Actions

Work Header

Beta

Chapter Text

 

 

 

Author's Notes:

İlk deneme!

 


 

 

Jaeger Üssü- Güney Kanadı- Yerel Saat: 14:30

 

Stiles koridorun karşısındaki kapının çıkardığı açılıp kapanma sesine aşırı duyarlılık geliştirmişti. Kapı koridorun öteki ucunda her zamanki ağır sesiyle açılır açılmaz, Stiles yattığı yerden fırlayıp gözünü kendi kapısının gözetleme deliğine yerleştirdi.

Derek kapısını arkasından kapatarak sırtında bir çantayla basamakları inip Stiles'ın görüş alanından kayboldu. Ne var ki aradan birkaç saniye geçmeden geri dönüp Stiles'ın odasına çıkan birkaç basamağı tırmandı. Stiles hızla geri çekilerek, soluğunu tutup onun kapıyı çalmasını bekledi.

Kapı bir türlü çalınmadı.

Stiles omuzları düşük vaziyette odanın içine yürüyüp çalışma masasına dayanarak gözlerini kapattı. Derek'in yardımcı pilotu olmayacağını biliyordu, yine de onunla konuşmak istiyordu, ama neyi? Konuşacak ne vardı?

Kapı bir kere sertçe vurularak Stiles'ı düşüncelerinden ayırdı. Stiles kendi kendisine gülümseyerek kapıyı açmaya yöneldi, ne var ki eşikte bekleyeni gördüğünde yüzündeki ifade yerini daha ciddi bir tanesine bıraktı.

John Stilinski oğluna nazik fakat otoriter bir sesle;

-Girebilir miyim? diye sordu.

Stiles geri çekilerek babasına yolu açtı.

John Stilinski uzun zamandan beri içinde bulunmadığı odayı şöyle bir süzerek oğluna döndü.

-Stiles, dedi Şerif elini ceketinin içine atıp sol göğüs cebinden bir şey çıkararak.

Stiles babasının eli ceketin cebine girer girmez olacakları anlayarak nefesini tuttu. John cebinden çıkardığı çiçek işlemeli ufak mendili yavaşça açarak içindekini oğluna uzattı;

-Uzun zaman önce sana bir söz vermiştim, şimdi sözümü tutuyorum.

Stiles bir zamanlar annesine ait olan madalyonu soluk gümüş zincirinden tutarak kaldırdı, ışığa kavuşan madalyonun yüzündeki minik kızıl renkli çiçekler göz alıcı bir renkle parladılar, annesinin ataları bu ateş çiçeklerine sahip olanların kötülükle savaşından galip çıkacağına inanıyorlardı. Claudia Stilinski Jaeger kokpitine geçtiği her seferinde ağır üniformasının altında kocasının armağanı olan bu madalyonu gizlemişti. Ve her seferinde geri dönebilmişti.

Stiles uzun zamandır açıkça göstermediği bir sevgi emaresiyle babasına sarıldı, John oğlunu sıkıca kucakladıktan sonra geriye çekilerek;

-Hazırlan, dedi, odadan çıkmadan hemen önce.

 

...        

 

Stiles apar topar odasından çıkıp üssün doğu ucuna doğru koşturmaya başladı. Teknisyenler, pilot adayları, mühendisler günlük telaşları içinde her zaman olduğu gibi Stiles'ı görmeden geçip gittiler. Şansa bak ki Stiles'a gözü takılan tek kişi Finstock oldu, genç adamı simülasyon odasını hedefleyen koşusunun ortasında durdurarak, fal taşı gibi açılmış korkutucu gözlerle Stiles'a doğru eğildi;

-Nereye böyle?

Stiles cevap veremeden;

-Senin olayından haberim var, dedi göz kırparak.

Stiles Finstock'un tuhaflıklarına geliştirdiği alışkanlıkla adamı başından savmak için başını hızlı hızlı salladı.

Finstock Stiles'ın telaşına aldırmadan elini çocuğun omzuna atarak;

-Sana Akım hakkında bir sır vereceğim, dedi yanlarından geçen teknisyenleri şaşalatacak derecede yüksek sesle.

Stiles ne olur ne olmaz fikriyle kulak kesildi, şu dakika Akım hakkında bir şeyler öğrenebilmek için kafasını bir Kaiju'nun ağzına sokmaya bile razıydı.  

