Actions

Work Header

When The Sun Rises

Work Text:

 

 

 

Author's Notes:

Bu hikaye Noctis'in başlattığı "Kurdele / 10 / Mayıs 2013 : One-Shot "adlı yarışma için yazılmıştır.



"Şu cümleyle biten bir hikaye yazın: (Ana karakterin ismi) pencereden batmakta olan güneşe gülümseyerek baktı, ve perdeleri kapattı." bu yönlendirmeyi seçtim.

İyi okumalar dilerim :)


 

Genç kız elinde tuttuğu kaleme uzun süre baktıktan sonra yavaşça masaya bıraktı.

 

Önündeki boş sayfalara baktıkça yüzünde oluşan boşluk daha da artıyordu.

 

“Marie… İyi misin canım?”

 

Marie yüzüne bir gülümseme oturtarak bakışlarını Hermione’ye kaldırdı.

 

“Bomba gibiyim!”

 

Hermione bununla gülümsese de bakışları yumuşacık, elindeki çayı masaya bıraktı.

 

“Yarın buluşmaya gidiyoruz değil mi?”

 

Marie dudaklarını bastırarak önüne dönerken Hermione sırıtarak ellerini Marie’nin omuzlarına koydu.

 

“Kaçmamalısın!”

 

Marie bununla hızlı bir atakta bulunarak Hermione’yi kendine çekerken Hermione kahkahalarla bırakmasını söylüyordu.

 

“Bırak beni! Bırak… Yalvarırım bana zarar verme!”

 

Marie’nin elleri bununla çözülürken Hermione ondan kaçarak ve gülmekten kızarmış bir biçimde kahverengi gözlerini ona dikti.

 

“Ne oldu hanımefendi-Marie ?”

 

Marie bir noktaya dalarak ses çıkarmazken Hermione usulca ona yaklaştı ve tam gözleri’nin içine baktı.

 

“Marie?”

 

Marie bununla kendine gelerek gözlerini kırpıştırırken aniden gülümseyerek konuştu.

“Umarım yarın yakışıklı taşlar da olur…”

 

Hermione bununla hafifçe gülümseyerek eliyle bir buklesini geriye atarken mırıldandı.

 

“Olur, tabi neden olmasın. Sadece… Seni ilk defa önünde boş kâğıtlarla görüyorum. Biraz şaşırdım.”

 

Marie bununla kâğıtları yeni fark etmişçesine kaşları kalkarak bir süre kâğıtlara baktı.

 

“Aklıma bir şey gelmiyor.”

 

“Marie Cornelia’nın aklına bir şey gelmeyecek? Hangi çağda yaşıyoruz!”

 

Marie bununla tam bir şey söyleyecekken yağmur sesiyle duraksayarak pencereye baktı.

 

“Perdeleri açar mısın?”

 

Hermione memnuniyetle perdeleri açarken kapının çalınma sesiyle Hermione yavaşça kapıyı kapattığı gibi Marie’yi yalnız başına bıraktı.

 

Marie de zaten bunu istiyordu.

 

Eski bir sevgiliyle karşılaşmışçasına gülümseyerek usulca ayağa kalktı.

 

Pencereleri sonuna dek açtıktan sonra elini dışarı uzattı ve yağmura dokundu.

 

Gözlerini huzur bulurcasına kapattı-

 

“Marieeee!”

 

Marie bununla dikkati dağılarak bakışlarını odaya dalan kızıla çevirirken Ginny niyeyse Marie’yi görünce yaptığından utanmış, yavaşça Marie ye ilerledi.

 

“Böldüğümün farkındayım ama… Vücut bakımı falan-“

 

“Yağmur bitsin. O zaman hallederiz canım. İsterseniz siz şimdiden başlayın.”

Ginny naif bir şekilde başını sallayarak-genelde bu kadar uysal olmaz-odadan çıkarken Marie çoktan pencereye geri dönmüştü.

 

 

MDMDMDMDMDMDMDMD

 

 

“Bu sarışına bitiyorum ben-“

 

“O Marie’nin yalnız.”

 

Ginny bununla yutkunurken Marie’nin sakin bakışlarıyla ellerini havaya doğru salladı.

 

“Yok canım. Hiç de tipim değil zaten. Çok yakışıyorsunuz, valla.”

 

Marie bununla sırıtarak Ginny’nin tabağından bir çilek alırken Ginny derin bir nefes vererek geri televizyona göndü.

 

“Şu yeşil gözlü çocukta iyiymiş.”

 

Hermione yine cevabı yapıştırdı.

 

“Olmaz.”

 

Ginny bu sefer merakla Marie’ye bakarak mırıldandı.

