Actions

Work Header

Eternity

Work Text:

 

 

 

Author's Notes:

Tek bölümlük oldukça ateşli ve seksi olan bir Klaroline yazmak istedim, umarım beğenirsiniz.


 

 

Kasabaya geleli bir kaç hafta olmuştu ve şu sikik Mystic Grill dışında düzgün eğlenilecek bir yer yoktu. Kan torbasından beslenen vampirler, seksi kızları kapmış ödlekler, sahip olduklarının tadını çıkarmak yerine aptal gibi insan olma hayalleri kuranlar.. Kesinlikle kabus gibi bir yerdi! Görsel ikiz işini halleder halletmez bu lanet olası kasabadan siktir olup gitmek istiyordum. Ama bu gece biraz eğlenmeliydim ... 

 

Her zaman uyduruk müzikler çalarak kafa ütüleyen genç işi şarkıların aksine güzel sesi olan bir kadın barı yıkıyordu adeta. Bir kalabalık toplanmıştı, o tarafa başımı bile çevirmeden bara yöneldim. Matt denen aptal çocuğun servisi hızlı değilse viski yerine bileğini vermek zorundaydı. Tyler'ın bu çocukla arkadaş olarak olduğundan daha da aptal gözüktüğü fikrine gülmeden edemedim. Burada kimsenin eğlenmek ile ilgili en ufak bir fikiri yoktu.

 

 

Bu düşüncemle sırıtırken gözüm kalabalığın baktığı tarafa kaydı. Bu kız.. bir yerlerden hatırlıyordum kesinlikle. Ah evet Tyler'ın kız arkadaşı, şu güzel parça. Onu ilk gördüğümde Tyler ile birlikte olarak vaktini harcadığını düşünmekten kendimi alamamıştım, nasıl unuturum. Sahne de kahkahalar atıyor, elindeki viski şişesini yudumluyordu. Bunu söyleyeceğime inanmazdım ancak gerçekten de seksi bir kızdı. 

 

Üzerine yapışan, straplez mini bir elbisesi vardı, üstünü deri bir ceket ile tamamlamıştı, dizinin üstüne kadar çıkan topuklu çizmeleri süt beyazı bacaklarını görmeme engeldi, ve gözünde koyu bir makyaj vardı. Çoğu sarışının prenses gibi gözükme çabaları üstüne yaptığı hafif makyajların aksine onu oldukça seksi gösteren siyah göz makyajından etkilenmiştim. Belki de bu kasabada eğlenmeyi bilen birileri vardı.. Elindeki viski şişesini sallayarak soliste yaklaştı. Solist ona sahneden inmesini rica ediyordu tahminimce, ancak vampir özelliklerini kullanmaktan zevk aldığını gösteren bir gülümseme ile onu etki altına aldı.

 

 

Mikrofona doğru yaklaştı ve tek hamlede üstündeki deri ceketi yere fırlattı, bu kadar rahat olmasına iki anlam yükleyebilirdim; Ya Tyler ile ayrılmışlardı, ya da Tyler sevgilisini yeterince iyi tanımıyordu. Bana arkadaşı olarak güvendiği zamanlarda bu kızdan bir melekmiş gibi bahseder canımı sıkardı ancak melek sandığı kızın içinde oldukça seksi bir şeytan yattığını keşfeden bendim.

 

Viskisini bir kez daha yudumladı ve 1200 yıllık ömrümde duyduğum en güzel sesle, en ateşli biçimde şarkı söylemeye başladı.

 

Take me, I'm alive - Al beni, canlıyım.

Never was a girl with a wicked mind- Asla kötü düşünceli bir kız olmadım.

But everything looks better when the sun goes down- Ama güneş battığında herşey daha iyi görünüyor.

I had everything, opportunities for eternity- Herşeye sahiptim, sonsuzluk için fırsatlara.

And I could be belong to the night- Ve geceye ait olabilirdim.

 

Şarkının sözleri beni oldukça etkilemişti, kelimeler kirazı anımsatan dudaklarından dökülürken, kendisini dünyadan soyutluyormuş gibiydi. Sanki zamanı, mekanı, kim olduğunu unutmuş altın sarısı saçlarını bir sağa bir sola savuruyor, seksi vücudunu tüm kıvrımlarıyla sergiliyordu. Kendimden geçtiğimi hissediyordum ancak fazla kaptırmadım. Tüm arkadaşlarının ve erkek arkadaşının hayatını mahvetmiş biriyle asla yatmazdı. Emindim buna. Bu nedenle kendimi şarkının ritmine kaptırdım, hayran gözlerle onu izlerken viskimi yudumlamaya devam ettim.

