.


Ron kabullenmek zorunda kaldı çünkü gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu. Harry ile karşıdaki yataklara giderken Draco’ya gözüm üzerinde işareti yaptı. Bu hareket Draco’nun sadece gülmesine yol açtı. Harry ile Ron yatar yatmaz uyudular. Draco her ihtimale karşı Hermione ile çevresine ses geçirmez bir duvar yaptı.


       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


Harry ile Ron’un uyuduğunu gören Hermione bedeninin yanına oturdu. Bu sırada Draco etraflarına duvar yaratmıştı. Keşke, diye düşündü. Keşke beni duyabilsen, üzülmene dayanamam.


-Özür dilerim Hermione. Ben bilerek yapmadım.


Ben iyiyim Draco. Buradayım.Üzülme. Yakında eski halime dönerim.


-Keşke biraz daha dikkatli olsaydım. Ne dediğimi bile hatırlamıyorum oysa. Ne olacak şimdi bilmiyorum. Nasıl kurtaracağız seni?


Ne? Yaptığın büyüyü hatırlamıyor musun? O zaman şimdi..ben..


Hermione durumun ciddiyetini öğrenmişti sonunda. Yapılan büyü bilinmezse geri çevrilemez. Düşündü ama o da duymamıştı Draco’nun ne dediğini. Bu işin sonu ne olacak bilemiyordu. Ben ne olacağım, diye düşündü. Hep böyle mi kalacağım yoksa?


       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


Draco, Hermione’nin yanına oturmuş elini tutuyordu. Onu duyabildiğini hissediyordu. Bu yüzden konuşmaya devam etti.


-Sana söz veriyorum kurtaracağım seni.


Biliyorum.


-Haftalardır kaçıyorum senden. Ama bir bilsen ne kadar zor. Hep aynı günü yaşıyorum rüyalarımda.


Ben de Draco. Ben de.. Ama niye kaçtın öyleyse?


-Senle ben biz olamayız Hermione. Ne kadar istesem de. Bilmiyorum tabi sen istiyor musun..


Elbette istiyorum.


-Seni ne kadar yanımda istesem de olamayız yan yana. Şu son 3 hafta seni görmezden gelmemin tek sebebi seni unutmaya çalışıyor olmam. Ama ne kadar denesem de unutamıyorum seni.


Ben de. O günden sonra çok denedim inan. Ama olmadı. Bana sataşmanı bile özledim.


-Sana sataşmayı bile özledim. Senin o sağlam duruşun gözlerimin önünde, beni daha da güçlendiriyordu. Ama ben kaçmayı seçtim, bir korkak gibi.


Deme öyle.


-Bir şeylerin kıymeti kaybedilince anlaşılıyormuş. Duruşunu, gülüşünü, saçlarını, gözlerini, kütüphanedeki ders çalışma saatlerini.. her şeyini özledim.


Ben de.. Ben de özledim. Duruşunu, gülüşünü, saçlarını, gözlerini, sataşmanı.. her şeyi.. ben de özledim.


-Meğer ben bunca zaman içimde yaşatıyormuşum seni. Meğer ben seni..


-Bay Malfoy?!


Draco duyduğu sesle irkildi. Snape başında dikiliyordu. Draco damarlarında yükselen korkuyu hissetti. Duymuş olamazdı değil mi? Hayır, önlemini almıştı. Hemen ellerini çekti Hermione’nin ellerinden.


-Profesör Snape.


Snape şaşkınca ona bakıyordu. Tabi ya,diye düşündü. Duvar hâlâ etkin olmalı. Birkaç söz mırıldandı. Duvarın yok oluşunu hissetmişti.


-Profesör Snape.


-Bayan Granger’a birkaç iksir getirmiştim. Sizi iyi gördüğüme sevindim.


Snape, Hermione’ye iksir içirirken Draco yatağına gitti.


-Ne zaman etkisini gösterir bu iksirler? diye sordu Draco. Meraklı görünmek istemiyordu ama merak ediyordu işte. Snape şaşırmıştı ama belli etmedi.


-Eğer işe yararsa yarın sabah uyanması gerekir.


Snape dışarı çıkarken Draco göz kapaklarının ağırlaştığını hissediyordu. Hermione içinde bir boşluk hissetti. Yok olmadan önce tek bir şey söyleyebildi.


Biliyorum aşkım.

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. :) Lütfen yorum yapınız veya puan veriniz. Yorumlarınızı beklemekteyim. :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

I found! by ecdice

Author's Notes:

Biliyorum çok uzun bir ara oldu. Bunun için sizden özür diliyorum. Dersler falan girememiştim. Neyse artık tatil olduğuna göre daha sık gireceğim inşallah :D

İpucu vermek gibi olmasın ama siz de benim gibi Hermionenin bu durumundan sıkılmış olmalısınız. Başlıktan da anlaşılacağı gibi bazı şeyler bulunacak. :D

 

Draco bazı sesler duydu ve gözlerini açtı. Sabah olmuştu. Dumbledore, Snape, Madam Pomfrey, Harry, Ron ve Ginny, Hermione’nin başında durmuş bir şeyler konuşuyorlardı. Draco kulak kesildi.

-Neden uyanmıyor Profesör? diye sordu Harry.

-İksirlerim işe yaramadığına göre güçlü bir büyü olmalı. Korkarım ki Bay Malfoy’un hatırlamasından başka çare kalmadı, dedi Snape.

Draco onları inceledi. Yüzlerini göremese de üzgün olduklarını tahmin ediyordu. Ginny’nin belli belirsiz hıçkırıkları içini acıtıyordu. Hermione’nin geleceği onun ellerindeydi.

-Hemen ümitsizliğe kapılmamalıyız bence. Araştırmalarım sırasında sonucu Bayan Granger’da görülen etki olan 24 tane büyüye rastladım. Tek tek inceleme gerektirse de işimiz bittiğinde doğru büyüyü bulacağımıza inanıyorum.

Draco rahatlamanın etkisiyle iç geçirdi. Bu sesi duyan, Dumbledore ve Snape hariç herkes sıçradı. Draco’nun varlığını o ana kadar unutmuş olmalıydılar.

-Ah Bay Malfoy,dedi Dumbledore. Söylediklerimi duymuş olmalısınız. Bu araştırmada en çok sizin yardımınıza ihtiyacımız olacak. Bulduğum 24 büyü arasından bildiklerinizi ve duymuş olabildiklerinizi ayırıp onları inceleyeceğiz. Umarım yardımcı olursunuz.

Draco başıyla onayladı. Bir şeyler yapabilecek olması onu mutlu etmişti.

-Kahvaltıyı kaçırmak istemezsiniz sanırsam. Derslerden sonra sizinle kütüphanede görüşürüz, dedi Dumbledore.

Draco, diğerlerin peşinden çıktı. Ginny’nin birden durup ona dönmesi onu çok şaşırttı. Harry ile Ron da böyle bir şey beklemediklerinden Ginny’nin durduğunu bir süre sonra anlayabildiler.

-İyi misin? diye sordu Ginny.

Ginny’nin sorusu karşısında afalladı Draco. Sanki zor bir soruymuş gibi düşündü. Ginny’nin yüzünde buruk bir gülümseme vardı.

-İyiyim.

Draco da gülümsedi ama başarabildi mi bilmiyordu. Ginny, Harry ile Ron’un yanına gitti ve yürümeye devam ettiler. Sanki bu Draco’ya günün geri kalanı hakkında bir ipucu gibiydi.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Draco Tılsım dersine giderken bunun bugünkü son ders olmasına seviniyordu. Gördüğü herkes, tanımadıkları bile, nasıl olduğunu sorup durmuşlardı bütün gün. Daha fazla dayanamıyordu.Sınıfa girdi. Bu dersi Ravenclawlarla alıyorlardı. Draco Blaise ile Pansy’nin yanına otururken daha ne olduğunu anlamadan etrafı sarıldı. Tanımadığı birçok Ravenclaw onunla konuşuyordu.Tanrım, neler oluyor böyle,diye düşündü.Nasıl onunla konuşmaya cüret edebilirler?!

-Gidin başımdan, dedi Draco. Fakat hiçbiri onu dinlemedi.Soru üstüne soru soruyorlardı. Sanki onları çok ilgilendirirmiş gibi. Ama sonra Draco’nun hayatında ilk minnettar kaldığı bir şey oldu.

-Draco,yanım boş.Buraya gelmek ister misin? Ben de seninle bir şey konuşmak istiyordum.

Sarışın bir kız etrafındakileri yarıp yanına geldi.Kolundan tutup başka bir sıraya götürdü. Diğerleri kızdan korktuklarından mı,çekindiklerinden mi yoksa profesörün içeri girmesinden mi bilinmez peşlerinden gelmediler.

-İyi misin? Seni çok sıkmış olmalılar. Bütün okul sizi konuşuyor,dedi Luna.

-İyiyim. Şey..ben.. teşekkür ederim.

-Önemli değil. Yardıma ihtiyacın var gibi duruyordun.

-Ha..evet. Sen daha demin “siz” mi dedin?

-Sessizlik lütfen!..Evet, sevgili öğrenciler, size Avis büyüsüne -kuş sürüsü saldırısı- çalışmanızı söylemiştim. Çalıştınız mı?  Eminim birbirinizin üzerinde denemişsinizdir. (Hahahaha :D)

Profesör Flitwick sempatik ve komik bir adamdı. En azından kendine göre.. Draco Profesör Flitwick konuşurken Luna’nın ne demek istediğini anlamıştı.  “Siz..” Bir anlık heyecan ile “Acaba?” demişti. “Öğrendiler mi acaba?” Ama böyle bir şey olsaydı babasının çoktan hesap sormaya geleceğini biliyordu. Bütün bunları düşünmekten yorulmuştu. Dikkatini derse verdi.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Bu çok garip bir histi. Birden bire yok olmak ve birden bire var olmak… Elinden gelen bir şey yoktu. İlk zamanlar karanlıktaydı. İlk kez bu hissi yaşadığında kendini revire giden koridorda bulmuştu. Çok anlamsızdı olanlar. Ron,Harry ve Madam Pomfrey bir yatağın başında konuşuyorlardı.Sırtları ona dönüktü. Yandaki yatakta Draco yatıyordu. Ne olduğunu anlayamamıştı. Onlara doğru seslenmiş ama sesini duyuramamıştı. Yanlarına gidip yatakta yatanı gördüğünde bunun bir şaka olduğunu düşünmüştü. “Ben buradayım!..” Tam bu anda soğukluk hissi geri dönmüş, kendini yine karanlıkta yapayalnız bulmuştu. Aklında bu olanların mantıklı bir açıklamasını bulmaya çalışıyordu. Bu sefer revirde yatağının yanında buldu kendini. Draco,Ron ve Harry sessizce onu izliyorlardı yani orada yatan bedenini… Neler olduğunu hatırlamaya çalışmıştı. Sınıf.. Kalkan.. Draco.. Draco’dan gelen büyü ve kalkan yapamayışı.. Tekrar seslendi onlara ama bu sefer anlamıştı bağırmanın boşuna olduğunu. Beklemeye başladı. Ron ile Harry karşı yataklara uyumaya gidince bedeninin yanına oturdu. Bu sırada Draco etraflarına ses geçirmez duvar yapıyordu. Ondan özür diledi. Neden kaçtığını söyledi ve o kahrolası Snape gelmeseydi belki de ona onu sevdiğini söyleyecekti. Kendine inanamıyordu. Bu durumdayken bile onu düşünüyordu. Draco yatağına gitti. Soğukluk hissi geri dönerken Hermione sadece “Biliyorum aşkım.” diyebilmişti. Karanlık onu içine çekmişti yine. “Ben de seni seviyorum.” Ve şu an… Artık alışmıştı bu hisse. Gerçekliğe çekildiğini hissetti. Kendini Tılsım sınıfında buldu. Kalabalığın içinden Luna’nın Draco’yu çıkarışını izledi. Hiç söylemese de Luna’ya hayrandı Hermione. Kendine özgü davranışlarına ve insanların ne diyeceğini umursamamasına… Onların yanına gitti. Luna’dan bütün okulun onları konuştuğunu öğrendi. Draco dikkatini derse verince o da Profesör Flitwick’i dinlemeye başladı. Anlattığı büyüyü -Avis- biliyordu. Hoş Hermione birçok şeyi biliyordu zaten. Ama bunların hiçbiri onu kurtarmıyordu.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Zeki bir büyücü olsa da derse girmeyi pek sevmezdi Draco. O zaten kendini eğitiyordu ve bu dersler ona bildiklerini anlatmaktan başka bir işe yaramıyordu. Ara sıra yeni şeyler de öğreniyordu tabi. Mesela Profesör Flitwick’in anlattığı şu büyü... İşine yaramayacağını düşünse de aklının bir köşesine yazdı.

Ders bittiğinde daha önce hiç olmadığı kadar mutlu olmuştu. Luna’ya onu kurtardığı için tekrar teşekkür etti ve sınıftan çıktı. Luna herkesin aksine garip bir kızdı ama Draco onun yanında kendini rahat hissettiğini fark etti. O zaten tuhaftı ve Draco bir tuhaflık yapsa bile onun yanında kendini normal hissederdi. Yatağında uyuma hayalleri kurarken Dumbledore’un onları kütüphaneye çağırdığını hatırladı. Kütüphane onlara özel olarak kapatılmıştı. İçeride yalnızca Dumbledore, Snape, McGonagall, Harry, Ginny ve Ron vardı. İçeri girdiğinde onu fark etmediler. Büyüler üzerinde tartışmaya başlamışlardı bile. İyice yaklaştı ve onlara katıldı. Tartışmalar sonunda olabilecek yarım düzine büyü kalmıştı.

-Scruge Charm

-Distrain Loscos

-Purchrup Drufard

-Lemack Fadecho

-Umarktus Tebok

-Inscrus Magicae

Herkes birini seçip araştırmaya başlamıştı. Dışta kalan Draco, Ginny’nin yanına gitti. İkisi büyü üzerinde çalışırken Hermione onları uzaktan izliyordu.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

En kötüsü neydi bilemiyordu. Birden bire var olup yok olmalar mı yoksa izlemek mi.. Elinden bir şey gelmemesi Hermione’yi sinir ediyordu. Onlar orada cevap ararken öylece durup izlemek çok sinir bozucuydu. Sonunda yanlarına gitti. Dokunamayacağını tahmin ettiği kitaba doğru elini uzattı. Bu dokunuş masanın ucunda duran kitabı yere düşürürken Hermione hayal mi gerçek mi olduğunu anlamaya çalışıyordu. Pat. “Bunu ben yaptım.”

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Yere düşen kitap dikkatleri üzerine çekti. Kütüphanede sadece Harry,Ron, Draco ve Ginny kalmıştı. Uzun süre birbirlerine baktıktan sonra Ginny gidip kitabı kaldırdı.

-Rüzgardan olmalı, daha tuhaf şeyler de gördük değil mi?

Etrafa bir süre daha göz gezdirdikten sonra araştırmaya geri döndüler.

       *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Hermione şoku üzerinden attıktan sonra kitaba baktı. Ginny onu düştüğündeki gibi açılmış haliyle masaya koymuştu. En azından bir şeyler okuyabilirim,diye düşündü.

-Ebublio… Entomurphis… Erecto… Evapsie… Everte Statum… Blah blah blah…

Kayda değer bir şey yoktu.Tam okumayı bırakacaktı ki sayfanın en sonundaki büyü dikkatini çekti: Elen Dorn. Başını kaldırıp onlara baktı. Düşünmesi gereken tek şey onlara bunu nasıl söyleyebileceğiydi.

-Buldum!

 

End Notes:

Bakalım yeni bölümde Hermione onlara nasıl ulaşacak ve neler olacak?! :D

Umarım beğenmişsinizdir. Uzun bir ara olduğu için yorumlarınız benim için çok önemli! Acaba yeteneğimi kaybetmiş miyim? :D Lütfen yorum yapın. 

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

The same bad dream by ecdice

Author's Notes:

Günler ne çabuk geçiyor böyle.. Tatildeyken hiç fark edilmiyor valla. Gecikme için özür diliyorum. Bu bölümü yorumlardaki yeni ses Poseidon ve sevgili kankam 7heaven için paylaşıyorum. İyi okumalar.. :)

 

İçi büyük bir öfkeyle dolmuştu. Elinden bir şey gelmediği zamanlar kabullenmişti bunu ama şimdi... Karanlık tekrar onu yutarken soğukluk veya yalnızlık etkilemiyordu Hermione'yi. Cevabı biliyordu. Neden ve nasıl bu halde olduğunu. Sadece bunu nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Kitabı hareket ettirebilmişti ama. Bu da bir şeydi. Belki aynalara yazı yazabilir veya o sayfayı onlara göstermenin bir yolunu bulabilirdi.

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

4 gün geçmişti. Draco bu belirsizlikten bıkmıştı artık.Yaptıkları hiçbir şey işe yaramamıştı. Hermione anında hâlâ orada öylece yatıyordu. Snape onun ölmüş olabileceği ihtimalini dile getirse de kimse bunu kabul etmedi.

Bugün pazardı. Yatağında uyuyor olması gerekirken ayakta camın başında dikiliyordu Draco. Yine kâbus görmüştü. 4 gündür devam ediyordu kabuslar. Hep aynı şey...

-Draco,Draco uyan !..

-Ha..Ne..noluyor?!

-Draco,bulmuş!..Dumbledore bulmuş!..

-Ne,neyi bulmuş?!

-Hermione uyandı Draco!..

Rüyaları hep böyle başlıyor.Kim olduğu belli olmayan birisi onu coşkuyla uyandırıyor. sanki onları biliyormuş gibi...Yataktan kalkınca da mekan değişiyor ve her seferinde bahçede buluyor kendini Draco .

-Draco!

O öptüğü ağacın hemen yanında ,arkası dönük duruyordu Draco. Hermione seslenince ona bakıp kollarını açıyor. Hermione mutluluğu yüzünden belli bir şekilde ona doğru koşuyor.

Mekan yine değişiyor. Bu sefer ana salondalar. Etrafları çevrilmiş. Herkes ona öfke ve nefret ile bakıyor. Hermione'yi sevdiğini öğrendiklerinde kendini Slytherin'den dışlanmış buluyor. Hufflepuff onları şirin bulurken Ravenclaw karışmıyor. Ve Gryffindor... Heremione'yi üzeceklerini bilerek sırf ona inat karşı çıkıyor, ve onun günlerce cansız gibi yatmasına sebep olmaktan Draco'yu suçluyorlar. Hermione arkadaşlarının etkisiyle ondan ayrılıyor ve Draco kendini yapayalnız buluyor..Kabus buradan sonra başlıyor. Mekan Malfoy Malikanesi'ne dönüşüyor ve karşısında babasını buluyor.Lucius Malfoy olanları öğrendiğini söyleyip onu azarlıyor.

-Nasıl bir bulanığı sevebilirsin?!

