Actions

Work Header

The Other Face Of War

Chapter Text

 

 

 

Story Notes:

Herkese merhaba,

Ufak bir kaç hatırlatmam var önemli olarak;

-Hikaye, 6.sınıfı anlatıyor. hikayemde sirius, cedric ölmedi. 

-Fred ve George Ron'dan 2 yaş büyük değil, sadece 1 yaş büyük ve kaldıkları için onlarda 6.sınıfta.

-Slash düşünmüyorum. (çiftlerde değişikler olucak. )

-Hikayem Au'dur.(Tema, savaş ve sosyal çevre üzerine kurulu)

 


 

 

Author's Notes:

Bu bölümü tanıtım bölümü olarak düşünebilirsiniz. Olaya az da olsa giriş yaptıysam da biraz anlatmak istedim. 

Hikayemin bölümleri kısa olarak gelecek, nedeni fazla yazınca canım sıkılıyor. kısa olsun öz olsun. 500 kelimeyi düşmeyiceğim. :))

slash düşünmesemde, benimle hala konuşmayan arkadaşım yüzünden az da olsa olabilir. uyarmadı demeyin. 

Aşk, pek göremesenizde olucak. Aşk olmadan hikaye mi olur.

Neyse, ilk bölümle karşınızdayım. 

Gelecek bölüm, bölüm sayımı ilerlettiğimde gelecek. yani elimde bölüm olmadan eklemeyi istemiyorum.

(iyi okumalar...)


 

 

Günlerden neydi bugün?

Salı? Çarşamba? Aynı günler aynı düzen ve aynı monotonluk.

Hogwarts yine rutin bir Salı gününü yaşamaya hazırlanıyordu. Sadık ev cinleri kahvaltıyı hazırlamış, Son hazırlıklarını tamamlarlarken; öğrenciler yatakhanelerinde 1-2 dakika daha uyumanın hesabını yapıyorlardı. Profesörlerden bölüm başkanı olanlar, bölüm binalarınının ortak salonunda öğrencilere bağırıp, kalkmalarını söylüyorlar kalkmayanları ise Filch ile cezaya bırakmakla tehdit ediyorlardı. Gerçi her sabah bu tehditler olduğundan çoğu öğrenci buna aldırış etmez uykusuna devam ederdi, hal böyle olunca öğretmenler öğrencilere basit bir ‘Aquamenti' ile sırılsıklam bırakıyor böylelikle öğrenciler sabah duşunu da almış oluyorlardı.

Harry, Öğrenci başkanı olarak erken kalkmak zorunda ve Cedric ile birlikte herkesin kahvaltıda olduğundan emin olmak zorundaydılar.

Harry bu sene 6. Sınıfa başlamış, hayatın ona oynadığı oyun sayesinde duygularını dışa vurmayan, bazen bir hayalet gibi bazense de kararlı ve güçlü yapısıyla dikkat çeken içine kapanık biri haline gelmişti. Hermione'ye  göre eskiden Harry'i çözmek kolaydı ama şimdiye baktığında Harry, Pandora'nın kutusu gibi içinde ne barındırdığını bilinmeyen, bir yapıya sahipti.

 

Harry, son 1 yıldır Ron ve Hermione'den iyice uzaklaşmış, genellikle yalnız takılan biri haline gelmişti. Bu durum Ron ve Hermione'yi endişelendirse de, Dumbledor'un onlarla olan konuşması yüzünden Harry'i rahat bırakıyorlardı.

Harry, Geçen yıl esrar dairesinde olanlardan sonra herkesten biraz daha uzaklaşmış,  Sirus'u, arkadaşlarını ve ona güvenen herkesi kaybetme düşüncesi yüzünden kararlarını içinde alan biri haline gelmişti.

Sirius ölmemişti. Ölseydi belki de Harry, bunca acıya dayanamaz ölürdü sonuçta ölmemişti ama değil mi? Onun tek akrabası, babasının en yakın arkadaşı, vaftiz babası hala ayaktaydı;  ona uzakta olsa nefes alıyordu, tıpkı arkadaşlarının aldığı gibi.

Harry, 10 dakikadır baktığı aynadan gözlerini ayırıp; masanın üzerinde ki pörşömenleri  basit bir ufaltma büyüsü ile ufaltıp cebine yerleştirdikten sonra odasından çıkarak büyük salona doğru yol aldı.

