Actions

Work Header

Riskli Mavi

Chapter Text

''Adın ne?''

Ela gözleriyle karşısındaki kocamış dedektifi süzüp gevrek ama güzel sesiyle cevap verdi.

''Olivia.''

'' 'Olivia' mı?Bir soyadın yok mu yani?''

''Hayır.''

Biraz inanmaz bir ifadeyle iç çekip küçük not defterine bir şeyler karaladı.

''Bu durumun 16 yaşından beri devam ettiğini söylemiştin değil mi?''

''Evet.'' 'Yani kendimi bildim bileli.' diye eklemek istedi.

''...ta ki o çöp yığınını evin belleyene kadar?''

''Hayır.''

 Yaşlı adam öncekinden bile derin bir iç çekip genç bayana masanın karşısından birkaç santim yaklaştı.

''Cevapların birbiriyle çelişiyor.''

''Sizin de verdiğiniz söz ve yaptıklarınız birbiriyle çelişiyor.'' Ojeli ama bakımsız görünen elini açıp havada bir süre tuttu. ''Sadece 5 dakikanızı alacağını sanıyordum.''

''Eğer bizi uğraştırırsan süreyi kendi kendine uzatmış olursun.Şimdi,baştan alalım.''

Kız kocamış herifi dinlemiyordu.Gözlerinin önünden yarım saat öncesini-şu anda özlediği en yakın zamanı- film şeridi gibi geçiriyordu.

-Yarım saat önce-

Tanıdık bir sesle,evine sadece akşam saatlerinde mola için uğrayan çapkın yan komşunun düdüklü tenceresinin sesiyle uyanmıştı.Yemek yine taşacaktı.Ama endişelenmesine gerek yoktu,çünkü orada yediği her yemeğin içinde en az 1 bardak su koyardı.İşleri kötü giderse 2.İşsiz kalırsa 3.Nasılsa bir süre sonra su taşacak ve altındaki ateşi kendiliğinden söndürecekti.

 Hem komşusu burada yaşadığını bile bilmiyordu ki?Neden birden bire ortaya çıkmak istesin?

Normal insanlar da bu şekilde mi uyanıyordu?Kağıt inceliğindeki duvarların arasından geçen seslerin eşliğinde?Sanmıyordu.Heralde fark etmeden geri yatarlardı.

 O öyle değildi.Hiçbir sese,asla alışamıyordu.

Aslında alışamamasından değil.Hiçbir yerde 2 haftadan fazla kalmadığından ortamları hemen unutabilme yetisine sahipti.

Bu en uzunuydu galiba.Ne kadar olmuştu?3 hafta.Ve 4 gün.

Neredeyse bir ay.

Sabahın verdiği uyuşukluk hissiyle tozlu yataktan doğrulup banyoyu bulmaya,uzun koridorun ağzından kısa bir keşfe çıkmadan önce yatağın yanındaki aynanın üzerindeki kağıdımsı örtüyü açtı.

Her zamanki gibi çok güzel,ancak aşırı derecede pasaklı görünüyordu.

Yıllar önce açık maviye boyattığı düz saçları tatlı yüzünü çevrelemişti.Ela gözlerini süsleyen orta boy kirpiklerinin makyaja hiç ihtiyacı yoktu.Dudaklarıysa küçüktü;ama doğal,kızarık renklerinden olduğundan daha geniş ve dolgun görünüyorlardı.Alt olanın üzerindeki,inciye benzer piercingi ise kendi elleriyle yapmıştı,ancak doğallığını yine de bozmuyordu.

 Gözlerini başının yörüngesinden çıkarıp santim santim aşağıya indirdi.İnce ve orantılı bir vücudu vardı.Beli dar,göğüslerinin hizasında biten bir genişliğe sahipti.Bacaklarıysa kollarıyla neredeyse aynı genişlikte,ancak daha uzun ve dolgundu.