-Sakın seks düşünme! diye kükredi Finstock Stiles'ın sırtına vurarak, eğer sen düşünürsen Derek de seks düşünür, Derek düşünürse sen de düşünürsün, sonsuza dek Akım pornosu oynatmak istemiyorsan sakın ama sakın seks düşünme! Aklından bile geçirme!

Finstock'un ciddiyetle kızarmış yüzüne bakarak Stiles;

-Evet, anladım... sanırım, dedi adamın tutuşundan sıyrılıp arkasına bile bakmadan yeniden koşturmaya başlayarak.

Birkaç dakika sonra simülasyon odasının önünde durup soluğunu toparlamaya çalışırken elini sinirle alnına vurup gözlerini devirdi; şimdi ilk düşüneceğim şey seks olacak! Harika!

 

 

Jaeger Üssü- Simülasyon Odası- Yerel Saat: 15:00

 

Derek'in daha önce görmediği uzun boylu kumral kadın ciddi bir ifadeyle yaklaşarak Derek'e hafifçe titreyen elini uzattı;

-Blake, dedi, Derek'in elini sıkarak, sizin simülasyonunuzu ben yürüteceğim.

Kadında öyle bir hava vardı ki, bir kaplana diklenen ufak bir kediyi andırıyordu, Derek elinin içindeki gerginlikten kasılı eli bırakırken gülümsemekten kendisini alamadı.

Kadın omuzlarını dikleştirerek yeşil gözlerini Derek'in gözlerinden ayırmadan birkaç adım geriye çekilmeye çalıştı, daha ikinci adımında topuklu ayakkabısı zemindeki kablolardan birine takılarak kadının dengesini bozdu, genç kadının vücudu sendeledi, kollarından biri düşüşü engellemek için geriye doğru gitmek yerine Derek'e doğru uzandı. Derek düşünmeden hızlıca öne doğru adım atarak dizleri bükülen Blake'i yakaladı. Kadının Derek'in omzuna dayanmış göğsü dörtnala atıyordu.

Blake birkaç saniye bekledikten sonra nerede olduğunu henüz hatırlamışçasına doğrularak, Derek'in kolunu sıkıca kavrayan elini gevşetti, ne yapacağını bilemiyormuşçasına heyecanlı bir tavırla elini yarım toplanmış saçlarına götürdü, yarı yolda vazgeçti. Sonunda kalem eteğindeki görünmeyen bir kırışıklığı düzeltmekte karar kılarak;

-Tanışmamız beklediğim gibi gitmiyor, diye mırıldandı.

Derek'in kendisine sorarcasına baktığını fark ederek;

-Otoritemi sarsmamam gerektiği konusunda aldığım tavsiyeler çöpe gitti, diye açıkladı.

Derek'in hâlâ kendisine bakmakta olduğunu görünce içini çekti;

-Yani duymuşsundur, simülasyon görevlilerinin pilotlara otoriter davranması gerekiyor...

-Öyle mi? diye sordu Derek bir kaşını kaldırarak.

Kadın kızararak;

-Öyle değil mi? diye sordu kendinden şüpheye düşmüş bir sesle.

Derek flörtöz bir tavırla başını olumsuz anlamda iki yana salladı.

-Beni oyuna getirdiler değil mi? diye sordu kadın Derek'e doğru eğilerek, kimsenin duymasını istemiyormuşçasına kısık bir sesle.

Derek gülümsese de işe koyulma vaktinin geldiğinin farkına vararak, konsola doğru döndü;

-Yeni katılan herkese yaparlar, dert etme Blake, dedi ilk kontrollere başlarken.

Yanındaki kadın boğazını temizleyerek;

-Jennifer, dedi.

Derek bir kez daha kadına baktı.

-Tanıştığımıza memnun oldum Jennifer.

Kadın yüzünde tatlı bir şaşkınlıkla Derek'i izliyordu. Neden sonra silkinip toparlanarak;

-Tamam öyleyse, dedi ben gidip simülatörü kontrol edeyim.

 

...

 

Derek Jaeger kokpitinin birebir ölçülerdeki kopyasının üst köşesindeki sayacı alışkanlıkla ayarlayarak on adım kadar gerisindeki kontrol masasında kendi hazırlıklarını yapmakta olan Jennifer'ı bilgilendirmeye koyuldu;

 -İlk deneme için her şey hazır görünüyor. Yardımcı pilotu bekliyorum.

