Actions

Work Header

Kahraman ya da asik olmak.

Work Text:

 

 

 

Story Notes:

Kısa sürecek, umarım seven çıkar.. keyifli okumalar :)

 


 

 

Author's Notes:

İlk bölüm, ikinci bölümü beğenen çıkarsa yazarım büyük ihtimalle ^_^

 


 

 

 

 

Tony, Nick Furry'den aldığı mesajı okurken Stark kulesindeydi bu yüzden onun bahsettiği şeyi tam olarak görebiliyordu. Ne olduğunu anlayamasa da çözmek onun işiydi. Zırhını çağırıp içine girdiğinde Jarvis ona telefon hattında sekreter sevgilisi Pepper Potts 'un olduğunu söyledi.

 Tony telefonu açtığında onun tatlı sert sesini duydu:

" Tony, nerdesin beş dakikadır seni bekliyorum?"

İşte bu bir sorundu. Son zamanlarda hem dünyayı kurtarmak hem de Pepper 'la ilgilenmek git gide zorlaşıyordu. Kadınları bir türlü anlayamıyordu; Pepper eskiden ona daha çok yardımcı oluyordu ama şimdilerde ısrarla, Tony'nin yanına olmasını ister olmuştu. Tony, Happy'e bunu " bir çeşit kadınsı zayıflık" ya da " bir çeşit bunalım" diye tanımlıyordu ama kendisi bile Pepper gibi, kendisi oyuncaklarıyla ilgilenirken ona son derece yardımı dokunan muhteşem kadına ne olduğunu anlayamıyordu.

" Sanırsam benim haberimin olmadığı bir akşam yemeği ayalardın Bayan Potts?" diye cevap verdi telefona.

Tony, son kısmı oldukça muzip söylese de Pepper bunu çok önemsemiş olmalı ki sesinde ki tatlığı hızla kaybetti.

" İnanılmazsınız Bay Stark.  Demek, sizin haberinizin olmadığı bir akşam yemeği ayarladım? Unuttun mu Tony, geçen gece, bana her hafta sonu birlikte yemeğe çıkacağımıza sön vermiştin."

Tony, geçen geceyi hatırlayınca sırıttı.

" Geçen gece durumlar çok daha farklıydı hayatım."

Telefonda kısa bir sessizlik oldu. O sırada Tony gökyüzüne, direk hedefine doğru uçuyordu ve gelmesine kısa bir süre kala Jarvis ona " Hedefe son kırk saniye" diye hatırlatmada bulundu.Bunun üzerine Tony apar topar konuştu:

" Seninle yarım saat sonra buluşalım Pepper. Yeri bana mesajla atarsın, kapattım."

 

 Pepper, Malibu' da ki camdan evde, kol dirseklerini dizine yaslamış bir şekilde pür dikkat televizyonda ki habere bakıyordu.

 Tony'nin bugün onu neden ektiğini artık anlıyordu. Belki de ona telefonda, sadece gökyüzünden yeryüzüne doğru garip siyah bir sisin yayıldığını söylemeliydi. Bunu anlayabilirdi.. Ama yarım saat boyunca Tony'nin onu neden ektiğini düşünmek zorunda kalışını anlayamıyordu. Son günlerde fazlaca yıprandığını düşünürken televizyonun kapatıldığını fark ederek kapıda durmuş ona bakan Tony'e döndü.

" Söyleseydin keşke.." dedi kısık bir sesle.

" Belki de."

Pepper ayağa kalkıp üst kata çıkan Tony'i izlerken arkasından sordu:

" Ne olduğunu anlayabildiniz mi?"

Yatak odasına gelmişlerdi. Tony, üzerine bol gelen gri bir pijama üstüne mavi tişörtünü giyerken loş odada parlak olan tek şey bedeninde ki ark reaktörün gümüş ışığıydı.

" Henüz değil. Zararı yok gibi görünüyor ama yakında bütün dünya gözlerini ona çevirecek. Tabi Banner henüz araştırmanın başında bile değil."

Pepper başıyla onaylayarak dolabını açtı ve bir göz gezdirdi. Tony'nin yattığı yerden " Dore.." diye mırıldandığını duyunca tatlı bir sesle " Olmaz." Dedi.

Dore rengi, saten ve fazlasıyla açık olan geceliğini es geçip Tony'nin bol ve rahat pijama altını aldı, olduğu yerde giyerken Tony sırıtarak,

" Bu bile yakıştı Bayan Potts."  Diye mırıldandı.