 

Your eyes, your eyes.. -Gözlerin, gözlerin.

I can see in your eyes- Gözlerinde görebiliyorum.

Your eyes, your eyes - Gözlerin gözlerin.

 

Göz göze geldik bir anda. Şarkısını kesmedi ancak uzak mesafeden bile parlayan deniz mavisi gözlerini benden ayırmadı, viskini yudumladı ve bana beni benden alan bir gülümseme gönderip şarkısına devam etti.

 

You make me wanna die! - Ölmek istememe neden oluyorsun!

I'll never be good enough - Asla yeterince iyi olamayacağım.

You make me wanna die! - Ölmek istememe neden oluyorsun!

And everything you love - Ve sevdiğin herşey

Will burn up in the light - Işıkta yanacak.

And everytime I look inside your eyes- Ve gözlerine her bakışımda

You make me wanna die! - Ölmek istememe neden oluyorsun!

Taste me, drink my soul - Tat beni, iç ruhumu.

Show me all the thing I should've known- Bilmem gereken herşeyi göster.

When there's a new moon on the rise- Yeni bir ay doğduğunda

I had everything, opportunities for eternity - Herşeye sahiptim, sonsuzluk için fırsatlara

And I could be belong the night- Ve geceye ait olabilirdim.

Your eyes, your eyes- Gözlerin, gözlerin.

I can see in your eyes- Gözlerinde görebiliyorum.

 

Şarkısının etkisi altında kalmıştım. Yüzyıllardır kimseden böylesine etkilenmemiştim, öyle derin bakıyordu ki gözleri aslında birşeyler anlatıyordu. Sanki hayalleri varmışta hiç gerçekleşmeyeceğini biliyormuş gibi bakıyordu.. O kadar etkilenmiştim ki sahneden inip bana doğru yürüdüğünü idrak edebilmem saniyeler sürdü. Yüzüme her zaman ki çapkın gülüşümü yerleştirdim ve Matt denen aptal çocuğa "bir viski daha" işareti yaptım.

 

"İyi akşamlar, Caroline."

"Sana da."

"Oldukça etkilendim, sesinin güzel olduğunu bilmediğim gibi o pısırık arkadaşlarının arasından eğlenceli biri olarak çıkacağını da bilmiyordum"

"İltifat etme şeklin oldukça ilginç."

"Hayır aşkım, sadece sen duymaya alışık değilsin."

 

Bu sözümle biraz afalladı, sanırım doğru tahminde bulunmuştum. Tyler ilgili bir erkek arkadaş değildi, bu konuyla ilgilenmeyi çok uzun zaman önce bırakmış olsamda merakıma yenik düştüm.

"Tyler nerede, neden birlikte gelmediniz?"

"Ah sana söylemedi mi? Biz ayrıldık" Uzun bir kahkaha atıp viskisini tek dikişte bitirdi.

"Sanırım bu seni memnun etmiş, aşkım."

"Ahh elbette, çok sıkıcı bir karekteri vardı. Benimle eve tıkılıp Titanic izlemek ister ve her izleyişinde de ağlardı. Ayrıldığımız için kendimi şanslı sayıyorum."

"Bence de şanslıymışsın, bana o hassas yüzünü hiç göstermemişti arkadaşlık ettiğimiz süre boyunca."

"Çünkü onunla gerçekten arkadaşlık etmedin."

Ona imalı ve şaşkın bir biçimde baktım, devamını getirmesini bekledim.

"Ah hadi ama kabul et, sen Klaus Mikealson'sın, arkadaşlık kurmazsın, umursamazsın, sadece çıkarların için yaşarsın. Tıpkı benim gibi."

"Aynı olduğumuzu mu iddia ediyorsun?"

"Hayır, aynı olduğumuzu biliyorum."

"O zaman şanslısın, vampir yaşamının tadını çıkarıyorsun. Arkadaşlarına benzemediğin için sevindim."

"Hepsi iyiler, güzel vakit geçirdik ancak istediğim yaşamın içinde onlara yer yok."

"Peki bu sarhoş sarışın nasıl bir yaşam istiyormuş?"

