Actions

Work Header

Acemi Kaptan

Work Text:

 

 

 

Story Notes:

 


 

 

Author's Notes:

Beğenmeniz dileğiyle, iyi okumalar!:P

 

 


 

 

Oda karanlıktı. Karanlık. Dipsiz bir karanlık. Tıpkı içi gibi.

Sadece tek bir ışık kaynağı vardı hücreyi anımsatan karanlık odasında. Masasının üstüne doğru geniş bir huzme halinde yayılmıştı. Görebildiği tek şey, solgun parmakları altında daha da parlayan boş kâğıt ve kendisine her an daha da yaklaşan karanlıktı.

Bu olamazdı!

Sadece bir gün olmuştu. Lanet olası, sadece bir gün!

Todd, hiçbir şey görmediği halde boş kâğıdı yırttı ve onu diğerlerinin yanına yolladı. Bunu yapmak için gözlerine ihtiyacı yoktu zaten. Onlar sadece kızarıp her şey görünmez olana kadar vardı.

Gözleri acıyordu. Şiş olmuş göz kapakları damarlarını gösterecek kadar şeffaflaşmıştı artık. Göz kapaklarını her kırpıştırdığında acıyla yeniden tanışıyordu. Ama umrunda değildi, ne kadar gülünç görünürse görünsün.

Todd, umursamazlıkla yeni tanışıyordu. Hissizliğe bir adım kala durduğu bir eşikti burası. Hissedebileceği her şeyi hissettiğini düşünüyordu. Acıyı tatmış olduğunu sanıyordu ama yanılıyordu. Yaşayanlar bilirdi. Gerçekten yaşayanlar. Bu sadece başlangıçtı. Acı, küçük çocukların bir gecede büyüdüğü nice gecelere tanıklık etmişti. Onları bir saat içinde küle de çevirmişti.

Zihni, öyle bulanıktı ki olanları düşündüğünde hiçbir şeyi sıraya koyamıyordu. Sadece bazı kısa anılar, konuşmalar...

 

***

 

"Todd, Todd?" dedi Charlie, yumuşak sesle.

Todd, gözlerini kısıp ışığa yaklaştırmaya çalıştırdı. Bu sırada arandığı şeyi buldu.

"Daha sekizmiş. Uyumam gerek." dedi yastığını başının üstüne çekerek. Hemen ardından dikkatini bir şey çekmiş gibi yastığı başından atarak arkadaşlarına döndü.

Dördü de oradaydı. Ve hepsinin de yüzü kireç gibiydi. Kötü bir şeyler döndüğünü anlamıştı.

 

"Çocuklar?" dedi çatlak bir sesle. Karnı tuhaf bir acıyla iki büklüm oldu. Neden bu kadar kötü hissediyordu?

Charlie, yaşlarla kaplı yüzünü ona kaldırdı. "Todd, Neil öldü. Kendini vurmuş."


***


Yeni bir sayfa. İhtiyacı olan buydu. İçindeki zehri akıtmak istiyordu. İhtiyacı olan buydu.

Kalemini mürekkebe batırdı. Artık kaleminin ucu da içi gibi simsiyahtı.

Kalemini rastgele kâğıdın üstünde gezdirdi. Hiçbir şey düşünmüyordu. Zihni, kâğıttan daha da boştu.

Bay Keating'in söyledikleri geldi o an aklına. Neden şimdi, bilmiyordu. Sanki kelimeler, ortaya çıkmak için bu anı bekliyor gibiydi.

 

***

 

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,

Zaman uçup gidiyor.

Bugün sana gülümseyen çiçekler

Yarın soluveriyor."

 

"Topla gül goncalarını toplayabilirken. Bu duygunun Latincedeki karşılığı Carpe Diem'dir. Ne demek olduğunu bileniniz var mı?"

"Carpe Diem. ‘Günü yaşa' demektir."

"Çok güzel beyler. Peki, şair sizce bu şiiri neden yazmış, fikri olan var mı?"

"Çünkü acelesi varmış!"

 Gülüşmeler...

"Ah, hayır, hayır! Yazmış; çünkü hepimiz solucanlara yemiz çocuklar! Çünkü hepimiz sınırlı sayıda ilkbahar, yaz ve sonbahar yaşayacağız. İnanması güç ama bir gün hepimiz soluk alıp vermez olacağız, soğuyacağız ve öleceğiz!

Hadi, ayağa kalkın ve altmış veya yetmiş yıl önce bu okulda okuyan oğlanların suratlarına dikkatle bakın.

Çoğu aslında hayatını biraz olsun kendi istediği hale getirebilecek durumdayken, bunu yapmak için iş işten geçinceye kadar beklemedi mi Başarı denen tanrıyı kovalarken gençlik düşlerini feda etmedi mi? Bu adamların birçoğu, yabani çiçeklere gübre oldu, ancak çok yakından bakarsanız çocuklar, onların fısıldadıklarını duyabilirsiniz. Hadi yaklaşın, eğilin. Duyabiliyor musunuz?"