Pepper, solgun, mor bir kısa kolluyu üstüne geçirdikten hemen sonra yorgunca yatağa girdi.

   Kendisine kızmak istiyordu ama bunu yapamadı. Kadınlar bazen zor dönemler geçirirdi. Kendiside bu dönemlerden birini yaşıyordu, bu yüzden ne bekletilmekten ne de saten geceliklerden hoşlanıyordu. Sadece Tony'e sarılıp uyumak istiyordu bu yüzden ona iyice sokuldu.

Tony, kadına sıkıca sarılırken Pepper başını ışıldağın hemen biraz altına yasladı.

.

Yolda, yanında Natasha ile birlikte gidiyordu Pepper. Natasha hemen yanında ki yolcu koltuğunda oturmuş ona Yenilmezler üssünde olan bitenler hakkında bir şeyler anlatıyordu. Yol karanlık ve uzundu.

    Buz pateni hissi verircesine pürüzsüz yol bir köprüye geldiğinde aniden sallanmaya başladı.

 Natasha kendisinden beklenmedik bir şaşkınlıkla çığlıklar atarken Pepper hiçbir şey diyemeden yola konsantre olmuştu. Yol, kendilerini aşağıda ki suya atmak istercesine, yana sallanırken ansızın gözleri kör edici bir parlaklık ve tren sesi duyuldu.

Pepper, başını kaldırır kaldırmaz ark reaktörün parlak ışığıyla karşılaştığı için ufak çığlığına engel olamadı.

Tony, başını hızla kaldırıp kan ter içinde kalmış sevgilisine baktı. Yumuşak bir sesle  " Sakin ol.. Sakin ol Pepper.." derken onu ince bileklerinden kavramış ve kendine çekmişti.

 Ona sıkıca sarıldı ama Pepper buna karşılık vermek yerine hızla soluyarak geriye çekildi. Gözü Tony'nin, başını koyduğu yerde ki, üzerinde takılı kalmıştı.

Ark Reaktörün parlak ışığı solgun yüzünü aydınlatırken, teriyle sırılsıklam yaptığı adama mırıldandı:

" B-ben.. özür dilerim. Hemen yenisini-"

" Kes şunu Pepper."

Tony, daha önce böyle bir şeye hiç şahit olmadığı için en az Pepper kadar şaşkındı. Onu yeniden kolları arasına alıp sıkıca sararken altın sarısı güzel kokulu saçlarına öpücükler kondurdu.

 *

Sonra ki bir ay boyunca tüm dünya gündemi, gökyüzünde meydana gelen siyah sise odaklandı. Siyah sis sadece Kaliforniya 'da değil, dünya üzerinde başka başka yerlerde kendini göstermişti.  Yenilmezler birlik olup sisin ne olduğunu araştırmak için uzun bir süre çalıştılar. Ama sis onların uzunca bir zamanını çalacak gibi görünüyordu.

  Sisin kimyasını çözümlemek için çalışan Doktor Banner  kendi kendine bir şeyler mırıldanırken içeriye, kızıl dalgalı saçlarıyla Natasha girdi.

Tony, koltuğun ucunda oturmuş ve ellerini öne doğru kavuşturmuştu. Kafası karışık ve morali bozuk görünüyordu.

" Tony, bugün Pepper'ı gördüm ve senin uzun bir süredir telefonlara cevap vermediğini söylüyor ve senin için endişelenmiş."

Natasha koltuğa, karşısında ki alçak masaya ayaklarını uzatarak otururken söylendi.

Tony, cevap olarak sadece homurdandı.

 Bunun üzerine " Aşk ve süper kahramanlık.." diye mırıldanan Maria Hill girdi içeriye. 

Natasha'nın yanına, bacak üstüne atarak otururken siyah saçlarını her zaman ki gibi arkadan toplamıştı ama kulağında ki alıcı ve dudağına uzanan mikrofonu yoktu.

" Bunu sen iyi bilirsin Tony? İkisi bir arada zor mu?" diye devam etti.

Tony, onlara bakmadan " Eğer eski Pepper'sa hayır, yenisiyse evet." Diye cevap verdi.

O sırada, yenilmezlerin camdan toplantı odası kapısında bir ses duyuldu.

Natasha ayaklarını indirip " İyi insan." Derken, çoktan ayağa kalmıştı.

 Pepper 'a sarıldı.

