Actions

Work Header

Dead Hearts

Work Text:

 

 

 

Story Notes:

Hikaye Hansel ve Gretel'ın 25 yaşlarında olduğu bir zamanda geçiyor. Mekan küçük bir kasaba. 

Lilian; 23 yaşında. Ve belirli zamanlarda, çeşitli şekillerde karşısına çıkan silüetlerle hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Anne ve babası o çok küçükken ölmüş, evlatlık verilmiş bir kız kardeşi var. Kızıl saçlı, mavi-gri gözlü, orta boylu ve zayıf. Genelde neşeli tavırlara sahip olsa da bu silüetler onu ziyaret ettiğinde tamamen karamsarlaşıyor ve saldırganlaşıyor. Silüetlerle bir yıldır uğraşıyor. 

 

Yorumlarınız benim için çok değerli. Ve pohpohlayıcı yorum değil, yapıcı yorum her zaman daha iyidir. Eleştirmekten çekinmeyin lütfen! Keyifli okumalar.


 

 

Author's Notes:

Bu başlangıç bölümümüz olduğu için diğerlerine nazaran daha kısa olacak, keyifli okumalar dilerim.

 

 


 

“Orada kim yaşıyor?”

 

Belediye başkanı Hansel’ın gösterdiği diğerlerinden uzakta duran küçük kulübeye bakarken yüzünden hüzünlü bir gölge geçmiş, Gretel’ın kaşlarını kaldırmasıyla onu cevapladı.

 

“Lilian. Bir zamanlar hepimiz onu çok severdik. Ama artık herkes ondan korkuyor. Delirdi. Bize sürekli çocuklarımızın onu ziyarete geldiğini söylüyor. Birkaç kez korkuyla ona inansak bile artık yalan söylediğini biliyoruz. Çocuklarımız sapasağlam. Onları göstermeye çalıştığımızda hepimize saldırdı. Şimdi kimse onun yanına yaklaşmıyor. Kapısını kilitledik, nöbetleşe ona yemek bırakıp şarkılar söylüyoruz. Ama hiçbir faydası yok.”

 

Hansel kaşlarını çatarak kız kardeşine bakarken, soru dolu gözlerle Gretel’ı izledi. İkisi birkaç dakika boyunca sessizce birbirlerini izlerlerken, Gretel usulca mırıldandı.

 

“Nasıl bir görünüşü var?”

“Temiz. Deli olduğunu bile düşünsek sürekli yıkanıyor. Sakin olduğu zamanlarda onun bahçeye çıkmasına izin veriyoruz. Aslında çocuklarla ilgili hayalleri dışında gayet normal bir kız.”

“Kız? Kaç yaşında?”

“Yirmi beş yaşından küçük olduğunu biliyoruz.”

 

Hansel başını sallayarak silahını beline takarken, peşinden gelen Gretel ile beraber kulübeye ilerledi. Başkan onlarla gitmese de uzaktan onları izliyor, genç adama anahtarları attı. Gretel silahını çekerek onun kapıyı açmasını beklerken, Hansel başını içeriye uzatmış, tek gördüğü kızıl bir saç kütlesinin üzerine atlayarak onu yere düşürmesi oldu. Kızla beraber ikisi de yere düşerken, Lilian korkuyla elindeki bıçağı onun boğazına bastırdı. Gretel çekilmesini söylediğinde daha da korkmuş, Hansel kaşlarını çatarak onun gözlerinin dolmasını izledi.

 

“Beni niye rahat bırakmıyorsunuz? Sizi asla öldüremeyecek miyim? Delirdiğimi düşünüyorlar.”

 

Gretel silahını indirerek sakin olmasını mırıldanırken, Lilian ağlamaya başlamış, elindeki bıçağı hafifçe Hansel’ın boğazına bastırmış, genç adam acıyla gözlerini kapatsa da Gretel’a durmasını işaret etti. Lilian şaşkınlıkla onun boğazından kan aktığını fark ederken, bıçağını çekmiş, dudaklarını ısırdı.

 

“Gittikçe gerçekleşiyorsunuz değil mi? Çocuklar nerede? Artık onlara alıştığımı mı düşünüyorsunuz?”

“Lilian-“

“SUS!”