Bir süre aynayı inceledi.Dışı altın renginde bir çerçeveyle kaplanmıştı ve henüz bozuklukları belirleşmeye bile başlamamıştı.Son bi kez gözleriyle tamamen süzüp örtüyü geri örttü.

Bu son evden gerçekten memnun kalmıştı.Kime aitti bilmiyordu,ama her kimse bu evi yıllar önce terk ederek büyük bir iyilik yapmıştı.

Aslında bu onların iyilikseverliği değildi.Bir keresinde komşusunun kapısının eşiğinde bir kadınla konuşmasını duymuştu.Anlattığına göre bu evin sahibi aile,2 yıl önce bir otomobil kazasında ölmüştü.Cesetleriyse bundan 13 gün sonra,Edirne'deki ücra bir yolun ortasında bulunmuştu.Bu yüzden bu küçük evi almaya kimse gelmezdi.

Hayaletlere inanmazdı.

Ama inanmak isterdi.

Nasılsa ailesi de onlardan biriydi.

 

Evi incelemeye gelen polisler,her şeyi yerli yerine bıraktığı için onlara içten içe teşekkür ediyordu.Yoksa burada yaşamak biraz daha zor olabilirdi.

Tertemiz kalmış salonun kapısından geçip televizyonun yanındaki müzik çaları son ses açtı.Her kim yaşadıysa,gerçekten geniş yelpazeli bir müzik zevki vardı.Rumeli müziklerinden halaylara,her şey çıkıyordu.

Bacağını bir şeyin tırmaladığını hissetti.

Yine o.

Tüylü yüzünün arasından çıkmış cam gözlerini ona dikmişti.

''Pislik?'' Yavruyu kucağına alıp biraz sevdi. ''Dans etmek istiyorsan ben her zaman varım.'' Kediyi kucağında sıkı sıkı kavrayıp oynamaya devam etti.

Bu kedi,evin eski mensuplarından birinindi.Büyük ihtimalle en gencinin.Sağlıklı bir melezdi,ancak araba kazasından sonra uzun bir süre yemek yemediğinden aç kalmıştı.Kız onu bulduğunda polislerin bıraktığı mama çürümüştü ve kedinin kaburgaları neredeyse belli oluyordu.Ve boyu...O kadar küçüktü ki 2 haftalık olmasına rağmen yeni doğmuş bir yavru gibi gözüküyordu.

Eve girer girmez kediyi kucağına alıp nasıl mutfağı talan ettiğini ve en sonunda şırıngayla süt verdiğini,ama biraz emdikten sonra nasıl geri çevirdiğini hatırlıyordu.O anda ağzından ''Pislik.'' lafı çıkmıştı.Bu lafa gülmüştü,çünkü kedi o kadar sevimliydi ki,kimse onu aşağılamaya kıyamazdı.

Gel zaman git zaman,kedi öz adını unutmuştu.Artık yeni sahibinin koyduğu ada uyuyordu ''Pislik''.

Danslarını kapının eskimiş zili bozdu.Yüzünde donuk bir ifadeyle kediyi yere bırakıp kapıya koştu.Korkudan donmuş ilikleriyle kapıya uzanıp kilidini çevirdi.

Korkmakta haklıydı.

Kapıda elinde rozet tutan bir adam bekliyordu.

Kedi salonun kapısından genç hanımın ayağına gelip sürtündü.Şu anda bunun zamanı değildi.

Sahibi arkasını dönmüştü.Yüzünde bir acı vardı,ama kedi,bundan çok bileklerine takılan demir şeye dikkat etmişti.Sonra kapıdan ilerlemelerini izledi.

Bir süre sonra genç kadın,polis arabasından derme çatma evi izledi.İşte,bir kez daha henüz ''Evim.'' bile diyemediği bir yerden koparılıyordu.

Oradan uzaklaşırken bunu daha ne kadar tekrar edeceğini düşünüyordu.