Actions

Work Header

Çünkü; burasi Türkiye!

Chapter Text

 

Author's Notes:

Bu bölüm sadece karakterler hakkında birazcık bilgi verme gibi olacak. İsimler garip ama orjinalleri bozulmasın diye değiştirmek istemedim. :)

Lütfen okuyanlarda tekrar göz atşın buraya :)

 


 

 Bazı isimler arkadaşlarımın :D Öğretmenlerde orjinal öğretmenler. Telif hakları benim :P

*Kurt*

Yine okuldayım işte. Saçmalık burası. Okulun ilk günü olması da bunalımlara girmeme yetiyor zaten. Daha 3. senemde bıktım, bay geldi. Babam için bu okula gelmem saçmaydı. Annem yokken bana iyi baktığı için güya karşılık olsun diye geldim ama bu okul tamamen saçmalık ve ben kokuşmuş erkeklerle yada saçlarını benden daha çirkin yapan kızlarla aynı sınıfta oturmaktan nefret ediyorum.

*Mercedes*

Kantine daha iyi yiyecekler gelmiş. Hmm şu gözleme olayına girmeliyim. Kurt nerde acaba yine kızlara saçlarını yapmaları için öneriler mi veriyor? Kızları ellememesini çok söyledim ama dinlemiyor ki. Onun için kızlarla konuşmak erkeklerle konuşmaktan daha basit. İlk dersimiz kimya ve ondan sonraki 8 dersimiz de kimya ugün intahar etmemek için dua edeceğim!

*Blaine*

Üst sınıftaki çocuk, kurt. Ne olduğu belli. Dikkat çekmemeye çalışıyor ama olmuyor. Bende çalışıyorum hatta kız ardaşım var, brittana. Evet sarışın falan ama ilgimi çekmiyor işte. Sadece bu okulda dikkat çekmek istemiyorsan yanında bi kız olmalı ;). Kurt o şişmanca kızla takılıyor hep. Aclien tanışmalıyım onunla. 

*Finn* 

Seçmelere katılmam lazım hemen. Takım kurup okul seçmelerine katılabiliniyormuş. 30 TL de verilmesi lazımmış. Kurt oynar mı ki? Birlikte oynarken gayet iyi ama tırnaklarına çok önem veriyor. Pedikür yapmayı neden öğrenmiş ki? bilemiyorum ama noah kesin oynar. Aynı sınıftan olmak zorundayız büyük ihtimalle. Neyse çocuklarla konuşurum fikir alırım. 

 

 

 

 

Buraya isim şeysi paylaşacağım, çünkü böyle daha iyi ve anlaşılır yazacağıma inanıyorum. :)

 

Kurt - Yağmur Hummel

Blaine - Rüzgar Anderson

Finn - Can Hudson

Rachel - Şevval Berry

Mercedes - Büşra Jons

Mike - Deniz Chang

Tina - Nehir Cohen-Chang

Will - Gamze Schuester (öğretmeni kadın yaptım gençler şaşırmayın :) )

Sue - Hasan Sylvester( bunu da erkek yaptım ters etkileşim olsun diye :D )

Quinn - Elif Fabray

Puck - Nihat Puckerman

Santana - Sevilay Lopez

Brittanny - Buse Pierce

Semih - Sam

Soy isimlerle birlikte çok komik oldu bence :D

İsteyen okula göz atabilir :) 

1_ http://27.media.tumblr.com/tumblr_m2sfrhhwsJ1rtoc1io1_1280.jpg

2_ http://26.media.tumblr.com/tumblr_m2sfshTa7Z1rtoc1io1_1280.jpg

 

 

End Notes:

Bilindiği gibi blaine bir yaş küçük. Kimya okuyor.

Kurt, mercedes, rachel da kimya okuyor.

Finn, puckmakina teknisyenliği okuyor.

Mike, tina bilgisayar okuyorlar. 

Tekrar söylüyorum: isimler çok garip geliyor okurken ama orjinal kalsınlar istedim.

Şimdilik  bu kadar. Yorum yazarsanız çook mutlu olurum (Tahmin de olabilir) :)

 

 

Chapter Text

Bu bölüm daha iyi oldu daha uzun oldu iyi okumalar!

 


 

 

*Kurt*

M: Hey kurt bak bu sene neşe kulübü diye bir şey açılmış.

Rehberlik dersimiz kimya sınıfındaydı. Sınıf değil aslında laboratuar. Mercedes beni bir kulübe yazdı şarkı söyleyecekmişiz rachel da aynı kulübe yazıldı bir sınıftan en fazla 3 öğrenci gidebilirmiş.  Okulda anca kütüphane kulübüne gidenler var çünkü öğlenden sonra dersler boş geçiyor kütüphane kulübü öğrencilerine. Bu okulda zaten sadece kütüphane kulübü çalışıyor. Diğerlerinin isimlerini bile doğru düzgün bilmiyorum.

R: Çarşamba için çok heyecanlıyım ben! Hangi şarkıyı söylesem acaba?

M: İngilizce söylesek n’ olur ki?

R: Yok yok Türkçe söyleyelim.

K: Ben Bülent Ersoy söylemeyi düşünüyorum.

M: Dalga mı geçiyorsun?

K: Ciddi olabilirim.

Acayip bakışmalarla sınıftan çıktık. Blok derslerde oturmaktan bir taraflarım şişiyor. Herkes kimya diyince bilim adamları gibi çalışıyoruz, deneyler yapıyoruz, patlatıyoruz falan sanıyor ama aslında oturup formül ezberliyoruz.  Tamam, uygulamalar da var ama 3 hafta ezber bir hafta uygulama. Ders çalışmaktan malcan oldum.

Öğlen aralarında dışarıda oturmak çok keyifli oluyor. Bu okulda ki en büyük eğlencem bahçede oturmak, ders çalışmak, müzik dinlemek. Çok büyük olduğu için süper iyi bir bahçe.

K: Kızlar şu çocuk çok yakışıklı, değil mi?

R: Evet de bana göre değil.

M: Benim de tarzım değil.

K: Saçlarındaki jöle abartılmış ama olsun, bayıldım.

R: Bak kız arkadaşı var galiba.

Sarışın kız. Küçük bu kız. Çocuk 2. sınıf kimya bölümü adı blaine. Evet, araştırmamı yaptım. Keşke “şey” olsaydı.