Draco çeşitli lanetlerin üzerine geleceğini düşünüp gölerini kapatsa da yakından gelen tiz bir çığlık onu kendine getiriyor. Babası Hermione'ye işkence ediyor.Hermione kesinlikle ağlamıyor.Her zamanki Hermione işte. Ama gözlerinde gördükleri her zamanki şeyler değil.. En sonunda babası Draco'yu etki altına alarak Hermione'yi öldürmesi için zorluyor. Draco'nun asası havaya kalktıkça Draco yalvarıyor ama nafile. Her şeyin biteceği o yeşil ışıktan önce Hermione gözlerinin içine bakıyor ve "Her şeye rağmen seni seviyorum" diyor. Ve ölüm... Draco Hermione'nin cesedine sarılıp ağlarken ölüm yiyenler kahkahalarla gülüyor.Son...

En kötüsü neydi bilmiyordu. Yalnız kalmak mı onu öldürmek mi onu öldürürken söylediği son sözleri mi...

-Bu bir kabus,gerçek değil!

Sürekli bunu tekrarlasa da hafısasından silinmiyordu olanlar. Onu unutmaya çalıştığı onca zamandan sonra olanlar ona daha da bağlanmasına yol açmıştı.

-Ya uyanınca beni suçlarsa? Eskisi gibi sevmezse beni?

Ve de en kötüsü...

-Ya uyanmazsa?!..

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

4 gün geçmişti. Hermione onlara ulaşmaya çalışırken sadece 4 kere karanlığa çekilmişti. Geceleri... Hiçbiri (Ron,Ginny,Harry) onun çabalarını görmemişti. Tükendiğini hissediyordu Hermione. Son çaresi Dracoydu ama ona gitmekten korkuyordu.

4 kez... Bu sefer daha farklıydı karanlık. O soğukluk hissi ve yalnızlık yoktu bu sefer. Rüya görüyordu galiba. Kabusa dönüşen rüyalar... Önce Draco ile bahçede buluşuyor,sonra ana salonda ondan ayrılıyordu. Hiçbiri onun elinde değildi. Sanki yazılmış bir senaryoyu zorla oynuyordu. En sonunda Lucius Malfoy işkence ediyordu ona. Lucius'un etkisinde Draco'nun asasından yeşil ışık çıkmadan bütün gücünü toplayıp "Her şeye rağmen seni seviyorum"diyordu. Yapabildiği tek şey buydu. Her seferinde başka bir şey de söyleyebilecekken bunu söylüyordu. Tek gerçek...

Kararını vermişti bu sefer. Onu sadece Draco duyabilirdi. Bugün bu haldeki son günü olsun istiyordu.

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Uyuyamayacağını anlayınca kütüphaneye gitti Draco. 4 gündür oturdukları masaya baktı. Okudukları onca kitap... Hepsi boşaydı. Ama pes etmek istemiyordu. Rastgele bir kitap alıp okumaya başladı.

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione onu burada bulacağını biliyordu. Hiç pes etmemişti Draco. Onu kurtarmak için verdiği bu uğraş Hermione'yi çok mutlu ediyordu. İşte kitap oradaydı, tek yapması gereken onu düşürmekti.

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Pat. Draco bu sesle irkildi. Yere düşen kitaba şaşkınlıkta baktı.

-Bu kesinlikle rüzgar değil Ginny,dedi kendi kendine,önceki gün düşen kitabı hatırlayıp.

Evet,aşkım.Bu benim.

Draco yere düşen kitabı kaldırdı.Elindekini bırakıp bunu okumaya başladı. "Nasıl olsa cevap bunlardan birinde değil." diye düşündü. O sadece vicdanını rahatlatmak ve zaman geçirmek için buradaydı. Sayfaları çevirdikçe daha fazla sıkılıyordu.

-Burada da değil...

Hayır burada. Bak,işte.

Draco tam kitabı kapatacakken gizli bir elin onu durdurduğunu hissetti. "Garip" diye düşündü. Sayfaya göz gezdirdi.

-Ebublio...Erecto...Everta Statum...Elen Dorn...blah blah blah...

Mantıklı bir şey göremiyordu. Kitabı kapatıp başkasına geçti. Hermione böyle anlatamayacağını anladı. Draco bütün gün orada oturup kitap okudu. Hava karardığında Hermione de karanlığı hissetti. 4 gündür gördüğü kabusun içine çekiliyordu.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Draco kan ter içinde uyandığında hâlâ kütüphanede olduğunu fark etti. Boş koridorlardan Slytherin ortak salonuna doğru yola koyuldu. Bina başkanı olmanın böyle avantajları vardı işte. Odasına girdiğinde Blaise deliksiz bir uyku çekmekteydi. Draco’nun hiç uykusu yoktu. Yüzünü yıkamaya gitti. Başını kaldırıp aynaya baktı.

-Bu da ne?!

Aynada bir şey yazıyordu.

-Ha..ne?!

-Yok bir şey Blaise, uyumaya devam et.

Yanlış görmüyordu. Yazılanı okudu.

-Elen Dorn.

Aklına kütüphanedeki tuhaf kitap geldi. Evet, bu büyüyü orada görmüştü. Koşturarak odadan çıktı ve kütüphaneye yöneldi. Okuduğu bütün kitaplar bıraktığı şekilde duruyordu masada. Sayfaları yırtarcasına çevirdi ve buldu.

-Elen Dorn.

“Olabilir mi?” diye düşündü. “Nasıl?” Bu büyü ile ilgili olan bütün paragrafları okudu. Bunları bir parşömene not aldıktan sonra odasına gitti. Bu saatten sonra uyuyabileceğini zannetmiyordu. Zaten sabaha birkaç saat kalmıştı. Odanın içinde dolanmaya başladı.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Hermione, Draco’nun aynadaki yazıyı okuyuşunu, boş koridorlarda koşuşunu ve sayfaları yırtarcasına çevirişini izledi. Bulduğunda anlamıştı. Sevindi Hermione, onu bir tek Draco’nun anlaması üzücüydü aslında. Yavaş yavaş canlanmaya  aşladığını hissediyordu. Odasına gitti. “Kitabı hareket ettirebildim, aynaya yazı da yazdım, acaba bir şeyleri tutabilir miyim?” diye düşündü. Deneme amaçlı bardağı tuttu ve kaldırdı. “Başardım.” Çekmecesine gidip küçük boş bir şişe aldı.

-Asam nerede?

Bu “ruh” olma işinin en güzel kısmı anında istediği yere gidebilmekti. Gözlerini kapatıp açınca kendini revirde buldu. Asası orada yatağının yanında komodinin üstündeydi. Ona doğru giderken karanlığa çekildiğini hissetti. Elindeki şişeyi çekmeceye koyar koymaz kaybolmuştu.

 

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Draco dayanamamış, sabaha karşı uyuyakalmıştı. Blaise onu uyandırırken ilk defa gülümseyerek uyandı. 4 gündür ilk defa… Zaten kıyafetleri ile yattığı için parşömeni kapıp Dumbledore’un odasına doğru koşmaya başladı. Yataktan kalktığıyla çıkmış, saçı başı dağınıktı ama bunu umursamıyordu. Tek derdi bir an önce Hermione’yi kurtarmaktı.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

Bir saat sonra…

Herkes başına toplanmıştı. Mutluydu. Bu karanlıktan kurtulmasına dakikalar kalmıştı. Konuşmalarına kulak kabarttı.

-Bir şey mi buldunuz efendim? Hermione kurtulacak mı, diye sordu Harry. Demek ki daha bilmiyorlardı.

-Ben değil Harry. Draco buldu.

Dumbledore Draco’ya sevgi dolu bir bakış attı.

-Bence ona bu azmi için teşekkür etmeliyiz.

Harry, Ron ve Ginny’nin yüz ifadelerini gördükten sonra kendini tutamayıp kahkahalarla güldü Hermione. Onun bu halini görseler delirdiğini düşünürlerdi. Zaten delirmesine az kalmıştı. Tekrar konuşmalarını dinlemeye başladı.

-Tek bir sorunumuz var. Bay Malfoy, eminim ne olduğunu siz de biliyorsunuzdur, dedi Dumbledore. Ginny konuşmanın dışında kalmaktan bıkmıştı.

-Sorun ne, diye sordu.

-Büyüyü Bay Malfoy yaptığı için büyü yapılan kişide yani Bayan Granger’da Bay Malfoy’un ona verdiği ve Bayan Granger’in büyü yapılırken yanında olan bir eşya olması gerekiyor, diye açıkladı Dumbledore. Hermione Harry ile Ron’un itirazlarını ve bunun saçma olduğunu söylediklerini görüyordu. Fakat Ginny’nin yüzünde muzır bir gülümseme vardı. Draco son anda aklına gelmiş gibi Hermione’nin yanına gitti ve kolyesini kazağının içinden çıkarttı. Şaşkın bakışları görmezden gelen Dumbledore büyü sözlerini söylerken Hermione’nin elindeki şişede grimsi bir şey belirdi.

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Eh bir yorum fena olmazdı değil mi? Efendim? Zaten yazıyor musunuz.. Peki o zaman okumak için sabırsızlanıyorum :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

I was invited by Samuel by ecdice

Author's Notes:

Geçen uzun zaman için bir özür olarak ve hikayenin devamının ve bir sonunun olduğunu söylemek için bu bölümü paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz. Ve lütfen yorum yapınız. Yorumlarınız beni teşvik etmekle beraber yeni bölümü koymak için de zaman ayırabilmemi sağlıyor. Şimdiden teşekkürler :) Yeni ve eski okuyucularım sizi çok seviyorum, iyi okumalar :)

Ve bu bölüm aramıza katılan yeni karakterimiz Samuel'e bir merhaba lütfen :)

5 gün sonra…
Tek taraflı aşk… Bu, tüm yaşananlardan daha çok acı veriyordu Draco’ya. Hermione ile aralarında geçenleri bir tek Ginny’e anlatmıştı. Anlayamadığı bir nedenden ötürü onun yanındaydı Ginny. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyordu. Hermione onu unutmuştu. Evet, gerçek anlamda unutmuştu.
Flasback..
Hermione kendine geldiğinde herkesin yüzünde sevinç ve şaşkınlık bir aradaydı. Mutluydular çünkü Hermione kendine gelmişti. Şaşkındılar çünkü Hermione Draco’nun verdiği bir kolye takıyordu. Ama daha şaşırtıcı olan Draco’nun ona hediye vermesiydi şüphesiz. Bir yandan Hermione ile özlem giderirken bir yandan Draco’yu sorguluyorlardı. Draco hiçbir soruya cevap vermedi. Hermione’den gelecek bir küçük gülücüğü veya birkaç sözcüğü bekliyordu. Fakat onun söylediği tek şey soğuk bir “Malfoy’un burada ne işi var?” olmuştu.O an hissettiği tarifsiz duygu ölümden beterdi belki de Draco için. Toplayabildiği son gücüyle oradan çıkarken arkasında meraklı gözler bırakmıştı.
Bahçede tek başına otururken kendini çok kötü hissediyordu. Ona bir ömür gibi gelen bir süre sonunda Ginny yanına geldi. Neler olduğunu ve işlerin nasıl bu hale geldiğini sordu. Draco dayanamayıp anlatmıştı her şeyi. Ginny ona anlayış göstermiş ve hiç kesmeden dinlemişti. Anlatması bittiğinde kendini Ginny’e sarılmış bulduğunda yanağından süzülmek üzere olan bir damla yaşı aceleyle sildi.
-Kolyeyi senin verdiğine inanamadı. Anladığımız kadarıyla kolyeyi taktığı ilk ana geri dönmüş.
-Ne?!
-Üzgünüm ama eğer anlattıkların doğruysa hepsini unutmuş.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Kendine geleli beş gün olmuştu. Hafızasında doğum günü sabahından sonrası yoktu. Bu da yaklaşık bir ay demekti. Koca bir boşluk… Hermione beş gün sonunda yeni hayatına alışmaya başlamışken alışamadığı tek şey her an üzerinde hissettiği Draco’nun bakışlarıydı. Ginny ona Draco’nun anlattıklarını anlatmıştı. Ama Hermione buna inanmayı reddediyordu. Hele de hafıza kaybının nedeni Draco iken…
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Draco kendini herkesten soyutlamıştı. Onsuz bir dünyanın ne anlamı vardı ki? Derslere katılmıyordu artık. Tek yaptığı Hermione‘yi izlemekti. Anlayıp anlamamaları umurunda değildi. O orada bu kadar yakınındayken ona dokunamamak ölüm gibiydi zaten. Konuştuğu tek kişi her gün büyük bir umutla aşkından haber beklediği Ginny idi. O da her geçen gün umutlarını söndürüyor ve artık vazgeçmesini istiyordu. Draco için bütün ümitlerinin söndüğü gün de bugündü. Onu Samuel ile gördüğünde artık o ana geldiğini anlamıştı.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Cadılar bayramı balosuna birkaç gün kala davet edilmeler başlamıştı.Kızlar teklifleri heyecanla beklerken erkekler de cesaretlerini toplamaya çalışıyorlardı. Hermione bu telaşın içinde kaçırdığı dersleri telifi edebilmek için boş kütüphaneye gidiyordu. Her zamanki gibi teklif beklemiyordu. Eğer yokluğunda Ron sevdiği kıza açılmamışsa yine onunla giderdi. Tek isteği Draco’nun teklif etmemesiydi.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Kitaplığın arkasında saklanırken beklediği kişiyi gördü Draco. Kapıdan içeri girip her gün oturduğu yere oturmuştu. Hermione derse koyulurken Draco onu Cadılar Bayramı Balosu’na davet edip etmemeyi düşünüyordu. Bu sırada Samuel gelmiş ve Hermione’nin yanına gitmişti.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
-Seni burada bulacağımı biliyordum.
Hermione kafasını kaldırıp baktığında karşısında çok yakışıklı bir çocuk gördü.
-Anlayamadım?!
-Hata bende. Kendimi tanıştırmadım. Ben Samuel Walken. Slytherin’deyim. Sen saldırmadan önce söylemeliyim kesinlikle kötü biri değilim, dedi Samuel ve karşısındakini eritebilecek derecede gülümsedi. Bu gülümsemeyle nasıl kötü olabilirsin ki diye düşündü Hermione.
-Hermione Jane Granger. Gryffindor. Nasıl yardımcı olabilirim?
-Ah..evet..
Samuel cebinden bir şey çıkarırken Hermione’nin kalbi küt küt atıyordu.
-Benimle Cadılar Bayramı Balosu’na gelir misin diye soracaktım, dedi ve davetiyeyi ona uzattı. Yine o gülümseme..
-Ben..ben bilmiyorum.
-Eminim gelen tekliflerin içinde benim kadar eğlencelisini ve yakışıklısını bulamazsın.
Draco gibi ukala!
-Başka davet almadım.
Hermione ona kızdığını hissediyordu. Ama hiç teklif gelememesinin nedeni o değildi ki..
-Eee, o zaman?
-Tamam, seninle gelirim.
Denemekten zarar gelmezdi. Hem çocuk çok tatlıydı hem de bu sayede Draco’dan kurtulabilirdi.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
Luna bahçede tek başına gezinirken biraz ileride göl kenarında oturan Ginny,Ron ve Harry’i gördü. Suratları beş karış bir halde konuşuyorlardı.
-Selam çocuklar.
Bu ani ve beklenmedik cümle özellikle Ron’u sıçratmaya yetti. Luna, Ginny’nin yanına oturdu.
-Ne konuşuyordunuz?
-Draco ile Hermione meselesini..
-Ginny!
-Ne var Ron? Luna da bizden biri.
O haklı Ron,dedi Harry.
Luna her zamanki gibi boş bakışlarıyla onlara bakmaktaydı. Aslında boş değildi bu bakışlar. Sanki onların içlerini görüyordu.
-Ne olmuş onlara?
-Dedikoduları duymuşsundur. İkisinin arasında bir şeyler olduğuna dair. Var ama yok.
-Nasıl yani anlamadım?
-Kız haklı Ginny. Böyle mi anlatılır, dedi Harry. Ginny ona öfkeli bir bakış attı. İkisinin arasında da bir şeyler var ama yoktu zaten!
-Tamam. Daha net ifade etmek gerekirse Draco ile Hermione birbirlerini seviyorlarmış,Draco’nun anlattığına göre. Fakat Herm uyandıktan sonra doğum gününün sabahında olduğunu sanıyordu. Yani hafızasını kaybetmiş ve geçici değil. Draco’ya karşı bir şeyler hissetse de yaşananları hatırlayamadığı için bunu kesinlikle reddediyor.
-Ow.. anladım. Zavallı Draco.
Luna ve Luna’nın tepkileri işte. Harry ile Ron ne kadar kabul etmek istemeseler de onlar da Draco’ya acıyordu.
-Bunu söyleyeceğim aklıma gelmezdi abi ama zavallı çocuk,acıdım valla, dedi Ron.
-Kime acıyoruz bakalım?
Tamam, Luna’da bu kadar tepki göstermemiş olabilirler fakat Hermione gelince hem konuşulan konudan hem de hiç beklemediklerinden dolayı hepsi sıçradı.
-Hiç,önemli değil. Her zamanki dedikodular, diye geçiştirdi Ginny.
-Sen nerelerdeydin Herm?
-Nerede olabilir Harry, kütüphanededir yine, dedi Ron. Bu gidişle baloya yalnız gideceksin Herm.
-Ne?! Yoksa..yoksa açıldın mı sonunda o kıza? Vay be, çok sevindim Ronald.
-Herm biliyordu ve bana söylemedin mi Ronald?! Ben de bizi dost sanırdım,dedi Harry.
-Öyle değil be abi. Herm kız sayılır ya o yüzden onunla paylaşmıştım.
-Teşekkürler Ron, kız sayılırmış!
-Yani Herm..
-Tamam, kesin artık, dedi Ginny. Balo diyorduk?
Ginny’nin baloyu hatırlatması üzerine Harry biraz kızarırken Ron ile Hermione gülüyordu.
-Yanılıyorsun Ron,dedi Herm.
-Yine hangi konuda?
-Baloya yalnız gitmeyeceğim.
- Ne?!     - Peki kiminle gideceksin?
Ron, Ginny ve Harry aynı anda tepki verirken Luna gayet sakin kiminle gideceğini sordu otururken. Birbirleriyle laf dalaşı içindeyken onun bir yere gidip geldiğini fark etmemişlerdi.
-Samuel diye bir çocuk..
-Samuel Walken mı? Sen ciddi misin Herm?
Ginny,Harry ile Ron’un boş bakışlarını görünce açıkladı.
-Samuel 7.sınıf ve çok tatlıııııııı…
-Demek çok tatlı! Eh, napalım kapılmış artık. Sen de yılbaşında onunla gidersin!
Harry öfkeden köpürürken Ginny hafiften kızarmıştı. Ron ikisini süzerken Luna ile Hermione birbirlerine bakıp gülüyorlardı.
-Ne alakası var Harry.Ben sadece size açıklamak için yani Herm adına çok mutlu oldum. Hem bana gelen tekliflerden çok mutluyum!,dedi Ginny. Harry’nin çıkışına sinirlenmişti.Madem onu kıskanıyor –yani kıskanıyordu değil mi?- o zaman o davet etsin baloya.
-Kaç tane davet aldın,diye sordu Ron. Ne de olsa Ginny onun kardeşiydi. Olur olmadık kişilerle takılmasını istemezdi.
-Şimdilik 4 tane..
-Şimdilik mi? Birini kabul ettin mi bari,diye sordu Ron.
-Hayır, daha karar vermedim. Baloya daha var değil mi? Başka davetler de bekliyorum.
Ginny son cümlesini Harry’e bakarak söylemişti. Neyseki Ron bunu fark etmedi fakat Harry mesajı almış gözüküyordu. Tek sorun bir türlü cesaretini toplayamamasıydı.Konu her ne kadar Hermione’den uzaklaşsa da Luna işte konunun ortasına dalıp değiştirmeyi çok iyi beceriyordu.
-Samuel, Slytherin değil miydi?