***


Todd, belleğine kazıdığı iki kocaman sözcüğü, defter sayfasının tümüne yaydığı iki kocaman sözcüğü okudu.

"Carpe Diem." diye soludu neredeyse sinirle. Gerçekten de hepsi solucanlara yemdi. Ama hiçbiri günü yaşayamamıştı. En azından Neil yaşayamamıştı. O, sadece gençlik düşlerini değil, hayatını da feda etmişti.

Todd, zehrini akıtır gibi kalemini defterin boş sayfasında gezdirmeye devam etti.

Disiplin, bağlılık, çalışmak, susmak,

Bu dört kural üzerine kurulu hayat

Kitabı tekrarlamak ezberi bozmamak

Saçmalıkları yırt ve çöpe at.

Öğren ve soru sorma, sadece kabul et.

Ama sen inat et, çünkü bu bir rezalet!

Todd, burada yazmayı bıraktı, anılar seline kapılmıştı bir kere.

 

***

 

Bay Keating, masasının üstüne çıkmış, parıldayan mavi gözlerinde hayat dolu, muzip bir ışıltıyla tek tek hepsini süzüyordu. Sonunda konuşmaya karar verdiğinde Walt Whitney'in duvarda asılı olan resmi bile ne diyeceğini duymak için kulak kesilmiş gibiydi.

"Neden burada duruyorum?" diye sordu Keating yumuşak sesle.

"Kendinizi daha uzun boylu hissetmek için mi?"

"Masanın üzerinde duruyorum, çünkü kendime her şeye sürekli başka açılardan bakmam gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Dünya buradan bakıldığında  çok farklı görünüyor. İnanmazsanız, çıkın bakın. Hepiniz..."


***

 

Todd,  susamışçasına kalemine yeniden sarıldı. Yazmak, ona benliğinin bir parçasıymış gibi gelmişti. Bunu yeni fark ediyordu.

Kapana kısıldığını mı sandın?

Sesini çıkarmak tek şansın!

Hiç konuşabildin mi, hiç bastırabildin mi?

Öyleyse çık sıraya ve bağır emin adımlarla,

En yüksek sesinle bağır,

Çünkü geleceğin bu vahşi haykırışlarda.

Zihninin karanlık ve bulanık odacıklarından birine rahatsız edici bir görüntü sızıverdi ansızın. Todd, öfkeyle yumdu gözlerini. Yaşlar, sicim gibi süzülüyordu gözlerinden ve her geçen saniye daha da artan bir yoğunlukla gözleri acıdan patlayabilirmiş gibi hissediyordu.

 

***

 

"Beyler, Neil Perry'nin ölümü bir trajedidir. Kendisi çok iyi bir öğrenciydi, okulumuzun onur listesindeydi. Onu çok özleyeceğiz..."


***


Todd, kalemine daha da sıkı sarıldı ve yazmaya devam etti. Sanki yazdığı her bir kelimede her bir harfte ruhunu kâğıda akıtıyormuş gibi hissediyordu. Acı bedenini yavaş yavaş kemiriyordu ve bunun daha başlangıç olduğunu hissediyordu. Ama artık daha güçlü bir şeyle sarmalanmıştı Todd. Onu sonsuza dek kaybedeceğini düşünmüştü ama kaybetmemişti işte. Hala buradaydı. Yanı başındaydı.

Anla artık bu sonu olmayan dipsiz bir uçurum,

Gelenekselleşmenin çaresiz tek umudu.

Hey arkadaşım, dön bize ve kalk ayağa artık!

Işığı altında bu yoldaki karanlığın.

Seçeceğin yol ayrı, kendini kanıtlamalısın.

Dürüstçe bir isyan ama değil senin hatan

Boşver yönetim ne demiş, sadece kurallar!

Felsefe yapmak mı temeli sarsmak?

Yanlış mı düşündüğünü söylemek?

Öyleyse çık sıraya ve bağır emin adımlarla

En yüksek sesinle bağır,

Çünkü geleceğin bu vahşi haykırışlarda.

Öyleyse çık sıraya ve bağır emin adımlarla

En yüksek sesinle bağır,

Çünkü geleceğin bu vahşi haykırışlarda.

 

 

End Notes:

 Uyarı Notu: * işareti ile sınırlandırılmış paragraflar ya kitaptan birebir alıntıdır ya da bazı yerleri değiştirilerek yazılmış olanlarıdır. Özetteki şiir birebir kitaptakinin aynısıdır. Onun dışında hikayede Todd'un ağzından yazılan şiirler benim tarafımdan kaleme alınmıştır.

  Kitaptan alıntı yapmama gelince, bu sitede Ölü Ozanlar Derneği'ni okuyanların çoğunlukta olup olmadığını bilmiyorum. Ben de bu konuda ilk fici yazacağım için bilmeyenler de Fransız kalmasın diye hatırlatmacalarla harmanlayarak bir şeyler karaladım. Bu hatırlatmaların da en iyisinin John Keating'in sözlerinden başkasının olamayacağını düşündüm. Bilmem, kendimi anlatabildim mi okur?:P