*Finn*

F: Hey çocuklar! Naber?

R: Futbola katılıyormuşsun?

F: Evet bende onu konuşmaya geldim. Kurt bizim takıma katılır mısın?

K: Ama sınıflarımız farklı nasıl olacak o? Hem biliyorsun ben pek hoşlanmıyorum.

F: Biliyorum ama eksiğimiz var. Hem babanla annem de mutlu olur birlikte takılmış oluruz.

K: Peki bir şartım var.(fısır fısır) :Kulağınafısıldayansmiley:

F:Tamamdır dostum. Diyip göz kırptım.

Anladım tabiî ki. Kurt hoşlanmış demekki baya :D. Evde dalga geçmek üzere bir kenara koydum bunu. Son bir kişi kaldı onu da buldum sanırım takım için.

F: Hey blaine!

B: Evet?

F: Futbol oynayabiliyor musun?

B: Küçükken abimle oynardım.

F: Takımıma katılmak ister misin?

B: Olabilir.

F: Süper  yarın çıkışta salon da ol.

B: Seçme mi olacak?

F: Yok tam kişiyi anca topladım eleme yapamam bir de =)

B: Tamam orda olacağım.

E bu kolay oldu. Acaba bu da? Kurt e söylemem lazım!! Kızlar da biliyordur belki. Kurt benden bir şeyini saklamıyor. Babası annemle evlendikten sonra tamamen kardeş gibi olduk.

F: Hey dostum!

P: Quinn i gördün mü?

F: Bırak şimdi onu da yarın çıkışta spor salonunda toplanıyoruz antrenman gibi bir şey yapacağız.

P: Şimdiden?

F: Beni dinle işte gerisini boş ver.

P: Çalışmam lazım çıkışta erken bitirelim o zaman.

F: Anlaştık.

*Blaine*

Neden atladım teklifine. Ya anlarsa? Belki kurt e söyler. Aslında daha iyi. E napcam ki ben. En son 2 yıl önce oynamıştım o gün bugündür mahalle maçlarını benden gizli oynarlar çocuklar, çok kötüyüm futbolda. Gitmesem? Olmaz. Tanışmam lazım kurt le artık. Yarın huzurevine gidecektim. Her Salı şarkı söylemeye gidiyorum. Beni çok seviyorlar. Bu Salı biraz geç giderim artık neyse.

*Kurt*

Ne konuştular acaba. Kabul etmiş midir? Etsin ya. Okul dan çıkıp otobüse binerken blaine i gördüm. Finn göz kırptı blaine e. O da el salladı. Tanrım! Çok çok yakışıklı.

Otobüste ezilmeden indiğim için çok mutluyum. Bir gün ezileceğim. Allahtan finn var bariyer gibi duruyor yanımda. Bu kadar boy ve kilo nasıl olurda çirkin gözükmez? Çok enteresan.

*Blaine*

Uyumadan yarın giyeceklerimi ve okul formamı hazırladım. Bu alışkanlık benim için. Hep yaparım. Ama bu sefer abarttım. 2 saat dolabın önünde üst denedim, giydim, çıkarttım çok heyecanlıyım.

Blainin annesi(BA): Yat artık oğlum! Geldiğinden beri dolabın önündesin.

B: yarın önemli bir gün.

BA: Neden?

B: Iıı.. şey.. huzurevine gidiyorum ya. Oraya brittanny gelecek.

BA: Hmmm bir kıziçin yani?

B: Evvett. Kıpkırmızı oldum, anlamasın, tanrım, n’olur!

BA: Büyümüş benim oğlummm.

Yanaklarım şişti sıkmaktan. Annem severken öldürecek az kaldı.

B: İyi geceler anne!

BA: Sana da bebeğim.

Gitti. Pijamalarımı giyip uyudum.

Uyuyamadım. Gözlerim morardı büyük ihtimalle. Of ya bu gün mü? Cidden? Neyse, servisi beklemek çok zor geldi bu gün. Yürüyerek geliyordum az kalsın okula. Son saate kadar bekledim. Sabırla. Saniyeleri de saydım. Saliseleri sayıyorum hatta. Veee zil!

F: Heyy! Herkesten önce gelmişsin.

B: Kıyafetlerimi çabuk giyiyorum adamım.

P: Bu eşofmanlar burası için biraz pahalı gözüküyor?

F: Olsun bu gün çok çalışmayacağız zaten.

B: Çıkışta bir yere gitmem gerekiyor.

F: Kurt! Buraya gel!!

P: Az bağır dostum kulağım yırtıldı.

K: Ne var finn?

F: Bak bu blaine.

K: Memnun oldum!

B: Bende.

Gözlerimin içi parlayarak bakmasam n’olur du? Resmen gözlerimle yedim çocuğu. Başka yere bak blaine! Ama ama ama o kadar yakışıklı ki gözlerimi çekemiyorum. Bugün aslında branş hakkında çalışacakmışız. Futbol, basket, voleybol hangisinde daha iyiysek takım olarak ona katılacakmışız. Bence basket. Kimse düzgünce oynayamıyor futbolu. Bizimki Amerikan futbolu oluyor. Hele finn ve puck bizi resmen eziyor. Ama basket daha iyi. Hoş.

*Kurt*

K: Blaine!

B: Evet?

K: Nereye gidiyorsun? Bırakabiliriz.

B: Levent’e gidiyorum, metrocity e bıraksanız iyi olurdu.

K: Hadi atla.

B: Ehliyetiniz mi var?

K: Benim değil finn in var. Okula geç başlamış bu yıl aldı yani.

B: Hmmm.

K: Levent’te mi oturuyorsun?

B: Hayır orda huzurevine gidiyorum, babam işletiyor. Hem de yaşlılara şarkı söylüyorum.

K: Süper!

B: Eğer boş zamanınız varsa benimle gelin, yeni insanlarla tanışmaya bayılıyorlar.

P: Dostum ben gelemem çalışmam lazım. Beni şu sapakta atın siz devam edin.

Puck indikten sonra blaine ortaya doğru kaydı. En cama doğru eğildi, yolu tarif etmek için. Nefesini ensemde hissediyorum sanırım. Finn bana bakıp pis pis sırıtıyor tanrım! Bayılabilirim.

