Actions

Work Header

Don't Ever Look Back

Chapter Text

 

 

 

Story Notes:

Betül'ün yazdığı Ceren'in betalık yaptığı hikaye ile karşınızdayız. Bizim için değerli olan bu hikayeyi umarız sizde beğenirsiniz...


 

 

 Daha bir ay önce gelecek hakkındaki planları sorulsa, Chris’in cevabının şu an bulunduğu durum ile uzaktan yakından alakası olmazdı. Los Angeles. Los Angeles’taydı. 8 yaşından beri hayal ettiği gibi. Pekala, hayallerinde Oscar da alıyordu ve şu an bunun mümkün olmadığı belliydi ama yine de Los Angeles’taydı işte.

 

 

 

  Parlayan güneş perdenin arasından süzülürken yataktan kalktı. Bir aydır hayatında o kadar çok şey değişmişti ki, erken kalkmak bile artık onun için sorun değildi. Clovis’te zorlu bir lise hayatı, sonrasında para kazanmak için yaptığı kasiyerlik, hayallerinin birer birer yıkılması… Artık hiçbiri önemli değildi. Şimdi yönetmenin çok tutulacağını düşündüğü bir filmde başrol oyuncusuydu. Hayallerinin peşinden gitmiş ve sonunda başarmıştı.

 

 

 

“Chris! Bebeğim, geç kalıyoruz.”

 

 

 

  Chris kocaman gülümsedi. Oynadığı filmin ona bir de acayip-derecede-seksi-ve-karizmatik bir erkek arkadaş verebileceğini hesaba katmamıştı. Eh, pek de şikâyetçi değildi doğrusu. Odasından sırıtarak çıktı ve mutfağa yöneldi. Dianna’nın evde olmamasını tüm kalbiyle umuyordu.

 

 

 

“Günaydın porselen tehlike.”

 

 

 

  Ama Chris birçok yönden şanssızdı. “Tehlike? Porselene şimdi bir de tehlike mi ekledin?”

 

 

 

“Bilmiyorum Christopher. Dün Grant ile iş üzerindeyken edindiğim izlenimlere göre…”

 

 

 

“Hayır. Yapmadığını söyle. Bizi izlemedin.”

 

 

 

  Chris paniğe kapılmıştı, Dianna’yı birazcık tanıyorsa eğer izlemişse elinde bir kasetin olduğuna emindi. Dianna sırıttı. “İzlememe gerek yoktu porselen tehlike. Pek de sessiz çalıştığınızı söyleyemem.”

 

 

 

  Chris gözlerini kısarak durum değerlendirmesi yaptı. Kaset için ısrar edebilirdi, ama bunun sonucunda yataktan yeni kalkmış bir Dianna ile mücadeleyi göz önüne almak zorundaydı. Yataktan yeni kalkmış Dianna’nın bir seferinde lisedeki beden eğitimi öğretmenin bilgisayarını çalarak içindeki lezbiyen pornosunu okuldaki büyük ekranda yansıtıp onu ağlattığı göz önünde bulundurulduğunda, hiç bulaşmamak en iyisiydi.

 

 

 

“Erkek arkadaşımı rahat bırakır mısın?”

 

 

 

  Chris arkasını dönünce ıslak saçlı ve tişörtsüz bir Grant ile karşılaştı. Grant sırıttı ve kollarını Chris’in boynuna dolayıp onu öptü.

 

 

 

“Iyy- tamam pekâlâ. Tamam sustum yeter ki kesin şunu.”

 

 

 

  Dianna gözlerini devirerek kusarmış gibi yaptı. Chris güldü.

 

 

 

“Hadi çabuk bir kahve içip çıkalım yoksa geç kalacağız.” Dedi Grant iç geçirerek.

 

 

 

“İşimi seviyorum.” Dedi Chris göz kırparak, “Harika bir film çiftini oynadığımıza göre yapmam gereken tek şey seni tekrar öpmek.”

 

 

 

  Grant bir kez daha güldü ve Dianna yüzünü akıl almaz bir şekle soktu. Chris en mutlu günlerini yaşadığını düşünüyordu.

 

 

 

*

 

 

 

“Çekim için kıyafetlerinizi giyin!”

 

 

 

  Chris karavanından yönetmenin bağırdığını duydu. Karavanını tutkuyla seviyordu; çünkü ona lisedeyken verdiği sözleri hatırlıyordu. ‘Büyüyeceğim ve karavanımdan yönetmenin benim adımı söyleyişini dinleyeceğim….’

 

 

 

“Chris, tatlım, kostümünü giy de yanıma gel, saçını yapmak uzak sürüyor.” Dedi tatlı makyözleri Linda içeri girmeden. Tekrar kendi kendine gülümsedi, bu aralar çok gülümsüyordu. Şans en sonunda onunda yüzüne gülmüştü.

 

 

 

  Koruyucu kıyafetlerini çıkartıp set ekibinin kostümleri koyduğu dolabın kapağını açmasıyla çığlık atması bir oldu.

 

 

 

''Aman tanrım! Sen- sen de kimsin, burada ne arıyorsun, ne cüretle…”

 

 

 

  Dolabın içindeki kıvırcık saçlı çocuk kımıldandı.

 

 

 

“Akşamdan kalma insanlarla böyle yüksek sesle konuşulmayacağını biliyorsun değil mi?”

 

 

 

“Bir bakalım… Burası. Lanet. Olası. Bir. Set. Bakım evi değil! Tanrım, bugünlerde herkes aklını kaçırmış! “

 

 

 

“Hop hop hop ben kaçık falan değilim.”

 

 

 

“Gece kapasitesinin alabileceğinin on katı kadar içtikten sonra bir karavana gelip dolaba saklanmak hiç kaçıkça değil, haklısın.”

 

 

 

“Sabah uyandığında karşında çıplak bir film yıldızı bulmak da cabası.”

 

 

 

  Chris kızardığını hissedebiliyordu. Ah, hadi ama şimdi hiç yeri değildi. Ayrıca da boxerı hala üzerindeydi. Utanç verici bir şey yoktu, değil mi? Değil mi? Chris daha önce hiç ulaşamadığı bir hızla üzerine bulduğu ilk tişörtle pantolonu geçirdi.

 

 

 

“Ve birazdan o çıplak film yıldızı seni buradan attıracak.”

 

 

 

  Kıvırcık saçlı çocuk Chris’in anlayamadığı bir muziplikle sırıttı.

 

 

 

“Elinden geleni ardına koyma, Colfer.” Chris’in mavi gözleri şaşkınlıkla büyüdü.

 

 

 

“Benim soyadımı nereden biliyorsun?''

 

 

 

“Chris, Linda deminden beri seni arıy… Darren!”

 

 

 

  Chris dehşetle arkasını döndü ve yönetmen Neil Criss ile karşılaştı.

 

 

 

“Darren mı?” Chris’in yüzündeki dehşet Darren’ı güldürdü.

 

 

 

“Daha önce tanıştırılmadık, ben Darren Criss. Yönetmenin oğlu, kısaca zengin züppe.”

 

 

 

  Chris küfretmekten kendini alıkoyamadı.

 

 

 

*

 

 

 

“O zaman sonsuza kadar benimle ol.”

 

 

 

“Bunu yapamayacağımı biliyorsun, Joe.”

 

 

 

“Seni seviyorum. Ve beni bırakmana izin vermeyeceğim!”

 

 

 

“Kestik!”

 

 

 

  Yönetmen Neil’in çekimi bitirmesiyle ekip dağılmaya başlamıştı. Chris Grant’e bakıp sırıttı.

 

 

 

“Karakterin tam bir salak. Joe ona sürekli onu sevdiğini söylüyor ama o aldırış bile etmiyor.”

 

 

 

“Hey. Bir kere Tom’un güven problemi var tamam mı? Ayrıca bana aşka inanmadığını ve ilişkileri fiziksel sevdiğini kendin söyledin.”

 

 

 

  Grant Chris’e daha da yaklaştı.

 

 

 

“Fiziksel demişken… Çekimlerin tekrar başlamasına bir saat var…”

 

 

 

“Grant, tanrım. Hayır. Bir saatte kendimizi toparlayabileceğimizi mi sanıyorsun? Sadece saçımın yapılması iki saat sürüyor.”

 

 

 

“Grant! Makyajın yenilenecek, hemen buraya gel!”

 

 

 

  Linda’nın sesi öfkeden titriyordu. Zavallı Linda, diye düşündü Chris. Grant’in karakterinin özelliği çabuk kızarmasıydı, her çekimden önce Linda ona allık sürebilmek için kendini parçalıyordu. Grant ofladı.

 

 

 

“Bu iş burada bitmedi Chris.” Göz kırptı ve Linda’ya yöneldi. Chris kıkırdadı. Karavanından içeri girdi ve aynanın önünde saçlarını düzeltmeye koyuldu.