Pepper, ona gülümsemeye çalışarak içinden ‘Umarım az önceki sözlerimi duymamıştır..' diyerek ayağa kalkan Tony'e döndü.

" Buraya girmek zor oldu Tony. Dışarıda biraz konuşalım."

Maria ve Natasha, yeni Pepper'ı uslu uslu takip eden Tony'nin arkasından kahkahalarına engel olamadılar.

Pepper, o katın sonunda ki camdan verandada durup da  içine bolca hava çekerken Tony hemen açıklamaya girişti:

" Az önce ki sözlerimde ciddi değildim."

" Değildin?"

" Değildim."

" Değildin Tony?"

" Ciddiydim."

Pepper, Tony'i iyi tanıyordu. Onun, Demir Adam olduğunu açıkladığı günü bir türlü unutamıyordu. Ona verilen açıklamaya bağlı kalmayıp " Ben Demir Adamım." Dediğinde yüreği kafesinden çıkacak gibi hissetmişti ama aynı zamanda çok da mutlu olmuştu. Çünkü Tony'i o kendisini nasıl seviyorsa o şekilde kabul edecek ve sevecekti.  

Ve şimdi, kusursuz gibi görünen ilişkilerinde birkaç pürüz olduğunu düşünüyordu. Değiştirmeyi hiç düşünmeden kabul ettiği Tony, onun gözlerine bakarken yalan söyleyemezdi.

" Beni eski ve yeni diye ikiye böldüğünü bilmiyordum." Diyebildi öncelikle.

" Bölmek zorunda bıraktın." Dedi Tony sesini yumuşak tutmaya çalışarak.  " Tabi sana olan sevgimde azalma olmadı ama.. katlanabilirdik düzeyi.." Son sözlerini neredeyse homurdandığında Pepper şaşkınlıkla isterik bir kahkaha attı.

" Evet, anlıyorum. Yani bazen seninde katlanabilirlik düzeyin azalıyor. Sorun yok."

" Yani Pepper, eskiden işlerimi daha.. benim için kolaylaştırırdın. Bana yardımcı olurd-"

" Şimdide oluyorum Tony! Farkında mısun bilmiyorum ama şirket işleriyle zaten ben ilgileniyorum!"

" Evet Pepper ilgileniyorsun ama eskisinden farklı olduğunu fark etmemiş olamazsın!"

Sesler yükselmeye başladığında dışarıda ne olduğunu çok anlamayan Clint kapıda göründü.

" Hey, sorununuz ne?"

Pepper, avuç içlerini metal korkuluklara sinirle vurmaya başlarken Tony, Clint'e dönüp omuz silkti.

" Bir şey mi var gibi görünüyor?"

" Evet, yüksek sesle tartışıyorsunuz." Clint anlamaz bir şekilde bakışlarını ikisi üzerinde gezdirirken arkadan Natasha'nın ona seslendiğini duyup yanlarından ayrıldı.

 

Tony derince bir nefes alarak arkasına döndüğünde Pepper'ın yüzünü eğmiş düşünüyor olduğunu gördü bu yüzden bir müddet sessizce korkuluklara yaslandı.

Pepper başını kaldırıp eliyle kaküllerini kenara çekerken kırgınca gülümsedi.

" Anlıyorum Tony. Sorunun ne olduğunu yani.. Eski Pepper işlerini yapardı, maaşını alırdı ve sen istediğin zamanlarda da sekreter sevgilin olurdu."

Tony bu sözleri duyunca karşı çıkacak gibi oldu ama Pepper onu durdurdu.

Tony, kızın onun ark rektörü üstüne koyduğu solgun eline bakakaldı.

" Ve yeni Pepper, daha çok ilgilenmen gereken zayıf bir kadına dönüştü, ilgi manyağı olmak isteyen."

 Tony, bir şey diyemedi. Pepper elini geri çekip üstüne çeki düzen verirken onun eğik başından kırgınca gülümsemesinin tamamen kırıldığını, gözlerinin hafiften nemlendiğini gördü.

" Tabi bunu düşünen sensin. Ben sadece son birkaç ay zor dönemler geçirdiğim için senden sadece bana destek olmanı istemiştim."

Pepper başını kaldırdı ve sonra, Tony'e eski günleri hatırlatacak resmiyette, tıpkı bir sekreter gibi gülümseyerek oradan ayrıldı.