 

Lilian şokla onunla konuşan Hansel’a bakarken, korkuyla ayağa fırlamış, Gretel dışarıya çıkarak kapıyı kapattı. Yine de pencereden onları izlemeyi sürdürürken, kızıl saçlı genç kız titreyerek ona bakıyor, başını iki yana salladı.

 

“Gerçek değilsin. Hayır, inanmayacağım. BENİ KANDIRAMAZSIN!”

“Sakin ol lütfen.”

“GERÇEKMİŞ GİBİ DAVRANMAKTAN VAZGEÇ! SANA İNANMIYORUM!”

 

Hansel kaşlarını çatarak ona ilerlerken Lilian bıçağını ona doğru tutmuş, genç adam kolay bir hamleyle onun bıçağını alıp masaya bıraktı. Kendi silahını da çıkarıp masaya bıraktığında Lilian onun her hareketini izliyor, titreyerek bakışlarını gözlerine kaldırdı.

 

“Bana ne yapacaksın?”

“Seninle konuşmak istiyorum.”

“Korkuyorum.”

“Lilian. Ben gerçeğim. Adım Hansel. Ve bizi izleyen de kardeşim. Sana hiçbir şey yapmayacağım, söz veriyorum.”

“Eğer gerçek değilsen gerçekten delirdiğime inanacağım. Daha önce hiç gelmedin.”

“Buraya daha yeni taşındık.”

“Beni niye rahat bırakmıyorsunuz?”

“Seni seviyorlar Lilian. Ve kaybetmek istemiyorlar. Sana yardımcı olmama izin ver.”

“Onlar peşimi asla bırakmayacak. Ben lanetliyim.”

 

Hansel onun içeriye geçmesini izlerken, penceredeki Gretel’a bir bakış atıp onun peşinden ilerledi. İkisi gayet aydınlık, düzenli bir odaya girdiklerinde Lilian bakışlarıyla onu takip ediyor, genç adam kafasına uçan peluş oyuncağı son anda yakaladı.

 

“Reflekslerin var. Gerçeksin. Ah, çok üzgünüm Hansel.”

 

Kız köşedeki dolaptan çıkardığı bezi ıslatıp ona ilerlerken, elini usulca onun yarasında gezdirmiş, bezle yarayı temizledi. Ardından pencereye astığı ince bezlerden siyah olanını çekip genç adamın boynuna sardı. İkisi de bir süre konuşmazlarken Lilian işini bitirmiş, usulca gülümsedi.

 

“Gerçekten çok üzgünüm.”

“Sorun değil, Lilian. Konuşmak ister misin?”

“Delirdiğimi düşüneceksin. Bazen ben bile emin olamıyorum. Ama beni çok korkutuyorlar.”

“Kim korkutuyor?”

“Çocuklar.”

 

Lilian onun bakışlarıyla utanırken, bakışlarını yere indirmiş, Hansel uzanarak onun çenesine dokundu. Kızın bakışlarını yeniden kendisine çevirirken onun yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyor, vücudunun hala titrediğini hissettiğinde ona güvenmeye karar verdi.

 

“Bizimle kalmak ister misin? Belki bu evle alakalıdır.”

“Bana güvenemezsin.”

“Güvenebilirim. Doğruyu söylediğini hissediyorum Lilian ve ben insanlar konusunda yanılmam.”

 

Lilian’ın bakışlarını bir noktaya diktiğini fark ettiğinde kaşlarını çatarken, kız da bakışlarını ona çevirmiş, korku dolu bir sesle fısıldadı.

 

“Kardeşin şuan burada değil, değil mi?”

“Lilian-“

“Hansel, çık. Lütfen.”

“Hayır.”

“Eğer çıkmazsan beni cezalandıracaklar. Lütfen.”

“Çıkmayacağım. Sana hiçbir şey yapamazlar.”

 

Lilian korkuyla gerilerken genç adam da ayağa kalkarak onun yanına ilerlemiş, zangır zangır titreyen genç kızı izledi. Kızıl saçlı kız korkudan donmuş bir halde boşluğu izlerken, Hansel uzanarak onu kendisine çekti. Kollarını usulca onun bedenine sarıp kızın başını göğsüne sakladı. Ardından onun baktığı noktaya arkasını dönmesini sağlarken, Lilian da ona tutunmuş, ağlayarak kazağını sıktı.

 

“Korkuyorum.”

“Az önce ne oldu?”

“Çocukları getirdi. Hepsi yaralıydı.”