 

“Pardon Marie ama bu çocuk siyah saçlı?”

 

Marie ayak parmaklarındaki siyah ojelere ve pembe desenlere bakarak mırıldandı.

 

“O benim değil.”

 

“Ama Hermione dedi ki… Hermione!”

 

Hermione ağzına bir şeker daha atarak gözleri televizyonda, mırıldandı.

 

“O Marie’nin değil benim ki.”

 

“Haha tabi canım. Pışık olmaz öyle şey!”

 

“Ginny!”

 

“Hermione!”

 

“Susun yoksa terliği kafanıza yiyeceksiniz.”

 

İkili bununla susarak yüzünde bakım maskesi, bir elinde kitabı, diğer elinde pembe terliği olan kıza baktı.

 

“Ama Marie-“

 

“Yeter lan başım ağrıdı burada kız gecesi yapacağız dediniz ses etmedim ama oturun kıçınızın üstüne. Yarın buluşmada birini bulun kendinize bana sarmayın artık.”

 

İkili sessizce önüne dönerken Marie hafifçe gülümseyerek elindeki kitabı ve terliği bırakarak bir yanında Hermione, diğer yanında Ginny’nin saçlarını köpek sever gibi okşadı.

 

“Uslu kızlarım benim…”

 

 

MDMDMDMDMDMDMD

 

 

Kızıl saçlı kız üzerindeki mavi, mini elbisesi ve saçındaki-Marie’nin zoruyla taktığı-mavi kurdelesiyle çok şirin gözüküyordu.

 

Hermione ise üzerindeki kısa kot şortu ve mavi gömleğiyle gayet hoş gözüküyordu.

 

Marie ise kırmızı bir erkek gömleği ve kırmızı topuklularıyla çok iddialıydı.

 

“Marie o gömlek kimin? Lütfen bizi bir aydınlat.”

 

“İlk sevgilim üçüncü buluşmamızda üzerine frambuaz sosu döktüğünde oradan geçen sarışın bir çocuğun gömleğini istedim. O da verdi.”

 

Ginny heyecanla atıldı.

 

“Sevgiline sonra gömleği verdin… Romantizme bak!”

 

Marie gayet ciddi, mırıldandı.

 

“Hayır. Üzerimdeki gömleği sarışın çocuğa verdim ve sarışın çocuğun gömleğini giydim.”

 

“Sevgiline ne oldu peki?”

 

Marie boş boş Ginny e bakarken Hermione dudaklarını ısırarak mırıldandı.

 

“Marie’nin daha önce sevgilisi oldu mu Ginny?”

 

“Hayır-Ah, beni kandırdın!”

 

Marie bununla gözlerini devirerek saçlarını düzeltmekle yetindi.

 

 

MDMDMDMDMDMDMDM

 

 

“Hangi masa acaba?”

 

Kızlar içeri girdiklerinde bu tatlı cafe’nin ortamını beğenerek etrafa bakındılar.

 

“Acaba… Bayan Granger?”

 

Hermione bununla yutkunarak yeşil gözlü çocuğa bakarken Ginny zümrüt yeşili gözlerden etkilenmeyerek Hermione’nin önüne geçti.

 

“Hangi masa?”

 

Çocuk bununla gülümseyerek “Beni takip edin.”derken Marie de çocuğu tatlı bulmasına rağmen ilgisizdi.

 

Masadaki kumral çocuk kızların masaya gelmesiyle ayağa kalkarken gülümseyerek elini uzattı.

 

“Ben Cedric Diggory.”

 

Ginny hevesle onun elini sıkarken mırıldandı.

 

“Ginny Weasley.”

 

Sonra aniden duraksayarak Marie’ye baktı.

 

“Elini sıktım ama sorun değil, değil mi?”

 

Marie ilgisizce omuz silkerken Hermione’nin bakışlarını üzerinde hissederek mırıldandı.

 

“Sen de el sıkışabilirsin Herm.”

 

Hermione de gülümseyerek Cedric’in elini sıkarken Harry yüzünde çapkın bir sırıtış, mırıldandı.

 

“Ben Harry Potter. El sıkışabiliriz değil mi?”

 

Marie bununla bakışlarında bir değişiklik olmadan mırıldandı.

 

“Fark ettiysen diğer çocukla da el sıkışmadım Potter. Tanımadığım insanlarla elleşmek gibi bir takıntım yok.”

 

Ginny ve Hermione gözleri büyüyerek ikileye bakarken Cedric aniden kahkahalarla gülmeye başladı.

 

“Lafı oturttun. Draco dışında ilk defa birinin Harry’e laf oturttuğuna tanık oluyorum! Ahaha.”