 

 O konuşmadan  iki gün sonra Pepper haberlerde gökyüzüne yayılan sis hakkında birkaç şey izledi. Sis dünya üzerine yayıldıkça telaş ve korku artmasına rağmen insanlar üzerinde hiçbir etki  yapmaması dünyada ki gündelik hayatı etkilememişti. Tabi gökyüzü manzarasını sevenler için durum farklıydı.  

Pepper elini alnına yaslayıp olduğu yerde, koltuğa uzanırken içinden ‘ belki de Tony'yle öyle konuşmamalıydım' diye düşünüyordu. Hala onun camdan villası içinde, her zaman oturup televizyon izlediği ufak camdan odanın içinde onu bekliyordu.

 Tony'i biliyordu; bu tür şeyleri çok takmazdı bu yüzden birkaç güne eve geri dönecekti. Bu süre içinde de Pepper eskiden olduğu gibi sorunlarını kendisi çözecekti.

 Sabaha doğru yeniden kabuslar içinde uyandığında akşam ki yerinde, televizyonlu odada olduğu gördü.

 Jarvis 'e " Lütfen lambalar.." diye mırıldanırken diz üstüne çıkmış gri eteğini düzelterek ayağa kalktı ve deniz manzaralı pencereye ilerledi.

 O sırada, şaşkınlıkla, dünya yüzeyine iyice yaklaşmış olan siyah sise dikkat kesildi.

 Siyah sise baktıkça bunalıp terk dökmeye başladı. En sonunda üstündeki gömlek ona dar gelip nefes alamamaya başlayınca kendini odadan atıp büyük salona çıktı.

 Sabah olduğunda Tony'i görmek için gelen Yarbay Rhodey, uykusuzluktan göz altlarında koyu halkalar oluşmuş Pepper Potts 'u çökmüş bir halde görünce, endişeyle, ona ne olduğunu sordu.

 Pepper, kahvaltı hazırlayıp bu tür şeylere çokta alışık olmayan yarbayı zorla masaya sürüklediğinde ona durumunu anlattı. 

" Yani üç aydır depresyon içindesin?"

" Belki." Dedi Pepper, bakışlarını ileride ki kahveye dikmişti. " Yada tükenmişlik sendromu.. Ama her gece kabuslarla uyanmak ve sabaha kadar korku içinde panik atak evreleri geçirmek hiçte kolay değilmiş. Stark Endüstriyi yönetmek bile bundan daha iyi."

Yarbay, kadının bunu söylediğine inanamaz gözlerle bakarken Pepper solukça gülümsedi.

" Beni boş verelim Rhodey. Sen Tony ile görüşüyor musun?"

" Tony ve o süper ekibi başkana, o sisten kurtulacaklarına dair bir söz verdiler Pepper. Bilirsin söz vermesi falan umrunda değil ama hepside bu garip şey hakkında endişelendikleri için gece gündüz çalışıyor gibiler. Ee normal değil, uzaydan geliyor gibi görünen siyah bir sis yayılıyor dünyaya.."

" Haklısın," dedi Pepper, o an aklına Yenilmezlerin üssünde yaptıkları kavga gelince yüzü kızararak.

 

Tony'nin mesajını aldığında Stark Endüstride, 2015 Yılı Bilim Fuarı için gönderilen birkaç belgeyi inceliyordu. Telefonunun sesini duyar duymaz yerinden sıçrayıp ona uzandı.  

 Tony mesaj atmıştı.

 Her şeye rağmen, Tony'nin ismini ekranda görmesiyle gülümsemesine engel olamazken serçe parmağıyla open butonuna tıkladı.  

" Bugün Rhodey senden bahsetti. Saat üçte, Gr.St'da buluşalım."

Happy, son zamanlarda hiç gülmeyen Pepper Potts'un arabaya gülümseyerek bindiğini görünce sesinde şaşkınlık ve neşeyle, nereye gittiklerini sordu.

Pepper yeri söyledikten tam yarım saat sonra Happy, arabayı Gr.St' da kenara çekti ve bir müddet onun dönmesini bekledi. Tam, biraz içeriye girip bir şeyler atıştırmaya karar vermişti ki dikiz aynasından Pepper'ın sinirli bir şekilde restoran kapısını araladığını ve dışarıya koştuğunu gördü. Kızın altın sarısı saçları şiddetle savrulurken arkasından takım elbiseli bir kadın onu durdurmaya çalışıyordu.