"Bu kasabadan uzakta, çok uzakta bir evimin olmasını. Alma ihtiyacı duymadığım nefesi bu aptal kasabada harcamaktansa dünyayı gezmeyi istiyorum."

"Peki bunu neden yapmıyorsun?"

"Bilmiyorum, hiç cesaret edemedim bu kasabadan çıkmaya. Ama bir gün yapacağım, bir gün ..."

"O zaman benimle "bir gün"'e kadeh kaldırır mısın?"

 

O da elinde viski bardağını benimkine yaklaştırdı, hayatım boyunca unutamayacağım kadar güzel bir şekilde gülümsedi ve konuştu.

"Bir gün'e değil, sonsuzluğa. Sonsuz yaşamımıza.."

 

Bu gerçektende kadeh kaldırmaya değecek bir konuydu. Bakışlarımı ona diktim, uzun uzun inceledim. Eskiden bukle bukle olduğunu hatırladığım saçlarını düzleştirmişti, gözlerinde siyaha kaçan koyu makyaş yavaş yavaş dağılıyordu. Bu haliyle bile oldukça güzeldi, bakışlarımı vücuduna indirdiğimde seksi kıvrımlarıyla tamamlanmış pamuk tenini çıplak hayal ettim. Bu kızla gerçekten müthiş sevişirdik. Yüzüme çarpık gülümsememi takındım, bakışlarımı yeniden yüzüne yönlendirdiğimde bana aynı şekilde baştan çıkaran bir bakış gönderdi. Tamamdır. 

 

"Biliyor musun Caroline, gerçektende aynıyız."

 

Yüzüne o çekici gülümsemesini yerleştirdi ve elindeki bardağı masaya bıraktı.

 

"Aynıysak eğer.. ne kadar iyi olduğumuzu test etmeye ne dersin?"

"Bunu nasıl yapmayı planlıyorsun?"

Bana imalı bir bakış attı bende sinsice gülümsedim ve Matt'e 200 dolar bıraktım. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı, keyfim yerindeydi bu yüzden o aptala bile katlanabilirdim. Barın ön kapısına yönelmiştim ki Caroline tarafından durduruldum. 

"Arka kapı"

Onun peşinden arkada ki çıkışa doğru ilerlemeye başladım. Bardan çıktığımızda ağzının içinde ki ihtiyaç duymadığı nefesi dışarı bıraktı. Biraz arkasından ilerliyordum, çöp tenekelerini geçtikten sonra caddeden uzak bir ara sokağa girdi peşinden gittim. 

 

Durdu, hiç kıpırdamadı, arkasını da dönmedi. Vampir hızıyla nefesimi boynunda hissedebileceği bir yakınlıkta arkasında durdum. Onu belinden kavradım ve bedenime sertçe bastırdım, inledi. Ellerini, beline sarmış olduğum ellerimde birleştirdi. Nefesimi onu ürpetecek şekilde kulağına verdim. Bir kaç saniye birşey yapmadan durduk ancak ikimizinde tahammülü kalmamıştı.

 

Burdan itibaren okumanızı tavsiye ederim: http://www.youtube.com/watch?v=817EVmiR7qE

 

Onu hızla kendime döndürdüm ve dudaklarına yapıştım. Büyük bir açlıkla öpüyorduk birbirimizi, bu öpücükte o aptal tatlılıklar, romantizm yoktu. Tutkuluydu, ateşliydi, seksiydi. Bizi birbirimize daha çok çekiyordu dillerimizin her buluşması. Ellerini saçlarıma dolamıştı, benim ellerimse ayrılmamak üzere sözleşmişçesine onun belinde birleşti. Her seferinde daha da kendime bastırıyordum onu. Vampir hızıyla onu yanımızda kalan duvara ittim, sırtının o hızla oraya çarpmasıyla beni daha da delirten bir biçimde inledi. 

 

 

***

 

 

Daha önce hiç öpüşmediğim kadar ateşli öpüşüyordum. Damonla, Mattle, Tylerla öpüşmelerim bunun yanında rezillikti. Klaus'a dokunmaktan, onu hissetmekten, öpüşmekten tahmin etmediğim kadar haz alıyordum. İlk gördüğümden beri dokunmak istediğim, kimsenin dokunamadığı o yumuşak kum sarısı saçlarına ellerimi gezdiriyordum. Güçlü kollarıyla beni tamamen sarmıştı, vampir olduğumdan beri kendimden başkasına güvenmez, güvende hissetmezken onun güçlü ve kaslı kolları bana güvende olduğum hissini veriyordu. Çok garip bir duyguydu, tek gecelik bir ilişki olarak gördüğüm bu durumda ona aitmişim gibi hissediyordum, en başından beri ona aitmişim gibi.

