Actions

Work Header

Sensiz Olmaz Weasley Kızı

Work Text:

 

 

Hogwarts’ta kış oldukça güzel geçiyordu. Hatta kış tatilinin ilk günübahçede kartopu oynayanlar bile vardı. Tabi onlar tatil için geri dönmeyenlerdi. Harry, Hermione Ron ve Ginny’de tatilde eve gitmeyenlerdendi.  Weasley’ler tatilde Romanya’daki Charlie’nin yanına gitmişlerdi. Bu yüzden 4’ünün gidecek bir yeri yoktu. Tabi ki dönebilecekleri evleri vardı ama birarada olmak daha güzeldi işte. Hermione Ron ve Harry kısa bir yürüyüşe çıkmışlardı. Ginny’se elinde ki kitabın son sayfalarını okumak içinf gölün kıyısına gitti. Pek kalın giyindiğide söylenemezdi deri ceketini giyip çıkmıştı. Bir parçada tahta almıştı. Oturacağı yerde üşümesin diye. Kitabını bitirirken yanına Neville geldi.”Merhaba” dedi Neville. “Aa, Neville. Seni fark etmedim özür dilerim” Neville güldü, savaştan sonra özgüvenini  sağlam bir şekilde kazanmıştı. “Çok dikkatli okuyordun. Bu arada ben sana bunu vermek için geldim.” Dedi, elinde pembe bir küre vardı. “Büyükannemin hediyesi, yılbaşını biraz geçtiği için özür dilediğini de iletmemi istedi.” Savaşta Büyükanne Longbottom’la beraber savaşmışlardı. O Ginny’i bu yüzden çok severdi. Onu öldüren lanetten kurtarmıştı. “Neville! Çok teşekkür ettiğimi iletir misin Büyükannene?” Neville küreyi uzatırken sakarlığının da hala özgüveni gibi sağlam olduğunu göstererek küreyi düşürdü. Küre Gölün kıyısının en ucuna kadar gitti. Eğer kendisi gitmezse Neville’ın göle düşeceğinden emin olduğundan Ginny ayağa kalktı. “Potter ve ekibi seni Longbottom’la mı bıraktı. Dikkat et her an zarar görebilirsin.” “Hadi ama Malfoy, işine bak sen.” Ginny küreyi almak için gölün en ucuna gittiğinde ayağı buzlaşmış zeminde kaydı ve göle, buz gibi suyun içine düştü. Yüzme konusunda iyiyidi ama su o kadar soğuktuki, hareket edemiyor hatta düşünemiyordu.  Ve işin kötüsü su yutmayada başlayacaktı. Hadi ama bu durum çok komikti, Voldemort’la savaştan kurtulup bir gölde boğularak ölecek hali yoktu ya?.. Ama kurtulabilecek gibi görünemiyordu ve daha fazla dayanamayacağını anlayınca gözlerini kapatıp kendini ölümün buz gibi kollarına bıraktı.

 

“Öhö-öhö!” Gözlerini zar zor açabilmişti, yanında kim olduğunu tam olarak seçemediği çocuk üzerinden kalkmıştı. Çocuk onu kucağına aldığında tekrar bayıldı.

 

