Actions

Work Header

Malfoys

Work Text:

 

 

 

Story Notes:

Benim ilk ve muhtemelen son hikayem.Yorumlarınızı benden esirgemeyin.Benim için çok değerliler.


 

 

 

Genç kadın aldatılmanın verdiği o öfkeyle beyninin uyuştuğunu hissediyordu. Saatin kaç olduğuna bakmadan bebeğini de alarak -kocasına çaktırmadan- sokağa çıktı. Sinirden ve üzüntüden ne oğlunun ağlayışlarını ne de yürüdüğü yolun farkındaydı.

Aklında bin bir türlü düşünce vardı... Ne olacaktı? Ona dönecek miydi? Dönmek istiyor muydu? Şimdi bunlardan çok daha önemli bir konu vardı. Nereye gidecekti? Baba  ocağına mı dönecekti? Ne değişecekti? "Kocan haklı," denerek gene bu serseriye yollanacaktı. "Hayır bu sefer olmaz," dedi, "Bu sefer olmaz!"

Sesinin yankılandığını ve ağladığını fark etti ama aldırmadı. "Hayır, hayır bu olmaz! Kocamdır döver, anladık! Ama aldatılmak!" sesi kısıldı ve sustu... Ne kadar geçtiğini bilmediği bir sürede düşündü ve sonra parladı: "Asla! Ayrılacağım!"

Kararını vermişti, gideceği yer ailesi değildi. Sonuçta olup bitene bakılmadan yollanacaktı. Tekrar o adamın koynuna girecekti... "Birkaç güzel sözle AFFEDİLİR, sonra onunla yatılır." diye söylendi.

Ağlamaktan ya da konuşmaktan utanmıyordu. Çünkü etrafta da kimse yoktu. Hoş olsa da pek bir anlam ifade etmeyecekti.

Bebeğinin ağlaması hızlanmıştı. Yola çıktığından beri ilk defa bebeğinin ağladığını fark ediyordu. Onu avutmaya çalışırken boğazında bir bıçak hissetti. Biri kahkaha attı. Boğazındaki bıçağın sahibi. Sesinden sapkın biri olduğu gayet net anlaşılıyordu. "Seni de Allah AFFETSİN!" dedi.

Bebek bir kenara fırlatıldı, kadın bir çıkmaz sokağa çekildi. Mahvolmuş kadın kurtulmaya çalışırken daha da batıyordu, kayboluyordu...

İstediğini alan tinerci sessizce orayı terk etti. Ardından parçalanmış bir bebek ve delirmiş bir kadın bırakarak...

Düdük sesleri duyuluyordu. Belli ki sabah olmuştu insanla-


-Bööö!

-Ayy!

Hüngür hüngür ağlayan güzel kadın aşkının sessizce yaklaşıp bağırmasıyla bir an gidip geldi. Sinirle Draco'ya bağırırken, o yerlere yatmış kahkahalarla gülüyordu.

-Gülme Draco! Gülmeee!

Laf anlamayan Malfoy'da hiçbir düzelme belirtisi yoktu.         

Bayan Malfoy ise iyice köpürmüş artık bütün gücüyle bağırıyor, çığırıyordu. Sarışın yılan onu fazla zorladığını anlayarak susmaya çalıştı ama bir türlü başaramıyordu. Onun bu yüz ifadesi her şeye değerdi. Herm'i korkutmak pek kolay olmadığından bu yüzü bulmak zordu.

-Kapa çeneni Dracula!

Sarı yılan artık toparlanmış onun sandığından da çok kızdığını fark etmişti. Hermione o kadar çok kızmıştı ki Draco'nun nefret ettiği ve Pansy'den yıllarca dinlediği -Draco'nun uyarmasına rağmen söylemeye devam ettiği- Dracula kelimesini sarf etmişti. Başka bir zaman olsa bu mavi-gri gözler koyulaşıp griye döner, sahibi ise küserdi. Ancak şimdi farklıydı. Evin prensesi hamileydi... Dört aylık... Bir oğlan çocuğuna. Küçük DRACO'ya!

Malfoy defalarca özür diledi ancak özrünü takan yoktu.

-Hermione aşkım, abartıyorsun haya-

-Ben mi abartıyorum? Kötü olan benim yani!

-Bebeğim sen beni yanlış anladın. Canım benim. Demek istediğim biz birbirimize aidiz ve bir "böö!" -bunu söylediğine pişman oldu hem Herm'in yüzü buruştu hem de kendini gülmemek için zor frenledi- için güzel hayatımızdan dakika çalmamalıyız. Ben seninle biraz eğlenmek için geldim.Yine o kitabı okuduğunu görünce kızdım, seni korkutmak istedim.

Mrs. Malfoy Draco'nun sözleriyle yumuşadı, ağlaması kesildi. Draco kollarını açmış onu bekledi. Herm ona sarılacakken aklına Pansy geldi .Sarılmaktan vazgeçerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Eşinin ağlamasına dayanamayan mavi-grilerin sahibi onu kendine çekti Sakinleşmesi için saçlarını okşamaya başladı.

-Ne oldu aşkım? Söyle bakalım senin ağlamana dayanamam.