 

Siyah paltosunu üstünden hızla çıkardım, dar mini elbisemin çıkardığı zorluklada olsa bacaklarımı onun sırtına birleştirdim. Sırtım buz gibi duvara değerken, önümde boynumu açlıkla öpen bu melez beni inanılmaz bir biçimde ısıtıyordu. Beni duvara bastırıyor, üzerime yapışan dar elbisemi belimin iki kenarında yırtıyordu. Gerçek çok seksi, kabul ediyorum. Elbisemin parçalara ayrılması uzun sürmedi ve sokakta ki yağmurdan ıslanmış zemine düştü. Kollarımı onun boynuna sarmıştım ve boynunu açlıkla emiyor minik ısırıklar atıyordum. İç çamaşırlarımla kaldığımdan sırtım ıslak duvara değiyor içimi ürpertiyor, beni açlıkla öpen adamın elleri vücudumda gezindikçe ürperme yerini titremeye bırakıyordu. Her dokunuşunda daha da ısınıyordum.

 

Üzerinde ki tişörtü hızla çıkarttım ve yere fırlattım. Kaslı ve yapılı vücudu bana değdikçe heyecanlanıyordum. Daha önce bir çok tecrübem olmasına rağmen Klaus bambaşka bir dünyaydı. Onu öperken kendimi iyi hissediyordum, kollarında güvende hissediyordum, tek gece olarak kalmasını istemediğim ama büyük ihtimalle öyle olacak bu ilişkide kendimi ilk kez birine ait hissetmiştim. Gerçekten iyi hissediyordum! Dudaklarımız yeniden birbirini buldu, saçlarımı hızla boynumdan uzaklaştırdı ve sertçe emmeye ısırmaya başladı, inanılmaz bir zevk alıyordum ve bunu her şekilde belli ediyordum. Elleri sütyen kopçama kaydı ve tek hamlede çıkarıp fırlattı. 

 

 

***

 

17 yaşında vampir olmuş bir kızda gördüğüm bu dolgun göğüslere inanılmaz bir açlıkla saldırdım. Daha önce onu hiç bir kadını arzulamadığım gibi arzuluyordum, içebileceğim en lezzetli kandan daha büyük bir zevk veriyordu, daha güzel bir tat bırakıyordu o pamuk teni damağımda. Göğüslerini büyük bir açlıkla yalıyor, onu daha da çıldırtmak için ısırıyordum. Dilimle yavaşça karnına doğru bir yol çizdim. Hareketlerimin yavaş olması onu daha da heyecanlandırıyordu, dilimi dolaştırdığım karın bölgesi hızla inip çıkıyordu, titriyordu hatta. 

 

Dişlerim ve ellerim yardımıyla onu iç çamaşarından kurtardım. Önce sinsi bir şekilde gülümsedim ve ona baktım, bacaklarını boynuma dolamıştı, tırnaklarını sırtını yasladığı duvara geçiyordu. Zevk noktasına dilimi değdirdiğimde bir an titredi, sonrasında dudaklarından dökülen iniltileri, zevk çığlıkları gecenin karanlığında boş sokaklarda yankılanıyordu. Dakikalar sonra başımı çektim ve boynuma dolamış olduğu bacaklarını yere indirdim. Beni sert ve hızlı bir biçimde duvara yasladı. Siyah kotumun üstüne taktığım kemeri yüzünde ki muzur gülümseme ile açtı ve indirdi. Sertleşmiş erkekliğimi narin elleriyle bir kaç git gel yaptıktan sonra kirazı andıran, öpülmekten şişmiş dudaklarının arasına aldı. Yavaş yavaş tempoyu arttırıyor, beni zevkten delirtiyordu. Daha önce bu kadar iyi hissettiğimi, birine dokunmaktan bu derece zevk aldığımı hatırlamıyordum. Biliyordum ki bu gecenin son olmasına izin vermeyecektim.

