Actions

Work Header

The Execute

Work Text:

 

Story Notes:

-Bu benim ilk fanfiction denemem...aynı zamanda nadir türkçe çalışmalarımdan birisi.

 

Yani yorumlarınız benim için çok değerli..


 

 

Bazı şeyler tekrarlanamayacak kadar kutsaldır…

Dostluk gibi…

“Sirius!”

“Sirius!”

“Tanrım! Lütfen Sirius. Başta sana sinirlenmiş olabiliriz ama senin suçun değildi…”

“Acı çekiyorum James…ve siz ne kadar kabul etmeseniz de benim suçumdu.”

“Ama-“

“Neler olacağını hala anlamıyorsun değil mi?” çıldırmış gibiydi, “Mahkeme filan bahane…onu idam edecekler!”

“Bu riski ben de biliyorum Siri-“

“Ne bildiğin umrumda bile değil. Ayrıca risk filan da yok, her şey ortada… ne yapacakları da.” Genç adam devam etti, ama ruhu başka yerlere gitmiş gibiydi, gözleri karanlıkta hafif
yaşarıyordu, “Remus hep bana nasıl bir aile istediğini anlatırdı.Nasıl bir baba olacağını, eşini, bizleri asla unutmayacağını… Şimdi bu hayallerini asla gerçekleştiremeyeceğini
düşünüyorum da…”

Sözlerine devam edemedi…

Kalan tek şey sessizlikti…

Gelen ölümü hissetmişti hiçlik …

Şimdi varolması gereken sadece kendisiydi…


“Benim hatam.”

“Hayır Sirius.” Parlak gözler gülümsedi,Remus hücre penceresinin dışından onlara dikkatlice bakıyordu.”Senin suçun değil” diye tekrarladı, “Senin suçun olsaydı bile, tek
yapacağım teşekkür etmek olurdu.”

James’in gözleri irileşti. “Ne demek istiyorsun?”

“Huzurluyum James…Anlamıyor musunuz? Artık dönüşüm geçirmeyeceğim ve acı çekmeyeceğim düşüncesi…gerçekten muhteşem.Her ne kadar sizi bir daha göremeyeceğim için üzülsem de…huzurluyum çocuklar.”

Kaybolacak olan sadece vücut…

Ruh hala sizinle…

Zihin hala sizin dostunuz…

Yalnızca beden uykuda…

Ama ben hala buradayım…



Fenrir Greyback…

“İçeri gir!”

Sirius ve James Remus’un içeri getirildiğini gördü. Sessiz bir odaydı…daha önce birçok ölümü tatmış gibi… daha çokça ölümü tadacak gibi…

Remus’u yok edecek gibi…

Gözyaşı…

Kalp..

Acı…

Ölüm…

Öfke…

Huzur…

Remus itiraz etmedi,odanın ortasındaki sandalyeye sertçe oturtuldu. Onunla beraber içeri giren Seherbazlardan biri sordu: “Son bir isteğin var mı?”

“Hayır.” diye mırıldandı genç kurtadam…onlara baktı…ve…

Gülümsedi…

Gözleri James ve Sirius’un yüzleri arasında gezinir, her nüansı sonsuza dek hatırlamak istercesine dikkatlice bakarken…

Gülümsedi…

Gözler intikamla parlamıyordu…

Ya da başka kurtadamların ki gibi nefretle…

O gözler "huzuru buldum” diyordu…

En sonunda fısıldadı onların sahibi  :

“Elveda.”

Dünya’ya elveda…

Beden taşımaya elveda…

Ama hayat…

İyiler için o hep var…

Seherbaz elindeki sıvı gümüşü Remus’a enjekte etmeyi bitirdiğinde boş şırıngayı bir kenara attı ve odanın dibine doğru ilerledi.

İlaç etkisini göstermeye başlamıştı…arkadaşları hafif hafif titriyor ve kesik kesik nefes alıyordu…ta ki…

Huzuru bulan gözler kapandı…

Bir şeyler kaybederken…

Ya da öderken yaşam borcumuzu sonsuzluğa…

Ben ölmedim…

Ruhum hep hayatta…

“Peter.”

Sirius kulaklarında çınlayan Remus’un sesi karşısında şoka uğradı. “Ne?”

“O size ihanet edecek Sirius.”

“N’oluyor?” James hafifçe ona sordu.

“Bunu olmasına izin vermeyeceğim Remus…söz veriyorum.”

“Biliyorum.”

Bu ses beyninin içinde son kez yankılandı…arkadaşına baktı…hala yaşıyordu…

“Elveda Remus.”

Ve…

Remus Lupin…

Son nefesini verdi…

 

End Notes:

-Remus'u çok seviyorum ama onu hemen hemen her hikayemde ya öldürüyorum ya işkence çektiriyorum..sahiden ilginç bir durum ne diyim..

 -Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen..