Actions

Work Header

Not Ruined My Life (Hayatımı Mahvetmedi)

Chapter Text

Ertesi Sabah

Quinn, gözlerini kırpıştırdı ve etrafına baktı. Yabancı bir ev, yabancı bir yatak. "S.ktir" diye fısıldadı hınçla. Başını iki yana hızlıca salladı. İçki mi içmişti yoksa? Oysa ki tek hatırladığı şey Puck'tı. O ve Puck öpüşmüşlerdi ve biraz içki içmişlerdi ama çok az. Hatta Puck ona istemediği bir şey yapmayacağına dair söz bile vermişti. Ama şimdi... Başını yanına çevirdi ve Puck'ın uyuklayan görüntüsüyle burun buruna geldi. Puck'ı dürttü, fakat Puck ona bakmadı bile. Uykuya devam ediyordu. Quinn, daha hızlı bir şekilde Puck'ı dürttü ve Puck gözlerini hafifçe aralayıp "Ne?" dedi.

"Ne? Ne öyle mi? Ne olduğunu sana söyleyeyim seni pislik zavallı! Bana söz vermiştin! İstemediğim bir şey yapmayacaktın. Söz vermiştin Noah!"

"İlk olarak, bana Noah denmesini istemiyorum, bunu biliyorsun. İkinci olarak da sana istemediğin bir şeyi zaten yapmadım. Hatırlamıyor musun?"

"Neyi?"

"Kendine bile benden hoşlandığını itiraf ettiğini, Quinn. Tanrım,o son içkiyi içmene her şekilde engel olmam gerekiyordu değil mi?"

"Belki. Puck, beni dinle. Bu olaya kimseden bahsetmeyeceksin. Hiç kimse, asla bilmeyecek. Değil mi? Söz ver."

"Bahsetsem elime ne geçecek ki?"

"Puck Finn'e değer veriyorum bana söz ver! Hemen."

"Ama dün gece be-"

"Puck bana söz ver!"

"Lanet olsun tamam. Söz."

"Unutma, eğer sözünü tutmazsan beni pişman edersin. Ve, ben o kadar aptalım ki, seninle olabileceğime inandım. Bunu sadece... sadece bir şey olarak görmedim, ben ilişki olarak düşünmüştüm. Tanrım."

"Neden olmuyor ki Quinn? Olmayacağını nereden biliyorsun?"

"Ben Finn'i seviyorum. O senin en yakın arkadaşın, benim sevgilim. Bugünü unuturuz ve hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam ederiz, işte bu kadar Puck. Senin duygusal bir şey düşünemeyeceğini herkes biliyor."

Puck omuz silkti "Böyle istiyorsun demek, peki."

~

Ertesi gün, okulda.

Finn, Quinn'e doğru ilerledi ve gülümseyerek "Günaydın. Dün seni defalarca aradım ama açmadın. Film izlemeye gidelim, diyecektim."

Quinn içinde kabaran müthiş büyük bir suçlulukla Finn'e baktı. "Harika bir teklifmiş, sanırım şarjım bitti sandım ve telefonumu dolabımda unutmuşum. Bilrisin ya, her zamanki unutkanlığım işte."

"Sen asla unutmazsın. Neyse, antrenmanın var mı?"

"Evet. Koç Sylvester her gün formda olmakla alakalı şeylere çok önem veriyor. Ayrıca şu Glee kulübü provaları da var."

"A, doğru. Peki akşam sekizde Breadsticks'e ne dersin?"

Akşam sekizde Breadsticks çok tanıdıktı. Bir gün önce bu saatlerde Puck'ın ona bu teklifi yaptığını düşünerek daldı Quinn. Geceyi düşündü. Puck ile tartışmak bile ona iyi gelmişti. Onun ukala ve serseri davranışları onu içten içe gülümsetiyordu bile. Gözlerini yukarı dikti ve içindne ona kadar saydı. Ne yapacağını bilmiyordu. Hem de hiç.

"Bilmiyorum. Bugün biraz garip hissediyorum. Aslında sanırım karnımda bir yumru var, sanki yumruk yemiş gibiyim. Anladın mı?"

"Elbette. Ama pek iyi görünmüyorsun istersen akşamı erteleyelim ve bir revire git? İyi gelebilir."

"Gerek yok. Çok fazla piramidin tepesinde durmaktandır. Amigo kız ağrıları işte, anlarsın ya. Çok esnek olmak için çok ağrı çekmek gerekiyor."

Quinn hızlı hızlı konuşuyor ve yalanı ortaya çıkmasın diye çok çaba sarf ediyordu. Finn ise bir gariplik olduğunu anlamış olmasına rağmen susuyordu. Çünkü Rachel'ın ona gösterdiği ilgiden Quinn'in haberi vardı ve durumu yokuşa sürmek en son isteyeceği şeydi.

Quinn hızla İspanyolca sınıfına daldı. Arkasında hala Finn'in öylece durduğunu görünce ona döndü ve güldü "Sen artık gidebilirsin Finn. Başımda beklemene gerek yok. Ben iyiyim."

Finn, ne yapacağını bilemeden birkaç başarısız el kol koyma girişiminde bulundu ve ardından "Şey, hm, tamam öyleyse. Ben gidiyorum. Provalarda görüşürüz." dedi ve sınıftan çıkıp kendi matematik sınavına doğru yürümeye başladı.

~

Glee Provasında

Santana ve Mercedes bir köşede birbirlerine bağırırlarken Kurt evden getirdiği aynasıyla kendi kendine poz veriyordu. Artie ile Tina şarkı söylemek için kendilerini yırtıyorlardı. Tam da bu sırada Finn baterinin başında Rachel ile solosu için en uygun notaların üzerinden tekrar geçmenin faydaları hakkında sohbeti koyulaştırmıştı bile.

Quinn içeri girdiğinde herkesin bir işle meşgul olduğunu görüp sevindi. Sanki her an biri çıkıp, "Seni s.rtük! Erkek arkadaşının en yakın arkadaşını nasıl ayartırsın?" diye bağıracakmış gibi geliyordu. Fakat kimse böyle bir şey yapmadı. Hatta Puck içeri girdiğinde Quinn dışında kimse aşırı bir tepki göstermedi bile. Quinn ise oturduğu sandalyeyei öyle bir tekmeledi ki az daha düşüyordu.

Puck ile sessizce anlaşabilmek onun sevdiği bir şeydi. Evet, Puck çoğu zaman anlayışsızdı, Puck'ın birine aşık olması için, sevmesi için zaman gerekiyordu fakat Quinn ayıldıkça önceki gece aklında iyice netleşmişti ve Puck ile Breadsticks'te ne kadar güldüğünü de çok iyi hatırlıyordu. Sanki üç koli çikolata yemeden salgıladığı mutluluk hormonu tavan yapmıştı. Ki amigolara çikolata yasaktı.

Puck, Quinn'in yanındaki sandalyeye doğru yürüdü ve oturdu. İnsanlara laf atıp güldü. Kurt için birkaç aşağılayıcı cümle söyledi ve başını geriye atıp "Sanırım kafam çatlayacak!" dedi. Quinn imalı imalı ona bakınca da, "Ne? Dün gece çok içmişiz!" dedi.

Finn Puck'ın dediğini duymuştu. Quinn çok garip davranıyordu ve Puck ise, o içmekten mi söz etmişti? Birlikte? Quinn ve Puck'ı birlikte birer bira devirirken hayal ettikçe içini bir sıkıntı basıyordu. Rachel'dan izin isteyip, yanlarına gitti. "Sen içkiden mi söz ettin? Siz dün buluştunuz mu?"

Quinn Puck'ın ayağına yanlışlıkla olmuş süsü vererek bastı ve Puck'ın serçe parmağında muhtemel bir morluk oluştu. Ardından gülümseyerek Finn'e döndü ve "Finn, sen neden bahsediyorsun? Puck ve sizin futbol takımından birkaç çocuk dün gece çılgın şeyler yapmışlar. Hepsi de bu." dedi.

Bu seferlik durumu kurtarmıştı çünkü hem Finn çok saftı hem de Quinn harika bir aktristti. Yalan söylediğini kimse anlamamıştı. Kendini bu konuda yeterince kötü hissederken bir de yalanının ortaya çıkmasını istemezdi.

Puck, Finn gittikten sonra ona döndü ve "Neden ona söylemiyorsun? Sadece söyle!" dedi.

Quinn yorum yapmadı ve Bay Schuester içeri girdikten sonra ölüm sessizliğine gömüldü adeta. Bitişi bildiren zil çaldıktna hemen sonra da koşar adım dolabına yürüdü. Finn'e güle güle bile dememişti oysa. Puck ise hemen arkasında onu takip ediyordu.

"Fabray! İngilizce sınıfında seni bekliyorum. Konuşmamız gerek." diye bağırdı ardından. Quinn duymamış gibi yaptı. Ne konuşacaklardı ki? Finn'e olan ihanetinin ne kadar adice olduğunu mu? Hayır bunu duymaya ihtiyacı yoktu.

Yine de büyük bir merakla İngilizce sınıfına girdi ve Puck'ı bir sıraya tünemiş halde buldu.

"Ne var Puck? Bir hataydı diyorum neden anlamıyorsun!"

"Benim için değildi. Ben seni... O sözcüğü söylediğim ilk kız sensin adamım. Seni seviyorum."

Quinn gözlerini kırpıştırdı. Başını kendine gelmek istercesine iki yana salladı. Az önce Puck onu sevdiğini mi söylemişti? Ve tekrar aynı anı yaşadı. Puck'ın yüzü, gözleri, dudakları... Geçen defa da bunu hissetmişti. Puck ona doğru bir adım attı. Quinn tedirginlikle geri çekildi.

Puck da durdu. Artık ona yaklaşmayacaktı, istiyorsa adımı Quinn atabilirdi. Bir süre bakıştılar, ardından ikisi de aynı anda bir hamle yaptılar ve dudakları buluştu.

Bu küçük sırlarına ortaklık eden biri daha vardı halbuki. İngilizce sınıfının kapısında duran Mercedes.