Gözlerini açtığında Harry, Hermione, Ron, Neville hepsi başındaydı. “Özür dilerim, özür dilerim” dedi Neville “Hey Neville, sakin ol. Hala yaşıyorum.” Hepsi güldüler. “Cidden hala yaşıyorumda, beni kim kurtardı.” Ginny’in gözleri Neville’daydı ama onun kurtarmış olması işten bile değildi. Muhtemelen geçerken Harry yada Ron atlamıştı. “Malfoy” dedi Hermione “Malfoy mu?” Sonra bayılmadan önce gördüğü çocuğu hatırladı. Evet o kesinlikle Malfoy’du etrafına bakındı. “O nerede?” “Gömedik onu” dedi Ron. Ginny yatağından kalktı, üzerinde dandik bir hastane elbisesi vardı. En azından ıslak değildi. Kızlar yatakhanesine çıkınca Hermione giyinmesine yardım etti, sıcacık yatağında uyuması için onu rahat bırakıp gitti. Bir yada iki saat sonra Ginny uyandı. Hava kararmıştı. Ginny kalktı, üzerini değiştirdi, çıkıyordu ki, en sevdiği uğurlu bilekliği ilişti gözüne onu eline aldı ve çıktı. Merdivenlerden inerken karşılaştığı herkes ona geçmiş olsun diyordu. Ginnyse gülümseyerek teşekkür ediyordu. Çoğu gibi İngiliz değildi ama yinede sevilirdi, kimseyle arasını bozmuşluğu yoktu ve Hermione kadar olmasa da başarılı bir öğrenciydi. Dolaştığı hiçbir yerde Malfoy’u bulamamıştı. Birinci sınıflardan bir Slytherin’li kız gördü. “Hey hey sen!” dedi, kız ona döndü. “Özür dilerim adını bilmiyorum” dedi. “Laura” dedi kız sırıtarak. “Laura, senden bir şey rica edebilir miyim? Hiçbir yerde bulamadımda Eğer Draco, Draco Malfoy ortak salonunuzdaysa onu gölün yanına yollar mısın?” dedi. Kız “Peki” dedi. Ama Ginny gittikten sonra adını sormayı unuttuğu aklına geldi. Çokta önemli değildi. Malfoy’un arkadaşıysa onu tarif eder ve tanıtırdı. Kızın tahmin ettiği gibi Malfoy ortak salondaydı. Tek başına şöminenin yanında oturuyordu. “Malfoy?” dedi. Malfoy daha önce gördüğü ama adını bilmediği kıza döndü “Evet?” “Bir kız seni görürsem gölün yanına gelmeni söylememi istedi.” Dedi. Draco’nun suratına istemsiz bir gülücük oturdu. “Teşekkürler ufaklık” dedi ve yerinden kalktı…

 

Ginny yine aynı gölün başında oturuyordu, üzerinde yine incecik bir hırka vardı. Uzaktan Draco’nun geldiğini görünce eli istemsizce turuncu saçlarına gitti, sonra da üzerini düzeltti. Bu kez uzun bir tahta getirmişti. “Merhaba” dedi Draco “Otursana” dedi Ginny. Draco kızın yanına oturdu. Cebindeki bilekliği çıkarttı ve Draco’nun bazen şeffaf olduğunu düşündüğü koluna taktı. Draco bilekliğe baktı. “Benim uğurlu bilekliğim benim için önemli” dedi. Draco boynundaki kolyenin içinden ufak bir taş çıkarttı ve kızın avcuna bıraktı. “Bu ne biliyor musun?” dedi. “Hayır” diye itiraf etti Ginny. “Ben daha küçükken annem sürekli birşeyler toplamamdan şikayet ederdi. Bende topladığım şeyleri odamdaki bir tahtanın altına saklayarak biriktirmeye başladım. Bu taşıda Diyagon yolunda bulmuştum. O kadar sevmiştim ki onu en önemli eşyalarımın arasına sakladım. Ama birgün annemin onları toplayıp attığını gördüm. Çocuktum işte önemli ufak tefek eşyalardı ama annemin umrunda değillerdi tabi ki. Bende birtek bunu kurtarabildim. Neyse benim için önemli” Ginny inanmıyordu. Malfoy’un parasal olarak karşılığı olmayan birşeye bu kadar değer vermesine, hemde böyle değer verdiği birşeyi ona vermesine. “Draco…” dedi. Malfoy kafasını çevirdi. Kızın aklından bir an çocuğu öpmek geçti ama, Malfoy’un bundan pek hoşlanmayacağını düşündü. Ve şuan yanından kalkıp gitmesinide pek istemiyordu açıkçası. “Neden atladın peşimden?” “Dalga mı geçiyorsun ölmemen için” “Neville’da pekala gelebilirdi.” “Neville’ın eline bırakamazdım.” İşte aradağı cümle buydu. “Teşekkür ederim.” Dedi. Draco güldü. “Beni kurtardığın için değil.” Dedi. Draco’nun kafası karışmıştı. “Kurtarmaya değer gördüğün için” dedi.Ginny ayağa kalktı. Draco ona döndü. “Gidiyor musun?” “Evet.” “Biraz daha kalamaz mısın?” “Gerçekten istiyorsan, evet kalırım” “Lütfen, kal.” Dedi. Draco’yla gölün kenarında saatlerce oturdular. Bazen güldüler, bazen sessiz kaldılar. Bir ara kız üşüdüğünü fark edip kollarını ovuşturunca Draco hırkasını kıza verdi. Kız kabul etmek istemedi ama Draco ısrar etti. “Ne olursa olsun bir kızla bir erkeğin vücut ısıları eşit değildir. Senden daha az üşürüm emin olabilirsin.” “Ama sende suya atladın. Hastalanırsın.” “Korkma bana bir şey olmaz.” Gülüştükten sonra yine sessizleşti ortalık.