 

 

 

*

 

 

 

“Çabuk ol, beş dakikamız var.”

 

 

 

  Grant Chris’in altında inledi. Bir şekilde Chris’i karavanda sekse ikna etmişti ve beş dakikaları sadece dakikaları vardı. Chris Grant’ı öpmeye devam etti ve onu kendine çekmek yana dönmek zorunda kaldı. Koltuktaki pozisyonlarının pek rahat olduğu söylenemezdi. Grant sertliğini Chris’inkine bastırmaya devam etti, elleri Chris’in kalçalarını buldu ve Chris dudaklarının temasını kesip inledi.

 

 

 

“V-vaktimiz yok, ileri gidemeyiz.”

 

 

 

  Chris mırıldandı ve karşılığında Grant’tan ‘siktir et’ cevabını aldı. Chris sırıttı ve tişörtünü çıkarttı-

 

 

 

“Erkek arkadaşını dinle Grant, böyle giderse erken boşalacaksın.”

 

 

 

  Chris bir anlığına felç geçiriyormuş gibi hissetti ve hareket edemedi. Konuşma yetisini kaybetmiş gibiydi, gözlerinde korku ve şaşkınlık karışmıştı.

 

 

 

“Sen de kimsin?”

 

 

 

  Grant Chris’ten daha çabuk toparlanmışa benziyordu, koltuktan kalkmaya yeltendi ve Chris’in üstünden koltuğa düşmesine neden oldu.

 

 

 

“Of, ismim bugün çok büyük problem oldu.”

 

 

 

  Darren dudaklarını büzmüş, ukalaca ikisinin karşısında duruyordu.

 

 

 

“Merabalar, merabalar, ben Darren. Criss. Evet, yönetmenin oğlu olan Darren.”

 

 

 

  Grant bir anlığına ağzı açık kaldı. Sonra da Chris’i şaşırtarak karavandan çıkıp gitti. Chris tek kaşını kaldırdı. Böyle tuhaf bir durumda onu yalnız bıraktığı için Grant iyi bir fırçayı hak ediyordu.

 

 

 

“Sevgilin pek de arkadaş canlısı değilmiş, Colfer. Hayal kırıklığına uğradım.”

 

 

 

“Birincisi, bana Colfer demekten vazgeç. İkincisi, o benim sevgilim değil.”

 

 

 

“Becerdiğin kişiler için başka bir isim mi kullanıyorsun?”

 

 

 

  Darren öfkenin Chris’in yüzünde dans edişini izledi, babasının filminde oynattığı aktörleri sinir etmek bir numaralı hobisiydi ve Chris hemen listenin başına yerleşmişti. Darren Chris’ten ağır bir cevap bekledi, ama Chris kendini çabuk toparlamışa benziyordu.

 

 

 

“Sanırım sana bir özür borcum var.”Diye mırıldandı Chris. Darren bu cevabı beklemiyordu. Yine de konuşmayı sürdürmek istedi.

 

 

 

“Evet, sanırım öyle. Bana bakım evinde yaşaması gereken alkolik bir kaçık olduğumu söyledin.”

 

 

 

“Özür dilerim.''

 

 

 

“Kabul edildi.” Chris ilk kez Darren’ın direk yüzüne baktı. Yeşil ve bal rengi karışımı gözleri ve dağınık kıvırcık saçlarıyla sevimli göründüğünü itiraf etmek zorundaydı. Üstelik de tehlikeli,

 

 

 

“İçip de bir dolapta uyumak pek de akıllıca değildi ama değil mi? Neden zengin züppelerin yaptığı gibi yatağında bir kızla uyanmayasın?”

 

 

 

  Darren güldü ve oturduğu koltuktan kalkıp Chris’e yaklaştı.

 

 

 

“Kızlarla aram pek iyi değil.”

 

 

 

  Kulağına doğru eğildi ve fısıldadı. Chris ürperdiğini fark etti. Kıvırcık saçlı saçma sapan bir çocuk onu böyle savunmasız hissettirmemeliydi. Chris bir şey demeden Darren kendini geri çekti.

 

 

 

“Her neyse, muhtemelen erkek arkadaşının yanına falan gitmelisin. Bayağı kızgındır şimdi.”

 

 

 

  Cevap beklemeden karavandan çıkıp gitti. Chris Darren’ın arkasından bakakaldı. Sonra kendini toparladı ve o da karavandan çıkıp artık hazır olan sete yürüdü. 

 

 

 

 

 

End Notes:

İyi/kötü yorumlarınızı bekliyoruz!