Actions

Work Header

TOUCH A STAR

Chapter Text

 

 

PILOT

 

New York,The College of PennyRoyal

 

Dünyanın en modern şehirlerinden birinde,tıpkı diğer liseler gibi içinden neşe,enerji ve gençlik taşan bir lise…

 

Neşeli kırmızı dalgaları olan Ginny Weasley,üstünde şeker yeşili bir elbise,koşmaktan hafif terlemiş,saçlarını at kuyruğu yaptığı için kendini iyi hisseder…

 

Birazdan yanına en sevgili arkadaşı ve abisinin sevgilisi Hermione Granger gelir.İri kahve dalgaları,iri kahve gözlü güzel kız,üstünde rahat bir tayt ve bluz,Ginny’yi öper.

 

“Günaydın Ginns!”

 

“Günaydın Herm,ne bu neşe?”

 

“Hmm…Sabah sabah Ron’dan çok şeker bir hediye aldım da.”

 

Hermione mutlulukla boynunda takılı,kalp şeklindeki kolyeyi gösterince,Ginny gülümseyerek,

 

“Çok hoş Herm!Bu çocuk senin sayende böyle oldu zaten,sağ ol!”

 

Herm gülümseyerek önemi olmadığını belirtirken zil çalar,herkes sınıfına dağılır…

 

Ginny’nin ilk dersi ne yazıktır ki fiziktir.Genç kız,birinci sınıfta görmeye başladığı günden beri bu dersi hiç sevmemiştir.Bu dersin her zaman gereksiz olduğunu düşünmüş,ödevlerini matematik dahisi Luna’ya yaptırmıştır.

 

İnce uzun,siyahi öğretmenleri Bay Mosby de okulda sinirliliğiyle bilinen en ünlü fizikçidir ve Ginny’nin her ders çıkışı hava,hava diye bağırmasına neden olan “sevgili” öğretmenidir.

 

Bay Mosby,Perşembe günü verdiği ödevleri sınıfta dolaşarak toplarken,birdenbire kapı açılır,içeri sarışın,mavi-gri gözlü ve Ginny’nin bile ilgisini çekebilecek hoşlukta bir çocuk girer.

 

Bay Mosby,dersinin bölünmesine sinirlenmiş,

 

“Evet Bay?”

 

“Draco Malfoy.”

 

“Evet Bay Draco,ne istiyorsunuz?”

 

“Okula yeni geldim ve elimde bulunan programa göre,ilk dersim fizik Bay Mosby.”

 

“O halde daha fazla dikkat dağıtmadan susun,kapıyı kapatın ve yerinize geçin!”

 

Sarışın delikanlı,Draco Bay Mosby’yi ve dediklerini önemsemeden sınıftaki tek boş yere,Ginny’nin sağına geçer.

 

Ginny yeni birini tanımanın sevinciyle,fısıldayarak,

 

“Merhaba,ben Ginny Weasley!”

 

Draco bir süre Ginny’ye bakar,sonra bir şey demeden çantasını açar,uzun bir süre boyunca kafasını kaldırmayınca Ginny belki de onun Bay Mosby’ye sinir olup konuşmak istemediğini düşünür.

 

Ginny’yi ve diğer tüm öğrencileri rahatlatan zil çaldığında Draco,Ginny’nin açılan,bir şey diyecek ağzını görmesini rağmen onu arkasında bırakarak sınıftan çıkar.

 

Ginny,kendi kendine çocuğun biraz tuhaf olduğunu mırıldanırken yanına Hermione gelir.

 

“Ginny,sen fizikte böyle uzun oyalanmazdın.Ne oldu?”

 

“Bizim sınıfa yeni biri geldi Draco diye de,onun çok garip olduğunu düşünüyordum,o yüzden gecikmişimdir.”

 

Hermione muzurca gülümseyerek,

 

“Nasıl biri?”

 

“Herm!”

 

“Hadi anlat Ginn,ne var bunda?!”

 

“Uzun boylu,benden bir baş büyük,sarı saçları var.Gözleri mavi-gri….ve kabul ediyorum çok hoş!”

 

Hermione gülerken,Ginny onu hafiften ittirerek,

 

“Herm bak aramızda kalsın!Hem bunu Ron’a veya Harry’ye anlatmamalısın.Söz mü?”

 

“Merak etme,dudaklarım mühürlü!”

