Actions

Work Header

İkiz Tapınak

Work Text:

 

Author's Notes:

Karakterler:

Vladimir: Ülkenin kralı, oldukça bilgin ama bir o kadarda yaşlı. Halkın büyük kısmı onun ömrünün neredeyse sona erdiğini ve taht için çok yaşlı olduğunu düşünüyor.

Eugenia: Vladimir'in kızkardeşi, Raimond'un eşi. Vladimir'in çocuğu olmadığı için tahtın varisine hamile.

Raimond: Eugenia'nın eşi. Başlarda çok iyi anlaşırlardı fakat Eugenia'nın hamileliğinin beşinci ayından sonra zamanının büyük kısmını kütüphanede geçirmeye başladı. Eugenia ile çok sık kavga etmeye başladılar sonra da kayboldu.

Saeko: Şehirde yaşayan oldukça açıkgöz bir kız. İnciden yaptığı takılar meşhurdur. Farnham ile çıktığı söyleyor.

Farnham: Biraz saf bir çocuk, Saeko ile gizli bir antlaşmaları var.


 

Bugün Senserium Sarayı olduğundan çok daha farklı görünüyordu. Sarayın büyük ve eşsiz salonu özenle hazırlanmış kutlamayı bekliyordu. Evet, bugün varisin kim olacağı belli oluyordu. Yaşlanan bir kral ve onun orta yaşlı kardeşi. Tüm umutlar tükenmişken Eugenia’nın hamile kalması herkesi oldukça sevindirmişti. Lakin bu sevinç kısa sürmüştü çünkü Eugenia’nın kocası esrarengiz bir biçimde kaybolmuştu. Bazıları hep bu sonun yakın olduğunu söyler dururdu. Hatta Raimond’un eşini aldattığına dair dedikodular bile dolanırdı. Bunların hepsinin sebebi Raimond’un son zamanlarda garip davranmasıydı. Kütüphanede oldukça fazla zaman geçirirdi. Hizmetçiler hep onun orada başka bir kadınla buluştuğunu söylerlerdi. Zavallı Eugenia bu dedikodular yüzünden Raimond ile sıkça kavga ettikleri duyulmuştu. Hatta sırf bunun yüzünden karnındaki bebekten nefret ettiğini söyler dururdu.  Abisi yani Vladimir Eugenia’nın bebeğiyle ilgili hislerinin onu ilk kucağına aldığında değişeceğini düşünürdü daha doğrusu bunun için dua ederdi.

Evet, her şey nihayet hazırdı. Tüm evrenin en gösterişli salonuna konuklar alınmaya başlamıştı. İnsanlar fısıldıyor ve kıkırdıyorlardı. Kapıdan son olarak Vladimir girdi. Zarif bir selam vererek yerine oturdu. Çoğu kişi onun çok yaşlandığını ve artık yerini başkasına devretmesi gerektiğini söylerlerdi. Ama onu ne zaman görseler etkilenirlerdi.

Kadehe konan şarabın sesi, ardından insanların hep birlikte “şerefe!” diye kadehlerini tokuşturmaları her kutlamada olan şeylerdi. İnsanlar her daim mutlu rolü yaparlardı. Ama bugün, gerçekten insanlar mutluydu. Daha doğru bir tabirle dertlerini unutmuşlardı.  Vladimir salondaki heybetli saate bir göz attı. Biraz geç mi kalmışlardı? Gerçi salondakiler farkında değillerdi ama Vladimir meraklanmaya başlıyordu.

 Salona beyaz tenli bir hizmetçi girdi. İş arkadaşları ona “saydam” diye hitap ederlerdi. Bu lakap aslında tam ona uygundu. Sağlıksızdı belli, yanaklarında renk yoktu. Hizmetçi her zamanki gibi yüzünde hiçbir ifade takınmadan Vladimir’in kulağına bir şeyler fısıldadı.  Vladimir oldukça şaşırmıştı gerçi onu dışarıdan gören biri rahatlıkla hiç bir şey olmadığını söyleyebilirdi.

Vladimir ayağa kalktı ve insanları susturmak için hafifçe öksürdü. Salondakiler susup sessizce döndüler bir anda hepsi saatin farkına varmışlardı. Evet, oldukça geçti. Bir terslik mi olmuştu? İmparatorluk varissiz mi kalacaktı? Vladimir hepsine birden cevap veremeyeceğini biliyordu. Amacı sadece insanları birazda olsun sakinleştirmekti. Her zamanki sakinliğiyle:

“ Eugenia’nın doğumu gecikmiştir. Bugün onu doğurtacak olan kişi doğuma henüz hazır olmadığını ve bebeğin kendiliğinden gelmesini bekleyeceklerini iletti. Sizi buraya boş yere topladığımız için ne kadar özür dilesek azdır. “ dedi ve konuşması bitince kapının yanında duran iki muhafız kapıyı açtı.

Misafirler şaşkınlıkla odadan çıkarken hiçbiri bir sorun olduğunu fark etmemişti. Neredeyse hiçbiri. Henüz genç olan Saeko hariç. İnsanlar onun her zaman içine kapanık biri olduğunu düşünürdü. Oysa o kimseyle arkadaşlık kurmak istemezdi. En azından bulunduğu mekândaki... Ara sıra yalnız kalmamak için kendisi gibi genç olan Farnham adlı bir delikanlıyla dolaşırdı. Aslında ikisi birbirini seven iki genç rolü yaparlardı, hatta oldukça başarılılardı. İkisinden birinin işi olduğu sırada kaçmak için birlikte gezeceklerini söylerlerdi. Birbirlerine asla nerede olduklarını sormazlardı. Bu onların kurallarından birisiydi.

Saeko boş zamanlarında insanların gözüne normal gözükmek için inci takılar yapardı ve onları iyi fiyata satardı. Bugün de içlerinden en güzelini beğenip takmıştı. Kargaşa içinde kimse fark etmeden bileziğini kolundan çıkarıp yere attı. Şu anda planını suya düşürecek tek şey birinin o bileziğe basıp kırmasıydı…