Actions

Work Header

Bağlanmak Yok Dramonie

Work Text:

 

 

Korkarak zindanın kapısına geldi, geç kalmıştı evet ama açıklaması vardı. Kapılar açıldığında başını dikti ve içeri girdi. “Profesör Snape, efendim” “Hoşgeldiniz Bayan Greanger, bizde ne zaman teşrif edeceğinizi düşünüyorduk.” “Efendim özür dilerim. Profesör McGonagall Gryffindor’la ilgili bir işi için beni yanına çağırmıştı. İmzalı bir kağıdım var.” Profesör Snape’in Gryffindor’dan indiremediği puanlar boğazına takıldı. “Bay Malfoy’un yanına oturun.” Kız Gryffindor’dan puan düşmek yerine kişisel bir işkenceyi tercih ettiğini görünce kaderine boyun eğip Malfoy’un yanına oturdu. Kendi iksir setini çıkartıyordu ki “Eşli çalışıyoruz” dedi Malfoy kıza bakmayarak. Kız Malfoy’un kitabını çekip iksire baktı. Ve Malfoy’un yaptığı işleme bakarak sıradaki işlemi yapmaya başladı. “Şey Malfoy, biraz daha bekle.f” Dedi kız sıradaki otları kazana atmak üzere olan Malfoy’a. Malfoy kaşlarını kaldırarak kıza baktı. “Nedenmiş?” “Biraz daha beklersek eğer iksir pembeleşecek, ondan sonra atarsak çok daha kısa bir sürede olur. Kaynamak gibi düşün” Malfoy kıza bir süre baktıktan sonra kazanın içindeki sıvının pembeleştiğini görünce farkında olmadan gülümsedi. Elindekileri boşalttı. Snape kazanlarını görünce kötü bir şey söyleyemeden geçti. “Bundan sonraki derslerde sizin birlikte çalışacağınızı söylemiştim değil mi?” İkisinden başka herkes suratını buruşturdu. Ama onlar bir şey dememişti. Kız çekingence Malfoy’a döndü. Malfoy omuzlarını silktikten sonra önüne döndü.  Herkes sınıftan çıkarken “Eğer problem olacaksa yani, ne bileyim Snape’le konuşmayı deneyebiliriz.” “Önemi yok, akşam devriye için beni bekletme Granger ciddiyim, 1 aydır seninle uğraşıyorum.” Kız suçluluğunun farkındaydı. “Haklısın tamam. Bekletmem” Kız Gryffindor ortak salonuna girdiğinde Ginny Harry’nin kucağında yatıyor. Ron’da “Yüzyılın En İyi Quidditch’cileri” adlı kitabı okuyordu. “Selam çocuklar” dedi, “Ah, Hermione. Malfoy’la olmak. İğrenç biliyorum ama bence zeki bir çocuk işini bilirsen iyi bir çift olursunuz.” Kız güldü. İyi bir çift. Malfoy’la? Sanki Malfoy ona izin verirmiş gibi.

 