 

Ginny,Hermione,Ron ve Harry bahçede dolaşmışlar,sonra zil çalınca da sınıflarına dağılmışlardır.

 

İki ders üst üste matematikten sonra sıra Fransızca’ya gelmiştir.Ginny yarım saat sonraki öğle yemeğini iple çekiyorken,Madame Monique fiillerin geçmiş zaman hallerini anlatıyordur.

 

Ginny’nin gözü yanındaki Draco’ya takılır.Çocuk tahtaya yazılanları sadece dinleyerek defterine aktarıyorken,Ginny onun belki de Fransız olduğunu düşünür.

 

Kısa bir süre sonra Draco Ginny’ye dönünce,Ginny utanarak önüne döner.Draco’nun da kısa bir süre onu izleyip önüne döndüğüne emindir.

 

Sonunda zil çalınca Ginny,şansını bir kez daha denemeye karar vererek,Draco’ya,

 

“Draco eğer istersen yemeğe benimle gel!Hem arkadaşlarımla da tanışmış olursun.”

 

Draco soğukça,hatta biraz da öfkeyle,

 

“Seninle ya da arkadaşlarınla tanışmak umrumda değil Ginny!Git yemeğini ye ve lütfen,benimle konuşmayı bırak!Seninle arkadaş olmayacağım,o yüzden şu anlamsız gülümsemeyle konuşmaktan vazgeç ve beni rahat bırak!”

 

Ginny,yanlış bir şey yapmamış olmasına rağmen Draco onu azarlayınca üzülmüş,gözleri dolu dolu sınıftan bahçeye çıkar.

 

Kısa bir süre sonra Hermione merakla yanına gelir.Ginny’nin burnunu çekip,gözlerini kızarttığını görünce,

 

“Tatlım,ne oldu?”

 

Ginny,Draco’nun ona söylediklerini Hermione’ye aktarınca,Hermione ona sarılarak,

 

“Ginn üzülme!Gereksiz bir  insanmış öyle düşün.Yoksa senin kızıl buklelerini pekala severdi.”

 

“Tamam.”

 

“Haydi yemeğe!Yoksa Harry ve Ron bizi öldürecek!”

 

“Sahi,Herm,Luna nerede bugün?”

 

“Grip olmuş,gelememiş.”

 

İki arkadaş yürüyerek yemekhaneye giderken,bahçenin diğer köşesinde onların görmediği Draco,Ginny’nin sonunda onun peşini bırakacak olmasıyla mutlu,kantinden aldığı sandviçini dişler.

 

Harry,Hermione,Ginny ve Ron yemeklerini yemiş,Hermione ve Ron matematik ödevini yapmak için kütüphaneye gitmişken,Ginny ve Harry kısa bir yürüyüş yapmaya karar verirler.

 

“Eee Ginn,uzun süredir bana yeni bir şey anlatmıyorsun.”

 

“Bütün dedikoduları biliyorsun Potty.”

 

“Neden bahsettiğimi anladın Ginns!”

 

“Evet Harry.Birinden hoşlanınca önce Herm,sonra sen,sonra da Ron bilir,biliyorsun.”

 

“Bu durumda Herm bir şey biliyor mu?”

 

“Hayır.”

 

“Peki…Şu çocuk kim?”

 

Ginny o tarafa baktığında Harry’nin Draco’yu gösterdiğini görür,

 

“Ne olmuş ona?”

 

“Baksana yanında Pete var.Bu da-

 

“Başı belada demektir.”

 

Pete,okulun kabadayısı,dövmeli ve piercingli çocuk Draco’ya bir şeyler söyler.Draco ona bir şeyler der.Pete onu yumruklayacakken Draco onu hiçbir çaba göstermeden yere düşürür.Bir şeyler mırıldanarak giderken Pete ilk defa bir şeyden korkmuş gözükür.

 

Ginny,yanında tıpkı kendisi gibi ağzı açık duran Harry’ye,

 

“O çocuk Pete’i mi halletti?”

 

“Aynen öyle.”

 

Harry ona doğru yürürken,Ginny de arkasından nereye diyerek koşturuyordur.

 

Harry,Draco’nun yanına varınca durur,

 

“Tebrik ederim,daha önce Pete kimseden korkmamıştı.”

 

“Teşekkürler.”

 

Draco hafifçe gülümseyince,Ginny çocuğun insani tepki vermesine şaşırırken Harry,

 

“Harry Potter.”

 

“Draco Malfoy.”

