Actions

Work Header

Cadilar, kurtlar ve digerleri

Chapter Text

 

 

 

Story Notes:

Yeni bir şeyler karalamak istedim, sonuçlarını göreceğiz.


 

 

Author's Notes:

Hikayede Derek otuz, Stiles yirmi dört yaşında, beraber OV denilen Olağanüstü Vakalar üzerinde çalışıyorlar. 

 


 

Stiles üzerinde basit bir tişörtle salonun ortasında duruyordu, olay yeri inceleme ekibi tarafından sarı şeritlerle kapatılmış mekanın içine elindeki kahverengi tozu dökerek bir şeyler mırıldandı. Maktul genç bir kadındı, Danny'nin söylediğine göre kısa süre önce Sürü'sünü terk etmiş bir Omega'ydı. Stiles olay yerini fotoğraflayan Matt'e işaret ederek;

-Hey Matt masa temiz mi? Dokunabilir miyim? diye sordu.

Matt Stiles'ın olay yerine müdahalede bulunmasından hiçbir zaman hoşlanmadığını gizlemeden;

-Devam et, dedi.

Stiles eldivenini çıkararak cebine attı. Dikkatini toparlamak için derin bir nefes aldıktan sonra önündeki iyi cilalanmış ahşap masaya avucunu koydu. İz bırakacak kadar derin bir öfke, iktidarla gururla dolu bir öfke tahtanın yüreğinden taşarak Stiles'ı ürpertti. Stiles başını kaldırarak düşüncelere daldı.

Üst rütbeli dedektif Lydia Martin hemen yanında belirerek mükemmel dudaklarıyla;

''Dikkatini çeken bir şey var mı Stilinski?''diye sordu.

Stiles omuzlarını silkerek;

-Kesin bir şey söyleyemem, dedi.

Lydia ironik bir ifadeyle;

-Yapma lütfen, sanki cadılar kesin bir şey söylerlermiş gibi! Halletmem gereken işler var, hemen ötmeye başla!

-Herhangi bir büyüye dair iz yok, içerinin enerjisi lekeli fakat onu lekeleyen şey doğaüstü bir şey değil cinayetin ta kendisi de olabilir. Katil muhtemelen oldukça öfkeli bir tip, güç ve iktidar hissiyle dolu, bilemiyorum, tipik kurt adam profiline uyuyor sanırım? Eğer kurt adamsa Derek geldiğinde daha kesin bir şey söyleyebilir.

-Kahrolası Alfa, neden burada değil?

Stiles omuzlarını silkti.

Yanlarında gelen Matt lafa karışarak beklenmedik bir şevkle;

-Derek'in karısını görmedin mi Martin? Her sabah o kadınla uyansaydım ben de işe biraz geç kalırdım, dedi.  

Lydia Matt'e ayağının altında ezmek istediği bir böcekmişçesine bakarak topuklularını tıkırdatarak yanlarından uzaklaştı.

 Stiles Matt'i görmezden gelerek eldivenini yeniden giydi. Matt Stiles'ın rahatsızlığını fark etmemiş görünüyordu, sırıtarak;

-Martin anlamasa bile seninle ben kadının neredeyse alev aldığını biliyoruz, değil mi Stilinski? Hadi ama kör bir adam bile görebilir bunu.