Hermione sanki onu hiç duymamış gibi ağlamaya devam ediyordu.

Draco devam etti:

-Şşşşş! Sen ağlarsan ben anıra anıra ağlarım. Hadi söyle ne olur.

Espri yapmaya çalışmıştı ama çok daha sinir bozucu olmuştu.Üstelik genç kadında hala bir değişiklik yoktu.

Draco:

-O aptal Mugg- kitap için mi ağlıyorsun? Kaç kere dedim sana o kitabı okuma diye aşkım. Sen de inadına okudun. Sağol canım. Anlat bakalım bu sefer neresine ağlıyorsun?

Genç kadın ondan kaçmaya çalışarak,

-Ona ağladığım ne mağlum? Hem suçlusun hem güçlü!

-Peki neye ağlıyorsun prensesim? Delirt-

Hemen sustu yanlış bir anlama daha kaldırılabileceğini sanmıyordu. Çok şükür son sözü Herm'in hiçkırıkları arasında yok olmuştu.

Prenses biraz sakinleşmiş konuşmaya başladı:

-Hem kitaba-

-Bak kitaba demi-

-Anlatmıyorum. Çok bilmiş bey!

Draco ağzını fermuarlayıp, karıcığının elini tuttu. Baştan Hermione elini kurtarmaya çalışsa da bunun ona güç verdiğini anlayıp vazgeçti.

Yeniden söze başladı:

-Hem kitaba hem Pansy'e...

Draco söze karışmaya çalıştı, ancak sonra genç annenin tepkisinden tırsarak vazgeçti.

"Sana Dracula dedim ama sen bir şey yapmadın. Beni güzel bulmuyormuşsun gibi geliyor. Draco beni beğenmiyor musun?"dedi.

İşaret parmağıyla Draco'nun dudaklarını kapattı.Yakışıklı adam mesajı aldı, başını yukarı aşağı sallayarak cevabını verdi.

Hermione'den bir "Hıhh!" yükseldi.

-Bana hiç öyle gelmiyor. Pansy, onu hala seviyorsun değil mi? Sorun hamile olmam mı? Eğer beni aldatıyorsan Draco Malfoy bunu hemen şimdi söyle! Yatağımızda başka bir kadın görmeye katlanamam. Artık çocuğumu da alır saate bakmadan giderim. Sokakta tecavüz mü ederler, öldürürler mi bilemem.

Sustu ve bir süre bekledi.Ardından:

"Beni aldatıyor musun?" dedi. Resmen bağırmıştı. Kocasını dudağından parmağını çekti.

Draco derin bir nefes alarak söze başladı.

-Hayatım sen benim -dedim ya işte- hayatımsın, güneşimsin.Pansy'e gelince onu unutmadın değil mi hala? Ondan ne kadar nefret ettiğimi senden iyi bilen olamaz. Seni ne kadar sevdiğimi de. Yoksa benim gibi takıntılı bir adam koskoca malikaneyi bırakıp bir Muggle kasabasına yerleşir miydi?

Hemione hala sorusuna cevap alamamış bekliyordu.Genç adam anlayarak, cevap verdi.

-Saçma soruna da cevap;seni aldatmadım, aldatamam, aldatmayacağım. Çünkü senin canın yanarsa ben ölürüm

Bayan aşık neler saçmaladığını anlayıp "hamile hali" diyerek kocasından özür diledi. Bay aşıksa aşkının dudaklarına eğilerek cevap verdi. Prens ve prenses yiyişirken zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar. Uyanmalarını sağlayan Hermione'nin  "Anne ben açım,"diyen karnıydı. Draco sırıtarak: "Gidip bir şeyler getirsem iyi olacak,"dedi.Genç kadının kollarından sıyrıldı ve ayağa kalktı.Güzel kadın onun gidişine baktı ve gülerek;

"Kitaptandı!"dedi.

Draco da gülerek:

"Tanıştırayım matmazel. Ben Çok bilmiş bey."


Sarı saçlı delikanlı elinde büyük bir tepsiyle kapıda göründü. Tepsiyi gören genç kadın keyifle şarkı söylemeye başladı. "Gel gel sarışınım gel.Gel sana aşığım geeel..."

Draco gülerek: "Gel çok açım geeel.." dedi.

Mavi-gri gözlü genç sevgilisine elleriyle yemeğini yedirdi. Rahatı olmuş olan güzel kadın, başı genç adamın göğsünde uykuya daldı.

Delikanlı gözlerini kısarak karısını süzdü. Hafifçe gülerek, "Ah Hermione, ben seninle ne yapacağım 5 ay daha?"dedi.

Genç anne sesi duymuş olacak ki yerinden biraz kıpırdandı. Sonra başını Draco'nun göğsüne iyice gömdü. Genç adam onu rahatsız etmemeye çalışarak yavaşça kaldırdı ve yatak odasına doğru yürümeye başladı. Yüzünde bir tebessümle içinden geçirdi: "Bir hamilelik sendromu daha başarıyla atlatıldı. Vatana millete hayırlı, uğurlu olsun."

 

 

End Notes:

Mükemmel bir hikaye olmadığının farkındayım.

İyi ya da kötü bütün yorumlarınızı bekliyorum:)