 

Yumuşak sarı saçlarının çevrelemiş olduğu başını yavaşça kaldırdım, dayanamıyordum artık. Vampir hızıyla onu yeniden duvara yasladım ve bacaklarından tutup kucakladım. O da beni kendisine sertçe bastırdı ve çok geçmeden içinde ki yerini aldım. 

 

 

 

***

 

 

Onu içimde hissettiğimde aldığım zevk, duyduğum mutluluk kelimelere dökülemezdi. İyi seviştiğini daha önce aramızda geçen bir kaç çekici bakışma ve 1200 yıllık tecrübelerinden tahmin ediyordum ancak bu kadarını tahmin etmemiştim. Onu derinliklerimde hissettikçe, zevkin dışında duygularda ruhumu kaplıyordu. Bana daha önce hissetmediğim kadar iyi hissettiren, müthiş duygular.

 

 

***

 

İçinde gidip gelirken, düzleştirilmiş, ipeksi sarı saçlarına parmaklarımı geçirmiş sıkıyordum. İkimizden birinin daha iyi hissedebileceğine ihtimal vermiyordum. Asla daha harika bir uyum oluşamazdı başkasıyla. Aramızda en başından beri bir çekim olsa da o hep karşımda duran benimle savaşma çabalarında aptal bir sarışın gibi gelmişti bana ancak içinde gerçekten bir hazine gizliydi. Hayalleri, istekleri, tutkusu, enerjisi, eşsiz güzelliği, gülümsemesi 1200 senelik ömrümde güç dışında önem verilecek şeyler olduğunu hatırlattı. Ah Tanrım bu kız gerçekten harika..

 

 

***

 

Saatin 2ye yaklaştığını fark eden Matt kendisine bırakılan bahşişleri cebine doldurdu ve çıkmaya hazırlandı. Ancak aklı Klausla birlikte çıkmış olan Caroline'da idi. Annesini aramadan içinin rahat etmeyeceğini fark etti ve Şerif Forbes'un numarasını tuşladı.

 

"Matt, saatin farkında mısın? Gidip uyusuna evladım."

"Bayan Forbes, afedersiniz rahatsız ediyorum ancak Caroline eve döndü mü diye merak ettim."

"Ah hayır tatlım dönmedi, eve dönüş saatleri ile ne zamandır ilgileniyorsun? O bir vampir Matt ve bir yetişkin. Sakin ol biraz."

"Haklısınız, iyi geceler efendim."

 

Matt telefonu sinirle kapattı. Ona kızının Klaus ile gittiğini söylese neler yapardı acaba?! En iyi çareyi Tyler'ı aramakta bulan Matt numarayı hızla çevirdi.

 

"Matt, saate baksana, sen çalışıyorsun diye bende mi uyumayacağım?"

"Tyler kes sesini, Caroline.."

"Ne olmuş ona?"

"2 saat önce bardan Klaus ile birlikte çıktılar ve hala evine dönmemiş. Ona birşey yapmıştır diye korkuyorum. Klaus'un evine gidip bakar mısın?"

"Delirdi mi bu kız?! Niye onunla gidiyor. Hemen hazırlanıyorum, yarım saat içerisinde merkeze gelmiş olurum."

"İyi geceler, dikkat et."

 

 

***

 

Klaus yerde ıslanmış olan tişörtünü yüzünü buruşturarak eline aldı ve üstüne geçirdi. Caroline ise bakmaya çekiniyordu, "Bu tek gecelikti şimdi siktir git" demesinden korkuyordu. İç çamaşırlarını üstüne geçirdikten sonra elbisesinin son durumuna baktı ancak giyilebilecek gibi değildi. Klaus kendisini kontrol edememiş paramparça etmişti. 

 

"Im, şey.. Klaus."

"Efendim?"

 

Caroline elindeki elbisenin parçalarını havaya kaldırdı ve masum bir şekilde gülümsedi.

 

"Ah afedersin." Klaus yerde ki siyah paltosunu hızla Caroline'a sardı. Üstüne elbise gibi olan palto Caroline'ı hem ısıtmış hemde yeterince kapatmıştı. Çizmelerini eline alarak, ıslak sokağa çıplak ayak basan kıza şaşkınlıkla baktı Klaus.

 

"Çizmelerini giymeyecek misin?"

"Emin ol ıslak zemine basmak onlardan daha rahat."

 

Kısık bir kahkaha attı Klaus, ardından Caroline'da katıldı. Birbirlerine çekingen ve kaçamak bir kaç bakış attılar. O bakışmaların ardından Klaus Caroline'ı hızla kendisine çekti.