Ve yaşlı teyzeler, amcalar çok şekerler. Hepsi tek tek sarıldı. Çocuklarını anlattılar. Kitap okuduk. Masal anlattı hepsi tek tek. Ve blaine. Ve sesi. Yani bu ses nasıl olur. Blaine şarkı söylerken herkes sustu onu dinlemek çok güzel. O ses nerden çıkıyor? Blaine in yüzünden daha güzel bir şey varsa o da sesi. 


 

Ben klaine'e odaklandım biraz ama bilmiyorum değişede bilir. Hatta baya çirkinleşe de bilir? Lütfen yorum yazın! :)

Chapter Text

 

Hala okudukça aklım karışıyor benim bile :D ve isimler yüzünden cidden saçmalık akıyor hikayeden. Daha saçmalamasın diye başka isim de kullanmıyorum. Sadece kulüp üyeleri isimleri kullanıyorum. Ama beğenmezseniz söyleyin lütfen devam etmeyeyim olur mu? :)


 

*Rachel*

Bugün. Bugün! Bugün!!!

Büyük gün. Semiha yankının şarkısınız söylemeye karar verdim ben. İlk Eurovision şarkımız olduğu için ilgi çekeceğini düşündüm. Umarım benim sonum da onun gibi olmaz. Okul kıyafetimi sevmiyorum. Her şey yasak. Gömlek üzerine kazak giymek bile! Yine de son ders kusursuzca söyleyeceğim şarkımı. Benden iyi şarkı söyleyen olamaz. Çok yazık olur heyecanlanırsam. Konferans salonu dolu olur mu acaba.

M: Napıyosun burada rachel?

Mercedes yanıma geldi. Dikildiğim koridorda birlikte yürümeye başladık. Herkes kendi havasında. Şu Amerikan dizilerinde olan “popülerlik” olayı bu okulda yok. Kimsenin havası kimseye sökmüyor. Yanımızdan kızlar geçerken bize bakıyorlar, fısıldaşıyorlar. Erkekler zaten ayrı dert. Laf atmaları o kadar iğrenç ki. Başka söz yok açıklamaya. İğrenç. Tek ayrım Anadolu Lisesi olarak güya sınavda yüksek puan almış öğrencilere yapılıyor. Öğretmenler tarafından. Saçma eğitim kuralları var işte. Ve öğrenciler bölümlerine ayrılınca da farklı bir kayırma oluyor. Yüksek puanlı bölüme giden öğrencilere daha iyi davranılıyor.

Başım şişti düşünmekten. Bunları liseye başladığımdan beri düşünüyorum. En iyisiyim. Daha iyi olmalıyım. Babam annemle ayrıldıktan sonra arkadaşı ile yaşamaya başladı. Bende 2 erkekle aynı evde yaşıyorum. Gayette iyi idare ediyorum. 16 buçuk yaşındaki kızlar için zor bir yük bu.

Salonda kimse yok? Neden ki. Öğretmen nerde acaba? Kurt de geç kaldı.  Mercedes ve ben birlikte koltuklara oturduk. Mercedes bir şeyler anlatıyor ama heyecandan dinlemiyorum.

*Kurt*

Bütün gece blaine i düşündüğümden sabah finn beni zor uyandırdı. Yani seksilikte son numara bence. Napcam bilmiyorum. Abaza mı oluyorum lan? Allahımm! Şu çocuk da benim gibi olsa ne süpers bir şey olurdu! Kim istemez ki yalnız olmamak? Sesini düşündükçe kendimi kontrol etmem baya zor oldu gün içinde. Şimdi bu kulübe gelmiş olması için dua ediyorum. Müzik korosuna katılır herhalde. Geçen sene öyle yapmıştı galiba. Tam hatırlamıyorum.

Ö(ğretmen): hoş geldiniz çocuklar! Öncelikle tanışalım. Ben yeni öğretmenim. Yabancı dil öğretmeniyim. Bazılarınızın dersine giriyorum. Burada şarkı söyleyip dans edeceğiz. Güzel olacak. Bu öteki toplantılara benzemeyecek. Her hafta kesinlikle toplanacağız.

R: Bu süper! Sadece ilk hafta toplanıp diğer haftalar böyle bir kulübün var olduğunu unutmak istemiyorum. Bu sene önemli olsun istiyorum.

Ö: İşte bende onu söyleyeceğim. Yarışmalara katılacağız.

K: Hangi yarışmalar?

Ö: Rock, pop, türkü hepsini deneriz?

M: Bana uyar!

Ö: Aslında iki kişi daha varmış kulübümüzde ama sayı yeterli değil. Yarışmalara katılmamız için birilerini bulmalıyız.

K: Birilerini biliyorum :aklınafikirgelmişdüşüncelikurtifadesi:  :))

Herkesin şarkı söylemesini zor bekledim. Herkes derken rachel ve mercedesten bahsediyorum.

*Blaine*

K: Blaine bekle!

Kantinden yukarıya çıkarken kurt’un seslenmesi ile durdum.

B: Durdum. :)

K: Böyle gülümsemen çok hoş ama tam olarak burada böyle bana bakarak gülümsemeye devam edersen sence ne olur?

B: Hmm bilmiyorum? Şu bana bakan kızlar dedikodu mu yayar? Umrumda değil.

K: Diyorsun? Çok cesurca.

B: Benimle AVM’ye gelmeni istediğimi söylersem daha cesur olur muyum?

K: Hangisine?

B: Hiç fark etmez :)

K: Gel seninle konferans salonuna gidelim önce alış verişi sonra düşünürüz.

B: Ne yapacağız orda? Hem kilitli değil miydi orası sürekli?

K: Artık karşında okulun dansçısı duruyor benim için sonuna kadar açıyorlar kapılarını. Seni de katılman için ikna etmeğe götürüyorum şu an :)

B: İkna oldum bile. :D

Büyülendim. Ceketini çıkartması da cabası oldu. Ona nasıl baktığımın önemi yoktu artık. Kurt benim sevgilim olmalı.

K: E nasıl buldun?

B: İnanılmaz. Çok iyi.

K: Senin sesin daha iyi.

Seninde omuzların ve kalçaların daha iyi.

B: Yoo iltifat ediyorsun. Bence birlikte söylemeliyiz bir dahakine. Ama önce yapmamız gereken alışveriş var :)

K: Evveet! Çok heyecanlanırım yalnız haberin olsun. :D

B: Beni alışveriş yaparken görmeden heyecandan bahsetme. :D

K: Bakacağız artık.

