Actions

Work Header

Cold Hands Warm Heart

Work Text:

 

 

 

Story Notes:

Kol Mikealsonın dizide ölmesi beni hayli bir üzmüştü ve kesinlikle geri gelmesi gereken bir karakterdi. Sırıtışı, sinirlenişi ve artist bakışları ah daha ne diyebilirim! Böyle kötü çocuklara hepimizin takıntısı var.Vee bende bunu kullanıp Kol Mikealson Elena adlı hikayeyi çıkardım. İyi okumalar ve eğer Kol Mikealson kim hatırlamıyorsanız direk bu videoyu izleyin hatta hatırlıyorsanızda izleyin çünkü izlendiğinde insanın ona olan aşkı bir ayrı oluyor..http://www.youtube.com/watch?v=2WQayoYtibc  


 

 

Author's Notes:

İlk bölüm girişti yorumlar gelebilir mi lütfeen bu konuyu çok merak etmiştim çünkü sizin tepkilerinizi. *.* ;o 

 


 

 

Dondurucu bir kapan..bir hapishane adeta. Dışarıyı gören bir pencere bile yok. Mermer ve soğuk hava. Soğuk yüzünden kaslarım

iyice gerildi. Tam o anda Klaus ve kardeşleri çıkagelip saldırıya uğramadan ayağa kalkma ihtimalim yok denecek kadar azdı. 

Hareket etmeli, ayağa kalkmalı ve eklemlerimi açmalıydım. Oysa ben öylece oturdum. Katherine Pierce görünüşünde saçlarımı 

onun gibi yaptım ve onun tarzında giyindim. Buna biz ''Sürtük'' tarzıda diyebiliriz. Bu kesinlikle onu anlatan bir sözcüktü. 

Salvatore malikanesinde Caroline, Damon, Jeremy dururken her yerde nöbet tutuyorlardı. Nedeni ise Klaus'un melezleri. 

Damarlarımda üzgünce yavaş akan kanımın bu kadar beni tehlikeye atıcağı aklımın ucundan bile geçmezdi..ama sadece 

benim kanım kullanılabilirdi. Ben Klaus'un ilacıydım. Moral ilacı. Eline geçersem kanımın tamamını pakatleyip beni orada

ölüme terkedecekti. Bunun tedbiri önceden alınamadı ki şuan soğuk mermerde göz kalemim ve rimelim akmış duvara yaslanmış

öylecesine bekliyordum. Peki neyi? Ölümü mü? Sanırım bunu bilmiyorum. Düşünemiyordum. Beni bu durumda bırakmaları 

çaresizdi. Çaresiz bir şekilde bekliyordum...1 ay olmuştu ve artık hiç bir iz yoktu. Dışarı çıkabiliyor ve hatta onları görmüyorduk bile.

Klaus vaz mı geçmişti? İstese beni hemencik alırdı. Salvatore malikanesine davet edilmişti. Katherine gibi davranmak inanılmaz derecede

utanç vericiydi. Utanç veriden kastım onun gibi giyinmek. Tarzım değildi. Stefan ortalarda yoktu..Stefan. 2 ay geçti ve ortalıklarda yoktu.

Ayrılmamız uzun bir drama içindede olsa ben buna alışmıştım. Damon ise gizleyen duygularını dışarı çıkaramayacak kadardı. 

Korkuyordu.. Mystic Falls bu 1 ay rahattı. Dert yok, baş belaları yok. İlk defa bu kadar mutluydum. Ama mutluluğun da bir sınırı var değil

mi? Bunu bir kere daha öğrenmiştim işte.  Bardan çıkmış elimdeki kahveyi yudumlarken içime dolan sıcak kahve kokusu kanımı

ısıtmıştı. Böyle güzel bir his yoktu. Ara sokağa girip evin yolunu tutacaktım ki. Dar sokaklar iyice üzerime geliyor gibi hissediyordum.

Panik atak değildim fakat neler oluyordu tanrı aşkına? Koşuyor koşuyor yol bitmiyordu. Koşmamın boşuna olmasını almak

dakikalarımı aldı. En sonunda pes edip olduğum yerde durdum ve elimdeki kahve anında yere düştü. Boğazımı sıkıca tutan ela gözler

kahverengi saçlar ve deri montuyla elindeki beyzbol sopasını tutan Original kardeşlerden Kol Mikealsondan başka biri değildi. 

Bitmiştim. Gözlerimi sıkıca kapadım ve ölümün beni almasını bekledim. Fakat bu kadar zaman mücadele etmişken neden

hemen pes edeyim? Ailem hep ayakta dur diye yalvarmıştı. En azından böyle denildiğini duymuştum. Gözlerimi aniden açıp karşımdaki

genç adamın kısır bırakılacak yerine sert bir tekme atıp elleri boğazımdan çözülüverdi. Öksürmekten mi ölecektim bu sefer?

Nefes almaya çalışırken ''Yardım edin!'' çığlıklarım boşunaydı. Kimse beni duymuyordu. Tükürüğüm boğazıma kaçıp daha da 

öksürmeme sebep oluyordu. ''Yard!-'' ve sözüm yarıda kalır kalmaz genç adam saçlarımdan tuttuğu gibi bumbuz dudaklarını 

kulağıma değdirdi. '' Şşşt. Bir ses daha ve ölürsün. '' Öksürmekten boğazım tahriş olmuş ve yere kan kustuğumda genç adam

yüzünü buruşturmuş saçımdan hızlıca tutup kollarıyla beni sıkıca sarmalamıştı. ''Bırak beni Kol! Tanrım bırak!''  diye çırpınıyordum.

''Tanrın burada değil ne yazık ki.'' Sırıtışı yüzüne yayıldı ve o karizmatik ve itici gülüşü yüzüme döndü. Kanlı ağzımı temizleyemiyordum bile.

Ellerimi haraket ettiremeyecek kadar birbirlerine bağlanmış sıkılmıştı. Haraket edemiyordum genç adamın kucağında. Bağırıp

bağırıp kan kusuyordum sadece. Genç adama baktığımda sırıtışı yüzünden aniden silinip yerdeki mermer taşı başımın kenarına hızlıca 

vurdu ve karanlıklara gömülürken çektiğim acıdan başka birşey düşünemez oldum.. 

Artık yakalanmıştım. Original ailesine hoşgeldiniz.