-Anlaşıldı Hale.

Derek konsollardan sağ taraftakine geçerek kendisini akış için rahatlatmaya çalıştı, sinirlerinin gergin olduğunun farkındaydı, yapacağı işin bilinmeyenleri üzerine kasvetle çökmeye başlamıştı.

Diğer pilot içeri girdiğinde Derek nefesine odaklanma alıştırması yapıyordu, kırkıncı nefesin ortasında durdu. Henüz başını bile kaldırmadan belki önseziyle belki de kokusunu aldığı için Akım partnerinin kim olduğunu anladı.

-Öyleyse ben sol tarafı alıyorum, dedi Stiles'ın heyecanlı sesi hemen yanından.

-Öyle görünüyor, dedi Derek yüzünde beliren bir gülümsemenin hayaletiyle çocuğa bakarak.

Simülatör'ün içinde Jennifer'ın sesi yankılandı;

-Pilotlar, hazırsanız süreci başlatıyorum.

-Biz hazırız.

Derek orijinalini fazlasıyla andıran pilot konsolunu hayata getiren bir makine uğultusu işitti.

-Bugün sadece Akım'a uyumunuzu ölçmekle başlayacağız, gevşemeye çalışın, dedi simülasyonu yöneten kadının genç fakat otoriter sesi.

Derek Stiles'a dönerek;

-Telaş etme, dedi, Akım'ı nefes almak gibi düşün, sadece onunla beraber sürüklenmeye çalış,herhangi bir düşünceye takılı kalma. Bir şeyi ona doğrudan bakmadan izlermişsin gibi düşün, anılara odaklanma, duygulara odaklanma bırak diledikleri gibi geçsinler. Aklını hedeften ayırma.

Stiles'ın ciddi kahverengi gözleri Derek'in sesini onayladılar.

Jennifer'ın uyarısı aralarındaki sessiz anlaşmayı bölerek,  

-Sürüklenme'yi başlatıyorum diye ilan etti.

Birbirlerine kilitlenmeleri konsollarda bir sarsıntıya sebep oldu, sonra Akım'dalardı...

 

... 

 

Akım başladığında canlılığıyla Stiles'ı gafil avladı.

Heather tam karşısında duruyordu.

-Bence seks yapmalıyız.

-Ne?

Heather'ın aşırı istekli öpücüğü Stiles'ın sorusunu yarıda kesti. Stiles şaşırmaktan ona doğru dürüst karşılık vermeyi bile beceremedi. Heather çocukluk arkadaşıydı, yürümeye neredeyse beraber başlamışlardı...

Kız birkaç saniye sonra geriye çekilip taktik değiştirerek;

-Bak her gün tepemizde başka bir Kaiju dolaşıyor, bakire ölmek istemiyorum, dedi.

-Heather...

Kız karşısındakinin kaz kafalılığı yüzünden sabrını yitirmeye başlarmışçasına ayağını yere vurdu;

-Böyle ölmek istediğini söyleme bana!

-İlk olarak hiç bir şart altında ölmek istemiyorum.

-Peki seks yapmak istemiyor musun?

Stiles yutkundu.

Heather bir bakıma haklıydı, öyle değil mi? Bugünlerde ölüm her yerdeydi, Jaeger'lere rağmen kimsenin ertesi günü göreceği kesin değildi, seks yapmak için beklemek kulağa saçma geliyordu, belki yüzyıl önce yaşasalardı aşık olmayı ya da evlenmeyi bekleyebilirdi, şimdiyse hiçbiri için vakit yoktu. En azından birbirlerine yabancı değillerdi.

Stiles elbiselerin altından vücuduna yaslanan kızın göğüslerinin kafa karıştırıcı sıcaklığıyla düşüncelerinin bulanıklaştığını hissetti;

-Tamam dedi heyecanını bastırmaya çalışarak, tamam...

Heather anında ayağındaki topukluları çıkarmaya başladı.

-Ne... ne yapıyorsun?

Heather tatlı bir gülümsemeyle şimdi ancak omzuna geldiği Stiles'a bakarak;

-Ne yapıyor olabilirim sence? diye sordu.

