Actions

Work Header

Welcome to The Family

Chapter Text

The Spell by VeryDalek

Caroline, Stefan'la Lexi'nin Amerika turuna çıktığı, Damon'la Elena'nın New York'a yerleştiği günden beri Jeremy ile Salvatore köşkünde tek başına yaşıyordu. Ve sadece bir hafta önce Jeremy'de ablasının yanına New York'a taşınmıştı. Caroline koskocaman Mystic Falls'da Klaus ve Rebekah ile sıkışıp kalmıştı.

Tyler geri dönmeyi reddetmiş ve yeni bir ailesi olduğunu söylemişti. Bonnie öldükten sonra ne kadar denerse denesin bir türlü eskisi gibi olamamıştı. Caroline haftalar boyunca ağlayıp sızlanmış fakat arkadaşlarının azimli çabalarından sonra kendini azda olsa toparlamıştı. Şimdi kocaman köşkün içinde yapayalnız oturmuş yanan şömineyi izliyordu. Tam yeniden dalıp gidecekti ki telefonu çaldı. Koltuğun diğer ucundaki çantasına uzanıp telefonunu çıkarttı, arayan Jeremy'di.

"Efendim Jeremy?" dedi Caroline sakin bir sesle.

"Caroline, hemen şehirden çıkmalısın," fakat Jeremy'nin sakin olduğunu söylenemezdi. Sesi korkmuş ve endişeli çıkıyordu.

"Sakin ol Jer, ne oldu?" Caroline ayağa kalkıp odanın içinde yürümeye başladı.

"Az önce Bonnie ile konuştum," dedi Jeremy. Caroline o anda içinde kocaman bir boşluk ve kıskançlık hissetti. En çok ihtiyacı olduğu zamanda Caroline'ın Bonnie ile konuşamaması haksızlıktı. "Bir grup cadı güçlü bir büyü hazırlığında. Bir mil içerisinde ne kadar vampir varsa istisnasız ölecekler. Kökenlerın kasabada olduğunu biliyorlar, çıkın oradan!" diye devam etti Jeremy.

"Tamam, ben hallederim." Caroline şaşkınlıkla telefonu kapatıp apar topar evden çıktı ve arabasına bindi. Hızla Klaus'un malikânesine doğru sürdü.

Evin bahçesine girip arabayı park etti ve koşarak içeri girdi. Klaus salonda oturmuş resim çiziyordu. Caroline'ın geldiğini duyar duymaz başını kaldırdı. "Caroline, bu ziyeretini neye borçluyum?" dedi gülümseyerek.

Caroline bir anlığına donup kaldı, buraya o kadar aceleyle gelmişti ki ne için geldiğini bile unutmuştu. Yüzünde şaşkın ve korkmuş bir ifade vardı. Oda loş ışıklı olsa bile Klaus'un kızın yüzündeki ifadeyi anlaması uzun sürmemişti. Endişeyle yerinden kalkıp Caroline'a doğru yürüdü.

"Caroline, iyi misin canım?" dedi endişeyle.

Caroline hemen kendini toplarlayıp, "Klaus hemen şehirden çıkman gerekiyor" dedi.

"Anlamadım?" Klaus'un sesi boğuk çıkmıştı.

"Az önce Jeremy aradı ve Bonnie'den öğrendiğine göre şehirde bir grup cadı güçlü bir büyü yapacaklar. Bir mil içerisindeki bütün vampirler ölecek. İstisnasız." Caroline Klaus'un konuşmasına izin vermeden son kelimesi üstüne basarak söylemişti.

"Burada olduğumu biliyor olmalılar." Klaus burnundan soluk alıp veriyordu.

"Evet ve hemen şehirden çıkmazsan öleceksin." Caroline Klaus'dan daha endişeliydi.

"Bana neden yardım ediyorsun ki?" dedi Klaus. Soruyla biraz keyiflenmişti ve Caroline'ın cevap veremeyeceğını umuyordu.

"Çünkü sen bir kökensin, sen ölürsen devamında getirdiğin herkes ölecek buna..." Caroline biran duraksadı, "buna bende dahilim. Ve sanırım her ne kadar tehlikeye sen atmış olsan da beni iki kez kurtardığın için sana borçluyum," diyebildi en sonunda.

"Benimle gel." dedi Klaus ani bir şekilde.

"Ne?" diye inledi Caroline.

"Benimle birlikte New Orleans'a gel. Benim şehirden gitmem senin kalıp ölmeni değiştirmeyecek. Burada güvende olmayacaksın, ben gittiğimde seni koruyacak kimse kalmayacak. Benimle birlikte New Orleans'a gel."

Klaus, Caroline'ın ellerini tutup kızın gözlerine baktı. Adeta yalvarıyor gibiydi. Caroline ise daha çok dikkatini odanın öteki tarafına vermişti,"Peki," dedi. "Tamam, seninle geliyorum."

 

End Notes:

İlk hikayem yorumlarınızı bekliyorum :)) Bu biraz giriş bölümü oldu ikinci bölümde hikaye ana konusuna ulaşacak.