Actions

Work Header

home is wherever i’m with you

Work Text:

 “An-nie!”

 

Annie Shirley’nin tanıdık sesiyle arkasına döndü ve kendini sevecen kadının kollarının arasında buldu. Tanıdık parfüm kokusunu içine çekerken yaz tatilinde onu yalnızca bir kere aramış olduğunu çoktan unutmuştu.

 

“Nasılsın?” Diyebildi Shirley’nin saçlarının arasından. Shirley onu geriye itip sarılmalarını bitirdi ve gülümseyerek Annie’e baktı. “İyiyim, Andre’yle eskisinden de iyiyiz. Bu yüzden teşekkür edeceğim biri varsa o da-”

 

“Seni aldattığı striptizci değil.”

 

“Britta!” Dedi Annie istemeden sinirlenmişti. Gözlerini kocaman açıp arkalarından yanlarına gelmiş sarışın kadına baktı. Neyse ki Britta’nın suratında her zamanki karşı çıkan sinirli ifadeden çok hafif bir alay vardı ve bu Shirley’i sakinleştirmişe benziyordu.

 

“O da İsa.” Dedi Shirley sabırlı bir şekilde, parmaklarının ucuyla boynundan çıkarmadığı haç kolyesine dokunurken bir eliyle de Britta’ya sarıldı. Britta’yla olan tuhaf-fakat-sevgi-dolu kucaklaşmaları bittiğinde Annie de Britta’yla kısa-fakat-içten bir sarılma paylaştı.

 

Çalışma odalarına girdiklerinde Troy ve Abed’in çoktan gelip onları beklediklerini gördüler.

 

“Hayır Huntress Batman’in kızıydı!”

 

“Buna bir şey dediğim yok Troy, ama 1980‘den sonra Huntress tekrar piyasaya çıktığında soyadı değişmişti.”

 

“Ama benc- merhaba!” Troy odaya giren üç kadını görünce her zaman oturduğu yerden kalktı ve Abed’in de koluna vurdu. 

 

“Ben burada oturmayı tercih ederim. İnsanları uzun bir aradan sonra görünce ne söyleyeceğimi bilemiyorum ve genelde onlarla ilgili yaptığım yorumlar kötü karşılanıyor. Ayrıca sarılma konseptini de çözebilmiş değilim.” 

 

Abed yerinden onlara el sallarken Troy hepsine teker teker sarıldı. “Pierce bu sene yok,” dedi, sesi az da olsa buruk çıkmıştı. “Geçen paintballdan sonra hem onu istemediğimizi düşünmüş hem de artık dünya seyahatine çıkmak istedi.”

 

“Ugh- şanslı,” diye homurdandı Britta. “Armsterdam’a gittiğimi sandığım bahar tatilini hatırlıyorum da... keşke nereye gittiğimi bilebilseydim.”

 

Britta!” Dedi Annie huysuz bir şekilde. Troy’a endişeli bir şekilde döndü. “Peki ya dersleri ne olacak?”

 

“Yıllardır burada olduğu için dekanın ona iki dilek ve bir lolipop verme gereği varmış. O da bunu kullandı.”

 

“Yoksa dünyanın en saçma okuluna mı gidiyoruz?”

 

Jeffrey!

 

Tanıdık sesle irkildikten sonra Shirley Jeff’e sarılırken Annie bir iki adım geri atıp herkesle selamlaşan adama şöyle bir baktı. Her zamanki gibi yakışıklı ve etkileyici gözüküyordu, tatilde (onlarla görüşmediği her dakika) sürekli kendine bakmış gibi gözüküyordu. Annie geçen seneden bir şey öğrendiyse o da Jeff’le ilgili olan şey herneyse onu kafasında yaratıp bir kez daha kendini rezil etmeyeceğiydi. Bir de paintballdan önce elbise giymemek gerektiği fakat bunun şu an bir önemi yoktu.

 

Jeff sonunda diğerlerini aşıp onun önüne geldiğinde herkesten çok daha tuhaf bir şekilde sarılıp, hemen birbirlerini bırakıp diğerleri gibi masanın başına oturmuşlardı. Annie de en çok buna şaşırıyordu zaten, eğer aralarında bu kadar hiçbir şey yoksa niye küçük bir sarılma bile niye bu kadar tuhaf geliyordu?

 

“Biyoloji’ye Giriş,” dedi Jeff alaycı bir sesle. “Ne kadar zor olabilir ki?”

 

“Jeff,” diye söze başladı Annie. Adamın ona dönmesiyle hafif kızarsa da sinirle konuşmasına devam etti. “Pierce’sız ne yapacağız?”