Akşam üzerini değiştirdi. Siyah bir etek siyah çoraplar ve siyah boğazlı bir kazak giydi. Saçlarını da her zamankinin aksine toplamıştı. Birazda makyaj yapmıştı. Ginny ortak salona geldiğini gördüğünde kıza baka kaldı. “Ben Malfoy’la akşam devriyesine çıkacaksınız sanıyordum, yemeğe değil.” Kız güldü. “Güzel olmuş muyum?” “Evet, hemde fazla. Bunlar Malfoy için mi?” diye atladı Harry. Kız güldü. “Hayır Harry. O kadar uzun zamandır bakımsız yaşıyorum ki, yakında bundan dolayı ölebilirdim.” “Oje bile sürmüş” dedi Ginny. “Hey Weasley kızı, hep sen süsleneceksin diye bir şey yok.” “Ayrıca parfümün de yeni” dedi Ron. “Canım arkadaşlarım beni böyle görmeye alışın o zaman kendime dikkat etmeye bir yerden başlamalıydım, saat 8’e 5 var. Geç kalırsam Malfoy beni zindanda sıkıştırıp öldüren lanet’e maruz tutabilir.” Ortak salonda bir kahkaha koptu. “Sence ölüm yiyenlerin aileleri bu kadar dikkatli birşekilde göz önündeyken mi? Voldemort öldüğüne göre buna cesaret edemez.” Dedi Ron “Ama yinede kendine dikkat et” dedi Harry kız portre deliğinden çıkarken. “İyi akşamlar” dedi kız çıkarken. “Gecikmedin” dedi ve yürümeye başladı. Bulundukları kattaki kızlar tuvaletinin önüne geldiler “Sen istersen yukarki katta çık. Erkekler tuvaletini kontrol edersin. Buluşuruz bir yerde” Malfoy cevap vermedi. Kız içeriyi kontrol edip çıktığında Malfoy kapıdaydı. “Neden beni bekledin?” “Korkma diye, iyiliğin yaramadığının kanıtısın Granger.” Beraber yukarki kata çıkarken kız gülüyordu. “Zindana inelim ve bu iş bitsin” dedi Malfoy. “Bana neden böyle davrandığını bilmiyorum, benden bu kadar nefret etmediğiniyse adım gibi biliyorum.” Malfoy cevap vermedi. Zindanlar karanlıktı. Malfoy asasıyla ışık yakmış yürüyorlardı ki bir anda asasını düşürdü ve hertaraf simsiyah oldu. Ve o sırada bir şey yanlarından geçti. Geçen şeyse Mrs Norris’ti ama kız farkında değildi. Çığlık atarak duvarın dibindeki Malfoy’un neredeyse üstüne atladı kız. Malfoy asasını tekrar yaktığında kızın kolları çocuğun boynunda çocuksa duvara dayalı duruyordu. Draco asasının ışığıyla parlayan sütlü çikolata rengi gözlere baktı. Işıldıyordu. Ve ne olduğunu söylemeden kızın dudaklarına yapıştı. Ayrıldıklarında kız bir şişe ateş viskisini tek dikişte içmiş gibi hissediyordu. “Korkmana gerek yok” dedi Malfoy. “Zindanları iyi bilirim.” Kız çocuğun peşinden yukarı çıkarken hala öpücüğün etkisindeydi. Malfoy neden böyle bir şey yapmıştı ki? “İyi geceler” diyerek ayrıldı zindanların orda Malfoy. Kız korku dolu gözlerle baktı. “Yukarı çıkarmamı istiyorsan, seninle gelirim.” Kız hala boş boş çocuğa baktığını fark edip bir şey söylemeden geri döndü yürümeye başladı. Ama Malfoy’da peşinden gitti. “Korkuyorsun farkındayım.” Kız çocuğa baktı. “Merak etme, kimseye söylemeyeceğim.” Malfoy kıza baktı. Girişe geldiklerinde “İyi geceler” dedi kız Malfoy kıza döndü öpücükten zerre kadar pişman olmamıştı ve bunu ona söyleyecekti ama Şişman Kadının Portresi çoktan kapanmıştı. Oda arkasını dönüp odasına gitti.

 

Kız sabah kahvaltıda hala Malfoy’un öpücüğünün etkisindeydi. Gülümseyerek Gryffindor masasına oturdu. “Günaydın!” dedi. “Günaydın” cevapları geldikten sonra “Ne oldu? Akşam Draco seni köşeye sıkıştırmadı değil mi?” dedi Ron kız bir an güldü. Malfoy’un öpücü sanki aklından çıkmış gibi tekrar aklına geldi “Hayır tabiki” dedi biraz sonra. Kızlarla gülerek konuşurken gözü Slytherin masasına takıldı. Malfoy’la Pansy gülüşerek kahvaltı ediyorlardı. Pansy Malfoy’a abartılı bir öpücük verince Hermione kendini iğrenç hissetti. Dün akşam onu öpen dudaklar az önce Pansy’i öpmüştü. Önüne döndüğünde kız yıkılmış gibiydi.