Harry, büyük salona girdiğinde onu karşılayan sonbaharın açık yeşilliği oldu. Büyük salon'un tavanından aşağı doğru uçuşup tam yere 2 metre kala yok olan sararmış yapraklar olmayan rüzgarın etkisiyle dans ediyor, sonra da aheste aheste süzülüyordu.

Harry, Slytherin ve Rewenclaw masalarının ortasında yer alan Gryffindor masasına ilerlerken çevresinde ona günaydın diyen öğrencileri ufak bir baş hareketiyle selam verip yerine doğru yol aldı.

Harry, Hermione'nin yanına otururken kısa bir ‘günaydın' faslından sonra tabağına aldığı kahvaltılıkları sessiz bir şekilde bitirmeye çalışırken hemen karşılarında oturan Ron'dan sessiz bir küfür duyar.

Hermione, elinde ki çatalı tabağına koyarak bakışlarını Ron'a doğrultur, "Ne oldu?"

"Unuttum."

"Neyi?"

Ron, ağzında hızla çiğnediği lokmayı yutarken az daha boğulması tehlikesi geçirse de Hermione'nin verdiği suyla biraz da olsa kendine gelir.

"Neyi olacak ödevi, bugün Salı ve ilk ders iksir-"

"Ve sen, Snape'in 2 hafta önce verdiği ‘Yeni Dünya' ödevini yapmayı unuttun öyle mi? Eh! Pes doğrusu Ron, 2 haftadır aklın nerdeydi?"

"Ben bugün pazartesi zannediyordum. Salı değil!"

İlgisizce kahvaltısına yoğunlaşan Harry, hülyalı bakışlarla etrafı süzdükten sonra, "Benimkini al."

Hermione, "Harry, hayır!"

Ron'un gözleri bir anda ilgiyle parlasa da, gözlerinde ki ışığın sönmesi uzun sürmedi.

"Olmaz abi."

Harry, elini boş ver dercesine sallayıp, "Nasıl olsa benimle uğraşacak bari senle uğraşmasın"

Hermione, "Harry, O senin ödevin hem se-"

Harry, Hermione'nin sözünü keserek, "Ben ödevimi Ron'a veriyorum. Konu kapanmıştır."

"Abi saçmalama"

"Esas siz saçmalamayın, Snape  benle her ders uğraşıyor zaten bu onun rutini gibi."

Ron gülerek, "Senle uğraşmasa günü iyi geçmez onun."

Harry, ‘doğru' diyerek hafifçe güler, "Bende seninle uğraşmasını istemediğim için ödevimi sana veriyorum."

Hermione, "Ama Harry cezaya kalacaksın."

Harry, "Sanki kalmadığım şey, önemli değil Hermione.  En fazla Ödül odasının tozunu alırım 1 aydır daha orasını temizleyemedim, içimde kaldı."

Hermione, ‘Eh'lerken ikizlerin biri Harry'nin yanına diğeri de Ron'un yanına geçer.

Fred, "Sabah-ı şerifleriniz hayırlı olsun."

Ron, "O ne be?"

George, "Türk kültürüne merak saldık."

Hermione, "Türk mü? Türkleri nerden biliyorsunuz?"

Fred, "Sır bebeğim." Fred kolunu Hermione'nin omzuna atarak yanağından bir makas alır.

George, "Onu bırakında ilk ders, Snape'in değil mi?"

Ron sırıtarak, "Evet, sahi siz kalmasaydınız son seneniz olacaktı. Ve haftada 3 saat iksir dersiniz olacaktı 6 değil."

Fred iç çekerek , "Flitwick'e yaptığımız şakadan sonra Dumbledor ve McGonagal affetmedi."

George sırıtır, "Ama olsun, kalmasaydık Snape'in Harry'e yaptığı işkencelerini nasıl görecek ve eğlenecektik."

Harry, ‘çok komik' derken Fred ve George el çakışır ve gülerek yerlerine otururlar.

 

 

 

 

End Notes:

Hop!

Bir okuyucu gördüm sanki!

Yaz tatili, işiniz yoktur eminim. 

ufacıkta olsa "Emeğine sağlık" deseniz bile yeter. 

ama deyin yaw cidden. 

Ya da çok berbat olmuş deyin. yerden yere vurun beni. 

Ama yorum atın :)) 

Neyse, yorum atamasanız bile canınız sağolsun. :))