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir, yorumlarınız beklemekteyim :)

NOT: Samuel olarak ben kendi aklımdakini paylaştım. İsterseniz sizin aklınızda canlanan kişiyi bana söyleyebilirsiniz, ben de onun resmini Samuel olarak ekte paylaşabilirim.

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Upside Down by ecdice

Author's Notes:

Sevgili okurlarım için yeni bir bölüm daha :D Başlıktan da anlaşıldığı gibi her şey tepetaklak oluyor. Ben bile bu kadar farklı bir şey beklemiyordum, birden bire oldu. Umarım beğenirsiniz,yorum yapmayı unutmayın. :D

 

Hermione uyandığından beri farklıydı. İçindeki boşluk sanki gitgide büyüyordu. Bir şeyleri bilmemeye alışkın değildi o. Ve diğerleri fark etmiyordu. Hepsi sanki hiçbir şey olmamış, Hermione hep orada yanlarındaymış gibi davranıp her zaman yaptıkları gibi başlarına gelen kötü olaydan konuşmuyorlardı. Hermione bu güllük gülistanlık ortamdan iyice bunalıyor ve her fırsatta bir çıkış yolu arayıp kendini kütüphaneye atıyordu. Arkadaşlarını seviyordu fakat sanki içinde bir şeyler eksikti artık. Yüzünden düşmeyen gülümsemesi kandırıyordu diğerlerini. Bir tek kendini kandıramıyordu Hermione. Onların bir suçu yoktu ama yaptıkları bu son tartışma bardağı taşıran son damla olmuştu. Hermione bahanesini bulup bir süre yalnız kalabilmek için fırsatını yakalamıştı işte.

-Samuel, Slytherin değil miydi?

-Ne?!

-Evet, Slytherin. Hepsinin kötü olması gerekmiyor öyle değil mi?

-Tabiki de öyle değil. Adı üstünde Slytherin Hermione,dedi Harry. Nasıl bu kadar aptal olabilirsin?

Hermione ayağa kalkarken bir yandan da parmağını Harry’e doğru tehditkâr bir biçimde sallıyordu.

-Hatırlatırım Potter, sen de Slytherin’e seçilmek üzereydin!

Hermione hışımla orayı terk ederken herkes şaşkınlıkla arkasından baktı. Böyle bir tepkiyi kimse beklemiyordu. Aslında doğruydu söyledikleri. Harry de şu an Slytherin olabilirdi.

-Biraz fazla abarttın abi,dedi Ron.

-Öyle oldu galiba.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

55 gün sonra..

Hermione Harry ile kavga ettikten sonra onlardan iyice uzaklaşmıştı. Artık yeni “sevgilisi” Samuel ile takılıyordu. Cadılar Bayramı Balosu’nda sormuştu Samuel ve Herm onun yanında kendini güvende hissettiğini, eğlendiğini fark etmişti. İlişkilerinin başlaması arkadaşlarına vakit ayıramamasına bahane olmuştu. Hiçbiri onaylamıyordu. Bir tek Ginny nasıl mutlu ise öyle yapmasını istemişti ama o da Dracocuydu. Draco!.. Zamanla alışmıştı Hermione. İlk zamanlardaki gibi değildi Draco. Sanki pes etmişti artık.Ama ortada pes edecek bir durum yoktu. Hepsi abartıyordu. Hermione ne derlerse desinler bir zamanlar ikisinin birlikte olabileceği fikrini kabul etmiyordu.

Ana salona akşam yemeği için indiğinde her zamanki gibi Samuel’in yanına Slytherin masasına oturdu. Bunun olağan bir durum olması ürkütücüydü aslında. Herkes alışmıştı artık. Öğretmenler bile kabullenmişti. Gryffindor’un zeki ve cesur kızı Slytherin sayılıyordu artık. Slytherin ile Gryffindor arasındaki yüzyıllık kavga ve Hermione’nin bütün önyargıları geçmişte kalmıştı. Rahatsız değildi bu durumdan. Ya da kendini buna inandırmıştı. Tabi bu durum her şeyi altüst etmişti. Bir Slytherin ile bir Gryffindor dost olur da diğerleri durur mu hiç? Bütün okul iç içe geçmişti.Her masada 4 binadan da öğrenci oturuyordu. Bu durum her ne kadar yasak olsa da okul öyle bir tepetaklak olmuştu ki öğretmenler bile bıkmış boş vermişti. Artık Hermione Slytherin masasında Draco Gryffindor masasında oturuyordu. Harry ile Ron da bıkmıştı. Bu kavganın bu kadar uzaması saçmaydı. Hermione’nin boşluğunu Draco dolduruyordu. Daha önce bütün bunların olacağını biri söylese okuldaki tek bir kişi bile inanmazdı. Fakat şimdi alışılmış olağan bir şeydi olanlar. Draco ve Harry’nin dostluğu bir süre manşetlerde olsa da artık kimse yadırgamıyordu.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

-Hermione geldi.

Ginny masaya otururken Hermione’nin Samuel’in yanına oturduğunu görmüştü.

-Daha ne kadar sürecek bu aptal kavga?

-Bilmiyorum Ginny. Milyon kere özür diledim biliyorsun. Bence işine geliyor bu durum.

-Sen de haklısın Harry. Sabah “Günaydın” bile demedi. Bütün gün de hiç konuşmadık.Hiç iyi değil bu gidişat.

-Kendi haline bırakın diyen sendin Ginny,diye hatırlattı Draco.

-Neyden bahsediyorsunuz bakalım?

Son zamanların gözde çifti Ron ile Lavender de masaya oturmuştu.

-Hermione,dedi Ginny.

-Tabi ya, Slytherin prensesinden başka ne olabilirdi ki zaten..

-Çok komik Ron.

-Onu bırak da siz neredeydiniz Ron,diye sordu Harry.

-Yılbaşı balosu için biletlerin ne zaman satılacağını sormaya gittik.

-Vay vay vay büyümüş de sevgilisini baloya götürürmüş.

-En azından benim bir sevgilim var Draco.

-Aoch!..

-Ron!

-Ne? Aramızda bir tek o yalnız.

-Ben de yalnızım.

Luna her zamanki gibi sessiz sedasız gelmiş ve konuya ortasından dalarak herkesi hazırlıksız yakalamıştı. Hepsi dehşetle açılmış gözlerle ona bakarken Luna meyve suyundan büyük bir yudum aldı.

-Peki ne zaman alınabilecekmiş,diye sordu Ginny.

-Yarın. Baloya iki hafta kala . Ah, bu arada maskeli baloymuş.

-Yaşasın,maskeli baloya bayılırım,dedi Ginny.

-Bence fark etmez. Her insan günlük hayatında maske takıyor zaten,dedi Luna.

-Ne?!

Kimse bir şey anlamamış Luna’ya bakarken Draco konuyu değiştirdi.

-Haklısın Luna ama bu farklı bir şey. Eeee, siz kızlar hazır mısınız? İki hafta yetecek mi?

-Pazar günü elbise seçeceğiz, hem sanane ki bundan?

-Eminim en güzel kız sen olacaksın, dedi Harry.

-Öhö,öhö..

-Ne var Ron? Elimi tuttu sadece.

-Olsun burada olduğumu hatırlatayım dedim.

-Tamam Ron,bak bıraktım.

Draco bu hallerini ne zaman görse kahkahalara boğuluyordu. Cadılar Bayramı hem kötü hem iyi bir gündü onlar için.Harry cesaretini toplamış ve Ginny’e teklif etmişti. Ginny büyük bir risk alarak Harry teklif eder diye bütün teklifleri reddetmişti zaten. Balo akşamı iki tane bomba patladı. Biri uzun zamandır beklenen Ginny-Harry birlikteliği diğeri her şeyi altüst eden Hermione-Samuel birlikteliğiydi.

-Baloda maske takacağımız için şanslısınız desenize,dedi Draco. Yoksa ökseotunun altında Ron’u öpmek zorunda kalırdınız.

Bu görüntüyü düşündü herkes. Ron ile Harry yüzünü buruştururken diğerleri kahkahalara boğuldu. Yemeğin devamında kimin kimi davet edeceğini tahmin etmeye çalıştılar. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ne olduğunu kim bilebilirdi ki zaten.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Ertesi sabah herkeste büyük bir coşku ve heyecan vardı. Bunun nedeni Slytherin-Gryffindor maçıydı. Bu final maçıydı ve puanlar kafa kafaydı. Yani maçı kim kazanırsa kupayı da o alacaktı.

Bazıları için Quidditch bir tutkuydu,yaşama sevinci… Harry ile Ron için olduğu kadar Draco için de böyleydi. Aslında Draco’nun tek amacı Harry’i yenmekti eskiden. Bunu şu ana kadar beceremese de kötü bir oyuncu değildi. En azından Harry ile karşılaşabilecek en iyi arayıcı oydu. Artık dost oldukları için maçlar daha sakin geçiyordu. Eskisine oranla daha az tehlikeliydi. Fakat her ne kadar Draco ile Harry dost olsa da takımdai diğer oyuncular aynı görüşte değildi.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Hermione karar vermekte zorlanıyordu. Böyle bir maçta kendi binasının yanında olmalıydı. Diğer yandan neredeyse son iki ayını birlikte geçirdiği sevgilisinin binası vardı. Düşündü, taşındı, kararını verdi ve Samuel’e düşüncesini söyleyip Gryffindor tarafına yürüdü. Samuel tabiki de Slytherin’e doğru gitti. Hermione az ileride oturan Lavender ve Luna’nın yanına gitmeye tereddüt etti. Sonra düşünmeyi bırakıp harekete geçti.

-Buraya oturabilir miyim?

-Tabi… A, Hermione sen miydin?..

-Oturabilirsin Herm.

-Teşekkür ederim Luna.

-Sevgilin nerede?

-Karşıda Lavender olması gereken yerde, benim gibi.

-Ne güzel..

-Hişt maç başlıyor.

Takımlar sahaya çıktı ve hazırlandılar. Ron kaleye geçerken Ginny yerini aldı. Draco ile Harry yan yana beklemeye başladılar. Aralarında eski düşmanlık yoktu artık ama hâlâ hırslıydı ikisi de. Ve maç başladı. Çekişmeli bir maçtı. Bütün  yük Draco ve Harry’deydi. Kim snitchi yakalarsa o kupayı alacaktı. Draco’yu izlemek Hermione’yi etkilemişti. Çok tanıdık gelmişti bu duygu. Düşüncelerine dalmışken bir çığlıkla kendine geldi. Ginny kendisine çarpan bludger yüzünden yere düşüyordu. Harry şoktan hareket edemezken Ron yetişmek için çok uzaktı. Draco ani bir hamleyle dalışa geçti ve Ginny’i tutarak son anda ikisinin birden çakılmasını önledi. Bütün taraftarlar neşe içinde bağrışırken hemşire geldi.Hem Draco hem Harry devam etmek istemeyince Ginny’nin durumu da göz önüne alınarak maç ertelendi.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

3 gün sonra Ginny kolunda sargıyla taburcu oldu. Bludger koluna denk gelmişti. Madam Pomfrey baloya kadar iyileşeceğini söyledi. Yoksa Ginny bludgeri atanı bulup gebertecekti. Ertelenen maç bugün oynandı. Ginny’nin yokluğu işleri zorlaştırmıştı. Genel tabloda 430 Gryffindor 490 Slytherin’di. Slytherin önde gidiyordu. Gryffindor’un tek umuduydu Harry idi şimdi. Skorlar  Slytherin 110-20 Gryffindor iken Harry snitchi gördü. Draco ile Harry’nin yakalamaca yarışını her zamanki gibi Harry kazandı.Maç Gryffindor’undu ancak genel tabloda beraberlik olduğu için iki takım da kupayı kazanmış oldu.Çoğu kişi bu duruma sevinmişti. İki takım birden ana salonda kutlama yaptı.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Hermione ertelenen maçtan sonra o tanıdık gelen hissi daha çok yaşamaya başladı. Draco’yu ne zaman görse düşüncelere dalıyordu. O rahatlık veren tanıdık his gitmiyordu bir türlü. Ama hiçbir şey hatırlamıyordu. Odasına gitti.Yaklaşık iki ay önce fark ettiği küçük şişeyi çekmeceden çıkardı. Öğrenmekten korktuğu için ellememişti onu. Ama artık vaktinin geldiğini hissediyordu. Bina başkanları için ayrılmış odaya gitti. Orada bir düşünseli vardı. Şişeyi açıp içine döktü. Anılarına çekildiğini hissediyordu. Bütün yaşananlar gözlerinin önünden geçerken tek bir sahne etkilemişti onu.Herkes haklıydı demek ki…

          Harry ile Ron’un uyuduğunu gören Hermione bedeninin yanına oturdu. Bu sırada Draco etraflarına duvar yaratmıştı.

-Özür dilerim Hermione. Ben bilerek yapmadım.

Ben iyiyim Draco. Buradayım.Üzülme. Yakında eski halime dönerim.

-Keşke biraz daha dikkatli olsaydım. Ne dediğimi bile hatırlamıyorum oysa. Ne olacak şimdi bilmiyorum. Nasıl kurtaracağız seni?

Ne? Yaptığın büyüyü hatırlamıyor musun? O zaman şimdi..ben..

-Sana söz veriyorum kurtaracağım seni.

Biliyorum.

-Haftalardır kaçıyorum senden. Ama bir bilsen ne kadar zor. Hep aynı günü yaşıyorum rüyalarımda.

Ben de Draco. Ben de.. Ama niye kaçtın öyleyse?

-Senle ben biz olamayız Hermione. Ne kadar istesem de. Bilmiyorum tabi sen istiyor musun..

Elbette istiyorum.

-Seni ne kadar yanımda istesem de olamayız yan yana. Şu son 3 hafta seni görmezden gelmemin tek sebebi seni unutmaya çalışıyor olmam. Ama ne kadar denesem de unutamıyorum seni.

Ben de. O günden sonra çok denedim inan. Ama olmadı. Bana sataşmanı bile özledim.

-Sana sataşmayı bile özledim. Senin o sağlam duruşun gözlerimin önünde, beni daha da güçlendiriyordu. Ama ben kaçmayı seçtim, bir korkak gibi.

Deme öyle.

-Bir şeylerin kıymeti kaybedilince anlaşılıyormuş. Duruşunu, gülüşünü, saçlarını, gözlerini, kütüphanedeki ders çalışma saatlerini.. her şeyini özledim.

Ben de.. Ben de özledim. Duruşunu, gülüşünü, saçlarını, gözlerini, sataşmanı.. her şeyi.. ben de özledim.

-Meğer ben bunca zaman içimde yaşatıyormuşum seni. Meğer ben seni..

Biliyorum aşkım.

 

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Unutmayın fikirleriniz benim için çok önemli,yorumlarınızı bekliyorum. :D

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Veritaserum by ecdice

Author's Notes:

Biliyorum çok çok uzun zaman oldu,haklısınız. Bunu uzun bir bölüm koyarak telafi etmem istiyorum.  Umarım beğenirsiniz. Yapılan iyi ya da kötü yorumlar diğer bölümün bu hafta sonunda gelmesi için beni teşvik edebilir, yani ben sadece söyleyeyim dedim ;) İyi okumalar, yorumlarınızı bekliyorum :)

 

             Güneş ışıkları pencerelerden içeri girerken Gryffindor öğrencileri yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı.Ginny de kalkmış, kıyafetlerini giyerken bir yandan neden hâlâ kalkmadığını merak ettiği Hermione’ye sesleniyordu.Hermione ise yatağında uzanmış tavanı izliyordu. Bütün gece uyumamış, dün hatırladığı bütün anılarını gözden geçirmişti. O tanıdık his yoğunlaşmış ve adına aşk dedikleri şeye dönüşmüştü. Fakat bu kadar basit değildi her şey. Şimdi koşturarak yanına gidemezdi onun. Samuel vardı. Ve diğerleri. Yaşanmış ve yaşanamamış onca şey.

              ************************************************************

             Draco yataktan usulca kalktı.Aynada kendine baktı.Bugün farklı hissediyordu fakat aynadaki yansımasında bir değişiklik yoktu. Son birkaç aydır olduğu gibi Hermione ile birlikte olduğu bir rüya görmüştü. Diğerlerinden farklı olarak hayal ürünü değildi bu, unutulmuş bir anıydı sadece.

            Sene başı,Bina başkanları odası,Başkanlık kutlamaları

Draco bina başkanlığı kutlamasına yetişebilmek için Blaise ve Pansy’nin yanından erken ayrıldı. Portreye şifreyi söyleyerek içeri girdiğinde neredeyse Hermione ile çarpışacaklardı.Ona ters ters bakarak Michael ve Susan’ın yanına gitti. Böylece 4 binanın başkanı da toplanmıştı.

-Gryffindor: Hermione Jane Granger

-Slytherin: Draco Malfoy

-Hufflepuff: Susan Bones

-Ravenclaw: Michael Corner

            Birkaç dakika sonra…

-Snape’in dolabından neyi kaçırdığıma inanamayacaksınız,dedi Michael.Snape adı hepsini etkilemişti.Dikkat kesildiler. Michael devam etti.

-Veritaserum.

-Neden böyle bir şey yaptın,diye sorarken Susan,hepsi yavaş yavaş heyecanlanmaya başlamıştı.

-Bir oyun oynayacağız,tabi korkmazsanız.Hermione?

Bütün başlar Hermione’ye döndü.Hermione oynamak istemiyordu fakat çıkıntı olmak da istemiyordu. Mecburen kafasını salladı.

-Bana uyar.

           Hermione de kabul ettikten sonra oyun başladı. Bir yandan kaymak birası içerlerken bir yandan da oyun oynuyorlardı. Basit sorularla başlayan oyun gitgide kızışmaya başlamıştı.

          1 saat sonra…

         Draco’nun kaymak birasına karşı bağışıklığı vardı sanki. Hermione sadece birkaç bardak içmişti. Malfoy’un önünde sarhoş olmak istemiyordu. Susan çoktan sızmıştı. Oyun üçü arasında devam ederken Michael’in da sızması sonucu sadece Hermione ve Draco kalmıştı. Draco buradan bir an önce uzaklaşmak istiyordu fakat Hermione’den öğrenebileceği onca şeyi düşününce vazgeçti.Hermione ayaklanıyordu ki Draco kolundan tuttu.

-Ne o kaçıyor musun bulanık?

-Kimden senden mi Malfoy? Sadece masadan kek almaya gidiyordum.

          Hermione kolunu kurtarıp masaya gitti. Birkaç saniye sonra içi bir sürü küçük kekle dolu bir tabakla geri gelmişti.

-Baştan uyarıyorum Malfoy. Eğer Harry veya Yoldaşlık ile ilgili bir şey sorarsan cevaplamayacağım.