B: Herkes gitti. Servisim de gitti büyük ihtimalle.

K: Otobüsle gidiyorum ben.

B: Buradan Sarıyer’e gitmek zor ama neyse artık levent’e kadar birlikte gidebiliriz. :)

K: İşte bu bakmalarından dolayı birlikte dolaşma olayını tekrar düşünmeliyim.

B: Ama burada kimse yok kurt, sadece sen ve ben.

K: Doğru ama alışkanlık haline getirmemeye dikkat et, ünlü olup yurt dışına çıkıncaya kadar açıklamamaya kararlıyım.

B: A bende, ne tesadüf! :D

Yolda kıyafetler hakkında tartıştık baya. Papyonları seviyor! Bende takmayı seviyorum! Beyaz önlük giymeyi aslında sevmiyor ama kendine göre tasarlamayı seviyor. Kendi önlüğünün boyunu kısaltmış, daraltmış, düğmelerini değiştirmiş. Önlüğü giymek cehennem azabı gibi hissettirmiyormuş artık. Çok tatlı. Bu ülkede kendimi açıklayamamaktan ve şu an kurt ün elini tutamamaktan nefret ediyorum. Nefret etmeye başladığım anda eve gidip yatağıma uzanıp dizlerimi karnıma çekmek ve ağlamak istiyorum. Nefret duygusu çok kötü. Asla öyle bir insan olmak istemiyorum. Kurt anlatıyor, ben onu izliyorum. Otobüste. Ben inip otobüs değiştireceğim o da aynı yerde inip eve yürüyecek.

B: Otobüs gelene kadar bekle, lütfen.

K: Çok geç kaldım finn meraktan ölmüştür. Ben olmasam yemek ısıtıp yiyemiyor. :D

B: Peki. Mesaj atmayı unutma. :)

K: Görüşürüz :)

El salladı ve gitti. Otobüs sana lanet olsun. Bu kadar beklemekten nefret ediyorum, ama bu bir öğrenci çilesi. Hele kırmızı otobüsler? Tanrım! O gelmesin n’oluur.

Harika, kırmızı otobüs geldi. Sallanmaktan içim çıktı. Sağ olun zorla yer vermemi bekleyen teyzeler sizin yüzünüzden ayakta kaldım! *Kurt*

Bana çıkma teklif etti! Etti işte! Ne giyeceğim? Kot, gömlek, kazak, deri ceket. Bence süper olur. Kızlara söylemeliyim! Daha doğrusu mesaj atmalıyım.

K: “Çıkma teklif etti!”

M: “Kim?”

R: “Blaine?”

K: “AVM’ye gidiyoruz!”

R-M: “Bende geleceğim!”

K:  “Çok beklersiniz kızlar.”

R-M:  “:(“

K: “:P”

Anahtarım yok. Ah, çantamın dibinde kalmış. Çıkmıyor! Bu ne ya. Bu kadar anahtarlık? Benim değil. Kitaplar da benim değil. Blaine ile çantalarımız aynı mı? İnanmıyorum! Nerde karıştı ki konferans salonunda mı? Yazısı da inci gibi benimkinden bin kat iyi. :D Arasam mı ki? Telefonum çalıyor.

K: Alo?

F: Nerdesin kurt? Çok acıktım!

K: Kapının önündeyim, kapıyı açsana.

Elinde telefonla kapıyı açtı.

F: Dostum ne geç kaldın ya yoksa blaine le kafe ye falan mı gittin? ;)

K: Yok daha iyisini yaptım.

F: Ne? Nasıl yani? Siz?

K: Heyecanlanma hemen, şarkı söyledim ona. Kulübe katılsın diye.

F: Hmmmm

K: Sen de katılıyorsun.

F: Hayır! Asla dans edemem!

K: Şarkı söylesen yeter.

K: Ya finn çantalarımız karışmış blaine ile. Arasam mı?

F: Numarasını aldın mı?

K: Evet.

F: Vay. Çabuk olmuş. Tabiî ki ara. Sende kalmasın.

K: Tamam, arıyorum.

Ekrana bakıyorum. İsmi ne güzel duruyor. :D İlk çalışta açtı.

B: Alo?

K: Benim, kurt.

B: A kurt. Ekrana bakmadan açtım. Ne oldu?

K: Çantalarımız karışmış.

B: Hadi canım? Evet. Yeni fark ettim.

K: Önemli bir şey var mıydı çantanda?

B: Yok sende kalabilir yarın getirirsin. Olur mu?

K: Bana uyar.

B: Görüşürüz o zaman.

K: Görüşürüz.

*Blaine*

Sizce de çantayla uyumak saçma değil mi? Bir gece için bence de öyleydi. Artık değil. Çantayla uyudum. Kurt ün parfümü kokuyordu. Allahçım aklıma mukayyet ol ya bu ne.

K: Çantan!

B: Hey. Sana da günaydın.

K: Görüşürüz blaine! Koyunlamaya gidiyorum ben. ;D


 

Bir dahaki bölümler daha anlaşılır olacak umarım! Yorum yazın lüütfeen! :)

Chapter Text

 

Bu bölümü okumadan önce ilk bölüme tekrar bakmanızı öneriyorum!


 

 

*Büşra*

Okulun ilk haftası bitti. Daha öğlen ama olsun. Mutluyum, çünkü hafta sonlarını hep sevdim. Bu sene çok zor olacak ders açısından. Okuldaki çocuklar da acayip ötesi. Apaçi dolu okul? Sevgilim olsun istiyorum. Yalnız kalmak istemiyorum ki ben. Bu neşe kulübü benim için iyi olacak. Sosyalliğim artabilir. Müzik korosu öğrencileri de katılıyormuş bize daha süper bu işte. Semih* diye bi çocuk var da ben hastasıyım kendisinin.

Y: Büş! Daldın hayırdır?

B: Sorma ya baksana sen bile kendine erkek arkadaş buldun ben yalnızım hala.

Y: Bile deme alınıyorum bak.

B: Yalan mı ya sen gaysin kurt. Bunu bilen bi ben bi şevval bide can var. Artık rüzgâr da biliyor tabii.

Y: Haklısın. Sana birilerini bulmalıyız.

B: Aslında biri var. Çook beğeniyorum.

Y: Kim, kim, kim?

B: Semih. Son sınıfta. Bilgisayar bölümü.

Y: Hımmmmm.

Ş: Gençler, naber?

