Actions

Work Header

Saklambaç

Chapter Text

 

 

Manolya burnundan soluyarak şirkete girdi ve dümdüz ilerleyerek odasına çıktı. Çantasını kanepeye fırlartırken kendini de masasına bıraktı. Hala sinirliydi ve öfkesi bir magma gibi ilerliyordu. Tarık'ın onunla dalga geçmesini hala hazmedemiyordu. Sözleşmeyi eline alıp okumaya başladığında resmen beynine kan hücum etmişti. Aslında bir yanlışlık olduğunu sezmişti, çünkü adamın iş konusunda biraz dikkatsizliği olsa da, titizliği olduğu kanısına emindi. Yinede ona anlaşmayı yollarken hiç okumaması ve bu durumu basite indirgemesi Manolya'yı feleğinden çıkartmıştı. Adamın gözündeki itibarı resmen erimişti. Tarık nasıl böyle bir dikkatsizliği yapmıştı, anlaşmayı nasıl böyle yollamıştı? Bu saygısızlığı ne zamana sindirirdi bilemiyordu.

 

Onun aksi ve huysuz olduğunu Tamer den duymuştu. Bu şirketin hisselerini almadan önce Tamer ile arkadaşlarken sürekli Tarık'tan bahsediyordu. Tamer onu çok övüyordu ama olumsuz yanlarını da önemsiz bir şekilde bahsetmişti. Tamer ile Tarık askerlik arkadaşlarıydı ve Tarık'ın onu tercümanlık için çağırmasında da Tamer'in bir parça etkisi olmuştu. Zira Cem değil bir ay bir yıl dahi onunla uğraşsa asla ikna olmazdı. Çünkü Tarık gibi adamlarla Manolya asla uğraşmazdı. Sadece elinin tersiyle iter ve yanından geçip giderdi. Ama şimdi bir kaç saatliğine dahi olsa onunla çalışmak durumunda kalmış ve bu bile sinir hücrelerini bozmaya yetmişti. Ömründe bu kadar asabi hissettiğini hatırlamıyordu öyle ki... 

 

Manolya derin düşüncelerinden kapının çalmasıyla bir anda koptu ve kapıdan içeriye sarışın bir adamın kafası uzandı. "Kraliçe?" Manolya kafasıyla bir şey demen gel işareti yapınca sarışın adam girdi. İri gövdesine kavuşturduğu kolları Manolyanın dikkatinden kaçmadı. "Gene ne var?" Sarışın adamın dudakları bir şey dilermiş gibi kıvrıldı. "Sadece biraz sakin olmaya çalış, seninle konuşmak isteyen biri var." Manolya ister istermez aklından birden Tarık'ı geçirirken kaşları çatıldı. Ancak sarışın adamın ardından Cem içeriye girince gözlerini devirerek koltuğundan döndü ve kendini tamamen pencerelere karşı verdi. Sarışın adam kavuşturdu kolları açarak ona doğru yaklaştı. "Kraliçe yapma böyle ama" dedi yalvararak "Cem'e kızma hakkın yok." 

 

Manolya yanına gelen sarışın adama burnundan soluyarak cevap verdi. "Onlar dalga geçerken haklı ama ben öfkelenince haksız mıyım Tamer?" Tamer gülümseyerek koltuğunun başını tuttu ve çevirerek Cem ile yüz yüze getirdi. Manolya bu hareketine hiddetlenince Cem'e bakmak zorunda kaldı. Cem dışarda top oynadıktan sonra üstünü kirletince annesinden dayak yiyeceği için korkan çocuklar gibi bir mahcubiyet takınmıştı. Manolya ister istemez onun bu haline gülecekti. Cem onun sakinleştiğini görünce hemen atıldı. "Cidden çok özür diliyorum sizden Manolya, böyle saçma bir durum yaşamaktan ne kadar utanç duyduğumu anlatamam. Bir anlık boşluk mu ya da dikkatsizlik mi bilmiyorum ama benim kanımca tamamen bir aptallıktı." 