Stiles boş Kaiju sığınağının iç karartıcı, çıplak duvarlarına bakarak, burada olmaz diye düşündü. Çocukluk arkadaşının heyecandan buz kesmiş küçük, zarif bedeni içinde sevgiyle karışık bir koruma içgüdüsü uyandırıyordu. Stiles hiç değilse yumuşak bir yatak bulmaları gerektiğini düşündü, belki biraz güneş alan bir oda.  

-Başka bir yer bulmalıyız, dedi Stiles kızın tişörtüne uzanan ellerini tutarak.

Heather ellerini çekerek Stiles'a baktı, yüzünde biraz rahatlama biraz kurnazlık vardı;

-Pazar sana uyar mı? Bize gelebilirsin.

Stiles başını olumlu manada salladı.

Kız bir kez daha, bu sefer daha yumuşak, daha acelesiz Stiles'ı öptü;

-Bir kere olur dedin, vazgeçmek yok, değil mi?

Stiles ciddi bir tavırla başını salladı;

-Babam saldırıların kuzeyde yoğunlaşabileceğini söylüyor,  dikkatli ol tamam mı?

Kız dikkatli olsam ne olur ki? diyen bir biçimde omzunu silkip ayakkabılarını yeniden giymeye başladı.

 

...

 

İlk anı henüz kaybolmadan doğal olarak bir ikincisini çağırdı.

Heather yine karşısındaydı fakat bu sefer soğuk ve ölü, morgda yatıyordu. Stiles'ın özellikle kaçınmak istediği detay saniye saniye yaklaşıyordu.

 Stiles Derek'in sözlerini hatırlayarak kendisini serbest bıraktı ki anı gelip geçsin.

Hatıranın içindeki Stiles sendeleyerek kızın vücudunu örten çarşafa takıldı, örtü acımasızca kayarak Kaiju mavisinin genç kıza verdiği hasarı meydana serdi.

Stiles o korkunç anıda kalmamak, orada olmadığını, bunun çoktan geçip gittiğini anımsamak için kendisini zorladı. Zorlama ters teperek anıyı derinleştirdi. Stiles'ın bir türlü çeviremediği bir kitap sayfası, değiştiremediği bir kanalmışçasına duyguların yoğunluğu artmaya, renklerin canlılığı, dokuların hissiyatı belirginleşmeye başladı.

Anıdaki çocuk gördüğü ilk çıplak bedenin bir cesede, arkadaşının tahrip olmuş cesedine ait olmasıyla tepeden tırnağa sarsılarak ağlamaya başladı.

-Stilinski, Akım'dan dışarı sürükleniyorsun, diye böldü sahneyi kulağındaki sert komut, hemen dikkatini topla!

-Biz iyiyiz, dedi Derek'in sesi, Hâlâ Akım'ın içindeyiz.

-Yardımcı pilotun Sürüklenme'den koptu Derek, süreci iptal ediyorum.

-Bir dakika bekle, Akım'a dönüyor...

Nöral köprü iptal edildi.

 

...

 

Stiles bacaklarının titrediğini hissedebiliyordu, zihni Heather'ın harap hâldeki vücudunun geçmişe ait olduğunu kabullenmekte güçlük çekiyordu. Derek'in kollarının kendisini tuttuğunu hissetti, bir şeyler söylüyordu ama ne? Heather'la ilgili bir şeyler. Heather burada değildi,Heather şehre girmeyi başaran Knifehead'in ikinci saldırı dalgasının ilk kurbanlarından biriydi. Stiles panikle nefes alamadığını fark etti.

-Stiles, nefes al, nefes al.

Derek'in sakin, keskin sesi sonunda paniği delerek Stiles'a ulaştı.

Stiles titreyen bir nefes aldı.

-Neden bağlantıyı kestin? diye sordu Derek'in kızgın sesi üzerinden bir yerden.

-Bağ olması gerekenden kuvvetliydi, diye yanıt verdi bir kadın sesi, normal değildi, giderek daha derine sürükleniyordunuz.

Sesler anlamlarını yitirir, karanlık, bir battaniye gibi üzerine inerken Stiles'ın gözlerinin önünde hâlâ bütün canlılığıyla on altı yaşındaki Heather duruyordu. Öylesine gençti ki, Stiles'ın rüyalarında gördüğünden bile daha çocuksu...

 

 

...

 

End Notes:

Umarım hikaye fena gitmiyordur.