-Ah,yapma ama Granger,hiç eğlencesi kalmadı şimdi,dedi ve güldü Draco.Sanki önce iksiri içmiyor da seçme şansın oluyor gibi söyledin.

          Draco sırıtmaya devam ediyordu.Hermione aniden uzanıp Draco’nun elini tuttu.Draco o kadar şaşırmıştı ki donup kaldı. Daha ne yapıyorsun diyemeden Hermione asasını çıkarıp ikisinin elinin üzerine tuttu ve “Oyunun kuralını değiştiriyorum.Yeni kural ‘Soru sorulduktan sonra iksir içilecek.’ olsun” dedi. Havada uçuşan birkaç kıvılcım da sönünce birbirlerine baktılar.Hermione hâlâ Draco’nun elini tutuyordu. Geçen birkaç saniye boyunca Draco karnında bir şeyler hareket ediyormuş gibi hissetti. Ve burada yanlış bir şeyler döndüğünü de…

-Ne o? Bana aşkını böyle mi ilan ediyorsun Granger?

          Hermione hemen elini çekti ve kucağındaki keklerle oynamaya başladı.İkisi de aralarında oluşan garip çekimin farkındaydı. Belki biri uzansa her şey çok farklı olabilirdi.Hermione’nin kızarmasını izleyen Draco gülümsedi. Hermione’nin kızardığı zaman daha güzel olduğunu düşündüğü olmuştu daha önce de.Başını salladı ve bu düşünceleri uzaklaştırmaya çalıştı. Uzun bir sessizlikten sonra nihayet Hermione konuşma cesaretini buldu.

-Oyun oynayacak mıyız?

-Bana uyar.Önce bayanlar…

-Peki,mmm. Bu güne kadar kaç kişiyle çıktın,diye sordu Hermione. Sorduğu sorunun saçmalığını sonradan fark etmişti.Draco şişeden bir yudum aldı.

-Ne kadar zamanın var? Sayısını hatırlamıyorum bile.

-Kimlerle olduğunu hatırlıyor musun?

-Bu iki etti,yanıt veremem.Benim sıram. Peki sen kaç kişiyle çıktın?

          Hermione tereddüt etti.

-Hadi ama,dedi Draco.Buna da yanıt vermeyeceksen...

          Hermione şişeden büyük bir yudum aldı ve cevapladı.

-Üç.Çıktıklarından hiç birini sevdin mi?

-A ama bu sert bir soru oldu,dedi Draco şişeden bir yudum alırken,bir yandan da gülüyordu. Hayır,hiç.Çıktığın kişiler kimdi?

-Matthew,Liam,Jake. Hepsi de yazları tanıdığım mugglelar.

          Hermione iksir içmeden cevapladı. Draco bir şey deme gereği duymamıştı.

-Birinden sevgisini kanıtlaması için ne yapmasını isterdin?

-Kolay ondan profesörlerin her birine kızacakları bir şey söylemesini isterdim. Özellikle de Snape’e.

-Böyle bir şey yaparsam deli olduğumu düşünürler,dedi Hermione. Ne dediğini fark ettiğinde artık çok geçti. Draco o ukala gülüşüyle ona bakarken Hermione açıklamaya çalıştı.

-Yani demek istediğim böyle bir şey yaparsa o kız, ona deli sanarlar. Tabi senden hoşlanıyorsa delidir zaten.

-Peki,dedi Draco hala gülüyordu. Beni seviyor musun?

-Ne biçim bir soru bu Malfoy. Tabiki de hayır.

-A şiseden içmedin ama…

-Geç oldu ben yatmaya gidiyorum.Saçmalıklarını dinleyemem artık.

           Draco Hermione’nin tepkisi karşısında afalladı.Yoksa Hermione onu mu seviyordu.Bu biraz şaşırtıcı olurdu ama doğru olabilirdi de.Onunla bu konuda dalga geçmeyi aklının bir köşesine yazarak o da yatmaya gitti.

            ************************************************************

            Hermione yataktan nihayet kalkmıştı. Ginny odada değildi.Zaten son zamanlarda çok az konuşuyorlardı. Bazen bütün olanlar saçma geliyordu ona. Her şeyi bu hale getiren oydu ama belki de diyordu,fazla mı abarttım… Şimdi bütün anıları gelince bu his daha da yoğunlaşmıştı. Şimdiki dersleri Sihir Tarihi idi ve bu dersi Hufflepuff binasıyla beraber alıyorlardı. Onlarla Draco olmadan konuşmanın tek yolu bu ders konuşmaktı. Hızlıca merdivenlerden indi. Sınıfa girip Harry ve Ron’un yanına gitti. Kendisine çevrilmiş gözlerin farkındaydı. Bunlardan sadece iki çift göze odaklandı.

-Merhaba…

            ************************************************************

            Ertesi gün Hermione daha huzurlu uyanmıştı.Dün Sihir Tarihi dersinde Harry ve Ron ile arasını düzeltmiş,dersten sonra da Ginny ile konuşmuştu. Luna ile barışmak ise işi en kolayıydı. Arkadaşları ile arası düzelmiş,sevgilisi ile de arası iyiydi.Dün bütün gün Draco’yu bir kez bile görmemişti. Tabi bunun için özel bir azim gerekmişti.Samuel ile biraz zaman geçirip Draco’yu görmemesi duygularını biraz yatıştırmıştı.Samuel ile ne kadar eğlendiğini ve ondan hoşlandığı bir kez daha fark etti.Belki de,diye düşündü,en iyisi budur.

            ************************************************************

            Draco kahvaltıya inip Hermione’yi Samuel ile ana salondan ayrılırken gördüğünde tabiî ki de şaşırmamıştı,fakat dün Harry’lerle barışması sonucu onu yanlarında görmeyi beklemiyor değildi.Büyük ihtimalle benim yüzümden,diye düşündü Draco otururken.

-Nasılsınız bakalım?

-Slytherin prensesi kılıçlarını indirdi.Bundan daha iyi bir şey olabilir mi,dedi Ron bir yandan tabağını dolduruyordu.

-Ya,ne demzsin,dedi Draco.

-Dün onunla hiç karşılaşmadın mı,diye sordu Ginny.

             Draco umursamaz bir tavırla güldü. Ginny’nin kaşları kalkarken diğerleri bu konuya daha fazla bulaşmamak için sessiz kalmıştı.

-Draco…

-Hayır Ginny. En iyisi bunu konuşmayalım,diyerek Ginny’nin sözünü kesti Draco. Ayağa kalkıtı ve ana salonun kapısına yöneldi.Daha bir lokma bile alamamıştı,ama bir önemi yoktu.Bu konuyu artık konuşmak istemiyordu. Arkasında birkaç acıyan göz bırakmıştı.Anlayıp anlamamaları umurunda değildi.Onun canı yanıyordu ve bütün önemli olan buydu.

              ************************************************************

              Draco okldaki bütün yolları ezbere biliyordu.Bu yüzden hızlı hızlı yürürken başının önde olmasının bir sorunu yoktu. Merdivenlerden gelen ayak sesinin sahibine bakma gereği bile duymamıştı.Ama bu sesin yaklaştığı gerçeğini değiştirmiyordu. Ve sonunda ayak seslerinin sahibiyle çarpıştığında başını kaldırmak zorunda kaldı.İkisi de birbirinden şaşkındı.Bir süre süren sessizlikten sonra Draco konuşma yetisini geri kazanmıştı.

-Hermione…

 

End Notes:

Umarım beğenmişsindir. Efendim?! Duyamıyorum... Düşüncelerini yorum olarak ifade edersen daha çok sevineceğim. Şimdiden teşekkürler :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Echo by ecdice

Author's Notes:

Bakınız sözümde durdum ve söylediğim gibi bugün yeni bölümü koyuyorum :) Bir çok okuyucumun yorumunu dikkate alıp bu bölüme biraz daha Dramione eklediğimi düşünüyorum. Artık takdir size kalmış :) E ama yorum olmazsa da neyi doğru yapıp yapmadığımı bilemem değil mi? Yani uzun lafın kısası dört gözle bekliyorum yorumlarınızı :) İyi okumalar.

 

Hermione,Samuel ile ana salondan çıktıktan sonra Samuel’in dışarı çıkıp biraz yürüme isteği üzerine odasına çıkıp ceketini almıştı.Dersten önce biraz zamanları vardı ve bu zamanı böyle değerlendirmek çok romantik olacaktı. Samuel’i bekletmemek için hızlı hızlı geri dönerken biriyle çarpıştı.Çarpışmanın etkisiyle gerilerken gözleri bir çift mavi gözle buluştu.Süregelen sessizliği bozmak için yeterli gücü bulamadı.Söyleyecek bir şey de yoktu.Sonunda Draco sessizliği bozmuştu.

-Hermione…

************************************************************

-Hermione…

-Draco…

-Ah..şey…pardon.Seni görmedim.

-Önemli değil,ben de.

-Eee,nasılsın?

-İyiyim,sen?..

-İyiyim,ben de.Harrylerle barışmışsın..

-Ya,evet…

İkisi de söyleyecek bir şey bulamıyorlardı.Bu sırada Hermione’nin aklına Samuel geldi.

-Üzgünüm Draco,gitmem lazım.

Hermione Draco’nun bir şey demesine fırsat vermeden dışarı yöneldi.Ona Samuel’in yanına gideceğini söylememişti. Zaten şu an canı oraya gitmek istemiyordu.Samuel’in beklediği yerin ters istikametine doğru yöneldi.Arka bahçeye dağın yamacına doğru ilerledi.Canı çok sıkkın olduğunda hep buraya gelirdi.Fakat kimsenin bundan haberi yoktu.Harry ile Ron’un bile…Burada sesinin yankılanması hoşuna gidiyordu.Cesareti olamadığı şeyleri söylüyor ve sesinin ona geri dönmesiyle daha iyi kabullenebiliyordu.Yere oturdu.Bir süre manzarayı izleyip canını neyin bu kadar sıktığını, neden Draco’yu görmenin ona böyle hissettirdiğini düşündü.İşte yine itiraf etmeye cesaret bulamıyordu.

-Ben yine geldim.

-Yine geldin..

Aslında yankı “Yine geldim” diyordu fakat Hermione o kadar uzun süredir buraya gidip geliyordu ki artık yankıyı onunla konuşuyormuş gibi duyuyordu.

-Sana söylemek istediğim bir şey var.

-“Sende” bir şey var…

-Her şey karman çorman oldu.Sevdiğim adamı kaybettim.Belki hâlâ orada fakat çok geçmiş gibi hissediyorum. Arkadaşlıklarım, aşkım, derslerim hepsi birbirine girdi.Ama benim suçum yok.Unutmuştum hepsini. Benim suçum yok.

-Suçun yok…

Hermione gülümsedi.Yankı da suçun onda olmadığını düşünüyordu demek ki.Fakat bu içindeki saçma suçluluk duygusu geçmek bilmiyordu. ‘Sevdiğim adamı nasıl üzdüm?Onu nasıl bir acıya soktum böyle?’ diye düşündü.Draco’yu düşündükçe kalbinin parçalandığını hissediyordu. ‘Ben nasıl bir insanım böyle.Özür dilerim Draco. Seni seviyorum.’

-Seni seviyorum…

Hermione duyduğu sesle irkildi.Başını kaldırdı. İçinden söylediğini sanıyordu fakat demek ki sesli söylemişti. Yankıdan duymaktansa Draco’dan duymak ne de güzel olurdu…Bu sırada Hermione artık dersin başlamak üzere olduğunu hatırladı. Ayağa kalktı. Tam derse gitmek üzere okula yönelmişti ki acı gerçekle karşılaştı.Samuel orada durmuş ona bakıyordu. Ne kadarını duymuş olduğunu sormasına gerek yoktu. Belli ki hepsini duymuştu. Onu daha önce hiç böyle gördüğünü hatırlamıyordu. Samuel’in yanağından bir damla yaş aşağıya süzüldü. Söylenecek bir söz yoktu. Ne derse desin artık fark etmeyeceğini biliyordu.Samuel yavaşça döndü ve okula yöneldi. Hermione kendi aptallığına lanet ediyordu. Ve yankıya da. Ve Draco’ya da… Her şey nasıl da bu hâle gelmişti…

************************************************************

Sene başı, Hogwarts Treni, Trenin hareketinden bir süre sonra

Hermione bir süreliğine Harry’lerin yanında oturduktan sonra sınıf başkanları için ayrılan kompartımana gitmek üzere yanlarından ayrıldı.bina başkanı olduğu için kendisi ile gurur duyuyordu. Bu yıl bir sorun çıkmaması için içinden dua etti. Sadece onlara ait bir yıl istiyordu. Harry ile Ginny birbirine açılsın,Ron bunu kabullensin,Ron da Lavender’e açılsın,hepsi derslerinde başarılı olsun istiyordu. Ve belki de o da aşkı bulabilirdi. Hermione düşüncelere dalmış yürürken kompartımana geldi. İçerde sadece Malfoy vardı. Slytherin prensinden başka kim başkan olabilirdi ki zaten? Usulca karşısına oturdu. Bu durumun onu heyecanlandırmaması gerekiyordu değil mi? Ona doğru baktı. Malfoy gazetedeki bir habere takılmış gibiydi. Ona bakıldığını hissetmiş olacak ki bakışlarını kaldırdı ve Hermione’ye baktı. Hermione hemen bakışlarını çevirdi. Malfoy bir süre onu inceledi. Hermione teninin yandığını hissetti ve bundan çok rahatsız oldu. Michael içeri girmeseydi daha fazla sessiz kalamayacaktı. Draco ve Michael Quidditch hakkında konuşmaya başladılar. Hermione nedense kendini çok yorgun hissediyordu. Yavaş yavaş uykuya dalarken Draco ve Michael’in sesi kulağında yankılanıyordu.

 

Sene başı, Hogwarts Treni, Okula varmaya bir süre kala

Draco Malfoy kompartımandan dışarıyı seyrediyordu. Okula az bir süre kaldığından öğrenciler cüppelerini giymeye başlamıştı. O da hazırlanmış trenin varmasını bekliyordu.Susan ve Michael de hazırlanmış çoktan arkadaşlarının yanına gitmişlerdi.Kompartımandan ayrılmadan önce akşam başkanlar odasında küçük bir parti vermek için sözleşmişlerdi. Ve maalesef Granger da orada olacaktı. Draco Hermione’yi hatırlayınca ona doğru baktı. Tam karşısında oturur vaziyette uyuyordu. Çok yorulmuş olmalı,diye düşündü. Okula az kaldığını hatırlayınca onu uyandırmaya karar verdi ve yanına oturdu. Yüzüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına attı. Bunu neden yaptığı hakkında bir fikri yoktu. Tam onu uyandıracaktı ki bir çift kahverengi göz aniden açılıp karşısında gördüğü kişi yüzünden şaşkın bir şekilde ona bakıyordu.

 

Hermione gözlerini açtığında yakınında bir çift mavi göz gördü.Şaşkınlıkla ona baktı. Malfoy’un bu kadar yakınında ne işi vardı? Ve Hermione neden karnında kelebekler uçuşuyormuş gibi hissediyordu? Hayır,hayır,bu olamazdı. Malfoy hemen çekilmiş ve ona içinde “nihayet, uyanmak, Hogwarts, gelmek, cüppe, bulanık” kelimelerinin geçtiği bir şeyler söylüyordu. Hermione’nin etrafını bir uğultu kaplamış ne onu duyuyor ne de hareket edebiliyordu.Malfoy lafını bırakıp çıktığında tuttuğunu bile bilmediği nefesini bıraktı. “Olamaz” dedi kendi kendine. “Gerçekten de ondan hoşlanıyor olamam”

Bunu istemiyordu.Hayatı yeterince zordu zaten. Hem o Malfoy’du. Bu imkansızın imkansızı demekti. Derin bir nefes aldı ve hazırlandı.Başı önde düşünceli bir şekilde arkadaşlarının yanına doğru ilerledi. Trenden inip yürümeye başladılar. Yanında Harry,Ron, Ginny ve Luna vardı ve Hermione şu anki haliyle gayet mutlu olduğunu düşündü. Hayatını karıştıracak imkansız şeylere ihtiyacı yoktu. Kafasındaki düşüncelerden sıyrıldı ve Hogwarts’a gidiş yolunda Luna ile koyu bir sohbete daldı.

************************************************************

Harry, Hermione, Ron, Ginny ve Lavender, Luna gelene kadar huzur içinde akşam yemeklerini yiyorlardı.

-Çocuklar çabuk gelin!

-Ne oldu Luna? Ne bu halin,diye sordu Ginny, nefes nefese kalmış Luna’ya bakarken.

-Draco’nun etrafında hımhımlar dolaşıyor.

-Ne demek istiyorsun,anlamıyoruz,dedi Lavender.

-Yani demek istediğim Samuel Draco’yu dövüyor.

-Ne?

Hermione kalbinde bir sızı hissetti. Onun yüzünden kavga mı ediyorlardı?Diğerleriyle birlikte hemen ayağa kalktı.

-Neredeler,diye sordu Harry.

-Slytherin ortak salonunda,dedi Luna.

-Ama abi, biz oraya giremeyiz ki,dedi Ron.Hermione hemen atıldı.

-Merak etmeyin,ben şifreyi biliyorum.

Hepsi, Hermione’nin peşinden koşmaya başladılar. Ne kadar Draco kötü çocuk imajı çizse de Samuel ondan beterdi ve kesinlikle ondan daha güçlüydü. Hermione aklını meşgul eden bütün düşünceleri kovaladı ve sevdiği adama doğru koşmaya başladı.

************************************************************

-Pure blood,dedi Hermione. Portre onları önce bir süzdü. Fakat parola söylendiği için açılması gerekiyordu. Gözleri Hermione’ninkilerle buluştu ve “Yine mi sen?” derken yana doğru kaydı.

Kavganın etrafında küçük bir kalabalık vardı.Draco ile Samuel kavga ederken Blaise,Crabbe ve Goyle da Samuel’in arkadaşları Adam, Sebestian ve Daniel ile kavga ediyordu.

Ginny, Lavender ve Luna kalabalığı dağıtırken Ron ve Harry kavgayı ayırmak için ileri atıldılar. Hermione gördüğü manzara karşısında bir süre hareket edemedi. Sanki çok uzak yerlerden Samuel’in sesi geliyordu.

-Sen aşağılığın tekisin.

-Bunu söyleyen de yüce bir kişi zaten,dedi Draco. Bu sırada karnına doğru gelen yumruktan kaçınırken yüzüne gelen yumruğa hazırlıksız yakalandı ve yere düştü. Harry ona yardım etmeye gitmek için hamle yaptığında Adam onu engelledi ve ikisi kavgaya tutuştu. Kimsenin yardıma gidemediği Draco Samuel’den ardı ardına tekme yerken Hermione kıpırdayamıyordu.İçinde fırtınalar kopsa da ona koşamıyordu. Sesi bile çıkmıyordu. Nefes nefese kalmış Samuel’in sesi kesik kesik geliyordu.

-Seni . . . geberticem. . . sen . . . nasıl . . . benim . . . sevgilimi . . . çalarsın . . . o . . . benim . . .

Sonunda Hermione konuşma yetisini geri kazanmıştı.

-Senin değilim. Onunum.