“Çocuklar gayet sağlıklı Lilian. Onları görmeye gitmek ister misin?”

“Benden korkuyorlar.”

“Yanında ben varım.”

 

Lilian bir an düşünürken, usulca başını sallamış, Hansel’ın uzattığı eli tuttu. Lilian temkinli adımlarla onun kendinden emin adımlarını takip ederken, Gretel kaşlarını kaldırmış, genç adam başını salladıktan sonra Lilian’ın diğer tarafına geçti. Üçü kasabanın merkezine ilerlerken, birkaç şaşkın bakış onlara dönmüş, yaşlı kadınlardan biri bağırdı.

 

“CADI KAHRAMANLARI DA KANDIRMIŞ!”

 

Lilian gözleri büyüyerek kadına bakarken, Gretel kadına sessiz olmasını söylemiş, kadın çocukları saklamalarını bağırarak dolaştı. Kasabanın sakinleri de neler olduğuna bakmak için çıkarken, çocuklar korkunç cadının geldiğini bağırarak evlerine kaçarken, genç kız gözleri dolu dolu olmuş, tezahüratı duyduğunda korkuyla yerinde kaldı.

 

“YAKIN! YAKIN! YAKIN!”

 

Hansel onların sinirine bakarken, Gretel sahiplenici bir tavırla silahını çekmiş, belediye başkanı bu gürültünün neden olduğunu merak ederek onların bulunduğu tarafa geldi. Hansel’ın elini tutmuş olan Lilian’a bakarken, Gretel onun tepkisini merak ediyor, adam usulca kaşlarını çattı.

 

“Burada ne işi var?”

“Çocukları görmek istedi. Yanında biz olacağız, korkmanıza gerek yok.”

“O CADI ÇOCUKLARIMIZI ÖLDÜRECEK.”

“YAKIN!”

“YARGILAYIN!”

 

Lilian korkuyla gerilerken, Gretel bir adım öne çıkarak seslendi.

 

“Bir cadı ile masum bir kadını ayıramıyorsunuz bile! Lilian bir cadı değil!”

“Ve eğer ona bu nedenle bir ceza vermeye kalkışan olursa, silahımın tadına bakar. Çocukları getirin.”

 

Çocuklar birer ikişer meydana gelirken, Lilian kaşlarını çatmış, Hansel’a baktı. Genç adam ona hepsinin gerçek olduğunun güvencesini verdikten sonra küçük bir kız koştura koştura Lilian’a sarıldı.

 

“Abla!”

“Tatlım.”

 

İki kardeş birbirlerine sıkıca sarılırken, Hansel kaşlarını kaldırmış, birkaç saniye sonra Lilian’ın yine boş boş baktığını fark etti. Kardeşini uzaklaştırıp Lilian’ı usulca birkaç adım geriletirken, kız onun arkasına saklanmış, usulca gözlerini kapattı.

 

“Burada olmam iyi değil. İnsanları korkutuyorum.”

“Lilian, bana onu nerede gördüğünü işaret eder misin?”

 

Lilian korkuyla ne yapacağını sorarken, Hansel usulca onun omzunu tutmuş, Gretel’a onun gösterdiği yere gitmesini işaret etti. Kız parmağıyla Gretel’ın yanını gösterirken, Gretel kendinden emin adımlarla elini uzatarak onun gösterdiği yere ilerledi. Parmakları bir kumaşa dokunduğunda şaşkınlıkla Hansel’a bakmış, genç adam Lilian’a durmasını fısıldayarak oraya ilerledi.

 

“HAYIR!”

“Lilian, sakin ol.”

“ONA DOKUNMA.”

 

Hansel üzgün olduğunu mırıldanarak elini boşluğa uzatırken, Gretel da temkinli bir ifadeyle silahını çekmiş onu izliyor, genç adam kumaşa dokunduğunda Lilian da ipleri bırakılmış bir kukla gibi yere yığıldı. Başkan koşarak kızın başını kaldırırken, Gretel da o tarafa koşturmuş, kulağını dudaklarına dayadı. Nefes sesini duyamazken, Hansel’a dönmüş, başını iki yana salladı. Genç adam bununla kumaşı bırakıp kızın yanına gelirken, eğilerek Lilian’ı kucaklamış, hızlı adımlarla kaldıkları odaya doğru ilerledi.