 

"Caroline, eğer eve gitmen gerekmiyorsa benim evime gelmek ister misin?"

"İsterim!"

Genç kızdan aldığı bu tepkiye sevinen Klaus uzun yıllar sonra ilk kez güç kazanmasının dışında bir nedenden mutlu olmuştu. Aldığı bu enerji ile yere çıplak ayan basan genç kızı hızla kucakladı. Kucağında havaya atarak tutarak eve doğru ilerlediler.

 

 

***

 

 

Caroline evden içeri girer girmez üstünde ki paltodan kurtuldu ve Klaus'a imalı bir bakış attı. Sonra yavaş adımlarla genç adama yaklaştı ve elini göğsünde gezdirdi.

 

"Rebekah'ın burada bıraktığı bir kaç parça eşyası kaldıysa almam da bir sakınca var mı?"

"Kesinlikle yok ama neden önce bir banyo yapmıyoruz?"

 

Bu teklife kesinlikle "hayır" diyemeyecek olan genç kız gülümsedi ve Klaus'un kendisini banyoya götürmesine izin verdi. 

 

 

Suyun sıcaklığını ayarlayan Klaus Caroline'ı duşun içine çekti ve ıslanmalarını umursamadan dudaklarını dudaklarına örttü. Dakikalarca durmadan, ayrılmadan öpüştüler. Genç kızın suyun altında daha da yumuşayan teninin üzerinde parmaklarını gezdiren Klaus uzun bir süre boyunca başka bir kadınla yatmak isteyeceğini düşünmüyordu, aksine hepsine "siktir"'i basabilirdi bu ateşli sarışının yanında. Öpüşme beklendiği üzere daha da ileri gitti..

 

 

***

 

Kapının sertçe çalınmasıyla yatak odasında kurulanan Klaus beline havlusunu sardı ve üşenerek kapıya yürümeye başladı. Her kim gelmişse Caroline'ın yanına kanlı kokteil yapmasından onu alıkoyduğu için boynunu kıracaktı. Oldukça rahat tavırlara kapıyı açtı ve yüzündeki rahatlık anında öfkeye dönüştü.

 

"Senin ne işin var burada minik kurt?!"

"Caroline nerede?! Ne yaptın ona?!"

"Bunun artık seni ilgilendirdiğini sanmıyorum, kalbini sökmeden önce defol buradan!"

"Caroline'sız hiç bir yere g-i-t-m-i-y-o-r-u-m!"

 

Bu cümle üzerine öfkesi ikiye katlanan Klaus Caroline'ın kendisine doğru her geçen saniye yaklaşan sesiyle kendisini kontrol etmeye çalıştı. Üzerine havlu sarılmış elinde iki kokteil ile Klaus'a ilerlerken "Kapıda kim var Klaus?" diye sormayı da ihmal etmiyordu.

 

"Davetsiz bir misafir, aşkım."

"Kimmiş o davets-- Tyler?"

 

Caroline'ın yüzünde uzun süredir göremediği bir gülümseme ve havluya sarılmış yarı çıplak bir biçimde görünce ne tepki göstereceğini şaşırdı Tyler. Kızsa, bağırsa fayda etmezdi. Aşık olduğu kızı en büyük düşmanına kaptırmıştı.

 

Klaus ise Caroline'ın Tyler'a ne tepki vereceğini merak ediyordu. Utanacak mıydı belki de özür dilerdi... Klaus öfkeyle yumruğunu sıktı.

 

"Tyler lütfen gider misin? Gecenin bu saatinde birinin kapısını ne hakla çalıyorsun, ayrıca şu an ne Klaus ne de ben uygun bir durumda değiliz."

 

Bu cevap karşısında ağzı beş karış açılan Tyler'ın aksine Klaus oldukça sevinmiş, gülümsüyordu. Tyler'a "defol git, burada istenmiyorsun" bakışlarından bir tane yolladıktan sonra kapıyı hızla kapattı. Ve Caroline'ı kendisine çekti. Islanmış, eski dalgalı haline geri dönmüştü. Böyle daha güzeldi, makyaj yapmadan, saçını değiştirmeden, sadece doğal olarak, Caroline olarak çok daha güzeldi. Saçlarının bir tane buklesini parmağına doladı ve gözlerini Caroline'ınkilere kenetledi.