 

Draco tanışmadan sonra bir şey demeyerek gidince,Ginny çocukta kesinlikle bir problem olduğunu düşünür.Bir insan aynı anda biriyle hem konuşmak isteyip hem konuşmamak isteyemezdir ya!

 

Ginny,zil çalınca Harry’yi öptükten sonra sınıfına gider.Bu sefer ders en sevdiği ders olan tarihtir.Bayan Carmen sınıfa girmeden önce sırasının altında bulunan kitapları alıp sınıfın en arkasında oturan Francesca’nın yanına gidecektir ki,bir anda Draco’yla göz göze gelir.Çocuk,sanki bir şey diyecek gibi bakıyordur ama Ginny onu iplemeden Francesca’nın yanına geçer.

 

Birazdan Bayan Carmen mutlulukla sınıfa gelir.Draco ruhsuzca kendini ona da tanıtır,o sırada Bayan Carmen’in gözü Ginny’ye takılır.

 

“Ginns,aramızda bir problem mi var ma cherie?”

 

“Hayır Bayan Carmen.Bugün sadece cam kenarına yakın olmak istedim de.”

 

“Aaaa,olmaz öyle ama.Draco rica etsem sen Ginny’nin yerine geçsen ,Ginny de hem pencere kenarında olsa,hem en önde olsa.”

 

Ginny tam itiraz edecekken Draco’yla göz göze gelir.Draco onun susmasını sağlayan bir bakışla,

 

“Tabii ki,neden olmasın.”

 

Ginny içinden söylenerek pencere kenarı bahanesinden dolayı Draco’nun ona bir şey demesini istemiyor,onun yerine geçer.Draco nasıl yaptıysa başarmış sırayı bir günde,hem de hiçbir zaman kokmayan bir yeri bir günde parfümü sayesinde mentol gibi kokutmuştur.

 

Ginny burnuna gelen mentol kokusunu sevmiş,defterini çıkartırken hiçbir biçimde soluna bakmıyor,bir daha göz göze gelmek istemiyordur.

 

“Evet çok doğru Lisa!Pekala o zaman neden Phyte bu fethe devam etti?”

 

Ginny her zamanki gibi cevap vermek için ağzını açmışken,Draco,

 

“Çünkü;Lorders’i almayı bir onur meselesi olarak görüyordu.”

 

“Aynen öyle,aferin Draco!”

 

Ginny bir şey demeden defterine son çalıştığı bale adımlarından birisini çizerken,Draco’nun ona baktığının farkında değildir.

 

Bir hafta sonra…

 

Ginny Draco’yla hiç konuşmamış,Draco zaten bir şey söylememişken,herkes Draco’ya alışmış,bir hafta geçmiştir.

 

Ginny o gün bale kursuna giderek minikleri çalıştıracak,üstünde rahat V yaka bir bluzla pembe kabarık bir etek,Bay Mosby’nin anlattığı problemlerden birisini çözmeye çalışıyordur.

 

Soru aslında basit bir hız problemidir ama Ginny geçen dersi dinlemediği için soruyu çözemiyordur.Yazdıklarını bir kez daha hışımla silerken yanında kadifemsi bir ses duyar.

 

“Yardım etmemi ister misin?”

 

Ginny sağına dönüp hafifçe gülümseyerek kendisine bakan bir Draco bulduğunda,

 

“Hayır,teşekkürler.”

 

“On dakikadır o soruyla uğraşıyorsun ve tahmin ediyorum,hiçbir şey anlamadın.”

 

Ginny,öfkeyle ona bakarak,

 

“Bana bu davranışını sergileme lütfen!”

 

“Ne davranışı?”

 

“Üzgünüm-arkadaş-olalım tavrını.”

 

Tam o anda zil çalınca,Ginny Draco’ya tıpkı onun ifadesiyle,

 

“Teşekkürler Malfoy ama senin yardımına ihtiyacım yok.”

 

TCHAIKOVSYKY-SWAN LAKE

 

Ginny üstlerinde pembe tütüleri zarifçe plié yapan öğrencilerine bakarak hem onlarla hem kendisiyle gururlanır.Ginny,tam 13 yıldır ki bu da 3 yaşından beri oluyordur bale yapıyordur.Geçen yılın sonunda bale öğretmeni Bayan Hurlow kendisine küçüklere ders verebileceğini söylemiş,bu da Ginny’nin çok hoşuna gitmiş,keyifle derslere başlamıştır.Zarif balerinler bir sonraki harekete geçerken Ginny arada,

 

“Kollarını bu kadar kıvırma!”