 

“Bu bir ilk olmalı, Cedric. O kızla tanışmalıyım.”

 

Aniden duyulan sesle herkes bakışlarını sesin geldiği tarafa çevirdi.

 

Muhteşem sarı saçlar.

 

İnsanın içini donduran ve sonsuzluğa iten gri gözler.

 

Mükemmel bir vücut.

 

Marie hafifçe yutkunarak çocuğa bakarken çocuk o şeytanımsı baştan çıkarıcı gülümseyişini ona bahşetti.

 

“Ben Draco Malfoy.”

 

“Marie Cornelia.”

 

Ama Marie yine de onunla el sıkışmamıştı.

 

“İlk tanıştığım insanlarla el sıkışmam.”

 

Draco sakince başını sallarken Ginny aniden ellerini çırptı.

 

“Hadi ama oturalım. Ben acıktım!”

 

Herkes bununla masaya geçerken Marie kadife koltuğun yüzeyine değil de Harry’nin yüzüne bakan Hermione ile bakışlarını Hermione’ye dikti.

 

“İnsanların yüzüne dik dik bakma Granger.”

 

Hermione bununla başını eğerek “Peki Marie.”derken Harry kaşlarını kaldırarak Marie’ye baktı.

 

“Kızlar arasında otorite sensin sanırım.”

 

Marie sadece “Evet.”derken Draco merakla Marie’yi inceliyordu.

 

“Gömleğinde çok güzelmiş.”

 

Marie aniden konuşan Draco’ya bakarken Draco sırıtarak kolunu masaya dayadı ve başını eğerek Marie’ye baktı.

 

“Çok yaramaz bir kızsın sen.”

 

Ginny ve Hermione bununla korkarak Marie’nin topuklularına bakarken Marie niyeyse sadece kaşlarını kaldırdı.

 

“Anlayamadım?”

 

“Diyorum ki üzerinde ki gömlek… Benim.”

 

Marie bir an duraksadıktan sonra sırıtarak Draco’ya baktı ve elini kaldırdı.

 

“Garson!”

 

Garson bile bu otoriter sesten etkilenerek hızla masaya koşarken Marie yüzünde oluşan meşhur ‘Maskeli terlik’ gülümsemesi, konuştu.

 

“İki tekila.”

 

Garson “Derhal.”diyerek gözden kaybolurken Draco başını eğerek gülmeye başladı.

 

“Hatırladığına inanamıyorum. Oysa beni hatırlamamıştın.”

 

Marie bununla dalgınca cevap verdi.

 

“Ad hafızam rezalettir. Ama olayları hatırlarım.”

 

“Marie!”

 

“Marie!”

 

Kızların bağrışlarıyla gülümseyen Marie aynı anda gelen tekilalardan birini Draco’nun önüne itti.

 

“Anlattığım olayların her zaman bir tarafı doğrudur, bayanlar!”

 

Sonrada tekilasını bir dikişte duraksamadan içti.

 

 

MDMDMDMDMDMDMD

 

 

Draco uyandığında yanında hissettiği boşlukla iç çekerek yastığa sarılırken duyduğu sesle hızla yatakta doğruldu.

 

“Sen kimin yastığına sarıldığını sanıyorsun, Malfoy?”

 

“Marie!”

 

Marie gözlerini devirerek geri önündeki kâğıtlara döndü.

 

“Sessizlik.”

 

“Marie!”

 

Marie cevap vermezken Draco çaresizce konuştu.

 

“Bari ellerimi çözsen?”

 

Marie işte buna sırıtarak önündeki kâğıtlara bakarken Draco inleyerek başını yastığa bıraktı.

 

“Niye sadece bir elimi bağladın?”

 

Marie bununla sandalyesinden kalkıp Draco’ya baktı.

 

“1)Kelepçeler oldukça seksi duruyor.

2)İki elini de mi bağlama mı isterdin?

3)Çok ses çıkarıyorsun.”

Draco mızırdanmaya devam ederken Marie gözlerini devirerek yatağa çıktı.

 

“Aynı bir çocuk gibisin.”

 

Usulca Draco’nun alnına bir öpücük kondurdu ve kelepçesini çözdü.

 

“Yaramazlık yaparsan daha fena şeyler yaparım Draco.”

 

Draco’nun eli bununla Marie’nin kalçalarını daha sıkı kavrarken Marie onu itekleyip Draco’nun üzerine çıktı.

 

“Yaramaz çocuklar cezalandırılmalı ama önce şu perdeleri kapayalım.”

 

“Acele et!”

 

Marie pencereden batmakta olan güneşe gülümseyerek baktı ve perdeleri kapattı.

 

End Notes:

Beğendiniz mi ? (: