Actions

Work Header

Not Ruined My Life (Hayatımı Mahvetmedi)

Chapter Text

 

Quinn Fabray aynadaki yansımasına baktı, amigo üniformasının yakalarını şöyle bir düzeltti. Atkuyruğunu üçüncü kez kontrol ettikten sonra arkasına döndü ve tuvaletten çıktı.

Bütün okulun dikkatini çekmeyi her zaman başarmıştı, bu yüzden o tuvaletten çıkar çıkmaz, gözler ona çevrildi. Yaklaşık iki yüz çift göz karşısında, büyük bir umursamazlıkla dolabına doğru yürüdü. Metal kapağın üzerindeki şifreyi tuşladı ve kilidi açtı. Birden, dolabın sol tarafına birinin yaslandığını hissetti.

Noah Puckerman. Her zamanki gibi. Sevgilisi Finn Hudson'ın en yakın dostuydu ve elbette Quinn ile toplum için de baş belasının tekiydi. Çocukları çöp kovalarına sokmak, insanları topluluk içinde küçük düşürmek, en büyük hobilerindendi. Şey, çöp kısmını çıkarırsanız aynı Quinn gibi yani.

"Tanrı aşkına Puck, derdin nedir?"

"Bilmem. Sence de çok sıkıcı değil mi? Okul, futbol takımı bile sıkıcı. Sonuçta kaybedip duruyoruz. Kimse kaybetmek için oynamaz, değil mi? En azından bizim takım dışında. Hem, sen bile amigoluk yaptığın takıma inanmıyorsun güzelim."

"Tamam, hepsinden önce, şu güzelim lafından tiksindim. Ve ikinci olarak da, amigolar takımdan daha başarılı olabilir, bunu hazmedemiyorsan iyi oynamalısın Puckerman."

"Seninle tartışmak harika, Fabray. Akşam, Breadsticks?"

"Efendim? Şey unutuyor olabilirsin ama ben Finn'in kız arkadaşıyım. Dostun, arkadaşın. Bir şey ifade etti mi?"

"Saat sekizde orada olurum."

~

Quinn, nedenini bilmeden kendini Breadsticks için hazırlanırken buldu. Elbette amigo kız üniformasını giyecekti fakat ayakkabı olarak ne seçmesi gerektiğine bir türlü karar veremiyordu. Canı cehenneme, diye düşündü bir an. Bu Puck değil mi sonuçta? Onun için hazırlanacak değilim ya. Eline geçen ilk spor ayakkabıyı giydi.

Breadsticks, evlerine oldukça yakında ve yürüyerek de gidebileceği halde, bir taksi tutmayı tercih etti. Taksi, Breadsticks'e doğru yol alırken başını arkaya doğru yasladı ve pencereden dışarı baktı. Bu yemeğe neden gidiyordu? O pislik Puckerman'dı işte? Onu tanıyordu, biliyordu, ne biçim biri olduğundan emindi. Fakat yine de taksiyi durdurup inemiyordu işte. Yol almaya devam ediyordu. Breadsticks'in kapısının önüne geldiğinde ücreti ödeyip taksiden indi ve içeri girdi.

Rahat bir mekandı Breadsticks. Şık sandalye ve masalara karşılık oldukça basit çorbalar ve ana yemekler vardı. Quinn, bir masada oturmuş etrafındaki kızları kesen Puck'ı fark ettiğinde kaşlarını çattı ve kendi kendine güldü. Burada olması çok gülünçtü. Omzunu silkti ve Puck'a doğru yürümeye başladı.

Puck elini Quinn'e doğru salladı ve onun karşısına oturmasını bekledi. Quinn, tam da beklediği gibi hemen karşısındaki sandalyeye oturdu. Soğuk bakan ela gözleri, her zaman başının üzerinde sıkıca toplanmış at kuyruğuyla adeta bir peri gibiydi. Oldukça huysuz bir periydi ama olsun.

"Çok güzel görünüyorsun, Quinn."

"Evet, ve sen de çok çapkın görünüyorsun Puck. Tek niyetinin okuldaki kızlarla düşüp kalkmak olduğu düşünülürse, oldukça da masumsun."

"Peki, neden bu kadar soğuk olduğumuzu sorsam?"

"Puck peki bir şey sormasan ve sadece beni neden buraya çağırdığını söylesen ve sadede gelsen, ben de çabucak gitsem artık?"

Puck, Quinn'in hırsla yumruk yaptığı eline uzandı ve tuttu: "Hiç ikimiz hakkında düşündün mü, Fabray?"

Quinn "Seninle ilgili ne düşüneceğim, Puckerman?"diye söylendi.

"Bak, gözlerini kaçırmasan ikimizin arasında delicesine bir elektrik akımı olduğunu hissedebilirsin. Ben seni istiyorum, Fabray."

Quinn gözlerini devirdi. "Senin kitabında 'sevmek' diye bir şey yok, değil mi?"

Puck ellerini iki yana açtı "Şey, üzgünüm ama benim de sınırlarım var, elbette bir süre 'takılırsak' aramızdaki elektrik sevgiye, dönüşebilir."

"Peki Finn? Onu boş verecek kadar adisin? Öyleyse beni unutacak kadar da adisin."

"Hadi ama, Finn umurunda olsaydı bugün burada oturuyor olmazdın değil mi Quinn? Onu aslında sevmiyorsun bile."

"Kes sesini Puck! Sen böyle konuşmaya nasıl cüret ediyorsun? Neye dayanarak ya? Sen kim olduğunu sanıyorsun, ben gidiyorum."

Quinn ayağa kalktı ve hırsla kapıya doğru yöneldi. O anda hiç beklenmedik bir hızla Puck da ayağa kalktı ve Quinn'in bileğini kavradı. Quinn başını çevirdiği anda Puck'ın dudaklarına ne kadar yakın olduğunu gördü.

O ela gözler... Öpülesi dudaklar... Eşsiz hatlar ve mükemmel bir kemik yapısı... Ve umursamaz halleri, serseri davranışları. Onu öpmeyi istiyordu. Quinn uzandı ve Puck'ı öptü.

Puck, elbette itiraz etmeyecek ve bir sonraki aşamaya geçecekti "İstediğini biliyordum," diye mırıldandı Quinn'in kulağına.