 

“Yukarı yükselmeye çalış!”

 

“Hafifçe tek ayağının üstünden kalk!”

 

Yarım saat sonra ders biter.Ginny minik balerinlerin mükemmel olduğunu söyler.Birazdan hepsi dağılırken,sarışın,mavi-gri gözlü Laura arkada kalmıştır.

 

“Laura tatlım ne oldu?”

 

“Ginny sence ben iyi miyim?”

 

“Evet canım.Kimseye söyleme ama belki baş rolü bile kapabilirsin.”

 

“Teşekkür ederim.”

 

Ginny gülümserken,minik sarışın koştura koştura soyunma odasına gider.Ginny,müzik setini ve ışıkları kapattıktan sonra,soyunma odasına bakar,kızların hepsi gitmiştir.Orayı da kapattıktan sonra kendini dışarı atar.Birdenbire karşısında Draco’yu görünce şaşırarak,

 

“Burada ne arıyorsun?”

 

“Laura’yı almaya geldim,kız kardeşim.”

 

“Oh!”

 

“Ne oldu?”

 

“Laura benim öğrencim.O sarı saç ve mavi-gri gözden senin kardeşin olduğunu anlamalıydım.”

 

Draco da en az Ginny kadar şaşırmış,

 

“İşte bunu ben de bilmiyordum.”

 

Birazdan Laura yanında yeni arkadaşı Daphne,mutlulukla Ginny ve abisinin yanına gelir.

 

“Abi,bu Ginny,bale öğretmenim,bu da Daphne,yeni arkadaşım.”

 

Draco gülümsedikten sonra Daphne’yle tanıştığına memnun oldulaşır.Ginny’e,

 

“Tatlım,biz aynı lisedeyiz.”

 

Laura çok şaşırmış,

 

“Aaaa,eh niye söylemedin ki?!”

 

“Bilmiyordum çünkü.”

 

“Ama sana dediğim kadar şirin ve güzel değil mi?”

 

Ginny,Laura’ya teşekkür ederken,Draco’nun cevabının ne olacağını merak ediyordur.Draco,hiç Ginny’ye bakmadan,Laura’ya,

 

“Evet canım.Söylesene Daphne ve seni dondurma yemeye götüreyim mi?”

 

“Aslında abi,şey,Daphe’nin annesi bizi bugün sinemaya götürecek.Anneme söyledim,sana gelmemeni söylesin diye ama unuttu,herhalde.”

 

“Oh tamam o zaman,iyi eğlenceler.”

 

Draco,Laura ve Daphne’yi öptükten sonra,onları uzaktaki kahverengi saçlı,hafif tombul kadına gönderir.

 

“Görüşürüz Draco!”

 

Draco bununla yanına duran Ginny’ye dönünce,

 

“Ginny,beraber bir dondurma yiyelim mi?”

 

“Niye?”

 

“Çünkü;iyi kalpli kızları kırmaktan hiç hoşlanmam ve özellikle de birinin benim için ağlamasından.Ayrıca da sana verdiğim olumsuz izlenimi düzeltmek istiyorum.”

 

“Pekala,ama bu sefer o kendini beğenmişlikler yok.”

 

“Söz!”

 

Ginny ve Draco konuşarak gençlerin gözde yerlerinden biri olan Brownie’ye girerler.Garson kız Draco’nun yakışıklılığından etkilenmiş,ne istediklerini sorunca Ginny böğürtlenli ve çikolatalı,Draco da nane ve limonlu ister.

 

“Evet…Cidden üzgünüm Ginny.Seni kırmak istememiştim,ama,sen ilk gün biraz fazla üstüme gitmiştin ve ben insanlarla çok iyi değilimdir.”

 

“Fark ettim.”

 

“Ama seni dondurma yemeye davet ettim!Hadi barışalım,olur mu?”

 

Ginny onun çekiciliğine dayanamayarak iyi,tamam deyince,Draco neşesi yerine gelmiş,

 

“Bana kendinden bahsetsene.”

 

“Bildiğin gibi 16 yaşındayım.Bildiğin gibi bale yapıyorum,ve buna bayılıyorum.Yeşil en sevdiğim renk.Fizikten nefret ediyorum!Fransızca ve Tarih en sevdiğim dersler.Romantik,hayalperest ve eğlenceliyim.Peki ya sen nasıl birisin?”