 

“Eminim idare edebiliriz,” dedi Jeff kafasını hafifçe sallayarak. Sesinde mutluluk dolu bir tını vardı, belli ki Pierce’ın yokluğu onu mutlu etmişti.

 

“Gary’i hala gruba alabiliriz, tekrar Greendale’e transfer oldu,” dedi Shirley. İki senedir bu fikirden vazgeçmemişti.

 

“Olamaz,” dedi Britta.

 

“Ugh.”

 

“Keşke cehenneme transfer olsaydı,” dedi Troy sinirle.

 

Shirley gözlerini kaçırıp ellerini önünde birleştirdi. “Güneşsiz bir ülkede yaşadığı için onu suçlayamazsınız.”

 

“İlla birini gruba almamız mı gerekiyor?” Diye sordu Jeff, kaşlarını çatmıştı. 

 

“Bu şovun daha fazla referansla devam etmesi için bir kişi daha azalmamız lazım,” dedi Abed, “Pierce’ın gidişiyle Kahvaltı Kulübü paradosine bir kişi daha yakınız.” Sözünü bitirdikten sonra Britta’ya bakınca Britta gözlerini kısıp kafasını yana eğdi.

 

“Ben kesinlikle Claire olabilirdim,” diye ısrar etti Britta, Abed’in gruptan onu çıkartacak gibi suratına bakmasından sonra.

 

“Daha çok Allison,” diye gözünü devirdi Annie.

 

“Ben Brian mıyım? Yoo hayır Andy? Hayır- yoksa John muyum?” Troy heyecanlı bir şekilde ona bakıyordu.

 

Jeff artık herkesin bildiği o susturma hareketini yapınca çalışma grubu bir anda sessizliğe gömüldü. “Çocuklar, Biyoloji.

 

Herkes bir süre sessiz kaldıysa da tekrar konuşmaya başlamaları uzun bir zaman almamıştı.

 

“Umarım ben başka bir kilolu zenci kadın stereotipi değilimdir Abed,” dedi Shirley Kahvaltı Kulübüne gönderme yaparak.

 

“Kahvaltı Kulübü’nde öyle biri yok,” diye onu sakinleştirdi Troy. “Andy’im değil mi? Andy olmalıyım, çok ortak noktamız var.”

 

Biyoloji,” dedi Jeff. “Erken mezuniyetime bir adım daha yaklaşmam için geçmem gereken bir ders daha.”

 

“Bu kez ben de çok çalışıp bu seneyi berbat etmek istemiyorum,” diye ekledi Britta.

 

Jeff, her şey seninle ilgili değil,” Annie sinirlenmişti. Jeff’in mezuniyetine daha bir sene kalmış olsa da sürekli bundan bahsetmesi canını sıkıyordu. “Ve Britta, Kimya kitabını getirmişsin.”

 

Britta önündeki kitaba bakıp gözlerini devirdi. 

 

“Klasik Britta,” Troy Britta’ya alaycı fakat bir yandan da sevgi dolu bir bakış attı. Britta ise sevgi dolu kısmını anlayamamış gözüküyordu.

 

Herneyse millet! Bunlar yalnızca eşyalar. Bir önemi yok.”

 

Sonra yana eğilip Abed’e sessizce onun kitabını kullanıp kullanamayacağını sordu.

 

“İyi dekanlar!” Dekanın üzerinde normal bir takım elbise vardı. “Bu sene daha resmi olmaya karar verdim,” dedi elini Jeff’in üzerine koyarken. “Ayrıca grubunuzun bir kişi eksildiğini duydum dikkat edin de okul idaresinden birileri o boş sandalyeyi kapmasın.” Tuhaf bir kahkaha attıktan sonra, “Şaka yapıyorum,” diye ekledi. Jeff’e tekrar dokunup çalışma grubundan çıktı.

 

“Yine gruba almamız gereken birinin olduğunu gösteren bir işaret,” dedi Shirley. “Gary’i arıyorum.”

 

“Gary’i ararsan burayı ateşe veririm,” dedi Britta gözlerini kocaman açarak.

 

“Dekan bizim Richard Vernon’ımız olabilir.”

 

“Gruba birini almak zorunda değiliz,” diye yineledi Jeff. “İnsanlar niye Pierce’ın gitmesine bu kadar üzüldü anlamıyorum. Ve Abed, bir milyar yılda bile olmaz.”

 

“Ben biyoloji dersine gidiyorum, geri kalanınız burada kalıp John Hughes filmlerini canlandırabilirsiniz.”

 

Jeff kitaplarını alıp ayağa kalkınca Annie de onun peşinden ayaklandı. 