B-Y: İyilik, şağlık.

Y: Nerdeydin ya sen dersten koşarak çıktın. Zili zor bekledin?

Ş: Karnım acıkmıştı da kantin sırasını biliyorsunuz (!) erkenden çıkayım da hemen yemek alayım istedim.

B: Bana hemen yer açıyorlar kantinde. Buyur abla sıram senin diyorlar bi de. :D

Y: Bu fazla kiloları da atacağız sendeki. Erkek tavlamak için. ;D

B: Bu kızartma yememek anlamına mı geliyor?

Y: Aynen öyle.

B: Ben vaz geçtim erkeklerden. Kızları seversem de böyle olur mu?

Y: Saçmalamayı ne çok seviyorsun!

B: Şiiişt güzelim bize gidelim? ( Bu sırada bahçede yanından geçen kıza hem söyler hem göz kırpar)

Kız deli görmüş gibi bakarken yağmur gözlerini devirdi bana. Aman yemek yemekten vaz geçmeyeceğim.

Totomun erkekleri. Hepsini orda taşıyabilirim kalbimde taşımaktan daha kolay. :P

*Rüzgar*

Yağmur öğlen boyunca kızlarla oturdu. Bende onu izledim uzaktan. Yarın buluşuyoruz. Önce alışveriş merkezine gideriz sonra kahveciye sonra bize sonra odama? Ya beni istemezse? Ya? Ya? Ya?  

Çok uygunsuz düşüncelerimi ne yapacağım ben ya. Umarım “çadır” kurulmaz. :D Bu deyimi duymayı sevmiyorum ama kullanmayı seviyorum. Çok edepsizce. Gayler de edep bekçisi sayılmaz, değil mi? Yani ben utanmıyorum bu konuda çünkü. Yiğidin malı meydanda bile derim çoğu zaman. Ama küfür ederken kısık sesli olmaya özen gösteririm maazallah kavga çıksın istemem. Boks antrenmanı yapmayı seviyorum. Sol yumruğum çok kuvvetli ama daha önce kimseye el kaldırmadım. Bence bir insanın bir insanı dövmesi yanlış bir olay.

Dersler çok sıkıcı. Hele kimya. Böğğk. Bu bölüme gelirken kimya sadece deney olur sanıyordum. Değilmiş. Aldanmayın. Çok kötü. Gerçekten zor. Daha senenin ilk dersinde oturup ders işledik. Öğretmenler deli harbiden. Bende deli olacağım böyle giderse.

Çıkarken yağmuru görmeyi istiyordum ama göremedim. Mesaj atsın diye her saniye telefona bakıyorum. Ama yok. Sanki şu an titredi. Evet! Mesaj attı. Tamda onu düşünürken.

Y:”Saat 1 de kanyon D&R da olmayı unutma yarın!”

R: “Hiç aklımdan çıkmadı. :)”

Y: “Sonrası için bir şey düşündün mü?”

R: “Aslında evet. Ama hayır :D”

Y: “Çelişkili cevap? Hmmm”

R: “Sen düşündün mü?”

Y: “Sinema!”

R: “Kulağa hoş geliyor :)”

Y: “Bencede :)”

R: “:)”

R: “Benden sakın utanma. Ne olursa olsun.”

Y: “Bu nerden çıktı diye sormayacağım. Şimdilik bunu sineye çekiyorum. ;)”

R: “Ahahah”

*Yağmur*

Neydi ki bu şimdi. Rüzgar da mı benim gibi düşünüyor? Tamam, o şeyler güzel ama bu hemen yapacağımız anlamına gelmez. Değil mi? Ben bilmiyorum bile! Ama bu sansı kaçıramam. Burası Türkiye. Lise de gay erkek arkadaş? Yok artık falan olur insan. Ama olmuyor. Çünkü bende gayim. :D Aslında sadece elele tutuşmak yada öpüşmek koklaşmak falan bana yeter. Ama biz doğru düzgün dışarıda buluşmaya korkuyoruz. Okulda kızlar bizim hakkımızda konuşmaya bile başlamış. Şevval tam dedikodu yuvası. Ne olmuş ne bitmiş her şeyi biliyor. Benim hakkımda iyi şeyler söylenmiyor. Umrumda değil. Babam öğrenmesin yeter.

B(aba): Hayırdır buraya uğramazdın sen?

Y: Oto tamirci dükkânının olması benimde kıyafetlerime önem vermem konusunu tartışmayacağız.

B: Tamam sökül.

Y: Para istiyorum. Arkadaşımla buluşacağım. Alışveriş yapacağız.

B: Akşam da isteyebilirdin bunu.

Y: Yüzünü görmek istemişimdir belki. Gece geç geliyorsun ben uyumuş oluyorum.

B: Bu aralar çok çalışıyorum. Evlendikten beri giderlerimiz arttı biliyorsun.

Y: Evet o günden beri fazla para istemedim bugün istiyorum bitanecik babacığım. :)

B: Tamam, şımarma. Kasadan al sonra da not et. Muhasebeciler çok kızıyorlar sonra.

Y: Muahh çok sağoll.

 Önce gidip kıyafet almalı mıyım yoksa beklemeli miyim? Eski kıyafetlerle de olmaz ki ilk randevum! Çok heyecanlıı!

 


 

 

Neşe kulübü dedim sürekli klaie yazıyorum da tam oturtamadım o yüzden yani ilerki bölümler daha heyecanlı olcak beklemede kalın!

Mercedesi kendi adımla yaptım çünkü en çok onu kendime bezetiyorum kendi hikayemde :D

Chapter Text

 

İsim değişikliği olayı tuttu gibi bence? :)

 


 

*Şevval*

Elif’e sinir oluyorum. Canın yanından 5 dk ayrılmıyor. Okul açıldığından beri can beni görmüyormuş gibi davranıyor. Ben ondan daha güzelim, akıllıyım, daha iyiyim işte. Ama çocuğun gözü beni görmüyor ki. Acaba yağmura söylesem yardım  eder mi? Yoksa direk cana söyler mi? Bu kadar çok dalgın durursam anlarlar. Konuşmalıyım onlarla. Yağmur kimle buluşmuş? Hafta sonu? Vay be. Çabuk oldu. Rüzgar hem seksiymiş hem de iyi öpüşüyormuş. İşte bu fazla geldi.

Ş: Ne! Öptü mü?