 

"Birşey mi söyleyeceksin Klaus?" 

"Hani demiştin ya, belki bir gün bu kasabadan giderim, hayallerimi gerçekleştirriim diye."

"Evet, niye noldu ki?"

"O hayalleri benimle gerçekleştirmek ister misin?"

"Elbette!"

İkisininde yüzünde gülümseme büyüdü.

"Ama anlamıyorum Klaus ne demeye çalışıyorsun?"

"O bir gün'ü biraz erkene alarak yarın diyelim mi?"

 

Caroline duyduklarının şoku ve sevinciyle Klaus'un boynuna atladı. Hayatı boyunca hiç bu kadar anlık yaşamamış, mutlu olmamıştı. Şimdi daha saatler önce gerçek yüzünü görmeye başladığı, iki kere seviştiği bir adamla dünyayı gezme kararı alıyordu. Heyecandan atmayan kalbinin attığını hisseden Caroline sırıtmasına engel olamadı. Sonunda hayalleri gerçek olacaktı.

 

"Hey Klaus baksana!"

"Ne oldu tatlım?"

"Ben bunu rüyamda görmüştüm."

"Neyi görmüştün?"

 

1920leri andıran bir partideydik, neden bilmiyorum ancak ayrılmış olmamıza rağmen yanımda Tyler vardı. Onunla dans ediyorduk ve arkada sen beliriyordun. Benim kırmızı elbisemin aksine beyaz bir takım giymiştin. Kıskanç bakıyordun, yanımıza yaklaştın ve uzun konuşmalar geçti.

"Nerelerdeydin?"

"Yeni kasabaya döndüm."

"Sana gitmen için izin verdiğimi hatırlamıyorum."

"Bölersem sorun olmaz değil mi?

"Aslında olur."

Sonra Tyler'a işaret veriyordun ve o da dans etmemizin sorun olmayacağını söylüyordu.

Ben sinirliydim, ve seni tersledim. Şey diye .. hah "Neden sürekli alfa erkeğin sen olduğunu kanıtlamak zorundasın?"

"Hiç bir şey kanıtlamak zorunda değilim aşkım ben zaten alfa erkeğim."

"Hadi bir dans, ısırmam."

Sonra uzun uzun dans etmeye başlıyorduk ve kulağıma fısıldıyordun. "1920leri severdin Caroline, kızlar umursamazdı, seksiydi, eğlenceliydi. Hatta düşene kadar dans ederlerdi."

"Eminim dans partnerlerinin başına gelmiyordur."

"Bana karşı daha nazik olmalısın, yarın kasabadan ayrılıyorum."

Oldukça şaşırıyordum. Sonra devam ediyordun.

"Seni çağırırdım ancak ikimizde biliyoruz ki teklifimi kabul etmek için hazır değilsin. Belki bir gün, bir sene sonra ya da bir yüzyıl.. Kapımda belirirsin ve sana dünyanın sunabileceklerini göstermeme izin verirsin. Sözlerimi dikkate al, kasabalı oğlan, kasaba hayatı.. Senin için yeterli olmayacaktır." Ve sonra gidiyordun..

 

"Rüyan bu kadar mıydı?"

"Evet, aynen bu şekilde olmuştu."

"Peki o rüyayı gördükten sonra hayatında neler değişti?"

"Öncelikle Tyler'ı sevmediğimi fark ettim ve ayrıldık, dünyayı gezmek istediğime karar verdim ama hep birşey engel oluyordu."

"Engel olan benim yanında olmamamdı Caroline anlasana."

"Nasıl yani?"

"Bizim kaderimiz birlikte yazılmış, bir keresinde annem bir büyü yapmıştı, geleceğimi okumayı denemişti. Bir gün seninle aynı şeylerden zevk alan, aynı tutkuları paylaşan, sana benzeyen bir kızla tanışacaksın ve birbirinizi değiştireceksiniz. Sen onun aydınlığında ki karanlık, o senin karanlığında ki aydınlık olacak. Birbirinizin sonsuzluğu olacaksınız. O kız sensin. Hayat bizi bir şekilde bir araya getirdi Caroline.. "

 Genç kızın yüzünde görülmeye değer bir gülümseme oluştu, şimdi sonsuzluğa doğru ilk adımı birlikte atmaya hazırlardı. Herşey açığa çıkmışken ..

 

 

 

 

 

End Notes:

Umarım beğenmişsinizdir :')