 

Jeff!” Diye arkasından seslendi.

 

“Bugün benim ismime yaptığın üçüncü tonlama farkıyla sanırım bana bencilce grubu bir tartışmanın ortasında terk ettiğimi söylemeye çalışıyorsun, Annie. Ama seni bunun sıkıntısından kurtarıp cevap vereyim; çalışma grubunun beni hiç dinlemeden Kahvaltı Kulübü ve Pierce’ın yokluğu gibi havadan sudan konuları konuşması da çok arkadaş canlısı bir davranış değil.”

 

“Sadece beni bekle diyecektim,” diye cevapladı Annie, kırılmıştı. Jeff’in yanında yürümeye devam ederken derin bir nefes aldı. “Yine de Pierce’ın gruptan ayrılmasını bu kadar doğal karşılaman-”

 

“İşte başlıyoruz.”

 

“Hayır, Jeff. Başlamıyoruz. Sadece aramızdan başka biri gruptan ayrılsa da böyle hayatına devam edeceğini düşünmek beni rahatsız etti. Senin için bütün her şey bir an önce avukatlık hayatına dönmen için kısayollardan ibaret.”

 

Jeff yürümesini kesip Annie’nin kolunu kavradı. “Seninle Pierce aynı şey değil, Annie.” Dedi. “Senin gruptan ayrılman berbat bir şey olurdu ve büyük ihtimalle bir hafta boyunca yemekhanede tavuk kanadı almak için sıraya girecek bile halim kalmazdı.”

 

Dediklerinde her ne kadar alaycılık payı da olsa Annie Jeff’in gözlerinin içine bakarken kelimelerin arkasını azıcık da olsa görebildiğini düşünüyordu ki-

 

“Ya da Abed. Ya da Shirley. Hatta Britta bile. Ama Pierce için bunu dememi beklemeyin. Ayrıca hatırladığım kadarıyla bu konuyla ilgili en son mutsuz hisseden sendin.”

 

Jeff oylamada atılan kırmızı kartın yalnızca Annie’den geldiğini hatırlatınca Annie gözlerini kaçırdı, zaten bununla ilgili bütün bir yaz kendi kendini yemişti.

 

“Şimdi izin verirsen biyoloji dersine girip soluncanlarla ilgili bir diyorama yapmak istiyorum.”

 

Annie Jeff’in arkasından üzgün bir şekilde baktıktan sonra onu biyoloji sınıfına takip etti.

 

 

***

 

“Biyoloji fena değildi,” dedi Troy yemekhanede otururlarken. Önündeki tepsiye ıslak mendilini atıp kolasından son bir yudum aldı. “Profesör de iyi birine benziyor.”

 

“Katılıyorum, en azından antropolojiden daha iyiydi,” diye homurdandı Britta. 

 

Shirley kurabiyesini ikiye ayırıp zorla Abed’in tepsisine koyarken kafasını salladı, “En azından İsa’nın bütün mucizelerini reddeden bir biyoloji görmüyoruz.”

 

“Senin oğullarının gördüğü biyolojiden bile daha kolay bir biyoloji görüyoruz Shirley,” dedi Jeff kaşlarını çatarak. “Umarım bu sene de rahatça dersi geçebiliriz.”

 

“Yeter artık Jeff, anladık mezun olmak istiyorsun.”

 

Annie kendini tutamayınca yine grupta uzun ve anlamsız bir sessizlik oldu. Herkes birbirine bakıyordu ve Annie de Jeff’le göz göze gelmemek için elinden ne gelirse yapıyordu. 

 

“Jeff’in hala bir yılı var,” dedi Abed heyecanlı bir şekilde. “Daha bir yılı var. Bir yılı.”

 

“Tamam, dostum, sakin olabilirsin. Belki de erken mezun olamazsa iki.”

 

Jeff kaşlarını çatıp Troy’a baktı.

 

“Abed bu konuyla ilgili problemler yaşıyor o yüzden rica etsem onun yanında m-e-z-u-n-i-y-e-t-t-e-n bahsetmeseniz olur mu?”

 

“Hepimiz yaşıyoruz,” dedi Annie gözlerini devirerek.

 

Jeff hala kaşlarını çatarak Annie’ye bakıyordu ama tek bir söz bile etmedi.

 

“Neyse,” dedi Britta tek kaşını kaldırarak. “Ben de sonunda bir branş seçmeye karar verdim ama ne olması gerektiğinden emin değilim.”

 

“Eğlence kaçırma,” olabilir dedi Jeff, tabağındaki haşlanmış patatesi ikiye keserken.

 

“Eğlöncö kaçörmö,” diye onu taklit etti Britta.

 

“Buna ne deniyordu, ters psikoloji mi?”

 

Britta gözlerini devirip başka bir yere bakmaya başladı.

 

Annie her zaman için Britta ve Jeff’in ilişkisini kıskanmıştı. İlk senelerinde Jeff’in Britta’ya olan ilgisinden veya ikinci senelerinin büyük bir bölümde yatmış olmalarından değil de (Tabi, bunlar da nedenlerdi ama) en azından birlikte rahat bir şekilde şakalaşıp konuşabildikleri için. Çünkü Annie ne zaman Jeff’le konuşmak istese ya ona şikayet ediyordu, ya onu azarlıyordu ya da Jeff’in kendisini ne kadar çocuk gibi gördüğünü hissediyordu ve bu onun canını sıkmaya başlamıştı. Daha demin olan gibi, belki de bu onun daha çok genç olduğunun kanıtıydı. Ne hissetse hemencecik söyleyiveriyordu. Jeff’in mezun olmasına bir hatta iki yıl kalmışken niye bu kadar büyütmüştü bu olayı şimdi? Ya da gruptan çıkmasını kendinin istediği Pierce’ın dünya turuna çıkmış olması onu neden bu kadar etkilemişti?

 

“Jeff. Şuradaki kız buraya oturduğumuzdan beri sana bakıyor,” dedi Abed sessizce. “Böyle şeyleri söylemem gerektiğini yaz tatilinde fark ettim. Sonuçta aranızda en çok gözlem yapan ve bu gözlemle ilgili filmlere göndermeler yapıp ilerisiyle ilgili tahmin yapabilecek kişi benim. Bunları paylaşmak yalnızca daha fazla eğlenceye kapı açmış olur.”

 

Bütün çalışma grubu arkalarına dönüp Abed’in bahsettikleri kıza bakmaya çalıştılar. Sarışın, uzun boyluydu. En azından oturduğu yerden öyle gözüküyordu. Bir anda Jeff’in oturduğu bütün masa ona bakınca kıpkırmızı olup gözlerini Jeff’inki kadar sağlıklı gözüken yemeğine dikmişti. Üzerine tam oturan bir tişörtü vardı ve Annie’den büyük gözüküyordu.

 

“Ooooh, güzelmiş Jeffrey,” dedi Shirley tatlı sesiyle.

 

“Winger için daha fazla dergiden fırlama kızlar,” diye iç geçirdi Britta. Önüne çoktan dönüp yemek yemeye başlamıştı. Jeff ise hala kıza bakıyordu, göz göze geldiklerinde kaşlarını kaldırıp ona gülümseyince kız da kocaman bir gülümsemeyle karşılık verdi.

 

“Nasıl oluyor da bunu benim için yapmıyorsun Abed?” Diye sordu Troy kızdan gözlerini ayıramadan.

 

“Sene yeni başladı,” diye göz kırptı Abed. “E, Jeff, ne düşünüyorsun?”

 

Jeff önüne döndü ve gülümsedi. “Bu senenin çok iyi başladığını düşünüyorum,” dedi. “Birazdan ona telefon numaramı vereceğim.”

 

“Sonunda gözlemlerim işe yaradı,” dedi Abed. “Genelde kime ne diyeceğimi tam bilemiyorum. Umarım bu ilgi de daha sonra bir film göndermesine dönüşebilir.”

 

“İnsan ilişkileri senin için bir oyun mu Abed!” Diye bağırdı Annie, birden masadaki herkes pür dikkat ona bakmaya başlamıştı.

 

Gee, Annie sakin ol,” dedi Britta.

 

“Evet An-nie, neyin var bugün böyle?” Shirley elini Annie’ninkinin üzerine koydu.

 

“Bir şeyim yok,” diye ayaklandı Annie. Çantasını koluna taktıktan sonra arkadaşlarına tekrar baktı, “Yalnızca hepinizin bu kadar tahmin edilir olmanızdan bıktım.” Jeff’e göz ucuyla bile bakmadan yanlarından ayrıldı.

 

Troy endişeli bir şekilde Abed’e baktı. “Şimdi insanların Mary Jane’i mi olduk?” 

 

***

 

“Annie?”

 

Annie oturduğu koltuktan kafasını kaldırıp endişeli bir şekilde ona bakan Jeff’e baktı. Sonra tekrar gözlerini kaçırdı.

 

“Özür dilerim,” dedi yere bakarken. Jeff yanına oturunca oturduğu yerde rahatsız bir şekilde kıpırdandı. “Jeff ben-”

 

Jeff elini kaldırıp onu susturdu. “Hey, Annie, bırak da önce ben konuşayım.”