Kavga bir anlığına durdu ve bütün gözler Hermione’ye çevrildi. Ginny ile Luna gülümserken Hermione devam etti.

-Draco’yu seviyorum.

Bu sırada odaya Snape ve birkaç öğretmen daha girdi. Bir asa hareketiyle kavga edenler duvara yapıştırılırken Hermione Draco’ya koştu. Ağzından kan gelen Draco ona gülümsedi ve okyanus mavisi gözleri kapanmadan önce ağzından şu sözcükler duyuldu.

-Ben de seni seviyorum…

 

End Notes:

Nasıl? Beğendiniz mi? Duyamıyorum!!! Hadi pamuk parmaklar klavyeye :D

Şaka bir yana gerçekten yorumunuza ve tavsiyenize ihtiyacım var. Sizce bundan sonra neler olmalı?

A) Artık sevgili olsunlar da biz de bir oh çekelim mi diyorsunuz?

B)Draco'nun gururu kırılmış olsun kolay kolay bir araya gelmesinler mi diyorsunuz?

C)Yoksa hiçbiri bak ben sana söyleyeyim şöyle olsun mu diyorsunuz?

Hemen hemen aklımda bir şeyler olsa da okuyucu olaraktan sizden fikirlerinizi bekliyorum. Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Hemen aşağıdaki kutucuğa düşüncelerimizi yazıp göndere basıyoruz. Değil mi? :D

Not:Bu hafta her gün sınavım var bu yüzden paylaşamıyacağım. Diğer bölüm 20 Nisan'da :) 

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Pride?! by ecdice

Author's Notes:

Hikayeyi söz verdiğim gibi söz verdiğim günde paylaşıyorum sevgili okuyucularım :)

Yorumları göz önüne alarak güzel bir bölüm paylaştığımı düşünüyorum. Ama rica ediyorum, LÜTFEN BÖLÜM SONU NOTUNU OKUYUNUZ. BU BÖLÜMLE VE DE DİĞER BÖLÜMLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZİ VEYA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZİ BULABİLİRSİNİZ.

Yorum yapmayı da ihmal etmeyin, iyi okummalar :)

 

Draco uyandığında büyük bir acı hissetti. Her yeri ağrıyordu. Gözlerini kırpıştırdı ve nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Revirdeki bir yatakta yattığını fark etmesi ona dün olanları hatırlattı. Revirde olmasından da anlaşıldığı gibi feci dayak yemişti. Sağına baktı. Hermione onun elini tutar vaziyette uyuyakalmıştı. Draco önce gülümsedi, onu sevdiğini söylediğini hatırlıyordu. Fakat sonra gülümsemesi silindi. Her ne kadar Hermione onu sevse de Draco’nun gururu fena hâlde kırılmıştı.Hermione’ye baktı. Nasıl da güzel uyuyordu? Ona sarılmak, onu öpmek istiyordu ama içinde bir şeyler onu durduruyordu. Bu his… sanki ona güvenemez gibiydi.Yaklaşan ayak seslerini duyunca gözlerini kapattı ve uyuma numarası yaptı.

-Hâlâ uyanmamışlar,dedi Ginny, Hermione’ye doğru ilerlerken. Ron, Harry, Luna ve Lavender de onu takip ediyordu. Lavender yavaşça Hermione’nin yanına geldi ve dürttü. Hermione hafif bir sıçramayla uyanmıştı.

-Ne..neler oluyor?

-Yok bir şey, sadece uyuyakalmışsın,diye sakinleştirdi Ginny onu. Draco hâlâ uyanmadı mı?

-Bildiğim kadarıyla hayır, dedi Hermione. Kendisini çok kötü hissediyordu. Bunların hepsi benim suçum,diye düşündü.

-Hadi Herm,gel kahvaltıya gidelim. Geldiğimizde uyanmış olur, dedi Harry ve Hermione’nin onun uzattığı eli tutmasıyla kahvaltıya indiler. Onlar kapıdan çıktıktan sonra gerilerinde bir gencin rahat bir nefes aldığını duymamışlardı.

************************************************************

Akşam olmuş, Draco Madam Pomfrey’in getirdiği akşam yemeğini bitirmişti. Ciddi bir şeyi yoktu. Bir gece daha kalıp yarın taburcu olacaktı. Gün boyunca Hermione gidip gelmiş ve Draco her seferinde uyuyor numarası yapmıştı. Bunu neden yaptığını bilmiyordu. Sadece onunla yüzleşmek istemiyordu. Düşüncelere dalmışken gelen ayak sesini duymamıştı.

-Dra..Draco!!

Genç kız koşarak yanına geldi ve ona sarıldı. Draco genç kızın kahverengi buklelerinden yayılan hoş şampuan kokusu ile bir an gülümsedi ama kendini hemen topladı.

-Nasılsın? İyi misin? Dünden beri uyuyordun. Bir şeyin var mı? Bir yerin ağrıyor mu?

Hermione belli ki Draco’nun suskunluğunu fark etmemişti. Onu öpmek için eğildiğinde Draco’nun kafasını çevirmesi karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

-Draco, neler oluyor?

-Niye buradasın?

-Ne demek neden buradasın?! Senin için buradayım. Sen.. sen hatırlamıyor musun?

Hermione “Beni sevdiğini söylediğini hatırlamıyor musun?” demek istemişti ama söyleyememişti.

-Hatırlıyorum, dedi Draco,sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Her şeyi hatırlıyorum. Seni sevdiğimi, sene başından beri nasıl beklediğimi, neler çektiğimi hatırlıyorum Granger! Peki sen hatırlıyor musun?!

-Ben..ben..Draco biliyorsun!

-Neyi;? Benimle nasıl oynadığını mı yoksa senin deyiminle beni sevdiğin zamanlar nasıl Samuel ile sevgilicilik oynadığını mı?! Yoksa hafıza kaybı da diğer bir yalan mıydı?

-Hayır!.. Draco! Be..ben daha sadece yeni hatırladım. Ama bir yanım seni sevdiğimi hep biliyordu. Sadece kabullenemedim.

-Kabullenemedin,dedi Draco, yavaş yavaş yükselen sesi artık bağırma noktasına gelmişti. O zaman şimdi de ben kabullenmiyorum.Git buradan!

-Ne? Draco? Draco, yapma…

Draco tekrar kafasını çevirdi ve gözlerini odanın boş tarafına dikti. Hermione’nin hâlâ orada olduğunu hissediyordu. Yutkundu. Bunu yapmak istemiyordu ama …

-Hâlâ burada mısın sen?!

Hermione tuttuğu yaşları bıraktı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Haklıydı, haklı olduğunu biliyordu ama böyle olmamalıydı. Yenilgiyi kabullanmiş bir şekilde revirden çıktı. Şimdilik, dedi içinden. Şimdilik gidiyorum.

************************************************************

Hafta sonu geçmiş, Hermione Draco’yu hiç görmemişti. Pazartesi sabahı bütün bunların bir rüya olduğunu umarak uyanmıştı. Canı hiçbir şey yapmak istemiyordu. Yavaşça kalktı ve hazırlandı. Ginny de bu sırada yeni uyanmış ve hazırlanmıştı. Beraber kahvaltıya indiler. Gözleri Draco’yu aradı ama bulamadı.

-Çoktan gitti,dedi Ron. Hermione şaşkınlıkla ona döndü. Tabiki de en yakın arkadaşı kimi aradığını anlamıştı.

-O gün neler oldu Herm, diye sordu Lavender. Hermione daha yalnızca Ginny’e anlatacak gücü bulmuştu. Ginny’e yalvaran bir bakış attı. Ginny mesajı almış göründü ve aşağıdan Harry’e küçük çaplı bir tekme attı. O da durumu anlamış, konuyu değiştirmişti.

-Yılbaşı partisine az kaldı,dedi Harry. Ginny gözlerini devirdi. Konuyu değiştir demek istemişti, daha da batır değil…

-Yaa, evet. Çok heyecanlıyım,dedi Luna.

-Kimden davet aldın,diye sordu Harry. Bu çocuğun sorunu neydi?!

-Davet almamız mı gerekiyordu? Ben yalnız gelmeyi düşünüyorum,dedi Luna. Hepsi ona anlayışlı bir bakış attı. Luna iyi ve güzel bir kızdı ama biraz garipti. Bu yüzden de çok talibi olduğu söylenemezdi.

-Merak etme Luna, yalnız değilsin. Biz varız,dedi Ginny. Herkes başını sallayarak ona katıldı.

-Evet, Luna, beraber gidebiliriz. Ben de yalnızım, dedi Hermione. Ginny “Herm..” diye lafa başlamıştı ama Hermione onu duymazlıktan gelmişti. Ben gidiyorum, derste görüşürüz.

Hermione hızlı hızlı ana salonu terk ederken Ginny’nin çaresiz sesini duymuştu: “Hiçbir şey yemedin ki”

Hermione bir koridora geldi. Koridorun diğer ucunda Draco ve Blaise’i gördü. Ama geri dönmek için çok geçti, onu görmüşlerdi. “Demek eski arkadaşlarına geri döndün” diye düşündü Hermione. Zaten Draco ve Blaise hiç iletişimi kaybetmemişlerdi. Blaise Slytherin’de olmasına rağmen çok iyi anlaşılabilen bir çocuktu. Sempatikti ve herkesle arkadaş olmayı severdi. Yavaş yavaş yürümeye devam etti.Draco önüne dönmüş Blaise ile konuşmaya devam ediyordu. Bir an sonra Hermione’nin olduğu tarafa dik dik bakmaya başladı. Hermione’nin, Draco’nun bakışlarının ona olmadığını anlaması biraz zaman aldı ve arkasına döndü. İçinden lanet etti. Samuel ona doğru geliyordu. Samuel Draco’ya küçümseyici bir bakış attı ve Hermione’ye döndü. Belli ki Draco’yu engel olarak görmüyordu.

-Selam, dedi. Hermione ona “Deli misin?” bakışı atıyordu.

-Ne istiyorsun Sam, diye sordu Hermione ve sorduğu an pişman olmuştu. “Sam” ona sevgiliykenki sesleniş şekliydi. Bu Draco’nun da dikkatini çekmiş gibiydi. İkisi konuşmayı bırakıp Hermione ve Samuel’i izliyordu.

-Yılbaşı biletlerini getirdim, dedi Samuel. Hani birkaç gün sonraki. Beraber gideriz demiştik.

-Partinin ne zaman olduğunu biliyorum Samuel, ama biz bunu ayrılmadan önce konuşmuştuk.

-Yani şimdi ayrıldık mı?

-Sence ayrılmadık mı,diye sordu Hermione. Gerçekten de bu çocuktaki soğukkanlılığa inanamıyordu. Önce onun Draco’yu sevdiğini öğrenmiş, sonra Draco’yu revirlik etmiş ve şimdi de hiçbir şey olmamış gibi  onu partiye davet ediyordu. Yürüyüp gitmek için arkasını döndüğünde Samuel’in kolunu sertçe çekmesiyle tekrar ona dönmüştü.

-Biz ayrılmadık Herm, sadece uzaklaştık.

Hermione “Canımı acıtıyorsun” der demez kolundaki el gitmiş önüne Samuel ile arasına bir beden girmişti. Hermione şaşkınca ona baktı. Samuel ile konuşurken Draco’nun taa yanına kadar geldiğini fark etmemişti.

-Siz çoktan bittiniz dostum, bence bunu kabullenmen lazım, dedi Draco ve eliyle Samuel’in omzuna iki kere sertçe vurdu. Samuel sinirini kontrol etmeye çalıştığı belli bir şekilde ona doğru bir adım attı. Draco, Hermione ile Samuel’in arasındaydı. Hermione yanında birini daha hissetti ve kavgaya hazır bir Blaise ile karşılaştı. Hermione ona karşı minnet hissetti. Blaise’in ona kötü davrandığını doğru düzgün hatırlamıyordu, hatta ona hiç “bulanık” demiş miydi bilmiyordu. Samuel onlara baktı ve pes etmiş bir şekilde uzaklaştı.

-Bir daha rahatsız ederse söyle Hermione, dedi Blaise, yüzünde sevgi dolu bir gülümseme vardı. Hermione de ona gülümsedi. Bu sırada Draco yanlarından geçip gitti. Hermione “Draco” diye seslenecek oldu ama durmayacağını biliyordu. En sonunda gözden kayboldu Draco. Blaise de gitmişti. Hermione Draco’nun gittiği yöne gitti ve Draco’nun gittiği yöne dönmeden yere oturdu, sırtını duvara verdi. Hermione bilmiyordu ki Draco da döner dönmez yere oturmuş ve sırtını duvara vermişti. Aralarında sadece birkaç adım vardı,fakat ikisi de habersizdi.

************************************************************

Draco koridordaki ilk sola dönmüş ve hemen yere serilmişti. Derin derin nefes aldı.Zordu. Çok zordu.Onun yanında olmak ama dokunamamak… Biliyordu tek engel kendisiydi. Hermione orada onu bekliyordu. Draco sadece gitmemeyi tercih ediyordu. Biraz daha, diye düşündü. Bana biraz zaman ver. Kırılan onurumu onarınca geleceğim. O zaman söz veriyorum, sana koşa koşa geleceğim.

************************************************************

Hermione bir süre gözleri kapalı durdu. Hiçbir şey yapmak istemiyordu fakat ders McGonagall’ındı ve bu derse gitmek zorundaydı.Yavaşça kalktı ve Draco’nun olduğu tarafa dönmek yerine sınıfın olduğu tarafa doğru yani düz devam etti. Draco koridordan yürüyüp geçenin kim olduğuna bakmaya gayret etmedi. Hermione’nin de etrafına bakacak hali yoktu. Bu kadar kolay vazgeçmeyecekti. Aklına bir anı geldi. Sene başında başkanlık odasında veritaserum ile bir oyun oynamışlardı ve Draco sevgisini kanıtlaması için ona gerekli olan şeyi söylemişti. Evet, tek ihtiyacı onu dinlemekti. Yüzünde muzip bir gülümseme belirdi Hermione’nin. Bekle beni Draco,dedi kendi kendine. Kolay kolay vazgeçmeyeceğim. Seni seviyorum.

 

End Notes:

Evet, geldik bir bölümün daha sonuna. Neler düşünüyorsun? Benimle paylaşırsan çok sevinirim ve lütfen notun devamını okuyunuz :)

Öncelikle Draco- Hermione ilişkisi: Biliyorum bazılarınız hadi artık kavuşsun diyordur. Birlikte olduklarında aynı tadı vermiyor biliyorsunuz. E tabi bu birlike olmayacaklar anlamımna gelmiyor ;) Eğer beklediğiniz buysa diğer bölümü bekleyin derim. :)

Koridor sahnesi: Bilmiyorum gözünüzde canlandırabildiniz mi, ben gözümdeki sahneyi anlatmaya çalıştım. Keşke yeteneğim olsaydı da bu sahneyi çizip atabilseydim resmini. E artık sizin hayal gücünüze kaldı.

Hermione'nin Planı: Hermione'nin aklına gelen o sahneyi hatırlıyor musunuz? Hatırlayanlarınız diğer bölüm olacakları tahmin edebilir. Sizi temin ediyorum ki çok eğlenceli bir bölüm geliyor. Ve belki de Hermione amacına ulaşıyor. Ne dersiniz? ;)

Samuel: Bu çocuğu severek eklemiştim hikayeye. Sizce de iyi niyeti suistimal etmiyor mu? :D Şaka bir yana kafayı Herm'e takmış gibi, yoktan anlamıyor. Ama Draco ağzının payını verdi bence. Blaise'in de katkısı unutulmamalı. Blaise demişken...

Blaise: Benim sevdiğim karakterlerden biri filmlerde çok rolü olmasa da hikayelerde okuyup yazmayı seviyorum. Bu yüzden onu da dahil ettim. İleriki bölümlerde tanıdığımız biriyle yakınlaşabilir. Acaba kim? :D

Bir dahaki bölüm: Haftaya cuma gelecek. Cumadan cumaya paylaşmayı düşünüyorum artık. Ama belli olmaz. Her bölüm sonunda size haber veririm sevgili okuyucularım :)

Nasıl buldunuz? Bölüm iyi miydi? Veya sizce not daha mı iyiydi? :D Bilemem herkesin kendi düşüncesi. Öğrenmem için yorum yapmanız lazım. Bakın o aşağıdaki tatlı kutucuk :D Okuyan, yorumlayan, favorilerine ekleyen herkesi çok seviyor ve hepinizi öpüyorum. Eksik olmayın :)

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

Are you CRAZY? by ecdice

Author's Notes:

Çok yoğun bir yıl geçiyorum ve maalesef siteye girmeye vakit bulamıyorum. Özür dileye dileye bir hal oldum ama bu hikayeyi devam ettiren siz ve sizin yorumlarınız. Desteğinizle bu hikayeyi bir sona ulaştıracağımıza inanıyorum.Düşünce ve görüşlerinizi duymak isterim. Gözlerim yolda yorumlarınızı bekliyor olacağım :))

 Draco McGonagall gelmeden hemen önce Biçim Değiştirme sınıfına girmişti. Herkes yerli yerindeydi. Yerine otururken elinde olmadan Hermione'ye baktı. Hermione gözlerini McGonagall'a dikmiş muzipçe gülümsüyordu. Bir şeyler planlıyor gibiydi. Draco elinde olmadan heyecanlandığını hissetti.

-Günaydın, bugünkü dersimizde her birinizin sırasında duran hayvanları bir süre cansız tutup tekrar canlandıracağız.Bunun için önce-

Hermione'nin kıkırdaması sınıfta yankılandı. McGonagall duymazlıktan gelip devam etti.

-Şu sözleri öğreniceğiz: Duro Furnur-

Hermione'nin daha sesli gülmesiyle bütün dönmüş şaşırmış yüz ifadeleriyle ona bakıyordu. McGonagall da bu ani gülme krizinin sebebini merak etmiş gibiydi. Hermione ona dönen gözlere aldırmıyordu. Gülmesini bastırdı ve ders öğretmenine sevecen bir bakış attı. McGonagall derse devam ederken Harry-Draco-Ron arasında sözsüz bir diyalog geçiyordu ve hiçbiri bir şey anlamamıştı.

Dersin devamında ara ara Hermione'nin gülmeleri duyuldu. Her seferinde kendisini durdurdu ve dersin devam etmesine müsade etti. McGonagalll gitgide artan sinir kat sayısı ile duymazdan gelmeye çalışırken Draco gözlerini dikmiş Hermione'ye bakıyordu. Neden böyle davrandığını anlayamamıştı.

Ders son bir kez Hermione'nin artık tutamadığı kahkahasıyla bölünürken çoğu kişi büyüyü başarıyla yapmış yapamayanları bekliyordu. Artık sınırı aştığını belirtmek üzere McGonagall yanına gelirken Hermione gülmesini tutmaya çalıştı ve tekrar sevecen bir bakış ortaya koydu.

-Mrs.Granger, bize bu ders neden bu kadar neşeli olduğunuzu söylemek ister miydiniz?

-Hayır,efendim.

Hermione ciddi ifadesini korumaya çalışırken bütün sınıf ona delirmiş gibi bakıyordu. Gryffindorlar sus pus olmuşken Slytherin birazdan kopmasını bekledikleri kıyametle zevkten dört köşe olmuştu. Sadece Draco kafası karışık bir şekilde olanları izliyordu.