Stiles Matt'ten neden hiç hoşlanmadığını anında hatırlayarak sıkıntıyla sessizce iç geçirdi. Stiles Kate'i yalnızca bir kez yılbaşı partisinde görmüştü, kadın dominant tavırları ve üzerindeki siyah deri kıyafetiyle gecenin konusu olmuştu. Tanrım, insanlar Derek'in duyabileceğini bile bile Alfa'nın yatakta kırbaçtan, kendisine hükmedecek bir efendi'den hoşlandığı üzerine dedikodu etmeye başlamışlardı. İçerideki genç adamların birçoğu kıskançlıkla Hale'in talihine sövüyormuş gibi görünüyordu.Stiles Kate'in peşinde bir arzu dalgasıyla yürüdüğünün farkındaydı yine de Derek'in bu kadını seçtiğine inanamıyordu. Kate'in aura'sındaki itici, saldırgan, hatta belki de düpedüz çirkin denilebilecek şeyi seçmemek neredeyse imkansızdı. Kate bütün geceyi  Olağanüstü Vakalar'da çalışan neredeyse bütün dedektiflerle flört ederek geçirmişti, Stiles Lydia'yla beraber kadının cazibesine kapılmayan birkaç kişi arasındaydı. Lydia sarsılmış bir tavırla kolunda Jackson'la geceyi erkenden terk etmeden önce Stiles'la göz göze gelmişlerdi. Lydia'nın sararmış yüzüne bakar bakmaz Stiles Lydia'nın neden dağılmaya hazır göründüğünü anlamıştı. Kate tuhaf bir biçimde alttan alta Peter'ı andırıyordu, kolay kolay hiçbir şeyin sarsamadığı Lydia, gurunu elden bırakmadan küçük eli Jackson'ın kolunu sıkı sıkıya kavramış hâlde bir bahane uydurarak çekip gitmişti. Çakırkeyifliği arttıkça yırtıcı bir tavra bürünen Kate dikkatini Stiles'a yoğunlaştırdığında uzun süredir ortalarda görünmeyen Derek yanlarına gelerek kadını uzaklaştırmıştı. Stiles kadının dikkatinin başka yöne kaymasıyla ne kadar rahatladığını Derek'in onurunu kırmamak için gizlemeye çalışarak çifte iyi geceler dilemişti. O gece rüyasında Derek'in çıplak sırtındaki kanayan yaraları sardığını görse de uyarıyı göz ardı etti, bir cadının rüyalarını asla göz ardı etmemesi gerektiğini bile bile, rüyayı zihninde bir köşeye itti.   

Matt Stiles'ın kendisine asla vermeyeceği cesaretlendirmeyi bekleye dursun Dedektif Hale içeriye girerek Matt'in hevesini yarıda bıraktı. Derek'in varlığıyla neşesi anında buharlaşan Matt aceleyle yapmakta olduğu işe döndü. Konuşmayı muhtemelen işitmiş olan Derek'in yüzü ifadesizdi.

-Hey Derek, dedi Stiles Matt adına biraz utanarak.     

Derek bir şey söylemeden etrafı gözden geçirmeye başladı, içeriyi koklayarak mutfağa yöneldi, üst raflardan birine uzanıp ağır görünen bir ilaç kutusu çıkararak içindekilere karıştırmaya başladı, eldivenli eli kutuyu karıştırırken Stiles Derek'in koyu mavi gömleğinin altından hatları seçilen sırtına dalıp gittiğini fark etti. Gözlerini hemen Derek'in dikkatle etrafı inceleyen vücudundan ayırarak katil üzerine düşünmeye çalıştı. Derek'e zorunlu olanın haricinde bakmaması gerektiğini biliyordu, kurt adam'ların ne kadar hassas duyuları olduğunu Scott'la geçirdiği yıllar boyunca iyice öğrenmişti, üstelik Derek Alfa'ydı, duyuları Stiles'ın en yakın arkadaşından en iyi ihtimalle iki kat daha keskindi. Stiles bir kurt adamla çalışacağını öğrendiği anda (ne kadar isabetli davrandığını Alfa'yı görür görmez anlayacaktı) kendine has önlemlerini almış, Derek'le geçirdikleri bir buçuk yılda da ilgisini gizlemekte çok, çok dikkatli davranmıştı. Anlık kaymalar yüzünden sırlarının ortalığa saçılmasına müsaade edemezdi.

-Bir grup insan, kaç kişi olduklarını çıkaramıyorum, kokularında bir şey var.

Stiles Derek'in çatık kaşlarına bakarak Derek'in devam etmesini bekledi.

Derek yeşil gözlerini Stiles'a dikerek şaşkın bir ifadeyle;

-Kokularında seninkini andıran bir şey var, dedi.

Stiles ağzı bir karış açılarak Derek'e bakakaldı, bir saniye sonra jetonu düştü, piç kuruları profesyoneldi!

Stiles stresli olduğu zamanlarda yaptığı gibi bir sözcük seline başlamak için dudaklarını aralasa da sesi çıkmadı. Derek bir açıklama bekleyerek Stiles'a bakıyordu.

-Bunu dışarıda konuşabilir miyiz?diye sordu Stiles yavaşça.  

Derek durumun ciddiyetini kavrayarak başını sallayıp kapıya doğru yöneldi.