 

Annie korku dolu gözlerle Jeff’e baktı. 

 

“Öncelikle Pierce’ın ayrılması beni üzmedi çünkü bir kişinin bile ondan rahatsız olması onu gruptan çıkartmayı düşünmem için yeterliydi,”  gözlerini Annie’ye dikince Annie gözlerini kaçırdı. “Bunun yanı sıra ırkçı, deli, yalnız, zora düştüğünde kalp krizi taklit eden yaşlı bir adamın gruptan ayrılması beni çok da etkilemedi ve bu yüzden beni suçlayamazsın. Ama bu gruptan herhangi biri olsaydı emin ol bu tartışmayı hiç yaşamamış olurduk,” dedi Jeff hafif bir gülümsemeyle. “Mezun olmama gelince, daha iki yılım var. Eğer biraz şanslıysam bir buçuk.”

 

Annie gözlerini devirdi.

 

“Hadi ama Annie,” dedi Jeff gülümseyerek, “beni eski hayatıma dönmek istediğim için suçlayamazsın. Ben bir avukattım, akşam yemeklerimi en pahalı lokantalarda yer ve kocaman bir ofiste çalışırdım. Oraya dönmek benim için bir terapi gibi olacak.”

 

Annie gözlerini tekrar kaçırıp kapıya dikti. Jeff elini Annie’nin çenesine koyup kafasını ona çevirdi. “Ama benim asıl terapim son iki yıldır sizdiniz Annie. Ben buradan gitsem de sizi burada bırakmayacağım. Ben Pierce değilim, Annie. Ya da buraya geldiğimdeki Jeff değilim. Değiştim. Ve değişmemi sağlayan bu mükemmel insanları arkamda bırakıp o eski hayatıma dönecek kadar bencil değilim.”

 

Annie söyleyecek bir şey bulamamıştı, sadece Jeff’e bakıyordu. Gözleri dolmasın diye olabildiğine uğraşıyordu. Jeff’in elini çenesinden çekti.

 

“Ben artık bir çocuk değilim, biliyorsun değil mi?” Dedi usulca.

 

Jeff küçük bir kahkaha atınca gözlerini devirip ayağa kalkacakken Jeff onu tekrar oturttu ve gülmeye devam etti. “Sakin ol Annie. Tabi ki biliyorum,” dedi gülümseyerek. “Bunu neden şimdi söylüyorsun onu bilmiyorum ama tabi ki sen bir çocuk değilsin Annie. Yalnızca öyle olduğunu düşünmek benim için daha güvenli.”

 

Annie kaşlarını çatıp Jeff’e baktı ve yüzünde bir gülümseme oluştu. Fakat ne demek istediğini Jeff’e sormadı ve Jeff de başka bir açıklama yapmadı. Onlarla ilgili olay da buydu. Konuşulmayan konular, söylenmeyen sözler ve uzun süren bakışmalar.

 

Birbirlerine bir süre daha baktılar ve Annie tansiyonu kırmak için şaka yapmaya karar vermişti. “Ee, Abed’in gösterdiği kızla ilgili ne düşünüyorsun?”

 

“Senin peşinden geldiğim için ona numaramı vermeye vaktim olmadı. Belki daha sonra.”

 

“Yazık olmuş,” dedi Annie gülümseyerek.

 

“En azından önceliklerimi biliyorsun.”

 

Tekrar birbirlerine baktılar ve Annie iç geçirdi. “Gidip çalışma grubunu bulup özür dilemem lazım.”

 

“Gidip uzun-bacakları bulup numaramı vermem lazım.”

 

Annie soru sorar gibi ona baktı. 

 

“Eskiden kalma bir alışkanlık. Britta’nın adı ispanyolca sınıfındaki seksi kızdı.”

 

“Hmmm,” diye kafasını salladı Annie anlar gibi.

 

“Eh sonra görüşürüz o zaman,” dedi Annie ayağa kalkarken.

 

“Sonra görüşürüz, evlat.”

 

Böylece odadan çıktılar ve yaptıkları konuşma da orada asılı kaldı. Çünkü onların olayı buydu. Abed ve Troy’unki nasıl sürekli eğlenmek için yollar aramaksa Britta ve Jeff’inki birbirlerine çok değer verip hiç göstermemek için uğraşmaksa veya Shirley ve Pierce’ınki sevgi ve nefret dolu bir ilişkinin karışımıysa Jeff ile Annie’nin ilişkisi ise bir yere varmayan konuşmalar, uzun özlem dolu bakışlardı.

 

Annie Jeff’in arkasından bakarken belki bu sene Jeff’i aşabileceğini düşündü.

 

 

Belki.