-Mrs. Granger sanıyorumki bugün kendinizde değilsiniz. Bu davranışınız için binanızdan 10 puan kırmak zorunda bulunmaktayım.

-Hadi ama bu hareketi biz yapsak en az 50 puan kırılırdı, dedi Slytherin'den bir çocuk. Diğer Slytherinler katıldıklarını belirtirken sinirle başlarını salladılar.

-Önemli değil profesör,dedi Hermione. Nasıl olsa o puanları da ben kazanıyorum. İsterseniz hepsini silebilirsiniz.

Gryffindorlar nefeslerini tuttu. Hermione'nin daha önce böyle konuştuğunu kimse duymamıştı. Tamam, belki haklıydı. Aslında tamamen haklıydı. Puanların neredeyse hepsini o kazanıyordu ama bunu söyleyiş şekli... Hem de bir profesöre...Hem de kendi binasının profesörüne...

Bu arada ders bitmişti ama kimse çıkmak için bir hamlede bulunmamıştı. Bu hem ne olacağını merak ettikleri için hem de ayağa kalkıp kızgın bir McGonagall'ın dikkatini çekmek istemedikleri içindi.Mcgonagall Hermione'nin sözlerine duyduğu şaşkınlığı ve artmakta olan kızgınlığını saklayarak diğerlerine çıkmalarını söyledi. Harry ve Ron kalmak istese de McGonagall'ın onlara hemen toz olmalarını yoksa ceza alacaklarını belirten bakışından çekinerek dışarıda beklediler.  Hermione'nin de çıkmasıyla diğer dersleri olan Bitki Bilim'e doğru yola çıktılar.Harry ve Ron birbirleriyle sözsüz konuşuyorlardı.İkisinin de söyleyecek bir şeyi yoktu.Sınıfa girmek üzereyken Hermione onları durdurdu.İkisinin de aklında soru işaretleri olduğunu biliyordu.

-Neden böyle bir şey yaptığımı merak ediyor olmalısınız,dedi Hermione.Size söylerim ama Draco'ya söylemek yok.

-Draco'ya mı,diye sordu Ron.

-Neler oluyor Herm,dedi Harry.

Hermione onlara bütün planını anlattı.O gün neler konuşuldu ve neden böyle davrandığını açıkladı. Draco'nun güvenini kazanmak için ne yapması gerektiğini söyledi.Ron bu plandan pek emin olmasa da Harry tamamen katıldığını dile getirdi.

****************************************************

Ertesi gün...

Draco ilk dersi olan Aritmansiden çıkmış,K.S.K.S. dersine gidiyordu. Bu dersi Gryffindorlularla aldıkları için bir heyecan ama aynı zamanda da bir merak duygusu içine girmişti. Dünkü Biçim Değiştirme dersinden beri Hermione çok garip davranıyordu.Bu derse kadar Gryffindorlularla başka bir derse girmemişti ama neler olduğunu diğer binalardan duymuştu. Biçim Değiştirmeden sonra Hermione'nin, Hufflepufflarla olan Bitki Bilim dersinde Profesör Sprout'a saygısızlık yaptığını, Ravenclawlarla olan Kehanet dersinde bütün bunların saçmalık olduğunu söyleyerek ve herkesin gülmesine sebep olarak abartılı bir şekilde profesörün taklidini yaparak Profesör Trelawney'i sinir etmiş olduğunu öğrenmişti. Draco onun bu davranışlarının bir açıklaması olduğunu biliyordu. Yani umuyordu. Hermione delirmemişti dimi?

Draco adımlarını hızlandırdı. Tonks bir hafta izinli olduğu için onun yerine Profesör Snape bakacaktı. Bu bilgi herkese önceden duyurulmuştu ki kimse derse geç gelmesin. Draco sınıfa girdi ve Blaise'in yanına oturdu. Snape de gelmiş ders başlamıştı. Slytherin binası dahil herkes Hermione'nin nerede olduğunu düşünüyordu. Bütün okul hatta öğretmenler bile Hermione'nin yeni davranış biçimini duymuş ve birinin ona büyü yapıp yapmadığını merak etmişti. Hermione ona yöneltilen bütün sorulara mantıklı cevaplar verip gayet de kendinde olduğunu her seferinde belirtmişti. Draco'nun duyduğuna göre Hermione, McGonagall'dan iki hafta Filch'e yardım, Sprout'tan bir hafta 1. sınıflara Bitki Bilim'de yardım-ki Draco bunun neresinin ceza olduğunu bilmiyordu yani Hermione için- ve Trelawney'den de bir hafta ona asistanlık yapma cezası almıştı. Draco en büyük cezanın bu olduğunu düşünürken gülümsedi. Hermione bir günde bu kadar ceza alarak resmen tarihe geçmiş ve Fred-George Weasley'in tahtını sallamaya başlamıştı. İşte asıl problem de buydu. Hermione her zaman ceza almaktan korkan adına leke gelmemesi için büyük çaba gösteren biri olmuştu. Draco düşüncelerinin arasında aradığı cevabı bulmuştu. Birden bire aklına gelen bu anı ile donarken kimsenin dikkatini çekmemek için başını öne eğdi.

Sene başı,Bina başkanları odası,Başkanlık kutlamaları

... -Birinden sevgisini kanıtlaması için ne yapmasını isterdin?

-Kolay ondan profesörlerin her birine kızacakları bir şey söylemesini isterdim. Özellikle de Snape’e.

-Böyle bir şey yaparsam deli olduğumu düşünürler,dedi Hermione. Ne dediğini fark ettiğinde artık çok geçti.

Draco o ukala gülüşüyle ona bakarken Hermione açıklamaya çalıştı.

-Yani demek istediğim böyle bir şey yaparsa o kız, ona deli sanarlar. Tabi senden hoşlanıyorsa delidir zaten.

-Peki,dedi Draco hala gülüyordu. Beni seviyor musun?

-Ne biçim bir soru bu Malfoy. Tabiki de hayır.    ...

 

****************************************************

Draco hatırladığı şeyle sarsılırken aklında sadece birkaç sözcük kalmıştı ve tekrarlanıyordu.

Sevgi,kanıtlamak,Profesör,kızacakları,isterdim...

Draco aniden gerçeğin ortaya çıkmasıyla ne yapacağını bilemedi. Yine de yüzüne yansıyan gülümsemeye engel olamadı. Snape bunu farketti ve ona doğru yaklaştı.

-Mr. Malfoy eminim hayalinizde gördüğünüz herneyse harikadır ve şu an orada olmak istiyorsunuzdur fakat hepimizin bildiği üzere *Snape bu sırada kızgın bakışlarını sınıfta gezdirir* ders saatinde bir yere gitmemize izin veremem. Hayal alemi bile olsa...

 

Draco cevap vermek için ağzını açtı ama buna gerek kalmamıştı. Kapı aniden açıldı. Snape dahil herkes derse tamı tamına 20 dakika geç kalmış delirme ihtimali göz önünde bulundurulan kıza bakıyordu.

End Notes:

Sevgili okuyucularım, umarım bu bölüm beğenilmiştir :) Devamının ne zaman geleceğiyle ilgili tarih veremiyorum ne yazık ki, şu an yazım aşamasında. Aklının bir köşesinden bile yorum yapma geçiyorsa iç sesini dinle ve beni bilgilendir lütfen :D 

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

For Love.. by ecdice

Author's Notes:

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba :)) Yaklaşan yılbaşı nedeniyle bir sürpriz yapayım dedim ve bu bölümü paylaştım. En başından beri  yanımda olanlara çok teşekkür ederim. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum sevgili okurlarım  

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

To prepare a surprise by ecdice

Author's Notes:

Geçen bölüme olan ilgiden memnun değilim fakat yine de sizin için daha uzun bir bölüm yazdım.Hem de gecenin üçünde son haline getirip paylaşıyorum kıymetimi bilin :D İyi okumalar, bol bol yorum yapmanız dileğiyle :))

Güneş ışığı hafif aralık perdeden odaya dolarken uyanmanın verdiği hisle gözlerini açtı genç kız. Mutlu uyanmıştı bugün. Bir an bütün yaşananlar bir rüya mıydı diye düşünmekten kendini alamadı. İstemsizce boynuna gitti eli. Bir süre elinde oynattı boynundan hiç çıkarmadığı asil kolyeyi.  Hermione için anlamlıydı. Hayır üstündeki değerli taşlarla hiçbir ilgisi yoktu bu durumun. İpin ucuna bir taş takılı olsaydı bile anlamlı olurdu onun için. Çünkü bu kolyeyi Draco almıştı. Draco'nun daha farkında bile olmadan ilişkileri için attığı ilk adımdı bu hediye. Hermione'nin belki de bugüne kadar almaktan en çok mutlu olduğu hediyeydi. Yavaşça yataktan kalkıp hazırlanmaya başladı. Kolyeyi her gün yaptığı gibi usulca kazağının altına sakladı. Kolyenin arkasında parıldayan "Macraoldfoy" yazısını hatta yazının kaybolduğunu görmemişti bile.  

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Hermione arkadaşlarının yanına doğru ilerledi. Ginny, Harry,Ron,Lavender ve Luna ondan önce hazırlanmış masadaki yerlerini almıştı.

-Günaydınnn!

-Vay bakın kimler uyanmış. Günaydın Hermione,dedi Ron bir yandan sevgilisinin ondan kaçırdığı tabağa ulaşmaya çalışırken.

-Bugün çok mutlusun Herm. Özel bir sebebi var mı, diye sordu Ginny muzipçe gülümserken. Aslında her şeyin farkındaydı Ginny. Dün Dumbledore'un yanından ayrılıp yatakhaneye gelir gelmez her şeyi anlatmıştı Hermione ona. Cevap vermek yerine sevecen sevecen gülümsemeyi seçti. Bu sırada Hermione'nin yanına oturmasıyla dikkatler sarışın çocuğa çevrilmişti.

-Tabi mutlu olacak Ginny,bir Malfoy'un sevgilisi olmak kolay değil, dedi Draco ukalaca sırıtırken. 

- Ah Draco bunları geçtiğimizi sanıyordum, diye oyuna çevirdi bu sözleri Ginny.

-Tabiki de geçtik ama sadece senin için, derken göz kırptı Ginny'e. Harry "Sevgilimden uzak dur Malfoy!" diye ciddi olmaya çalışıp beceremezken diğerleri kahkahalara boğulmuş, Hermione ise hiç bozulmamış sevgilisine sarılıp yüzünde kocaman bir gülümsemeyle arkadaşlarını seyrediyordu. Biraz sonra Blaise de yanlarına gelmiş takım tamamlanmışken hiçbiri Blaise'in ilk defa bu masaya oturmuş olmasını yadırgamamış, sohbet tüm hızıyla ders saati gelene kadar sürmüştü.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Draco Sihir Tarihi dersinden çıktıktan sonra alt sınıfların dersi olduğunu bildiği Tılsım sınıfına doğru yürüdü. Blaise'i atlatmak kolay olmuştu. Zaten aklı başında değildi Blaise'in, bütün gün hoşlandığı kızı nasıl baloya davet edeceğinin planlarından bahsetmişti Draco'ya. Draco kaçacak yer ararken arkadaşını kırmamak için anlattıklarını dinlemek zorunda kalmıştı. Sınıfın önüne geldiğinde fazla beklemesine gerek kalmamıştı. Beklediği kişi koridorun diğer ucundan belirdi. Draco kendi planını düşündükçe gülümsemesi büyüdü. "Üzgünüm Blaise, sanırım benim planın daha iyi" diye mırıldandı kendi kendine. 

-Draco? Ne işin var burda, diye sordu kızıl saçlı kız merakla.

-Senden bir iyilik istemeye geldim Gin. Biricik dostunu kırmazsan tabi, diyerek en göz alıcı gülümsemelerinden birini yolladı Draco.

-Tabiki, yapabileceğim bir şeyse neden olmasın. Ama diğerlerinin yanında böyle şeyler söyleme, arkadaşlığımızı kıskanıyorlar biliyorsun, dedi ve göz kırptı Ginny. 

- Tabi kıskanacaklar. Kim beklerdi ki en yakın arkadaşım Küçük Weasley olsun, dedi Draco. Ginny heylerken Draco yakalaşan profesörü görünce fısıltıyla devam etti konuşmasına.

-Ders başladıktan 10 dakika sonra bir şeyler uydur sınıftan çık, burada bekliyorum.

-Tamam, bir yolunu bulurum ben, diyerek sınıfa girdi Ginny. Bir yandan profesöre ne bahane uyduracağını düşünürken bir yandan da Draco'nun onu neden çağırdığını çok merak etmişti. "Kesin Herm'e bir sürpriz hazırlıyor" diye düşündü. "Belki yılbaşı balosuna davet için güzel bir şeyler düşünmüştür."

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

-Hey 20 dakikadır seni bekliyorum, dedi Draco koridorun sonunda durmuş Ginny'nin yanına gelmesini beklerken.

-Üzgünüm. Profesörü hasta olduğuma inandırmak beklediğimden zor oldu. Bir an hiç izin vermeyecek diye çok korktum.Ginny Draco'nun koluna girdi ve İhtiyaç Odası'na doğru yürümeye başladılar. Herkes derste olmasına rağmen kimsenin onları görüp veya duyup sürprizi bozmasını istemiyordu. Ve Ginny'e anlatacak bazı özel şeyleri vardı. Bu sürpriz sadece basit bir baloya davetle ilgili değildi. O da vardı tabi ama daha çok özel bir durum vardı ortada. Daha önce  yaşanan bazı olayları açıklama vakti gelmişti. İhtiyaç Odası'ndan içeri girerken öğleden sonraki derslerde izinli olduğu için şükretti. 

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Dün, Dumbledore'un Odası 

Ufak bir cezayla yırtan Hermione ve Draco, Dumbledore'un fikrini değiştirmesine fırsat vermeden kapıya yöneldiler.

-Bay Malfoy, sizinle bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Bayan Granger siz yatakhanenize gidebilirsiniz. İyi akşamlar.

Hermione bir anlık şaşkınlıkla hareketsiz kaldı. Draco'nun onaylayan baş hareketiyle odadan çıkarken profesörün Draco ile ne konuşacağını çok merak ediyordu. Hermione gittikten sonra bir süre bekleyen Dumbledore konuşmaya devam etti.

- Sanıyorum ki hâlâ açıklamamışsınız Bay Malfoy. Zamanı geldi sizce de öyle değil mi?

-Haklısınız efendim. Yılbaşından önce anlatmayı düşünüyordum zaten fakat kolay bir şey değil. Nasıl tepki vereceğinden emin değilim.

-Endişelenmenize gerek olduğunu düşünmüyorum. Eminimki Bayan Granger anlayışla karşılayacaktır. Ancak bu konunun önemli olduğunu hatırlatmak durumundayım. Kendisini böyle bir bilgiden mahrum etmek doğru olmaz. En kısa zamanda anlatacağınıza güveniyorum Bay Malfoy. İyi akşamlar.

-İyi akşamlar profesör.

Draco kapıya doğru ilerlerken bir anlığa durdu ve en masum ifadesini takınmaya çalışarak profesöre döndü. 

-Profesör!

Dumbledore koltuğuna oturmuş gözlüğünün üstünden bakan mavi gözleri keskin bakıyordu.

-Efendim aklımda bir plan var, bütün gerçekleri anlatacağım. Yalnız bu planı mükemmelleştirmek için biraz zamana ihtiyacım var. Yarınki derslerden muaf olmamın kesinlikle yararlı kullanabileceğim bir zaman yaratacağına inanıyorum efendim.

Draco elinden geldiğince gerginliğini gizlemek için gülümserken Dumbledore'un  ifadesi yumuşadı. Hatta onun da gülümsediğine yemin edebilirdi Draco. 

-Tabi Bay Malfoy. Yalnızca öğleden sonrası için size izin verebilirim ve tabi bu da özel bir konu hakkında olduğu için. Umarım bu anlayışımı kötü kullanmazsınız Bay Malfoy.

-Elbette efendim. Teşekkürler.

Draco kendinden emin ve bir o kadar da heyecanlı adımlarla odayı terk etti. Şimdi önünde uzun bir gece ve mükemmelleştirilmesi gereken bir plan vardı. Geriye bir tek Ginny'den yardım istemek kalıyordu ki bunu da yarın izinli zamanında herkesten gizli yapmayı aklının bir köşesine yazdı.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

İhtiyaç Odası, Şimdiki zaman

Bir süre ağzı açık kalmış kızı izledi Draco. Bir şey söylemesini tepki vermesini istiyordu. Ginny böyle olduysa Herm nasıl tepki verecek diye düşünmeden edemedi. Acaba bu sırrı anlatmakla iyi mi etmişti.

-Gin lütfen bir şey söyler misin? 

-Be..ben..

Kızıl saçlı kızın yüzündeki şaşkın ifade bir süre sonra yerini kocaman bir gülümsemeye bırakmıştı.

-İna-na-mı-yo-rum! Draco sen ciddisin değil mi? Şaka falan değil yani bu...

- Hayır Ginny şaka değil ve evet çok ciddiyim. Sen böyle tepki verdiysen Hermione ne diyecek merak ediyorum.

-Hey ben sadece şaşırdım. İtiraf ediyorum böyle bir şeyi beklemiyordum. Hatta o yaşananlar bile tamamen aklımdan çıkmış sanki çok uzun zaman geçmiş gibi.. Ama kesinlikle söylemen taraftarıyım ve sormadan söyleyeyim hayır kötü bir tepki alacağını düşünmüyorum. Bütün bu yaşananlar resmen bir masal gibi. Agh çok kıskandım!

-Tamam tamam bırak saçmalamayı. Bana yarın için yardım etmelisin. Domuz Kafası'nı kapatmayı düşünüyorum. Aberforth ile konuştum, zaten işlek bir yer değil azıcık Malfoy servetiyle tamamdır. Sadece biz yakın arkadaşlar olarak eğlenelim diyorum. Ama tabi sonrasında Herm ile yalnız kalmamız gerekecek.

-Bence harika bir fikir. Veee benim de harika bir fikrim var. Herm bir keresinde muggle dünyasında yapmayı çok sevdiği bir etkinlikten bahsetmişti. Kroke mi karake mi böyle şarkıdan sözler çıkarılıyormuş da sözleri bir yerden bakarak sen söylüyormuşsun. Beni götürmeye söz vermişti. Eğlenceli bir şey gibi duruyor bence yapabiliriz.

-Kulağa hoş geliyor. Zaten Herm'in mutlu olması için yapıyorum. Bunu kesinlikle yapmalıyız ama yardıma ihtiyacımız olacak ikimiz de muggle dünyasından pek anlamıyoruz.

-Aklımdan geçen kişiyi mi düşünüyorsun?

- Harry. Başka kim olabilir? Ağzından sürprizle ilgili bir şey kaçırmaz umarım.

- Merak etme ben kaçırmayacağından emin olurum.

-Pekala o zaman plan hazır gibi duruyor. Yarın Hogsmeade'a gittiğimizde siz Harry ile kafeyi hazırlarsınız ve biz de biraz oyalanıp geliriz. 