 

“Ben de 16 yaşındayım.Bir aralar futbol oynuyordum,bıraktım.Mavi en sevdiğim renk.Mentole bayılırım.Hemen hemen tüm derslerde iyiyim.Gerçekçi ve soğukkanlıyım.”

 

“İnek öğrenci!”

 

“Yoo,evde çalışmıyorum.Sadece ders dinliyorum.”

 

“O zaman şanslısın.”

 

“Öyle de denebilir,evet.”

 

“Peki,hakkında en çok merak ettiğim şey:Nereden geldin?”

 

Ginny,Draco’nun yüzünde yine o olumsuz ifadeyi görünce söylediğine pişman olur.

 

“Cevap vermek zorunda değilsin,yeter ki bana öyle bakma.”

 

Draco o anda yumuşayarak,

 

“Hayır,üzgünüm o ifade için.Ben California’dan geldim.”

 

“Güzel bir yerdir.”

 

“Kesinlikle öyle,çok sevdiğim bir yer.”

 

“Peki o halde neden buraya geldiniz?”

 

“Bunu daha sonra anlatırsam kızar mısın?”

 

Ginny dondurmasının üstündeki çileklerden birini yerken,kafasını hayır anlamında sallayınca,Draco da gülümseyerek bir muz dilimini yer.

 

Saatler geçmiş,Ginny ve Draco dondurmalarını yerken,bir yandan da keyifle sohbet etmişlerdir.

 

“Evet,o gerçekten güzeldi.Peki şu Dina’ya ne diyorsun?”

 

Ginny o anda gözü saatine takılarak,

 

“Oh,abim beni öldürecek diyorum.”

 

“Pardon?”

 

“Saat yedi olmuş Draco.Dört saattir burada sohbet ediyoruz.”

 

“Oh,gerçekten bayağı olmuş.Gidelim mi?”

 

“Hem de en çabuğundan.”

 

Draco hesabı ister,onun bütün itirazlarına rağmen Ginny kendi payını öder,güzel garson Draco ona pas vermediği için üzülmüşken,Draco onun farkında bile olmamış,Ginny’nin ceketini giymesine yardım eder.

 

“Oh,çok soğuk!”

 

Ginny yerinde zıplarken,Draco boş yola bir taksi gelmesi umuduyla bakıyorken,hiçbir hareket olmuyordur.

 

“Ginny nerede oturuyorsun?”

 

“On blok yukarıda.”

 

“Bu da yürüme mesafesiyle bir saat eder.”

 

“Evet,niye sordun?”

 

“Evin yakınsa seni yürüyerek bırakayım diyordum da…”

 

“Tamam,hadi gidelim.”

 

“Ginny olmaz,zaten üşüyorsun,bir de hastalanma.”

 

“Yürürken ısınırım.Hadi Draco!”

 

Draco,Ginny’nin neşeyle parlayan gözlerine gülümser,ikisi yürümeye başlarlar.

 

“Laura çok şirin bir kız.Abisine benziyor ama daha sıcakkanlı.”

 

Draco gülümseyerek,

 

“Evet,herkes sanki ikizmişiz gibi benzediğimizi söyler.Bir doğru tespit daha:Laura hayatın hep güzel yönlerini gören bir kızdır.O yüzden de hep mutludur.”

 

“Çok güzel bir kız.Çok  ta yetenekli.”

 

“Seni çok seviyor.Dün,bütün akşam senden bahsetti.Ginny çok tatlı,o çok güzel diye.Sanırım onun için bir rol modelsin.”

 

“Oh bu çok hoş bir şey.Peki ya o iltifat neydi öyle?”

 

“Eğer hayır deseydim akşama trip yerdim.”

 

“Yani ben tatlı değilim,öyle mi?”

 

“İşte bu da hayır demememdeki ikinci faktördü.”

 

Ginny kızararak teşekkür ederken,Draco gülümseyerek gözlerini yıldızlara yükseltir.Ginny onun duraksadığını görünce,

 

“Ah,bunu hiç yapmadın,değil mi?”

 

“Neyi?”

 

“New York’ta yıldızlara bakmayı.”

 

“Hayır.Neden?”

 

“Stunz Parkı’nda çok güzel gözüküyorlar.Bir gün oraya gitmelisin,güzel bir yerdir.Hatta orada bahar partisi bile düzenleriz,yani iki ay sonra.”