R: Sessiz ol! Lütfen cana söylemeyin kızlar. O duyarsa çok kötü olur.

B: Yapma yağmur o nasıl çocuk yapıldığını bile bilmiyor. Sizin nasıl öpüştüğünüzü anlamakta biraz güçlük çekecektir.

R: Üvey olsa da kardeşimle dalga geçme canım.

Ş: Bence de Büşra hiç hoş değil.

Bunu söylememeliydim değil mi? Lanet olsun ya. Salak şevval. Ne demeye öyle atlıyorsun ki. Bana attıkları bakış. İçime oturdu.

*Semih*

Bu dans-şarkı grubu olayı çok saçma olacak. Bir de yarışmaya katılacakmışız. Yok artık! Saçmalama olayına girmemek için korodan ayrılmaya karar verdim ama öğretmen daha ben söylerken asla olmayacağını sesimin çok iyi olduğunu ve zaten kulüp öğrencisi az olduğu için kimsenin korodan çıkmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Of ya. Ben istemiyorum ki.

S: Dostum ya bizim müzik korosu başka kulüple birleşiyormuş.

C: Biliyorum. Benim kardeşim de o kulüpte, zorla katıldım o kulübe. Tehdit etti.

S: E iyi bari tek kalmamayız kulüpte.

C: Gamze hoca ikisini birden yönetemezmiş. Birine anca yetişirmiş o yüzden birleştirmiş.

S: Saçmalık.

C: Bence de.

*Can*

Yazdan beri şevvalden kaçıyorum. İlk olarak elifle sevgili gibi olduğum için. İkinci olarak gerçekten şevval den hoşlanıyorum. Yani öyle böyle değil. Neden olur ki bu? Yani görünce ya da yanlışlıkla yakınlaşınca heyecanlanıyorum, ellerim terliyor, kalbim çarpıyor. Konuşmalıyım bence onunla artık. Önce yağmurla konuşsam daha iyi olur. Hem daha yakınlar onlar. Şimdi derste olması gereken aklım kesinlikle derste değil. Dersler çok zor. Kendim kendime bu dersleri geçemem. Biraz ders dinleyip biraz not alıp biraz da kopya hazırlarsam geçerim bence. Ders çalışmak mı? O da ne? Zil çaldı! Her seferinde mutlu oluyorum bu zilde. Manganın şarkısının* ilk başı ve bence harika bir dersten çıkış zili. O kadar motive ediyor ki. Oh be! Diyor insan duyar duymaz.

C: Dostum ben gidiyorum geliyor musun?

N: Ben spor salonuna gidiyorum bro.

C: Bro demen ne kadar acayip lan.

N: merak etme buna bir tek sen değil herkes şaşırıyor. Çünkü burası Türkiye! :D

C: Bu bir aşağılama mı?

N: Hayır dostum sadece İngilizce bilemeyen insanların merasındayız diyorum.

C: Hmmmms.

Yağmur nerde acaba ki. Kızlar tuvaletinde? Şaka yapıyorum :D Aslında girmeye pek meraklı. Babası duysa ne yapar acaba. Şaşırıyorum ya. Aklımı da karıştırıyor. Neyse. Bence onu sınıfta bulurum. Bizimkinden bir aşağıdaki katta sınıfları ama ya bölüm dersi varsa? Öff diğer bloğa gitmek istememem cabası. Belki şevval ordadır onu da görürüm. Gidiyim en iyisi. :D

İnanmıyorum. Ağlıyor. Neden ki. Dondum kaldım galiba. Şey, gitmeliyim. Yanına gidip ne olduğunu sormalıyım. Arkadaş sayılırız herhalde.

C: N…Ne oldu?

Y: Bilmiyoruz bi anda başladı.

B: Öğretmen daha çıkmamıştı. Gözlerinden yaşlar gelmeye başladı.

C: Hey. Hey şevval! İyi misin?

Ş: Yo..Yok yok bişey.

C: Çocuklar lavaboya götürelim.

Yüzüne soğuk su çarptıkça kendini toplamaya çalışıyordu. Ve bende girdim kızlar tuvaletine. Onu bırakamazdım. Biraz kendini topladı sanırım. Gitmeli miyim, kalmalı mıyım karar veremiyorum.

Y: Can sen neden gelmiştin? Arada karıştın sen.

C: Seni özlemişim de. Bi gidip kontrol edeyim dedim.

Y: Ha Ha Ha.

Ş: Bizi 5 dk yalnız bırakır mısınız?

 


 

Fikirlerinizi yazın lütfen :)

Chapter Text

 

Umarım okursunuz/beğenirsiniz. :)

Öğretmenlerin söyledikleri kesinlikle gerçek. Hepsini ilk ağızdan duydum, telif hakları varsa o benimdir :P


 

 

*Can*

Elimi tutarsa kalpten giderim sanıyordum. 20 dk’ dır el ele oturuyoruz. Konferans salonunda rüzgârı dinliyoruz şuan. Güzel bi aşk şarkısı söylüyor galiba. Hiç fark etmez bence. Dünya şu an dönse de olur dönmese de. Aşık oldum ya. Hem de en alasından.

*Yağmur*

Amanın. Bu ses bu çocukta olduğu sürece sırtı yere gelmez. Neden böyle bir şarkı söyledi anlamadım ama. Ramadan mıydı bun söyleyen adamın adı? Ajdara bayağı benziyordu onu biliyorum. Yok ya ajdar değil cem adriana benziyor. Saçları falan. Ses olaraktan çok iyi de. Yok ya aslında gayet yakışıklı.

(Özellikle dinlemenizi istiyorum :) “http://www.youtube.com/watch?v=Aj6-eEKWr7Y”)

GamzeHoca: Bu şarkıyı seçmenin sebebi neydi rüzgar?

R: Acıkçası disko müziğini seviyorum. Efsane olmuş bir tür.

G: Haklısın. Siz ne diyorsunuz çocuklar?

Herkes hoca sanki Fransızca konuşmuş gibi bakıyordu. Diskotek 80 lerde 90 larda falan kalmamışmıydı ya?

Y: Bence çok güzel söyledi arkadaşımız.

Rüzgar bana gülümsedi. Yalan söylemek de iyi hissettirebilir. Gerçekten.

G: O zaman bizde ciddi derslerimize başlamalıyız gençler. Böyle gelip şarkı söyleyip geçemeyiz.