- Anlaştık. Sanırım akşam yemeği vakti geldi. Kimse fark etmeden gitsek iyi olur yoksa soru yağmurundan kaçamayız.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Draco ve Ginny ortak salona geldiklerinde herkes yerini almıştı bile. Soru soran gözleri bekliyorlardı ama beklemedikleri şey Blaise ve Luna'nın birbirlerine sarılmış bir vaziyette masada oturuyor oluşuydu. Tamam Draco bütün gün Blaise'in Luna'ya açılma ve baloya davet planlarını dinlemiş olabilirdi ama gerçekten olduğunu görmek farklıydı. Blaise'ye "Tebrikler dostum" diyip Hermione'nin yanına oturdu. Harry "Siz ikiniz niye geç kaldınız bir işler mi çeviriyorsunuz?" diye sorduktan sonra masa altından şiddete (!) uğramıştı fakat soruyu diğerlerine karşı yüzünde bir gülümsemeyle cevaplamıştı Ginny.

-Kapıda karşılaştık.

Mazeretin bu kadar basit olması Draco'yu şaşırtmıştı. Diğerleri bu açıklamayla yetinmiş yemeğe dönmüşken Draco Ginny'nin onun tarafında olmasından memnun, bu kızın arkadaşlığına sahip olmanın verdiği mutlulukla yemeğine döndü. Bu sırada Dumbledore bir konuşma yapmak için sessizlik istemişti.

-Sevgili öğrencilerim, biliyorsunuz ki yılbaşı ve balo yaklaşmış bulunmakta. Hazırlıklarınızı tamamlamanız ve son birkaç ayın yorgunluğunu atmanız için yarınki dersleri kaldırdığımızı resmen duyuruyorum. İsteyen öğrenciler Hogsmeade'a gidebilir. Şimdilik bu kadar. Afiyet olsun ve iyi eğlenceler.

Dumbledore her zamanki gülümseyen ifadesiyle bakışlarını öğrencilerin üstünde gezdirip yerine oturdu.Bu sırada iki arkadaş birbirlerinin bakışlarını yakalayıp sözsüz bir şekilde "Yarın çok eğleneceğiz." diyordu.

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir. Pamuk eller klavyeye :)) Bu klişeyi bir gün söyleyeceğimi düşünmezdim ama en az 5 YORUM gelmeden diğer bölümü yayınlamayı düşünmüyorum. Yani tamamen sizlere kalmış sona bu kadar yaklaşmış ve ögrenmemiz gereken bazı sırlar varken yarı yolda kalmak istemezsiniz değil mi? Sizlerden gelen kısa uzun herhangi bir yorumla mutlu oluyorum. Lütfen desteğinizi esirgemeyin. Dört gözle *açıkcası lenslerim takılı :D* bekliyorum. Merakta bırakmayın. :))

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

'Macraoldfoy' by ecdice

Author's Notes:

Yine geçen bölümdeki yorum azlığı hoşuma gitmedi ama her şeye rağmen hikayemi takip edenler için karşınızda yeni bölüm :)

Bu bölüm kolyenin ve önceden yaşanmış bazı olayların sırrını öğreneceğiz. Umarım beklediğinizi bulursunuz. Beğenmeniz dileğiyle, iyi okumalar :) Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum :)

Ginny dün yemekten sonra planı Harry'e anlatmış Harry de hiç sorun olmayacağını halledebileceğini söylemişti. İşte bu yüzden Draco, Hermione, Ron ve Lavender Üç Süpürge'de oturmuş sohbet ediyorken Ginny ve Harry asıl mekanı hazırlıyordu. Blaise ve Luna yeni sevgili oldukları için biraz yalnız kalmak istemişti fakat Draco'nun akşam Blaise'e kendi sürprizinden bahsetmesiyle Blaise Luna'yla biraz vakit geçirdikten sonra onlara katılmayı kabul etmişti. Draco duvardaki saate bir kez daha baktı. Dışarıdan bakan biri için saate ikide bir bakması canının sıkıldığı burada olmak istemediği gibi anlaşılabilirdi. Halbuki durum bunun tam tersiydi. Vaktin geldiğinden emin olduktan sonra yanındakilere "Mekan değişikliği olsun Domuz Kafası'na gidelim hem orası daha sakindir" dedi ve onaylayan gençlerle hazırladığı sürprize doğru yürümeye başladı.

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Hermione Draco 'Mekan değiştirelim' derken nedenini anlamamıştı. Ta ki Domuz Kafası'nın kapısını ittirip içeri girene kadar.. Gözlerine inanamıyordu. Draco'nun dediği gibi boştu mekân. Ama bunun bir amacı olduğu da çok belliydi. Öncelikle gözüne yerlerde süs olarak kullanılmış balonlar takıldı. Sanki bir muggle doğum gününe gelmiş gibi hissetti. Bunu kimin akıl etmiş olabileceğini düşünürken Harry ve Ginny mutfaktan çıkmış, ellerindeki yiyecek daha doğrusu abur cubur dolu tabakları masaya bırakmıştı. Ron ve Lavender'in de bütün bunlardan habersiz olduğu belliydi. Onlar Harry ve Ginny'nin yanına gidip neler olduğunu öğrenirken Hermione bakışlarını etrafta gezdirdi. İlk girdiğinde fark etmediği şeyler vardı. Mesela küçük bir sahne, yerlerde oturmak için puflar ve en önemlisi Hermione'nin muggle eşyası olduğunu bildiği kocaman bir plazma ekran.. Hermione şaşkınlıktan açık gözlerle yüzünde bir gülümsemeyle bakınırken Draco onu kendine döndürerek açıklama yaptı. 

-Sürpriz! Hepsi senin için sevgilim. Tabi arkadaşlarımızla güzel vakit geçirmek için aynı zamanda. 

Draco umutla Hermione'nin ne diyeceğini beklerken Hermione ondan beklenmeyecek bir şey yaptı ve Draco'yu kendine çekip onu öptü. Arkalarından gelen tezahürat ve şakadan kusma seslerini görmezden geldiler. Hermione'ye kalsa bu anı bitirmek istemezdi ama kapı açılıp içeri birileri girince ayrılmak zorunda kaldılar. Gelenler Blaise ve Luna'ydı. Ekip tamamlandıktan sonra herkes puflara yerleşti. 

-Vay canına burası harika olmuş. Kimin aklına geldi, diye sordu Ron.

-Aslında Draco'nun fikri ama ben ve Harry hazırlama kısmını hallettik, dedi Ginny.

-Hey ben de yardım ederdim ama oyalamam gereken kişiler vardı.

-Kimmiş onlar Bay Malfoy, diye gülerek sordu Hermione.

- Çok güzel bir kızı oyalamam gerekiyordu ama bulamadım zaten.

-Heyy!

Hermione hiç de şakacıktan olmayan bir şekilde Draco'nun koluna vururken Draco 'ahh'ladı. Diğerleri Hermione'nin ateş saçan bakışlarınının altında kahkahalarını tutmaya çalışıyordu. Draco sevgilisine sarılarak yanağını öptü.

-O kızı bulamadım çünkü benim sevgilimden daha güzeli yok. Ve ayriyetten ben kalbimin sahibini çoktan buldum.

Hermione duyduklarıyla sinirinin geçtiğini hissetti ve o da sarıldı. 

-İyi hoş da bu konseptin amacı ne? Yani bütün gün böyle oturacak mıyız,diye sordu Blaise.

-Aslında karaoke yapacağız,dedi Harry.

-O da ne?bir oyun mu,diye sordu Lavender.

-İnanmıyorum. Karaoke mi? Harry? Yoksa sen mi?

-Hayır Herm. Aslında Ginny'nin fikriydi. Senden duymuş galiba.

-Ginny! Harika bir fikir!

-Biliyorum tatlım. Bu kadar sevindiğine göre sen başlamalısın. Hem buradaki çoğu kişi ilk defa duyuyor. Nasıl yapıldığını göstermiş olursun.

-Be..ben mi? Bilmem ki..

-Hadi Herm,arkadaşlarını kırmazsın herhalde. Hem ben de çok merak ettim şimdi, dedi Luna.

-Tamam madem çok ısrar ettiniz.. Ama sonra sesimi beğenmezseniz laf söylemek yok ona göre!

-Bi kere senin sesin çok güzel,dedi Lavender.

-Sen nerden biliyorsun hayatım,dedi Ron.

-Sabahları hazırlanırken hep mırıldanıyor bir şeyler. Duymadığımızı zannetmiyordun dimi Herm?

-Aslında ben hiç farkında değilim ama neyse. O zaman bu şarkı en sevdiğim kişiye gelsin.

-Kimse boşuna ümitlenmesin. O kişi benim,dedi Draco bilindik ukala sırıtışıyla.

Arkadaşlarını onun bu haline gülümserken Hermione çoktan düzeneği ayarlamıştı ve melodi hafifçe çalmaya başladı.

["Auburn-Perfect Two" http://youtu.be/dKM516jRXvQ Hikayenin devamında dinlenebilir. Güzel şarkı, öneririm :) Bu arada sözleri mutlaka okuyunuz. ]

You can be the peanut butter to my jelly

You can be the butterflies I feel in my belly

You can be the captain and I can be your first mate

You can be the chills that I feel on our first date


You can be the hero and I can be your side kick

You can be the tear that I cry if we ever split

You can be the rain from the cloud when it's stormin'

Or you can be the sun when it shines in the mornin'


Don't know if I could ever be 

Without you 'cause boy you complete me

And in time I know that we'll both see

That we're all we need


'Cause you're the apple to my pie (pie)

You're the straw to my berry (berry)

You're the smoke to my high (high)

And you're the one I wanna marry (marry)


'Cause you're the one for me (for me)

And I'm the one for you (for you)

You take the both of us (of us)

And we're the perfect two


We're the perfect two

We're the perfect two

Baby me and you

We're the perfect two


You can be the prince and I can be your princess

You can be the sweet tooth I can be the dentist

You can be the shoes and I can be the laces

You can be the heart that I spill on the pages


You can be the vodka and I can be the chaser

You can be the pencil and I can be the paper

You can be as cold as the winter weather

But I don't care as long as we're together


Don't know if I could ever be

Without you 'cause boy you complete me

And in time I know that we'll both see

That we're all we need


'Cause you're the apple to my pie

You're the straw to my berry

You're the smoke to my high

And you're the one I wanna marry


'Cause you're the one for me (for me)

And I'm the one for you (for you)

You take the both of us (of us)

And we're the perfect two


We're the perfect two

We're the perfect two

Baby me and you

We're the perfect two


You know that I'll never doubt ya

And you know that I think about ya

And you know I can't live without ya


I love the way that you smile

And maybe in just a while

I can see me walk down the aisle


'Cause you're the apple to my pie

You're the straw to my berry

You're the smoke to my high

And you're the one I wanna marry


'Cause you're the one for me (for me)

And I'm the one for you (for you)

You take the both of us (of us)

And we're the perfect two


We're the perfect two

We're the perfect two

Baby me and you

We're the perfect two

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Draco duyduklarına inanamıyordu. O Hermione'ye anlatmasını gereken konuyu nasıl toparlayacağını, nasıl açıklayacağını düşünürken Hermione'nin söylediği şarkı ona bütün bunları unutturmuştu. Aklında sadece bazı parçalar kalmıştı. 

"You're the one I wanna marry (Evlenmek istediğim kişi sensin)"

"You're the one for me (Benim için 'o' kişisin)"

" We're the perfect two (Biz 'harika iki'liyiz)"

Draco gulümsemenin suratına yayılmasına izin verdi. Diğerleri de bir Hermione'ye bir Draco'ya bakıyordu . Hermione şarkısı bitince Draco'nun hemen önüne oturdu ve sırtını ona yasladı. Sahneye bu sefer Luna çıkarken Draco Hermione'ye sarıldı ve öylece oturdular. Draco hiç bu kadar mutlu olmuş muydu bilemedi. Belki sadece bir şarkıydı ama bu şarkı Draco'ya umut vermişti. Gelecekte birlikte olacaklarının umudu... Tabi bu umut geldiği gibi gitmişti de çünkü korkuyordu Draco. Hermione'nin onunla sonsuza kadar birlikte olmak istememesinden korkuyordu. Ve anlatacaklarının belki de onu korkutup kaçıracağından.. "İlişkimiz ne kadar güçlü" diye düşünmeden edemedi. Aslında Draco aralarındaki şeyin gerçek olduğunu biliyordu. Düşüncelere dalmışken hemen hemen herkes sahneye çıkıp bir şeyler söylemişti. Şimdi de bütün kızlar çıkmış 'Girls just wanna have fun' adlı şarkıyı söylüyordu. Diğerleri onları gülerek izlerken Draco dinlemiyordu bile. Düşüncelerinde kaybolmuştu. Onun da şarkı söylemesini istemedikleri için şükretti. Çünkü şu an kelimeleri bir araya getirecek gücü kendinde bulamıyordu. Tabaklar boşalmış, şarkılar söylenmiş ve artık akşam olmuştu. Draco zamanın geldiğini hisetti. 

-Arkadaşlar..

Koyu bir muhabbete dalmış ve Draco'yu duymamışlardı. Draco bir an ne kadar zamandır düşüncelerde kaybolduğunu merak etti. Acaba neleri kaçırmıştı?

-Heyy!

Bu çıkışla herkes susup ona döndü. Çoğu çatık kaşla ona bakarken Ginny ne diyeceğini tahmin ederek ona göz kırptı. 

-Çok güzel bir gündü. Güldük,eğlendik ama artık sevgilimle biraz yalnız mı kalsam diyorum.. 

Draco tedirgin bir gülümseme gönderdi. Ginny hariç herkes onun utanmış olduğunu düşünebilirdi. Ama aslında Draco endişeliydi. Çünkü bugünü organize etmesinin asıl nedenine sıra gelmişti.

-Ne güzel eğleniyorduk Draco. Daha sonra baş başa kalırsınız. Hazır böyle toplanmışız, dedi Ron.

-Evet sevgilim. Arkadaşlarımızı kovar gibi olmadı mı şimdi?

-Şey..öyle oldu tabi ama. Benim seninle konuşmam gereken önemli bir şey var.

-Neyse ne.. Yalnız kalmak istiyorlar işte. Hadi çıkalım biz, siz konuşun.

-Teşekkürler Gin.

Ginny "Bana borçlusun" bakışı attıktan sonra diğerlerini itekleyerek kafeden çıkarttı. Hermione ona endişeli bakışlar atıyordu.

- Draco bir sorun mu var?

- Yok sevgilim. Yani senin için sorun olur mu bilmiyorum.

- Draco korkmaya başlıyorum. Neler olduğunu anlatacak mısın?

- Tamam anlatıyorum ama bir şartım var. Sözün bitene kadar kesmeyeceksin. Tabi ben soru sorarsam cevap verebilirsin.

- Emredersiniz Bay Malfoy!

- Herm, ben ciddiyim.

- Tamam tamam. Söz veriyorum. Hadi anlat artık.

Draco derin bir nefes aldı. 

- Sana hediye ettiğim kolyeyi hatırlıyor musun? 

Hermione kafasını sallarken bir yandan da kazağının altında saklanan kolyeyi çıkardı. Kalp şeklindeki etrafı değerli taşlarla süslü kolyenin ortasında şimdi hareketli fotoğraflar vardı . Hermione, Draco ve kendisinin gülümseyen, sarılan, öpüşen hallerine şaşkınlıkla bakarken Draco bunun olacağını bildiği için şaşırmamıştı. Fakat Hermione'nin bunu ilk kez gördüğü belliydi. Bunun nasıl olduğu anlamlandıramayan Hermione bir süre kolyeye baktı.

- Bu..bu nasıl oldu? Daha önce böyle olmadığına yemin edebilirim. Gerçi her taktığımda dikkat etmiyorum ve de kazağımın altında duruyor ama daha önce hiç böyle olduğunu görmemiştim.

- Kolyenin arkasını çevir Herm.

- Arkasını mı? Niye k- Draco! İnanmıyorum! Bunu nasıl yaptın? Burada 'Draco Malfoy' yazıyor!

- O tılsımlı bir kolye. En başından beri benim ismim yazıyordu aslında ama harfler karışıktı. Tılsım beni gerçekten çok sevdiğine inandığı zaman sihrini kaldırıp gerçek halini göstermeye ayarlıydı. Aslında bu kolyeyi yaparken bugünlere geleceğimizi bilmiyordum. Yani o zamanlar hâlâ düşmandık.

- Aslında o atışmaların düşmanlıktan olduğunu sanmıyorum Bay Malfoy,dedi Hermione gülümseyerek.

- Haklısın Herm. Belki de hiçbir zaman düşmanlıkla ilgili değildi,dedi Draco hafif bir gülümsemeyle. Ama benim asıl söylemek istediğim bu değildi sevgilim.

-Seni dinliyorum Draco.

- Hani haftalar önce benim büyüm sonucu bir süre baygın kalmıştın?

- Evet.. Ama senin suçun deği-

- Sözümü kesme demiştim Herm. Bir şey anlatmaya çalışıyorum, lütfen. Kolyeyi ben yaptım demiştim hatırlıyorsan. Ben kolyeyi yaparken farkında olmadan ruhumdan bir parçayı da eklemişim. Korkma, karanlık bir büyü değil. Hatta hiç karanlık değil.. Ben sana o büyüyü yolladığımda büyü kolyene çarpmış. Ve bu durum da ikimizin ruhlarını birbirine bağlamış. Seni uyandırdığımız gün Dumbledore ile konuştuk. Bu çok nadir ve de yüzyılda bir görülen bir şeymiş. Herm bu durum tek bir şartla gerçekleşiyor. Biz ruh eşiyiz. Ve durumu değiştiremeyiz, sonsuza kadar...

End Notes:

Evvveeeeeeeet yorumları duyalım :D Böyle bir sonu bekliyor muydunuz?

A) Evet,tahmin etmiştim.

B)Hayır,bunun geldiğini göremedim. İyi yazmışsın ;)

C)Beklediğim gibi olmadı, çünkü.....