Yakınlardaki bir kahve dükkanına doğru birlikte yürümeye başladılar, Stiles cesaretini toplayarak gözleri önünde;

-Derek, cadıların da tıpkı kurt adamlar gibi gizliliğe düşkün olduklarını biliyorsun değil mi? Yani benim eğitmenimi tanıyorsun, Deaton'a havanın güneşli olup olmadığını sorsan sana Sfenks'lere yakışır bir bilmeceyle cevap verir, bunu biliyorsun değil mi?

Derek bir şey söylemeden yürümeye devam etse de Stiles Alfa'nın kulaklarının korkunç bir dikkatle Stiles'ın söylediklerini en ince ayrıntısına kadar kaydettiğini biliyordu.  

-Cadılar iki temel prensip üzerine çalışırlar, en azından Deaton beni eğitirken bu ikisini kullandı, ortaya çıkarmak ve gizlemek. Olay yerinde işimi nasıl yaptığımı defalarca gördün, ortaya çıkarmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorsun. Öte yandan gizlemek...bir cadı iyi biçimde gizliyorsa onun bir şey sakladığını bilmezsin.

Derek'in duruşunda hafif bir değişme, ufak bir uyarı görerek Alfa'nın ne söylediğini anlamaya başladığını sezdi.

-Kokunu gizliyorsun, dedi Derek yüzü hâlâ ifadesizdi.

-Evet, dedi Stiles Derek'e bakmaya korkarak.

-Neyle?

Stiles yüzünü sıkıntıyla buruşturarak;

-Senin için kokunun ne kadar önemli olduğunu biliyorum ama inan bana benim hislerimin her an farkında olarak yaşamak istemezsin. Ben bile onların her an farkında olarak yaşamak istemiyorum.

-Demek benim için kokunun ne kadar önemli olduğunu biliyorsun öyle mi?

Stiles Alfa'yı hızla teslim alan öfkeye direnmeye çalışarak;

-Derek sana hiç dokunmadım, sana izninin dışında asla yaklaşmadım, kendim için aynı mahremiyeti istemem yanlış olamaz.

Derek Stiles'ın hiç beklemediği bir hızla Stiles'ın kolunu kaparak genç adamı kendisine doğru çevirdi;

-Madem sırlarımızdan konuşuyoruz, ben de sana bir tanesini söyleyeyim, her kurt adam bütün duyuları içerisinde bir tanesine dayanır, arkadaşın Scott'a hangisi kılavuzluk ediyor bir düşün.

Stiles Derek'in pençesindeki zonklayan kolundan aklını uzaklaştırmaya çalışarak;

-Bilmiyorum, dedi çaresiz bir sesle, bilmiyorum, hiç sormadım.

-Sormana gerek yok Stiles, dedi Derek sözcükler dişlerinin arasından çıkıyordu. Scott işiterek yolunu buluyor.

Stiles'ın aklına aniden Scott'ın, Allison'ın okulun dışından gelen kalp atışlarını, Jackson'ın binanın öteki ucundaki sesini duyuşu, en ufak gürültülere dahi olan duyarlılığı geldi, Scott'ın diğer duyuları o kadar keskin değildi, şimdi Derek'in söylediklerinin ışığında bunu açıkça görebiliyordu.

-Benimki ne peki Stiles? diye sordu Derek, hâlâ Stiles'ın kolunu bırakmamıştı.

Stiles kokusunu gizlediğini anlarsa Derek'in öfkeleneceğini biliyordu ama böyle bir tepki alacağı aklına bile gelmemişti doğrusu.

-Kafanı topla, benim rehberim hangisi? Ben hangi duyuyu kullanıyorum? Çevremde olanları hangisine göre yorumluyorum?

Stiles zorlukla yutkunarak Derek'in kıvılcımlanan gözlerine baktı;

-Koku, dedi fısıltıyla.

-Beni bile isteye kör bıraktın. Düşündüklerin, hissettiklerin konusunda beni özellikle yanılttın, dedi Derek  Stiles'ın kolunu bırakarak. Yüzünde düş kırıklığıyla üzüntü dans ediyordu.  

-Üzgünüm, bilmiyordum, Derek üzgünüm.

-Yarın işe geldiğinde kokunu gizlemeyi bırakacak mısın?

Stiles Derek'in bunu sormamasını umuyordu, bir şey söylemeden Derek'e baktı.

-Ben de öyle düşünmüştüm, dedi Derek arkasını dönüp Stiles'ı orada, sokağın ortasında bırakarak.

...

 

 

End Notes:

hoşunuza gitti mi? devam etmeli miyim?