N: Not verecek misiniz bize fazladan burası için?

Nihat’ın gelmesi çok saçmaydı tamamen kabaydı. Sesi güzeldi biraz. Bence bu işin sonu koroya bağlanacaktı kulüp kapatılırdı böyle giderse.

G: Daha iyisi. Referans vereceğim size üniversite girişlerinizde. Burs kazanmanız için.

Şaka mıydı? Sevinç gözyaşları dökeceğim az kaldı.

HasanHoca: Napıyorsunuz hala burda!

G: Sana ne be adam çekil git.

H: Spor takımı burada mı takılıyor?

G: Seni hiç ilgilendirmez.

H: Hepiniz, ceza alacaksınız. Gözüm üstünüzde.

Bütün erkekler ayağa kalktı birden. Olamaz ya bu adam sınıfta bırakabilir bizi.

H: Angut kızlar, voleybol takımı için hiç katılmaya gelmeyin. Önce o kocaman poponuzu eritmenizi söyleyeceğim eğer gelirseniz.

Üç kız birden de ayağa kalktı. Bunlar her yıl voleybol oynuyorlardı. Kazanıyorlardı da. Eğer takıma giremezlerse çok kötü psikolojileri bozulurdu eminim. Can bana bakıyordu bişey söyleyeyim diye boş boğaz olduğumu bildiği için.

Y: Müdür de bunları duymak ister.

H: Sen mi söyleyeceksin beni? Haha.

Y: Hayır. Babam söyleyecek.

Bu iyi bir kozdu. Babam müdüre para yedirmeyi severdi. Müdür de para yemeyi severdi. Çok iyi bi anlaşma vardı aralarında.

Hasan hoca çekti ve gitti. Bu hiç bir şey. Okulda öğretmenleri dövdükleri bile oluyor.

G: Bu günlük yeter bu kadar çocuklar. Yarın görüşürüz.

G: Yağmur sen kal biraz.

Rüzgar beni dışarıda bekleyecekti. Canın pek umrunda değildim sanırsam. Şevvalle birlikte çıktı dışarı. Büşra da semihle çıkarken bana mesaj at diye mesaj attı. Üşenmekten eve gitmeyecek diye korkuyorum bazen.

Y: Hocam. Ama saygısızlık olması için dememiştim.

G: O konu da değil başka bişey için seni durdurdum.

Y: Ne gibi?

G: Şey nasıl söylenir bilmiyorum. Ama okulda çok fena dedikodu yayılmış. Sana bişey olsun istemiyorum.

Y: Anlamıyorum.

G: Sen ve Rüzgar.

Y: Biz. Şey. Aslında ne diyeceğimi bilmiyorum.

G: Bir kız arkadaş bulsan?

Y: Söylediğiniz için teşekkür ederim.

Ne yapacağım ben?

*Büşra*

B: Sen nasıl gidiyorsun eve semih?

S: Otobüsle.

B: Aa bende.

S: Hımmm. Durağa birlikte gidelim o zaman.

B: İyi olur valla bu yolda tek yürümek biraz zor. Şevval de canla gidiyo.

S: onlar sevgili falan mılar? Can elifle çıkıyo sanıyordum.

B: Yok bugün çıkmaya başladılar.

S: Bak elif de orda. Onu da çağırsak mı yanımıza? Uygunsuz falan olur mu? Yoksa başkasıyla mı gidiyordur? Saçlarım nasıl gözüküyor?

İnanmıyorum bu çocuk abayı yakmış sarı yelloza. Şimdi benden tavlama teorisi isterse hiç şaşırmam. Zaten ben beğenmeye başlayınca ya gay oluyo ya başkasıyla evleniyo. Bu ne ya ağlamak istiyorum.

B: Bak o öğretmeni bekliyo.

S: Hm evet beklesek mi?

B: Olmaz. Şimdi senin ona baktığını anlamaması lazım.

S: Sen nasıl anladın?

Evet, o teoriyi istemeden verdiğin için bravo sana Büşra. Aferin.

B: Elin ayağın birbirine dolaşması, küçük kızlar gibi soru fırtınası vb. erkekler kendini hep belli eder.

S: Vay be. Boş zamanlarında anatomi falan mı okuyorsun sen?

B: Hayır psikoloji.

S: Peki, o zaman bana bu kızı nasıl tavlayacağımı söyle. Sana wii alayım?

B: Guitar hero istiyorum.

S: Anlaştık.

Otobüste bildiğin kankeyta olduk. Starbucks tan hoşlanmayan birini daha buldum! Yaşasın işte. Yağmur en yakın arkadaşım olmasıyla birlikte orda yatabilir bence. Neyse bu çocukla da kankeyta olduğuma göre önümüzdeki maçlara bakcaz artık.

*Rüzgâr*

Yağmura araba çarpmış gibi gözüküyor. Tek kelime etmeden merdivenlerden indi. Peşinden takip ettim bende. Noluyo ya?

Y: Öğretmen ikimizi biliyor.

Sonunda konuştuğunda okuldan uzaklaşmaya başlamıştık. Kısa bir şok yaşadım. Yani nasıl olur? Diye düşündüm ve yaklaşık 5 haftadır sürekli birlikteydik. Hiç dikkat etmedik tabii ki olacaktı bu. Lanet olsun. 


 

Eğer okuduysanız yorum yaparsanız sevinirim :)

Chapter Text

 

Bayağı çok klaine yazdım bu bölümde. Açıkcası zaten bir tek onları okumayı_yazmayı seviyorum :D


 

*Büşra*

Bu durum daha ne kadar sürer bilmiyorum ama şu an çok rahatsız hissediyorum. Neden mi? Çünkü yağmurun koluna girmiş saçma bir şekilde yürüyorum. Normalde günde elli defa yağmurun koluna girerdim gülerdik konuşurduk. Ama şimdi üzerimizde baskı var. Tüm okul bizi izliyormuş gibi hissediyorum. Elini tutsam daha samimi gözükebiliriz belki?

B: Hey, bunu yapmalıyız tamam mı?

Haklısınız içimden geçenlerle söylediklerim birbirini tutmuyor. Ama ben böyle yapmasam yağmur her an bayılabilirmiş gibi duruyor. Korkuyorum yani. Rüzgar da bir grup arasından bizi izliyor. Yanında o sarışın kız var. Yağmur eğer gözlerini onun üstünden çekip bana odaklanırsa moda dergileri hakkında çok hararetlice tartışabiliriz.