 

"Doğru." diye vurguladı son kelimeye Manolya "Tam bir aptallık." Cem yüzünü eğerek utançtan ölürken Manolya derin bir nefes aldı. Ona bir an sempati duymaya başladığını fark etti. Birden kendini tutamayarak gülmeye başlayınca Cem ve Tamer inanamayarak ona baktı. Manolya'nın gülmesi kahkahaya dönünce Cem'in gözleri şokla açıldı. Bir ay boyunca canına okuyan kadın şuan karşısında kahkaha atıyordu. Tamer de aynı şok ifadeyle Manolya'yı izliyordu. Onu yıllardır tanıyordu ve ilk kez böyle güldüğünü görüyordu. Manolya'nın kahkahası kesilince Tamer resmen vızıldadı. "Manolya?" Manolya duymasa da konuştu. "Açıkçası Cem o anlaşmayı görünce gülmemek için o kadar zorladım ki kendimi Tarık'ın gelmesini istedim. Çünkü ancak ona sitem edersem gülmezdim. Gülmekten pek haz ettiğimi söyleyemem ama sen itiraf etmeliyim ki Profesyonel bir mizah anlayışına sahipsin." Tamer bir parça gücenirken, Cem aldığı övgü karşısında yarı şaşkın ve yarı hayranlıkla sırıttı.

 

"Manolya hanım lütfen affedin. Bizimle çalışmanızı gerçekten isterim. Bu hatayı bir daha tekrarlamayacağım." Cem büyük bir samimiyetle ona bakarken cevabını heyecanla bekledi. Manolya ilk kez bir adama tebessüm ederek "Tamam." dedi sonra eski ciddi haline dönerek "Bir kez daha aynı saçmalığı kabul etmeyeceğimi bil. Seni Tarık Bey den daha çok doğal bulduğum için kabul ediyorum. Sanırsam onun gibi bir borunun yanında senin gibi bir mizahçının olması bir nebze bu işi yapmamı sağlayabilir." Cem gelen ikinci özvgüyle omuzları kalkarken Tamer ona sahte bir kıskançlık bakışı attı. Manolya Tamer'e döndü. "Haftada üç kez oraya gitmem gerekecek, işleri bu süre zarfında Aslı'ya devrederim. Senin içinde uygun mu?" Tamer başıyla onaylayınca Manolya Cem'e döndü. Aslı Manolya'nın kuzeniydi ve oda idari bölümde sorumluydu. Bazı zamanlar Manolya işe gelemediği durumlarda Aslı Manolya'nın yardımcılığını üstleniyor ve onun işini görüyordu. İkisi aynı evde kalıyorlardı. Manolya'nın lafını dinlediği ve tek anlaştığı kişiydi.

 

Cem mutlulukla elindeki siyah kare çantadan yeni hazırlanmış anlaşmayı çıkartınca Manolya aldı ve okudu, bu kez gayet ciddi bir nizamname görünce tek kaşını kaldırdı ve alttaki imza kısmında kendi adının yazıldığı yere imzasını attı. Cem sevinçten uçarak anlaşmayı alınca Manolya'nın elini izinsiz tuttu ve dudaklarına götürdü. Manolya bu kez sıcak bir gülümseme yollarken Cem teşekkür ederek odaya terk etti. Tamer de odadan çıkmak üzereyken duraksadı ve kadına döndü. "Manolya?" 

 

"Efendim?"

 

"Cem'i kıskandım." 

 