 

 Hava kararınca Draco ayağa kalktı. Elini kıza uzattı. Kız Draco’nun uzattığı eli hiç düşünmeden tuttu. Draco kibar bir beyefendi gibi kıza kolunu sundu ve Ginny koluna girdi okula kadar kol kola yürüdüler. Okula girdiklerinde karşılarına Ron ve Harry çıktı. Tam selam verdiklerinde Harry Ginny’i çağırdı “Bir dakika bakar mısın?” Ginny Draco’nun  kolundan çıktı. Ona iyi geceler dedi ve arkadaşının yanına döndü. “Hadi ama Draco Malfoy mu? Daha iyi bir seçeneğin yok muydu?” “Harry! Sen ne diyorsun?” “Draco Malfoy’la çıktığından haberimiz bile olmadığını söylüyorum.” “Draco Malfoy’la çıkmıyorum, o benim hayatımı kurtardı. Ayrıca onun çok değiştiğini ve iyi biri olduğunu söyleyen sendin!” “Kötü biri olduğunu söylemedim, sadece senin için yeterince iyi değil.” “Üzgünüm buna sen karar veremezsin. Ayrıca o benim için fazlasıyla iyi.” Ginny genelde kızların aksine ağlamayan bir tipti ama Draco’yla ilgili konu yüzünden ağlamıştı. Onu gören Hermione hemen yanına gitti. Ginny olan biteni anlattıktan sonra Hermione çıkıştı. “Draco o kadar kötü biri değil, hem Harry’e ne?” “Hem neden olmasın? Draco senden hoşlanıyor olmasa peşinden gelmezdi.” Ginny arkadaşının tesellisiyle gülümsemiş ve mutlu olmuştu. Haklıydı, Malfoy onu önemsiyordu.

 

Ama tatil biterken Malfoy o gün yaptığı hareketi destekleyecek herhangi bir hareket yapmamıştı. Ta ki Ginny Ravenclown’lardan bir çocukla kol kola okula girene kadar. “Erkek arkadaşın hayırlı olsun Weasley.” Dedi Draco kız neye uğradığını şaşırdı. “Bir de bana insanların duygularıyla oynadığımı söylerler ben en azından gizli yapmıyorum.” Draco sinirle kız nefret dolu bakışlar atıp gitti. Kızsa arkadaşını bırakıp çocuğun peşinden gitti. Alt kattaki Slytherin ortak salonunun önünde onu yakaladı. “Draco Malfoy!”dedi çocuk ona döndü. “Ne istiyorsun?” “Aynı sınıfta olduğum arkadaşımla kolkola yürümem senin için problemse bana söyleyebilirdin.” Draco kafası karıştığı için cevap veremedi. Kız Draco’nun karşısına dikildi. “Bende senden hoşlanıyorum Draco Malfoy!” dedi ve Draco’yu öptü. Draco neye uğradığını şaşırmış ama durumdan fazlasıyla memnundu. Kıza belinden sarıldı. Ayrıldıklarında “Sen ciddi misin?” “Ciddi olmasam seninle Slytherin ortak salonunun önünde öpüşmem aptal.” Dedi ve çocuğu tekrar öptü. Draco Malfoy mutluydu hemde uzun süredir hiç olmadığı kadar. Ayrıldıklarında Slytherin ortak salonunun kapısı açılmış ve birkaç ıslık eşliğinde alkış kopmuştu. Uzun zaman sonra ilk defa bir Slytherin’liyle bir Gryffindor beraberdi. Draco gülerek kafasını sallayıp öne eğdi. Kız arkadaşının elini tutup onu okulun dışına çıkarttı. Konuşacak çok şeyleri vardı. Hem önlerinde zamandan bol ne vardı?