 

Akşam nöbete çıktığında Malfoy’un suratına bile bakmadı. Malfoy ne olduğunu anlayamamıştı. İkinci katın kızlar tuvaletine girdi. “Hadi be!” dedi kız Malfoy içeriye seslendi. “Orada herşey yolunda mı?” “Bunu kendin görmelisin” diye cevap verdi kız. Karşısındaki manzaraya bakarken “Beni kızlar tuvaletine soktuğuna göre önemli bi- Pansy! Thomas.” Sevgilisini Gryffindor’dan bir çocukla gören Malfoy üzülmüşten çok şaşırmıştı. “Dean’la mı?” “Bence asıl soru, gecenin bu vakti kızlar tuvaletinde mi. Çabuk giyinip odalarınıza gidin. Yarın bunu Profesör McGonagall’a ve Profesör Snape’e bildireceğiz. Ah Dean, senden böyle bir şey..” Dean yüzü öne eğik giyiniyordu. “Söylemeyceksiniz değil mi Draco?” “Benden uzak dur lanet olası sürtük.” Dedi ve kızı kolundan tutup odadan çıkarttı. Zindanlara inerken “İstersen sen git. Ben zindanları kontrol edip yatarım.” Malfoy güldü. “Geçen kediden korkup boynuma atlarken mi?” “O karanlık diye anlık bir refleksti.” Çocuk ona güldü. “Karanlık şeylerden korkuyorsun.” “Evet.” “Benden de korkuyorsun değil mi?” Kız güldü. Başı dikti. Çocuğa baktı. “Senden korkmuyorum, ama senden çekiniyorum.” “Neden?” “Hareketlerin yüzünden sabah bağırıyorsun, akşam öpüyorsun, öbür sabah başkasıyla öpüşüyor akşam benimle dalga geçiyorsun.” Draco kıza baktı. “Gizli olması çekici gelmiş olabilir.” “Benden mi utanıyorsun Draco?” “Hayır, ama sonuçta düşmanız değil mi?” “Nasıl yani?” “Gizli daha güzel değil mi? Sadece ikimizken iyi olmak. Dışarda sadece iki medeni arkadaş veya ortak?”  Gizli mi? Kız şaşırmıştı ne yani akşamları ikisi tekken öpüşüp koklaşıp dışarda birbirlerine gıcık mı olacaklardı. “Aynen öyle” dedi Draco. “Ama Malfoy” Draco kızı öptüğünde kız kendini çok şaşkın hissediyordu. “Çıkar yok, aşk yok, bağlanmak yok. Aşırıya kaçmak yok. Sadece ikimizken benimsin” dedi Draco. Kız ne olduğunu biliyordu. Ve sonuçta ne olacağınıda o yüzden güldü. Kapıları ne kadar belli etmesede her zaman Draco’ya açıktı. Kız Draco’yu kaliteli mavi gömleğinden tutup çektiğinde Draco’nun asası yere düştü. Kız Draco’yu öperken ne zindan umrundaydı nede karanlıkta olması. Önemli olan tek şey karşısındaki çocukla yaptığı gizli anlaşmaydı. “Sende benimsin.” Çocuk saçlarını karıştırırken kafasını salladı. “Merak etme. Saçların bozulmadı hala yakışıklısın.” Draco güldü. “Seninde süslendiğin gözümden kaçmadı. Ama güzel olmuşsun gerçekten.” Kız Draco’dan aldığı iltifatla gülümseyip çıktı. Girişin önünde “İyi geceler” dilerken Malfoy eğilip kızın dudaklarına bir öpücük bıraktı. Draco gittikten sonra Şişman Hanım kıza baktı. “Bu bir sır, bunu saklayabilir misiniz?” Şişman Hanım güldü ve açıldı. Odaya çıktığında Ginny henüz uyumamıştı. Kız içeri girdiğinde hala gülüyordu. Kızlar ona ne olduğunu sorunca Pansy’le Dean’ı anlattı. “İğrenç! Benden sonra Pansy mi yani?” Kızlar biraz konuşup yarın ki Hogsmade gezisi için karar verdikten sonra yattılar.

 

Sabah kahvaltıda Harry’nin yanına oturdu. Karşı masadaki çocuk arada ona kaçamak bakışlar atıp önüne dönüyordu. Pansy ise ortalarda görünmüyordu.  Onları Dumbledor’a şikayet etmemişlerdi ama bu korku onlara yetmişti. Dean’da ortalarda yoktu. Filtch’in imzalı kağıtları toplamasından sonra Hogsmade’e gittiler. Alışverişlerini bitirip oturduktran sonra tam birer kaymak birası istemişlerdi ki Hermione feryat etti “Kitaplarımı Şekercide unuttum!” Biralar gelene kadar almak için dükkana gitti. Dükkan’ın sahibiyle konuştuktan sonra poşetlerini alan kız Malfoy’u gördü. Malfoy ona gülümsedi. Kız Malfoy’un yanına gitti. Şekercinin arka kısmında tek başınaydı “Draco?” dedi ve Draco ona belinden sarılarak öptü. Kız gülerek çocuğun kollarından kurtulmaya çalışırken “Beni özlediğini biliyorum ama kızlar beni bekliyor.” Dedi. Malfoy kızı öperken çekilip sordu “Umrumdalar mı? Beklesinler.” Kızda Malfoy’a istekli bir öpücük verdikten sonra ayrıldı. Çocuğun masmavi gözlerine bakmak bile bu kadar zorken onunla gizli gizli öpüşmek. Çocuğun suratını sildi. “Ruj” dedi. Çocuk güldü. Kızın elini tuttuktan sonra kız dükkandan çıktı.

 

Akşam devriyeye çıktıklarında “Parfümün güzelmiş” dedi Draco. Kız güldü. Draco simsiyah kazağının boğazını kokladı. “Benim üzerimdede kaldı bu koku. Hoşuma gitti.” Kız gülümsedi sonra “Ya sevgilimiz olursa? Yani senin yada benim?” “O zaman yaptığımız şey daha eğlenceli olur. Sonuçta aşık olmuyoruz” dedi. Kız içinden tekrarladı. Tabi ki aşık olmuyorlardı. Yoksa kız çoktan aşık olmuş muydu?

 

 

 

Günler geçtikçe gizli ilişkilerinden daha çok zevk almaya başlıyorlardı. Sadece geceleri değil öğle aralarındada karşılaştıkları zaman birbirlerininlerdi. Ama bunu sadece ikisi biliyordu. Draco devriye’nin son mekanı olan Zindandayken kıza sarıldı. Kız onu kendine doğru çekti. İstediği şekilde onundu Draco. Ama dışarda ona dokunamazdı. Bütün bu olan biten eğlenceliydide. Kız Draco’ya alışmaya başlamıştı. Onu böylesine sahiplenmişken, onunla öpüşmüşken. Başkasıyla kendini düşünemez olmuştu. Ondan ayrıldıktan sonra dudaklarından tadı gitmezken. Kız ne yapabilirdi ki? Yoksa çocuğa aşık mı oluyordu.

 

“Sadece düşmanın olduğu için ve gizli şeyler yaşadığın için çekici geliyor!” diye kendini ikna etmeye çalışıyordu. Ama yinede Draco’nun ayak seslerini duyduğunda kalbi yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Kızlar tuvaletine ilk defa beraber girmişlerdi. Kız onu farkında olmadan buraya çekmişti. Gömleğinin ilk üç düğmesini açmıştı. Çocuğun gömleği neredeyse omuzlarından düşecekken kız ellerini çocuğun ipeksi saçlarından çekerken nefes nefeseydi. “Sanırım kendimizi tutmalıyız Draco” “Neden?” dedi Draco gülerek “Burdan sonrası biraz ileriye kaçıyor.” Draco güldü “Haklısın” Kıza sakin bir öpücük kondurduktan sonra gömleğini kapatmak istedi. “Dur, dur. Ben yapayım.” Kız duvara yaslanmış çocuğun düğmelerini kapatırken nefesi düzene girdi “Eğlenceli değil mi?” dedi Draco kız son düğmeyi ilikledikten sonra kız ona bir öpücük verip çekildiğinde “Evet” dedi. Sonra ayrılıdılar.