Y: Üniversite de böyle olacak değil mi?

B: Bunu yaklaşık iki sene sonra düşünsek? Şimdi yeni aldığım GQ dergisini görmek isteyeceğine eminim.

Y: Şaka mı yapıyorsun? Onu almak için ay başını zor bekledim ve sen benden önce mi aldın? Bugün ayın 1’i değil mi ne ara aldın ki?

Kendimi kur falan yapmaya zorlayarak dergiyi sabah okula gelirken aldığımı neden geç kaldığımı anladığını içine bakmak için onu beklediğimi anlattım. Yani şu an kantinde olduğunu unutmuş bir şekilde dergiyi inceliyordu. Dergiyi elinden çektim. Göz kırptım. Anladı galiba çünkü ben dergiye kendimi kaptırmış gibi yaparken o da bana hülyalı hülyalı bakıyordu. Yani sanırsam öyle yapmaya çalışıyordu. Bu çocuğun mimik problemi nasıl geçecek bilmiyorum.

*Şevval*

Ş: Babam bugün evde yok biliyor musun?

C: Baban zaten hergün evde yok çünkü işe gidiyor.

Bu çocuğun zekası neden kıt?

Ş: Yani işte bende evde ders çalışmak için birini arıyordum. Matematiğim biraz kötü de.

C: Benimki de kötü ya. Fizik çalışmak istersen her zaman ben yardım ederim.

Ş:  Tamam çıkışta bize gidiyoruz o zaman.

C: Anlaştık.

*Rüzgar*

Acı çekiyorum sanki. Ona yardım edememek o kadar kötü ki. Onu en iyi ben anlayabiliyorum, yardım etmeliyim ama nasıl? Mesaj çekmek çok mantıklı geliyor. “cesaret” işte bunu yazmalıyım. Çünkü cesur olmalı. Gölgesinden korkmamalı. Hiç kimse böyle bir muameleyi hak etmiyor. Tamam, ben onunla çok geziyorum diye herkes dedikodu tarz başlamış olabilir ama bilirsiniz, bu işlerde genelde tek kişinin başı yanar. Ve yağmur kesinlikle yanan başın benim olmasına izin vermiyor. Çok tatlı bir davranış olmakla birlikte kendini ateşe atıyor olmak bütün tatlılıkları ortadan kaldırıyor. Bütün gün Büşra ile takılmalarını izledim. Yemeye başlamışlardı. Çünkü; burası Türkiye ve bu olaylar her zaman üstü kapanmak için ortaya çıkarılır. Ortaya çıkarıldıktan sonra birisi gelir ve çirkin bulduğu yeri temizlemeye başlar. Arkasından bir başkası bir başka tarafı temizler derken dedikodular geldikler gibi giderler, geriye kalp kırıntıları kalır. Bu arada evet, büyüyünce böyle içimden kurduğum kafiyeli cümleleri büyüyünce şarkı sözü olarak yazıp besteleyeceğim. Çünkü ben süper yetenekli bir şarkıcı olacağım. :D

Böylece bir günün daha sonuna geldik. Eğlenceli bir gün değildi. Hala doğru düzgü konu işleme olayına geçmediğimiz için kulüp toplantısını asmaya karar verdim. Bilin bakalım başka kim asmış? Tabiî ki yağmur. Bütün okul dağıldığı için rahatça yanıma geldi. Önce bakıştık. Benim için sadece bir daha bulamayacağım bir erkek arkadaş mıydı yoksa hayatımın aşkı mı karar veremiyordum.  Ta ki bugüne kadar. İçimde hissettiğim ona karşı olan hisler arkadaşlıktan çok öte. Sarıldık. Bizi ayırmaya kalkan olursa ne türlü saldırırdım bilmiyorum ama şu an hiç bitmesin. Eve gitmeyelim, büyümeyelim, yemek yemeyelim, tuvalete gitmeyelim. Sadece sarılalım. Bütün ömrümü doldurmaya yeter gibi geliyor bana. Neden yetmesin ki? O da beni istiyor mudur ki? Yani bu hisleri sadece ben mi uyduruyorum. Öyle olmamasını umuyorum. Yapabileceğim başka ne olabilir ki zaten.

Konuşmamıza gerek bile yok çünkü konuşmadan anlaşabiliyoruz. Küçükken abimle böyle anlaşırdık. Şimdi yağmurla. Seviyorum onu. Cidden.

*Yağmur*

O mesajı atması, sonra öyle sarılması, sonra el ele yürümemiz. Hepsi süper hissettiriyor. Dünya yansa bile umrumda olmazdı öylece sarılırken. Şimdi otobüs bekliyoruz. İnsanların arasında olduğumuz için mesafemizi koruyarak duruyorduk. Gerçi konuşmuyorduk. Neden konuşmuyoruz bir türlü anlayamadım. Yani bu kadar da sessiz kalmaktan hoşlanmam söz konusu bile değil.

Y: Mesajın olmasaydı bu gün ayakta bile duramazdım.

R: Ben cevap yazmayınca almadığını düşünmeye başlamıştım.

Harbiden neden cevap yazmadım ben?

Y: Şey.. sanırım her helefona baktığımda mesajına bakıp sırıtıyordum, bu yüzden cevap atamadım.

Ben kızardım. O kahkaha attı. Tabii bende gülmeye başladım.

Y: Ben babamın dükkana gidiyorum bugün. Gelmek ister misin?

R: Bende beni tek kalacağımız bir yere davet edersin diye bekliyordum. :D

Y: Evde can var. Annesi var. Akşam babam var. O iş yaş yani anlayacağın. :D

R: Bizimkisi boş. Yani babana gitmen bu kadar önemliyse bilemiyorum.

Söyledikten sonraki kaş kaldırmayı artık aklınızda canlandırın. Tabi başkaları duymasın diye biraz da sessiz konuşuyoruz. :D

Y: Hmm benimde ödevlerim vardı küçük sınıflardan yardım almam gereken. :D

R: İyi bir öğretmen olacağıma söz verebilirim. :D

Y: Göreceğiz bakalım.

Attığım adımı geri çekemezdim. Çok heyecandan tutuldum sanırsam. Tamam daha önce öpüşme koklaşma olmuştu aramızda ama duygularım bu kadar güçlü değildi sanırım.


 

Okuduğunuz için teşekkürler :)