D) Boşver ilk üçü ben kendi yorumumu yaparım :D

Sizce hangi şık? Beni merakta bırakmayın. Bir sonraki bölüm yazım aşamasında, Hermione’nin cevabını ve ne hissettiğini merak ediyorsanız hadi pamuk eller klavyeye ;) :D

Chapter Text


Macraoldfoy - ecdice

 

<!--
if (window.print) {
window.print() ;
} else {
var WebBrowser = '<OBJECT ID="WebBrowser1" WIDTH=0 HEIGHT=0 CLASSID="CLSID:8856F961-340A-11D0-A96B-00C04FD705A2"></OBJECT>';
document.body.insertAdjacentHTML('beforeEnd', WebBrowser);
WebBrowser1.ExecWB(6, 2);//Use a 1 vs. a 2 for a prompting dialog box WebBrowser1.outerHTML = "";
}
-->


Summary: Gryffindor binasından genç bir kız ve Slytherin binasından genç bir çocuk Hogwarts'taki 6.senelerinde artık içlerinde tutamadıkları hislerle baş başadırlar. Bu hislerle başa çıkmanın zor olduğunu düşünen bu iki genç, hissettiklerinin karşılıklı olduğunu öğrendiklerinde asıl zorluklarla karşılaşacaktır. -Bir Dramione Hikayesi-
Categories: Hayran Kurgu > Kitap > Harry Potter Characters: Albus Dumbledore, Blaise Zabini, Dean Thomas, Draco Malfoy, Ginny Weasley, Harry Potter, Hermione Granger, Lavender Brown, Luna Lovegood, Neville Longbottom, Nymphadora Tonks, Padma Patil, Pansy Parkinson, Parvati Patil, Ron Weasley
Tür: Dram, Fantastik, Gizem, Romantik
Uyarılar: Hiçbiri
Challenges:
Series: Hiçbiri
Chapters: 19 Completed: Hayır
Word count: 31584 Read: 196382
Published: 02.01.12 Updated: 15.03.15

What a soulmate really is? by ecdice

Author's Notes:

Evet millet!! Uzun zamandır giremediğimin farkındayım ama hayat şartları işte.. Ygsyi atlatır atlatmaz siteye uğradım ve yeni bölüm paylaştım. Ben bu kısıtlı vakitlerimi sizin için harcıyorum, umarım yorumlarınızla bana destek olursunuz. Bu hikaye sizler için var ve ben sizin için yazıyorum. Beğenmeniz dileğiyle.. İyi okumalar :) 

                 İki buçuk ay önce, Dumbledore'un Odası
Draco Dumbledore'un koltuğu göstermesiyle oraya oturdu. Fakat yerinde duramıyordu. Bulmuştu. Hermione'yi -onun Hermione'sini- nasıl kurtaracağını bulmuştu. Uyanır uyanmaz ilk işi Dumbledore'un yanına gelmek olmuştu. Draco'nun  heyecanla bakan gözleri Dumbledore'unkilerle karşılaştı. Fakat Dumbledore onun kadar heyecanlı değildi. Sakince boğazını temizledikten sonra Draco'ya sordu.

-Yaptığınız büyünün bu olduğuna emin misiniz Bay Malfoy?

-Evet efendim, eminim. Neden hemen gidip Hermione'yi uyandırmıyoruz?

-Malesef önce doldurmamız gereken bazı boşluklar var. Öncelikle -araştırmanızda görmüşsünüzdür- büyünün etkili olması için Bayan Granger’da size ait bir şey olması gerekiyor.

Draco'nun aklına kolye gelirken bir an ne diyeceğini bilemedi. Dumbledore'a söylemeliydi ama bu öyle açıkça söylenebilecek bir şey değildi. Draco belki de ilk defa utandığını hissetti. Dumbledore da bu durumu fark etmiş olacak ki soru soran gözleri Draco'nun bir şey söylemesini bekliyordu.

-Şey.. Efendim aslında.. Ben Hermi-Granger'a doğum gününde bir kolye vermiştim. Onu takıyor olma ihtimali olabilir?..

Draco'nun giderek alçalan sesine karşı Dumbledore düşünceli bir şekilde başını sallıyordu.

-Anlıyorum fakat bu durumda bizim işimize yaramaz korkarım ki. Dediğim gibi size ait bir şey olmalı.

-Ben..Kolyeyi ben kendim yaptım efendim.

-Siz mi yaptınız? Bay Malfoy bana bu kolyeyi yaparken hangi büyüyü kullandığınızı söyler misiniz?

-âme éternelle.

Dumbledore büyünün adını duyduktan sonra hafifçe gülümsemiş ve bu da Draco'yu nedense tedirgin etmişti. 'Acaba onu kurtaracak büyüyü bulamadım mı?Veya kolyede yanlış bir şey mi var?' diye düşünmekten kendini alıkoyamadı. Aklından binbir düşünce geçerken Dumbledore'un ne söyleyeceğini merak ediyordu.

-Bay Malfoy, Profesör Snape'in revirde yanınıza geldiği günü hatırlıyor musunuz?

-Evet efendim, hatırlıyorum, dedi Draco tekrardan utanarak.

-Peki çığlık atma sebebinizi?

-Aslında çığlık attığımın farkında değildim efendim. Zihnimde büyük bir baskı hissettiğimi ve çok acı çektiğimi hatırlıyorum sadece.

-Anlıyorum. Bana zihninizde oluşan görüntüleri anlatır mısınız?

-Siz nasıl?. Be..ben rüya gördüm sanırım. Bilmiyorum. Bir anı değildi. Ve aslına bakarsanız gerçek olabileceğinden bile emin değilim. Efendim bunun anlamını biliyor musunuz?

-Evet Bay Malfoy. Çok güçlü bir tahminim var. Ve birazdan size söyleyeceklerimi sakince dinleyip anlamanızı istiyorum.

Dumbledore'un bakışları altında Draco başını tamam anlamında salladıktan sonra Dumbledore sözüne devam etti.

-Yaptığınız büyü ve kolye sayesinde ikinizin zihni birbirine bağlanmış. Yüzyıllardır olmamış bir şey. Ve tek bir açıklaması var. Siz ve Bayan Granger ruh eşisiniz. Sonsuza kadar..

Draco Dumbledore'un ona bu durumu açıkladığı günü dün gibi hatırlıyordu. Önce şaşırmıştı tabi. Bunun gerçek olabileceğini sanmıyordu. Fakat bir yandan da hissediyordu. Zaten hep farkında bile olmadan Hermione'ye çekildiğini düşünmüştü. İlişkileri başlamadan çok önce Draco yalnızca sesini duymak, gözlerine bakmak için bile olsa sataşmaz mıydı ona?.. Şimdi Draco bu anıları hatırlarken sevdiği kızın,ruh eşinin, karşısında vereceği cevabı bekliyordu. Ruh eşlerinin birbirlerini gerçekten,kalplerinin derinliklerinden sevdiğini biliyordu fakat bu kabullenmeleri anlamına gelmezdi. Belki de Hermione onunla bir ömür geçirmek istemeyecekti. Sonsuzluk sonsuzmuş gibi geliyor değil mi kulağa?.. Draco şu kısacık saniyelerde işte o sonsuzluğu yaşıyordu. Hermione'nin kahverengi gözlerinde bir şey ararken farkında olmadan nefesini tutmuştu. Sanki saliseler bile durmuş, ilerlemiyordu. Hermione'nin bir şey söylemesini bekliyordu. Ufacık bir şey.. Herhangi bir şey.. Dumbledore'un ona söylediği cümleleri aynen aktarmışken yapabileceği tek şey beklemekti.


* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Hermione'nin zihni durmuştu. Düşünemiyordu. Sanki daha demin duyduklarını anlamlandıramıyordu. Ne demişti Draco? Ruh eşi? Sonsuza kadar? Tek tek düşününce bir anlamı olmayan kelime topluluğu sadece.. Draco'nun cevap bekleyen gözlerine baktı. Bir şey söylemeliydi. Ama ne? Kalbinden ne geçtiğini bilmiyordu. Çünkü şu an kalbi de beyni gibi durmuştu. Bırak konuşmayı sanki nasıl nefes alındığını bile unutmuştu. Gözlerini Draco'dan ayırıp kolyeye baktı. Sessizlik belki de rahatsız ediciydi ama bundan yararlanmak istedi Hermione. Emin olmak.. Yapacağı seçimden veya geleceği için seçtiği yoldan emin olmak.. Kolyedeki halini izledi bir süre. Mutlu halini.. Draco'yla beraber mutluydu tabi ki. Onun da şimdi söylediği gibi ruh eşi değil miydi sonuçta? Hermione her zaman Draco'nun onun için özel olduğunu biliyordu aslında. Bu seneye kadar aralarında hiçbir şey geçmemiş olsa da Hermione aralarındaki tuhaf ama rahatlatıcı çekimin hep farkında değil miydi? Bu yüzden Draco ona ne zaman sataşsa karşılık veriyor, sadece biraz daha yanında kalmak için tartışmaları uzattıkça uzatmıyor muydu? Bu duydukları aslında gizliden gizliye hep bildiği ama kendine itiraf etmekten korktuğu şeyler değil miydi? Hermione hep bir gün onu kendinden bile çok seveceğine inanmış ve bundan da korkmuştu. Şimdi de korkuyordu, çünkü artık kaçamazdı, saklanamazdı. Kalbi Draco'nun ellerindeydi. Savunmasızdı. Belki de değildi. Bilemiyordu. Belki de Draco kalbine ondan daha iyi bakacaktı. Derin bir nefes aldı ve gülümsedi. Kararını çoktan vermişti. Belki de onu ilk gördüğü gün vermişti.

-Sonsuza kadar.. İşte şimdi benden hiç kurtulamayacaksınız Bay Malfoy!..

Draco'nun tepkisi görülmeye değerdi. Uzun süredir tuttuğu nefesi vermiş biraz şaşkınca ama son derece mutlu bir şekilde Hermione'ye sarıldı. 'Sonsuza kadar Herm' derken bir yandan Hermione'yi etrafında döndürüyordu. Bir süre bu şekilde döndükten sonra Hermione'yi yere indirdi. Hafifçe başı dönen Hermione devrilmemek için Draco'ya tutundu. Bu sırada birbirlerine çok yaklaşmışlardı. Birbirlerinin gözlerinin içine baktılar. Hermione sonsuza kadar mavi-grilerin içinde kaybolabileceğini düşündü. Draco Hermione'nin yüzünü iki elinin arasına aldı.

-Seni seviyorum Hermione Jean Granger.

Hermione gülümsedi. Kendini bir peri masalının içinde gibi hissediyordu.

-Seni seviyorum Draco Lucius Malfoy.

Draco'nun eğilmesiyle Hermione hiç olmadığı kadar heyecanlandığını hissetti. Dudakları buluşurken iki genç de ânın tadını çıkarıyordu. Acele etmeden, aşkla.. Hermione kızarık yanaklarla geri çekildi. Alnını Draco'nunkine dayadıktan sonra bir süre gözü kapalı durdu. Bu anı ölümsüzleştirmek istiyordu. Bu şekilde donup sonsuza kadar böyle kalmak..

-Neden daha önce söylemedin, diye fısıldadı Hermione, sesi istemeden de olsa biraz kırgın çıkmıştı.

-Ben.. üzgünüm. Nasıl tepki vereceğini bilemedim.

-Sevgimden şüphe mi duydun?

-Hayır, hayır.. Doğru zaman hiç gelmedi diyelim. Sonuç olarak daha birkaç gündür sevgiliyiz Herm. Birlikte değilken söyleseydim biraz tuhaf kaçmaz mıydı?

-Haklısın. Sadece.. boşa geçen onca zamanı düşünüyorum da..

-Artık kötü şeyler yok. Bundan sonra sizi bırakmayı düşünmüyorum Bayan Malfoy..

Hermione'nin gözleri önce şaşkınlıkla biraz açılsa da kendini hemen toparladı ve yüzüne muzip bir gülümseme yerleştirdi.

-Daha değil Bay Malfoy, daha değil.. Şimdilik ruh eşiniz olmak benim için yeterli, büyük bir onur.

-Peki sevgili ruh eşim, balo eşim de olmak ister mi acaba?

-Bu teklifi balodan sadece bir gün önce almış olsa bile mi? Düşünmem lazım.

-Herm..

-Tamam tamam şaka yapıyorum. Her zaman Bay Malfoy.

-Hermione 'Bay Malfoy' demeyi bırakır mısın? Kendimi babam gibi hissediyorum.

Hermione, Draco'nun yaptığı yüz ifadesi karşısında dayanamayıp kahkahalara boğuldu.O güldükçe Draco'nun suratı şekilden şekle giriyordu. Daha fazla ciddiyetini koruyamayan Draco da Hermione ile birlikte gülmeye başladı. Onlar kafede konuşurken hava kararmış ve kar yağmaya başlamıştı. Bunu fark eden Draco Hermione'ye döndü.

-Artık dönelim mi sevgilim?

-Tamam. Eminim bizimkiler çok merak etmiştir. Biraz kovar gibi yolladın.

-Merak etme. Ginny onlara bir şeyler anlatmıştır.

Draco Hermione'nin çıkması için kapıyı tuttu. Hermione Draco'nun bu konuları ondan önce Ginny ile konuşmasına biraz bozulmuştu.Ginny de ona hiçbir şey belli etmemişti.Hermione bir yandan Ginny'nin iyi bir sırdaş olmasına sevinirken bir yandan da ondan sakladığı başka şeyler var mı diye merak etti. Bu sırada hafifçe yağan karın altında okula yöneldiler. El ele yürürken Hermione konuşmaya devam etti.

-Ginny ile çok iyi arkadaş oldunuz. Kim tahmin ederdi ki?.. Baksana benden önce ona anlatmışsın..

-Öyle gerekti sevgilim. Hem o olmasa bu sürprizi yapamazdım. Ginny sadece çok iyi bir arkadaş. Noldu? Yoksa birileri beni kıskandı mı?

-Bilmem, belki.. Sen Harry'i hiç kıskanmadın mı?

-Hayır.

-Hiç mi?..

-Aslında hiç öyle düşünmedim. Sonuçta siz sadece arkadaşsınız. Ama itiraf etmek gerekirse bir ara Weasley'i kıskanmıştım. O Lavender ile çıkmadan önce aranızda bir şey var gibiydi.

-Ron'la mı?! İnanamıyorum Draco. Bizim aramızda hiç o anlamda bir şey olmadı. Ron da Harry de benim erkek kardeşim gibi.

-Bak işte kıskanmaya gerek yok o zaman.

Draco ukala bir sırıtışla Hermione'ye göz kırparken Hermione gözlerini devirmekle yetindi.

-Farkında mısın Ron'a hâlâ "Weasley" diyorsun. Bir türlü alışamadın.

-Ondan hoşlanmıyorum da ondan.

-Draco!

-Ne? Ama doğru.. Hem biz niye şimdi arkadaşlarımızdan konuşuyoruz ki?!

-Haklısın, afedersin. Bugünü hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyelim. Ama aklımda son bir soru var. Benden hiç vazgeçtin mi? Yani birlikte olabileceğimize dair umudunu hiç kaybettin mi?

-Asla! Sen benim her şeyimsin Herm.

Hogwarts'ın girişinden geçerken Draco Hermione'nin saçlarına ufak bir öpücük kondurdu. İkili yatakhanelere gitmek üzere vedalaştı. Slytherin Salonu'na giden yolda Draco düşüncelerinde kaybolmuştu.

  1 ay önce, Hermione'nin uyanmasından 1 buçuk ay sonra, Slytherin Salonu

Draco kendisine endişeli gözlerle bakan Blaise'in yanına oturmasını izledi.

-Saat biraz geç olmadı mı Draco? Herkes uyudu bile.

-Bence daha erken Blaise. Hem içmek için belli bir saat gerektiğini bilmiyordum.

-Hayır ondan değil de...

Draco bir süre arkadaşının kafasındakileri toparlamasını izledi. En sonunda dayanamadı ve kendi konuştu.

-Ne söylemek istiyorsan söyle Blaise. Söz kızmayacağım, bunun için biraz sarhoşum..

-Şey.. Hermione yüzünden mi bu haldesin?

-Vay ne zamandır ona Hermione demeye başladın Blaise? Ah tabi unutmuşum o yeni Slytherin Prensesi değil mi?! Slytherin Prensesi Hermione Jean Granger!!!

-Hişt,bağırma biri duyacak! Bence bugünlük bu kadar yeter.

Blaise elindeki bardağı alınca sihirle yenisini yarattı Draco. Blaise onun bu hareketi karşısında gözlerini devirdi.

-Tamam o zaman, madem kararlısın beraber içelim. Bana her şeyi anlatabilirsin Draco, biliyorsun değil mi?

Draco kafasını salladı. Blaise her zaman iyi bir dost olmuştu. Sır saklamasını bilirdi ve olur olmadık her yerde konuşmazdı. Draco böyle bir dosta sahip olduğu için şanslı hissetti. Belki de tek dostuna.. Tabi yeni Gryffindor arkadaşlarını saymazsa... Draco düşüncelerinin yine ona çıkmasıyla ateş viskisinden koca bir yudum aldı. Bu sırada Blaise sabırla derdini anlatmasını bekliyordu. Sanki derdi çok açık değilmiş gibi...

-Yoruldum Blaise. Bir buçuk ay oldu. S*ktiğimin bir buçuk ayı.. Her insanın bir sınırı vardır. Belki de benimki de bu kadardır.. Artık kaldıramıyorum. Dayanamıyorum. Umudumu tamamen kaybetmiş durumdayım. Ondan vazgeçmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilemiyorum. Ya da onsuz nasıl yaşayacağımı... Bu nasıl oldu? Ben ne zaman bu hâle geldim? Ben Draco Malfoy!

-Basit.Sen sadece aşık oldun Draco. Belki de biraz sert düştün ama ayağa kalkabilirsin. Umudunu kaybetmemelisin. Ben sizin gelecekte elbet bir araya geleceğinize inanıyorum.

-Bazen öyle rüyalar görüyorum ki uyanmak istemiyorum. Gerçek, insanın canını acıtıyor.

-Ne görüyorsun?

-Sanki benim anılarımmış gibi dışarıdan izliyorum bizi. Ben ve Hermione.. Anıymış ama daha yaşanmamış gibi..

-Ne zamandır görüyorsun?

-Hermione'ye o büyüyü yaptığım günden beri..

Draco bir süre daha Blaise'e rüyalarını anlattı.En sonunda ikisi de kötü olmaya başlayınca bardakları kaldırıp yatakhaneye yöneldiler. Draco bu konuşmanın ona iyi geldiğini hissediyordu. Blaise ona tekrar başlamak için umut vermişti. Zaten Blaise'in en iyi olduğu konulardan biri de bu değil miydi? Draco yatağına yattıktan sonra bir süre tavanı izledi. Blaise'e her şeyi doğru anlatmamıştı ama pişman değildi. Şimdilik bildikleri onun ve Dumbledore'un arasında sırdı. Rüya görüyor muydu? Tabi. Ama bunlar aslında Hermione ile arasında oluşan bağ sonrası gördüğü sahnelerdi. Hepsi geleceğe ait birer kesit gibiydi. Sadece Draco'ya inandırıcı gelmiyorlardı. Sonuç olarak daha onu sevdiğini bile hatırlamayan biriyle mutlu bir geleceği olabilir miydi ki?!.. "Geleceği biz kendimiz yazarız Bay Malfoy. Bunu unutmayın. Geleceğimizi oluşturan seçimlerimizdir. Öngörülen gelecek birçok kez değişebilir." demişti Dumbledore. Draco istediği geleceği biliyordu. O, rüyalarındaki geleceği istiyordu. Düşüncelerinde kaybolurken uykunun onu ele geçirdiğini hissetti. Daha iyi bir sabaha uyanma isteğiyle gözlerini kapatan Draco yine o uyanmak istemediği rüyalardan birine çekilmişti. 

End Notes:

Açıkcası içime sinen tatlı bir bölüm oldu. Peki siz ne düşündünüz? Umarım beğenmişsinizdir. Öğrenmek için sabırsızlanıyorum!!! Biraz aşağıdaki o minnak kutucuğa iki satır bir şeyler yazarsanız çok mutlu olurum. :)) 

Bir sonraki bölüm baloyla ilgili olacak ama ondan sonrası için fikir vermek isteyen okuyucularıma her zaman açığım :) Daha çok bölümler yazılsın mı yoksa birkaç bölümde tadındayken bitmeli mi?.. Fikirlerinizi merak ediyorum, paylaşmaktan çekinmeyin :)