 

Yatağına uzandığı an isyan etmeye başladı Draco “Eğlence mi? Ne eğlence ama.” Kızı göğsünü gere gere sevgilim diye taşımak varken gizli saklı köşelerde öpüşmek. Tamam adrenalin duygularını yükseltiyordu ama kızla ilgili bütün düşünceleri öpüşmek üzerine kurulu değildi.

 

İksir dersinin ortasında kızın elini tuttu. “Draco” dedi kız. “Belli etmiyor muyuz?” “Sakin ol.” Dedi Draco gülerek. Sınıf boşaldıktan sonra. Kız Draco’ya döndü, ama onun işi vardı ve gitti.

 

Kütüphaneye ders çalışmaya gittiğinde daha az kalabalık olan arka tarafa gitti. Draco orada ders çalışıyordu kıza selam verdi. Kız da ona gülümsedi. Kalbi güm güm atıyordu. Draco kızaran kıza baktı. “İyi misin?” dedi. Kız Draco’yu öptü. Draco önce etrafına bakındı ama sonra vazgeçip kızın kıvırcık saçlarına attı elini bir eliyse belindeydi. Kitapların arasına girdiklerinde kızın tişörtünü çekiştirdi. “Draco…” dedi kız. “Özür dilerim” dedi Draco. “Aşık olmak yok, aşırıya kaçmak yok.” Draco onu tekrarladı. “Aşık olmak yok, aşırıya kaçmak yok.”

 

 

 

Aylar geçtikçe gizli ilişkileri daha büyük boyutlara ulaşıyordu. Birbirlerini neredeyse sadece akşamları görmeye başlamışlardı. Çünkü yalnız olmak daha iyi geliyordu. Akşam kontrole çıktıklarında Zindandan çıkarken Draco kızı durdurdu. “Ufak değişiklikler yapabilir miyiz?” dedi Draco. Kız Draco’ya bakıyordu. “Ne gibi?” dedi. “Aşık olmak yok. Bence saçma bir madde” dedi Kız Draco’nun onunla dalga geçtiğini düşünüyordu. “Ciddiyim, yoksa kuralı çiğneyebilirim” dedi ve kızı öptü. “Draco ben.” “Hayır sen değil ben. Lanet olsun ben sana aşık olmak üzereyim.” Kızın şen kahkahası zindanda yankılandı. “Ama ben öyle sıradan bir şey istemiyorum” dedi Draco “Nasıl yani?” dedi kız. “Ben senin tamamen benim olmanı istiyorum” dedi. Draco’nun söylediklerini şimdi anlamıştı kız. Sevgili olmak değildi derdi. Sadece… diye düşünürken

 

“Benimle evlenmeni istiyorum. Malfoy olmanı istiyorum” dedi. Kız neye uğradığını şaşırdı. “Draco Malfoy sana hatırlatmak isterim. Ben bir İngiliz değilim.” “Umrumda değil, istersen uzaylı ol. Ben..” “Sen?” “Ben sana aşık oldum.” Kız gülümseyerek ilk defa ciddi anlamda kendisinin olan sevgilisini öptü.

 

Öbür sabah elele girdiklerinde kahvaltı eden öğrencilerinden büyük bir çoğunluk boğulma tehlikesi geçirdi. Pansy Parkinson ölüyordu. Ginny’se soran gözlerle bakıyordu. Draco sevgilisinin yanına oturdu. Sorulan her soruya cevap verebilirlerdi. Onlar birbirlerini seviyordu...