Manolya şaşkınlıkla ona baktı. "Niçin?" Tamer tekrar yanına geldi. "Çünkü seni ondan fazla tanıyorum ve bu tanıdığım süreçte bir kez bile seni güldüremedim." Tamer hafif bir kırgınlıkla başını eğerken Manolya'nın bakışlarında bir parça pişmanlık geziyordu. "Sen benim için değerlisin bunu biliyorsun. Bana kahkaha attırmasan da sana her zaman güven ve sevgi duyduğumu bil." Tamer gözleri parlayarak bakışlarını ona çevirdi ve eğilerek saçlarına bir buse kondurdu. "Sen benim her zaman kız kardeşim olarak kalacaksın. Seni hiç kimsenin üzmesine izin vermeyeceğimi bil." Manolya gözlerini dolarken ayağa kalktı ve ona sarıldı. Tamer ona bir abi gibiydi. Tanıştıkları andan beri ona karşı hep dostça ve bir büyüğü gibi sahip çıkıyordu ve değer veriyordu. Erkek arkadaşı ya da güvendiği ikinci bir erkek yoktu hayatında. Sadece Tamer onun hayatına girebilmişti ve o yaşadığı durumlardan ötürü bir tek ona güveniyordu. Ailesini kaybettiğinde de ve hayatının her anında Tamer vardı. Her şeyini ona danışır ve onla paylaşırdı. Bir işe kalkıştığında fikirlerini alırdı. Sadece Tamer varken gardını indirir, dış dünyaya ise bir atom bombası gibi yaklaşırdı. Kimse onun iç yüzünü göremezdi.

 

Tamerle bir müddet daha sarılı kaldılar ve sonra Tamer kendi ofisine gitti. Manolya telefona uzanarak sekreterini aradı. "Burcu, bugünkü planı getirir misin?" Telefonda ki ses onaylayınca kapattı ve bir dakika sonra içeriye uzun boylu esmer bir kadın girdi. Saçları simsiyahtı ve beline kadar iniyordu. Manolya onu her gördüğünde hayranlıkla süzüyordu, ona göre esmer kadınlar en güzel kadınlardı. Kendisi beyaz tenli ve bakır saçlıydı. Esmer olmayı çok isterdi ama olduğu gibi kalmanın doğru olduğunu savunurdu yinede. Kadın elinde ki dosyayı ona uzatarak gülümsedi ve arkasını dönerek ofisi terk etti. Manolya dosyaları incelerken telefonu çaldı. Dosyaların üzerinden telefona bir bakış atınca tanımadığı bir numara gördü. Eline alarak tereddütlü bir şekilde açtı. "Efendim?" 

 

"Manolya hanım?" diye cevap verdi katı ve sert bir ses. Manolya anında tanıdı. "Evet Tarık bey?" 

 

"Anlaşmayı kabul ettiğiniz için teşekkürlerimi sunmak için rahatsız etmiştim." Manolya katı sesin bir anda sıvımaya geçmesine biraz şaşırınca oda sakin bir sesle konuştu. "Rica ederim. Yalnız tekrar uyarayım. İkinci bir vaka da o anlaşmayı ortadan ikiye yırtılmış kabul edin." ahizede bir uğultu oluşunca Manolya Tarık'ın burnundan soluğunu anladı. "Yoksa yine sinirlendiniz mi Tarık bey?" bir müddet daha süren sessizliğin ardından Tarık'ın sesi duyuldu. "Bugün fazla işiniz yoksa bir kahve ikram edebilir miyim?" Manolya şaşkınlıkla kaşlarını kaldırınca ahizenin diğer ucunda birinin fısıldadığını duyar gibi oldu ama tam anlamayarak cevapladı. "Esasen" dedi ve önündeki dosyaya şöyle bir göz attı. "Saat 5 gibi uygun musunuz?" diye sordu. Tarık bir müddet daha sessiz kaldıktan sonra onayladı. "Tamam, 5 gibi sizi almaya gelirim." Manolya da onaylayarak telefonu kapattı ve son aramalardan Tarık'ı rehbere kaydederek masasına koydu. 

 

***

 

Tarık telefonu kapatırken hiddetle masaya fırlattı Cem bağırarak telefonu son anda düşmekten kurtardı. "Dostum seni ne sakinleştirir söyler misin? Panama volkanı gibisin çevrene zarar verdiğinin farkına ne zaman varıcaksın?" Tarık çenesini kasarak ona parmağını uzattı. "Sus Cem" diye uyardı. "Senin zorunla uğraştığım şu saçmalığa bak. Nerde görüldü benim bir kadına kahve teklifi ettiğim." Tarık sinirle gözlerini devirirken Cem öne atıldı. "Hadi ama inkar etme sende bir parça istiyorsun ki bunu kabul ettin. Yoksa ben kim seni ikna etmek kim." Cem ona kendini beğenmiş yan bakışı atarken Tarıksa seni öldüreceğim yan bakışı atıyordu. Cem bıkkınlıkla iç çekti. "İşi daha sağlama bağlaman için bir fırsat sunuyorum sana senin şu yaptığına bak. Yoksa..." dedi Cem son kelimeyi vurgularken yüzünde afacan bir çocuk ifadesi takındı. "O aksi kadını bu kadar kolay ikna edebilme memi bozuldun?" 

