Actions

Work Header

Çünkü; burasi Türkiye!

Chapter Text

 

Bayağı çok klaine yazdım bu bölümde. Açıkcası zaten bir tek onları okumayı_yazmayı seviyorum :D


 

*Büşra*

Bu durum daha ne kadar sürer bilmiyorum ama şu an çok rahatsız hissediyorum. Neden mi? Çünkü yağmurun koluna girmiş saçma bir şekilde yürüyorum. Normalde günde elli defa yağmurun koluna girerdim gülerdik konuşurduk. Ama şimdi üzerimizde baskı var. Tüm okul bizi izliyormuş gibi hissediyorum. Elini tutsam daha samimi gözükebiliriz belki?

B: Hey, bunu yapmalıyız tamam mı?

Haklısınız içimden geçenlerle söylediklerim birbirini tutmuyor. Ama ben böyle yapmasam yağmur her an bayılabilirmiş gibi duruyor. Korkuyorum yani. Rüzgar da bir grup arasından bizi izliyor. Yanında o sarışın kız var. Yağmur eğer gözlerini onun üstünden çekip bana odaklanırsa moda dergileri hakkında çok hararetlice tartışabiliriz.

Y: Üniversite de böyle olacak değil mi?

B: Bunu yaklaşık iki sene sonra düşünsek? Şimdi yeni aldığım GQ dergisini görmek isteyeceğine eminim.

Y: Şaka mı yapıyorsun? Onu almak için ay başını zor bekledim ve sen benden önce mi aldın? Bugün ayın 1’i değil mi ne ara aldın ki?

Kendimi kur falan yapmaya zorlayarak dergiyi sabah okula gelirken aldığımı neden geç kaldığımı anladığını içine bakmak için onu beklediğimi anlattım. Yani şu an kantinde olduğunu unutmuş bir şekilde dergiyi inceliyordu. Dergiyi elinden çektim. Göz kırptım. Anladı galiba çünkü ben dergiye kendimi kaptırmış gibi yaparken o da bana hülyalı hülyalı bakıyordu. Yani sanırsam öyle yapmaya çalışıyordu. Bu çocuğun mimik problemi nasıl geçecek bilmiyorum.

*Şevval*

Ş: Babam bugün evde yok biliyor musun?

C: Baban zaten hergün evde yok çünkü işe gidiyor.

Bu çocuğun zekası neden kıt?

Ş: Yani işte bende evde ders çalışmak için birini arıyordum. Matematiğim biraz kötü de.

C: Benimki de kötü ya. Fizik çalışmak istersen her zaman ben yardım ederim.

Ş:  Tamam çıkışta bize gidiyoruz o zaman.

C: Anlaştık.

*Rüzgar*

Acı çekiyorum sanki. Ona yardım edememek o kadar kötü ki. Onu en iyi ben anlayabiliyorum, yardım etmeliyim ama nasıl? Mesaj çekmek çok mantıklı geliyor. “cesaret” işte bunu yazmalıyım. Çünkü cesur olmalı. Gölgesinden korkmamalı. Hiç kimse böyle bir muameleyi hak etmiyor. Tamam, ben onunla çok geziyorum diye herkes dedikodu tarz başlamış olabilir ama bilirsiniz, bu işlerde genelde tek kişinin başı yanar. Ve yağmur kesinlikle yanan başın benim olmasına izin vermiyor. Çok tatlı bir davranış olmakla birlikte kendini ateşe atıyor olmak bütün tatlılıkları ortadan kaldırıyor. Bütün gün Büşra ile takılmalarını izledim. Yemeye başlamışlardı. Çünkü; burası Türkiye ve bu olaylar her zaman üstü kapanmak için ortaya çıkarılır. Ortaya çıkarıldıktan sonra birisi gelir ve çirkin bulduğu yeri temizlemeye başlar. Arkasından bir başkası bir başka tarafı temizler derken dedikodular geldikler gibi giderler, geriye kalp kırıntıları kalır. Bu arada evet, büyüyünce böyle içimden kurduğum kafiyeli cümleleri büyüyünce şarkı sözü olarak yazıp besteleyeceğim. Çünkü ben süper yetenekli bir şarkıcı olacağım. :D

Böylece bir günün daha sonuna geldik. Eğlenceli bir gün değildi. Hala doğru düzgü konu işleme olayına geçmediğimiz için kulüp toplantısını asmaya karar verdim. Bilin bakalım başka kim asmış? Tabiî ki yağmur. Bütün okul dağıldığı için rahatça yanıma geldi. Önce bakıştık. Benim için sadece bir daha bulamayacağım bir erkek arkadaş mıydı yoksa hayatımın aşkı mı karar veremiyordum.  Ta ki bugüne kadar. İçimde hissettiğim ona karşı olan hisler arkadaşlıktan çok öte. Sarıldık. Bizi ayırmaya kalkan olursa ne türlü saldırırdım bilmiyorum ama şu an hiç bitmesin. Eve gitmeyelim, büyümeyelim, yemek yemeyelim, tuvalete gitmeyelim. Sadece sarılalım. Bütün ömrümü doldurmaya yeter gibi geliyor bana. Neden yetmesin ki? O da beni istiyor mudur ki? Yani bu hisleri sadece ben mi uyduruyorum. Öyle olmamasını umuyorum. Yapabileceğim başka ne olabilir ki zaten.

Konuşmamıza gerek bile yok çünkü konuşmadan anlaşabiliyoruz. Küçükken abimle böyle anlaşırdık. Şimdi yağmurla. Seviyorum onu. Cidden.

*Yağmur*

O mesajı atması, sonra öyle sarılması, sonra el ele yürümemiz. Hepsi süper hissettiriyor. Dünya yansa bile umrumda olmazdı öylece sarılırken. Şimdi otobüs bekliyoruz. İnsanların arasında olduğumuz için mesafemizi koruyarak duruyorduk. Gerçi konuşmuyorduk. Neden konuşmuyoruz bir türlü anlayamadım. Yani bu kadar da sessiz kalmaktan hoşlanmam söz konusu bile değil.

Y: Mesajın olmasaydı bu gün ayakta bile duramazdım.

R: Ben cevap yazmayınca almadığını düşünmeye başlamıştım.

Harbiden neden cevap yazmadım ben?

Y: Şey.. sanırım her helefona baktığımda mesajına bakıp sırıtıyordum, bu yüzden cevap atamadım.

Ben kızardım. O kahkaha attı. Tabii bende gülmeye başladım.

Y: Ben babamın dükkana gidiyorum bugün. Gelmek ister misin?

R: Bende beni tek kalacağımız bir yere davet edersin diye bekliyordum. :D

Y: Evde can var. Annesi var. Akşam babam var. O iş yaş yani anlayacağın. :D

R: Bizimkisi boş. Yani babana gitmen bu kadar önemliyse bilemiyorum.

Söyledikten sonraki kaş kaldırmayı artık aklınızda canlandırın. Tabi başkaları duymasın diye biraz da sessiz konuşuyoruz. :D

Y: Hmm benimde ödevlerim vardı küçük sınıflardan yardım almam gereken. :D

R: İyi bir öğretmen olacağıma söz verebilirim. :D

Y: Göreceğiz bakalım.

Attığım adımı geri çekemezdim. Çok heyecandan tutuldum sanırsam. Tamam daha önce öpüşme koklaşma olmuştu aramızda ama duygularım bu kadar güçlü değildi sanırım.


 

Okuduğunuz için teşekkürler :)