Birkaç saniyeye kalmadan da arabanın kapısını çarparak arka koltukta ki yerini aldı Pepper. Takım elbiseli kadın eliyle dizlerine yaslanarak restoran kapısından arabaya doğru bakarken Happy sordu:

Ama onun " Pepper, ne oldu?" demesine kalmadan Pepper Potts sinirli bir sesle " Yenilmezler Üssüne götür beni!" diye hırladı.

*

Doktor Bunner, eliyle ekranda ki atomlara işaret ederken toplanmış olan grup, şaşkınlıkla ekrana bakıyordu.

Tony, gözlerini kısarak " Yok oluyor ve sürekli değişiyor." Diye mırıldandı. Bakışlar, camdan duvara döndüğünde, havada ki sisin alacalı bereceli olduğunu fark ettiler. Siyah ve gri arasında gidip geliyordu, tıpkı deniz yüzeyi gibi görünüyordu.

" Bu çok ilginç."

Herkes, " Acaba Thor'un ve onun aptal kardeşinin bu işle bir ilgisi var mı?" diye soran  Clint'e döndüğünde, koridorda Maria Hill'in sesini duydular. Biriyle tartışıyor gibiydi.

Tartışma sesleri yaklaştığında herkes ayağa kalkıp kapıya döndü.

 En sonunda bir vınlama sesiyle açılan camdan, otomatik kapının arkasında Pepper, Happy ve Maria göründü.

Maria pes edercesine elini, cam kapının parmak izi okuyucusuna götürürken odadakiler, Tony'e dönüp, yine ne halt yaptın dercesine ona baktılar.

Kapı açılıp da dışarıda ki üçlü içeriye girerken Doktor Bunner hemen açıklama yapmaya çalıştı.

" Üzgünüm ama şu an için uygun zamanlama değil."

Eliyle ekranı gösterse de Pepper onu hiç duymamış gibi Tony'e döndü.

" Mükemmel Tony. Başka dahiyane fikrin var mı?"

" Pepper-"

Odadakiler pür dikkat Pepper'a bakarken, genç kadın kollarını göğsünde kavuşturup başını salladı.

" Merak etmeyin birkaç dakikanızı alacağım sonra dünyayı kurtarmaya devam edin. Sadece Tony, artık bu oyalamacayı kes, ben çocuk değilim. Mesaj attın- ben son haftalarda hiç olmadığım kadar mutlu oldum ve sonra, restorana gittiğimde beni bekleyen bir psikolog ile karşılaştım. Hayatımın en mutlu günü."

Pepper eliyle sert bir alkış tuttu ve sonra dudağını ısırarak tereddütle Tony'e baktı.

" Bence artık, daha fazla kırıcı olmadan herkes ait olduğu yere dönmeli. Toplantınıza devam edin süper çocuklar."

Tony ne yapacağını bilemez bir şekilde öylece bakakalmıştı. Natasha ona ‘ Bunu gerçekten yatın mı?' dercesine bakarken Maria, kalkmaya yeltenen Tony'e olmaz dercesine elini kaldırdı.

" Lütfen, kişisel problemleriniz toplantıyı bir daha bölmesin. Sadece bu şeyi bir netliğe kavuşturun, sonra onun gönlünü ,nasıl yaparsın bilmem ama, alırsın Tony."

Maria, cam kapıyı kapatıp koridorda kayboldu.

 

*

Tony, toplanı biter bitmez kendini dışarıya attığında üssün hemen önünde, siyah Mercedes'in yanında volta atan Happy ile karşılaştı.

Ona hızla Pepper'ı sordu ama Happy'nin sinirden gerilmiş yüzü ve koyu göz bebekleri Pepper'ın gittiğine işaretti.

" Nerede olduğunu biliyorsundur." Dedi Tony, aynı zamanda telefonunu çıkarıp Pepper 'ın numarasını tuşlarken.

Happy cevap vermezken Pepper'ın telefonunun sesi, şoför koltuğu açık arabanın içinden duyuldu.

Tony, Happy'i kenara ittiğinde koltukta, Pepper'ın ekranında  ‘Tony' yazan telefonunu, evin anahtarlarını ve birkaç belgeyi gördü. Belgelerden birinde Pepper'ın yüzü vardı.. Şirketteyken, Happy'nin insanlara zorla taktırdığı kartlardandı.

  Buz gibi bir sesle " Ne yani.." dedi. " Gitti mi?"

*

 

 

 

 

 

End Notes:

Yorum yapmak isteyeni engellemem :)