 

Tamer ne münasebet derken Cem cevabını almış gibi pişkin pişkin baş sallayınca Tarık öfkeyle ayağı kalktı ve ceketini sertçe koltuğun başından çekip ofisten çıktı. Sekreter masasına giderken Sibel'e dönerek "Saat 5teki toplantıyı iptal et. Bugün katılmayacağım." Sibel daha o uzaklaşamadan bağırdı. "Ama efendim." Tarık ona dönerken "Ne oldu?" Aslı bilgisayara bakarak tekrar ona döndü. "Bugün Hulusi Beyle iş yemeğiniz vardı unuttunuz mu?" Tarık şok geçirerek ona bakınca Cem'in bunu nasıl hatırlatmadığına küfretti içinde ve tekrar ofisine girerek Cem'in üzerine yürüdü. "Bugün Hulusi beyle iş yemeği olduğunu nasıl hatırlatmazsın bana? Nasıl unutursun?" Cem bir anda donakalarak ağzından bir 'hassiktir' fırlayınca Tarık ondan beter sövmeye başladı. "Bu yemeğe sen gidiyorsun beni bağlamaz." 

 

"Saçmalama." diye ayağa fırladı Cem. "Beni onunla nasıl karşı karşıya getirirsen ya cenazeye katılırsın ya da hapis ziyaretine." Tarık öfkeyle homurdanırken bağırdı. "O zaman ne bok demeye planları gözden geçirmeden beni böyle bir duruma atarsın. Şimdi ne diyeceğim o huysuz kadına? Yine karşısında küçük düşeceğim." Cem masada ki telefona uzanarak Sibel'i aradı. "Sibel iş yemeğine başka saate çekme şansın var mı?" karşıdaki bir süre sessiz kaldıktan sonra "Malesef Cem bey, Hulusi bey'in çok sıkışık programı varmış. Sadece 5 gibi müsaitmiş." Cem küfrederek telefonu pat diye kapattı. Sonra aklına bir ışık çakınca "Manolya hanımı arasan? Onu farklı saate çeksen?" Tarık başını sallayarak itiraz etti. "Olmaz." Bir müddet düşüncelere daldı sonra ifadesiz bir şekilde Cem'e bakarak. "İş yemeğine gitmekten başka şansım yok." dedi. Cem kafasına silah sayamışlar gibi ona baktı. "Ne?" 

 

"Mecburum yoksa Hulusi bey'in merhametine kalırım." Tamer Cem'in konuşmasına fırsat kalmadan ofisten fırlayınca Cem hemen arkasından koştu ama Tarık öyle bir gitmişti ki ona yetişmekte zorlandı. Sekreter masasının orda dururken Sibel'in ona korkuyla baktığını gördü. Sarışın kadına doğru gelerek "Sende Manolya Hanım'ın telefonu vardı değil mi?" Sibel kafasıyla onaylayınca dayak yemiş gibi konuştu. "Ona Tamer bey'in kahve içmeye gelemeyeceğini çok önemli bir işi olduğunu söyle." Sibel yine başıyla onaylayınca. Cem ikinci bir yerin dibine girmeyle odasına yöneldi. Sibel telefonu çevirerek ahizeyi kulağına dayadı. Üçüncü bir çalıştan sonra açıldı. "Efendim." 

 

"Manolya hanım?"

 

"Kim arıyor?" 

 

"Ben Duman Şirketler Ortaklığından Tarık Bey'in sekreteri Sibel. Size bir bilgi iletilmem istendi..."