 

“Hmm…Belki daha önce giderim.”

 

“Kim bilir?”

 

Ginny kendi kendine bir şarkı mırıldanırken Draco onun gerçekten sevimli ve iyi kalpli olduğunu biliyor,ikisi yürümeye devam eder.

 

“Peki,şimdi doğru anladıysam senin arkadaş grubun Harry,”Herm” Hermione,Ron ve Luna,bir de eskiden sevgilin olan şimdi seni Pansy için terk ettiği günden beri konuşmadığın Blaise Zabini.”

 

“Evet,yarın tanıştırabilirim seni.”

 

“Çok iyi olur.”

 

“Yalnız bir hafta kötüydü,değil mi?”

 

“Evet,kesinlikle.İlk hafta her zaman zordur.Ne kadar kaldı?”

 

“On dakika.Yapabiliriz!”

 

Draco gözlerini devirirken,Ginny mutlu,yürümeye devam eder.

 

Ginny bir anda zınk diye durunca Draco endişeyle ona dönerç

 

“Ne oldu Ginny?”

 

“Ah ben,geometri  ödevini unuttum da.”

 

“Ginny,kibar bir yabancı olarak bunu görmezden gelip,yalanına inanmış gibi yapabilirim ama,ne olduğunu söylersen daha mutlu olacağım.”

 

“Bugün anne ve babamın evlilik yıl dönümü ve on dakika sonra yemeğe gitmemiz gerek.”

 

“Mükemmel!”

 

“Draco umarım koşmada iyisindir.”

 

“Niye?”

 

Ginny son sürat koşmaya başlarken,Draco da arkasından onu takip eder.

 

İkisi sonunda nefes nefese Ginny’nin evine varmış,Ginny eli göğsünde,Draco da derin nefesler alıyor,iki bloğu dört dakikada aşmanın yorucu olduğunu görüyorlardır.

 

Ginny biraz düzelince,

 

“Teşekkürler Draco,seni tanımak keyifliydi.”

 

“Ben de bana bir şans daha verdiğin için teşekkür ederim.”

 

“Gelmek ister misin?”

 

“Sağ ol ama ben de gitsem iyi olacak.”

 

“Tamam,görüşürüz yarın.”

 

“Görüşürüz Ginny!”

 

Ginny birkaç adım atar,sonra geri döner.

 

“Ginn ya da Ginns de lütfen,Ginny biraz fazla resmi.”

 

“Olur.”

 

“Güzel,görüşürüz.”

 

Ginny mutlu uzaklaşırken,Draco arkasından gözlerini devirir.

 

Ginny eve girdiğinde fazlasıyla mutlu bir insanı,Ron’u bulur.

 

“Annemler nerede?”

 

“Bu sene bizsiz bir şey ayarlamışlar.”

 

“Güzel.”

 

“Bence de.Neredeydin sen?”

 

Ginny odasına gitmek için merdivenleri tırmanacakken,

 

“Bale dersi vardı.Sonra da öyle vitrinlere baktım,dondurma yedim.Neyse ben odamdayım.Geometri çalışacağım.”

 

“Tamam,görüşürüz.”

 

Ginny odasına gider gitmez Hermione’yi arayarak bütün konuşmayı ona da aktarır.Hermione,Ginny kadar mutlu,

 

“Senin için çok sevindim Ginns!”

 

“Sağ ol Herm!Neyse ben kapatıyorum.Görüşürüz yarın.”

 

“Görüşürüz canım.”

 

Ginny telefonu kapatıp geometri defterini çıkartır,biraz baksa da bir şey anlamayınca en sevdiği kitap olan Emma’yı alarak,sallanan sandalyesine oturur.

 

Draco,Ginny’yi bıraktıktan sonra bir taksiye atlayarak,on dakikada evine varmış,Laura çizgi film seyrediyor,annesi yemek hazırlıyor,babası da son müvekkilinin dosyasına bakıyorken,Draco onların mutlu düzenlerini arkasında bırakarak,kendini en güvende hissettiği yer olan odasına çıkar.

 

Ginny’yi sevmiştir,iyi bir kıza benziyordur.Birkaç arkadaş edinmek iyi olabilirdir.Hem belki de şans bu sefer onu bulmuştur.Draco bunları düşünürken,arkasını yastığa vererek yere oturur,gökyüzünü seyreder…